Şêx Xezal Xezal, Alevilerin ve Suriye’nin tüm bileşenlerinin karşı karşıya olduğu varoluşsal tehlikeye karşı uyarıda bulundu: ‘Laik, demokratik ve federal sistemli bir devlet istiyoruz ki tüm Suriyelilerin eşitliği ve korunması garanti altına alınsın’
Suriye’de mezhepsel şiddetin artmasıyla birlikte, Suriye ve Diasporadaki Yüksek Alevi İslam Meclisi Başkanı Şêx Xezal Xezal, Alevi topluluğuna ve Suriye’nin tüm bileşenlerine yönelik varoluşsal tehlikeye dikkat çekerek, Mart 2025’ten itibaren sistematik soykırım girişimlerinin yapıldığını belirtti.
Tehlike Altındaki Halklar Derneği (GfbV) Etnik, Dini, Dilsel ve Ulusal Azınlıklar Birimi Sözcüsü Dr. Kemal Seydo, Şêx Xezal Xezal ile bir röportaj gerçekleştirdi.
‘Aleviler Suriye’nin ulusal mozaiğinin bir parçası’
Şêx Xezal, kendisine ve topluluğuna yönelik tehditlere rağmen hâlâ Suriye’nin içinde olduğunu ifade etti ve gerçek mücadelenin, sorumluluğun ülkenin içinden ve vatandaşlar arasında yapılması gerektiğini vurguladı.
Şêx Xezal, Alevilerin Suriye’nin ulusal mozaiğinin ayrılmaz ve otantik bir parçası olduğunu belirterek, Suriye’nin siyasi ve insani durumunun tanınmadan ülkenin durumunun anlaşılamayacağını veya ülkeye huzurlu bir gelecek inşa edilemeyeceğini söyledi.
‘Şam’ın gerçek yüzü 7 Mart’ta katliamlarla ortaya çıktı’
Kendisine ve Alevilere yönelik tehditler konusunda Şêx Xezal, kendisine ve Alevi topluluğuna yönelik tahriklerin, şiddet ve hakaretlere dayalı dışlama mantığından kaynaklandığını belirtti. Şêx Xezal, Şam’daki rejimin gerçek yüzünü 7 Mart 2025’te gösterdiğini; Alevilere karşı katliamlar yapıldığını ve vatandaşların kaçırıldığını ifade etti.
Şêx Xezal, kendisine yönelik cinayet ve tutuklama tehditleri nedeniyle gizlendiğini, ailesinin de tehdit edildiğinin, kendisiyle birlikte doktor olan 3 oğlunun da işlerini bırakmak ve saklanmak zorunda kaldığını açıkladı.
Şêx Xezal, kendisine ve ailesine yönelik bu tehditlere rağmen Alevilerin hayatı ve onurunu korumanın ahlaki bir sorumluluk olduğunu belirterek, Alevilerin korunması ve saldırıların durdurulması çağrısında bulundu. Yüksek Alevi İslam Meclisi’nin, laik bir devlet içinde federal sistem kurulması talebinde bulunduğunu, böylece tüm vatandaşlar arasında eşitliğin sağlanacağını ve azınlık haklarının ayrım gözetilmeksizin korunacağını vurguladı.
‘Geçici hükümet Suriye’nin tüm bileşenleri için tehlike oluşturuyor’
Şêx Xezal, geçici hükümet yetkililerinin yalnızca tehdit etmekle kalmadığını, soykırım girişiminde bulunduğunu belirterek bunun Suriye toplumunun tüm bileşenleri için kalıcı bir tehlike oluşturduğunu söyledi. Alevi kadın, çocuk ve erkeklere karşı katliamlar, kaçırmalar, kadınlara tecavüz, ibadethanelerin tahrip edilmesi ve ormanların yakılması gibi eylemler gerçekleştirildi. Bu uygulamalar Dürzilere, Hristiyanlara ve Kürtlere karşı da yapıldı.
Mart 2025 katliamlarının ardından Alevilerin düzenlediği gösteriler hakkında Şêx Xezal, Alevilerin kendi kaderini tayin etme ve yaşadıkları zorlukları ifade etme hakkının olduğunu, özellikle hayat haklarından tamamen mahrum bırakıldıktan sonra bu gösterilerin hak ihlallerine karşı bir yanıt olduğunu belirtti.
Kurban sayısı konusunda Şêx Xezal, paylaşılan rakamlara göre 30 bin ile 60 bin arasında yaralı ve ölü olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Rakamları tam olarak belirleyemiyorlar çünkü zorluklar var, ihlaller devam ediyor, ölülerin kaydedilmesi yasaklandı. Binlerce ceset yakıldı, denize atıldı veya dağlardan aşağı atıldı ki ihlallerin ve etnik soykırımın izleri gizlensin.”
‘Türkiye radikal grupları destekliyor’
Şêx Xezal, Dürzi Şêx Hikmet El Hicrî yönetimi ve Kürt komutanlığı ile doğrudan ilişkisi olduğunu, Kuzey ve Doğu Suriye Bileşenleri Birlik Konferansı’na ve Cenevre’deki Suriyeli heyetlerle diplomatik görüşmelere katıldığını belirtti.
Devlet kurumlarında ve yönetim kademelerinde kadınların gerçek ve aktif katılımının gerekliliği konusunda Şêx Xezal, Yüksek Alevi İslam Meclisi’nin resmi sözcüsünün kadın bir siyasetçi olduğunu belirterek, kadının ilerlemeden toplumun ilerleyemeyeceğini vurguladı.
Türkiye’nin rolü hakkında Şêx Xezal Xezal, Ankara’nın radikal gruplara desteğinin, bölgesel çıkarlarını gerçekleştirme, egemenliğini genişletme ve sınırlarını koruma çabaları çerçevesinde olduğunu belirterek bu politikaların Türkiye’nin ekonomisini ve siyasetini çökerteceğini, Suriye krizinin etkilerinin mutlaka Türkiye’ye döneceğini söyledi.
HABER MERKEZİ









