DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Demirtaş’a dair AİHM’in verdiği ihlal kararına da işaret ederek, kararın neden uygulanmadığını sordu. Temelli, ‘Demirtaş kararı hayata geçmesi için tam da uluslararası hukuka uymanın en önemli dosyalarından biri. İstinaf Mahkemesi ne bekliyor?’ diye konuştu
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grup Başkanvekili Sezai Temelli, gündemdeki gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. ABD’nin Devlet Başkanı Nikolas Maduro’yu kaçırmayla sonuçlanan Venezuela’ya yönelik askeri saldırısına değinen Temelli, bu yeni durumla halkların otoriter rejimler ile emperyal müdahaleler arasında sıkıştırıldığını belirtti.
Uluslararası hukuk ihlallerine ve devletlerin kendi hukuklarını geçerli kılmaya yönelik eylemlerine işaret eden Temelli, İran, Kuzey ve Doğu Suriye ile Filistin’e dikkat çekerek, burada yaşanan ölümlerin de bu nedenle gerçekleştiğini ifade etti. Halkların Suriye’de kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Temelli, halkların kendi tercihleri doğrultusunda yaşanan gelişmelerin, otoriter rejimlerden arınmış bir dünyanın emperyal müdahalelere de kapısını kapatacağını çok iyi bildiklerini söyledi. Temelli, “Eğer bugün bu emperyal müdahalelere karşı çıkıyorsak, uluslararası hukukun egemen olmasını istiyorsak her şeyden önce bu otoriter anlayışları da sonlandırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘AİHM’in Demirtaş kararı neden uygulanmıyor?’
Temelli, HDP esi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) verdiği ihlal kararına da işaret ederek, kararın neden uygulanmadığını sordu. Temelli, “Demirtaş kararı hayata geçmesi için tam da uluslararası hukuka uymanın en önemli dosyalarından biri. İstinaf Mahkemesi ne bekliyor? İstinaf Mahkemesi, uluslararası hukuku yok sayıyor. Biz uluslararası hukuktan bahsediyoruz; ama İstinaf Mahkemesi bizzat Ankara’da uluslararası hukuku yok sayıyor. Arkadaşlarımız 10 yıldır cezaevindeler. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Kobani davasından yargılanan arkadaşlarımız hala tutsak edilmeye devam ediliyor. İşte hukuk her yerde herkes için diyoruz ve bir an önce İstinaf Mahkemesi’ni hukuka, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına uymaya davet ediyoruz” diye konuştu.
‘Çok yakında su yoksulu bir ülke haline geleceğiz’
Temelli, 2025 yılı boyunca AKP tarafından Meclis’e getirilen ve yasalaşan kanun tekliflerine işaret ederek, hiçbir kanunun halkların, emekçilerin, işçilerin sorunlarını çözmediğini belirtti. Temelli, aksine çıkartılan kanunların yapısal sorunları daha da derinleştirdiğini, çıkan kanun teklifleri ile ormanların, zeytinlik alanlarının yok edildiğini ve doğanın maden ve enerji firmalarına peşkeş çekilecek şekilde çıkarıldığını söyledi. Temelli, “Ekilebilir arazilerin aslında tarım vasfını yitirmesine yol açacak şekilde enerji sahalarına açılması bunların başında gelen uygulamalardı. Bakın Türkiye’nin yağış iklimi değişiyor ve yağış ikliminin değişmesine bağlı olarak yaşanan gelişmeler ciddi bir su krizini de beraberinde getiriyor. Su zengini olan bir ülke su stresi yaşıyor. Çok yakında su yoksulu bir ülke haline geleceğiz. Bunun altında yatan en önemli nedenlerden biri kuşkusuz işte bu maden ve enerji anlayışıdır. Temiz su kaynakları madenler eliyle kirletilmeye devam ediliyor” şeklinde konuştu.
Asgari ücrete tepki
Belirlenen 2026 yılı asgari ücret artış oranına tepki gösteren Temelli, 28 bin 075 TL olarak belirlenen asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu kaydederek, “Asgari yoksulluk sınırının en az yarısı asgari ücret olmalıdır derken bunun 46 bin TL olmasını dile getirmiş bir parti olarak bugün karşı karşıya olduğumuz ücretin açlık sınırının altında olmasını kabul etmemiz mümkün değil. Öyle bir hayat pahalılığı ile karşı karşıyayız ki bu zam şu anda çoktan daha ayın ilk haftasında eriyip gitmiş durumda. Bakmayın siz TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına. TÜİK yine her zaman olduğu gibi suç işlemeye devam ediyor. Aralık ayı enflasyon rakamını da olması gerekenin çok altında açıkladı. TÜİK bunu sistematik olarak yapmaya devam etti. Ve bugün dönüp baktığımızda; asgari ücrette olsun, en düşük emekli maaşında olsun, emekli maaşlarının ortalamalarında olsun, kamu emekçilerinin gelirlerinde olsun o denli büyük bir erozyon söz konusu ki artık açlık sınırının altındaki sadece asgari ücretliler değil, toplumun çok büyük kesimi yoksulluk sınırının çok altında yaşıyor.
‘Yargı paketleri sadece günü kurtarmaya yönelik’
Temelli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yargı paketi enflasyonu da devam ediyor. 12. Yargı Paketi hazırlanıyor. Her defasında şunu dile getirdik; yargı paketleri mevcut adalet sisteminde bir iyileşme ortaya koyacaksa önemlidir. Fakat yargı paketleri sonucunda dönüp baktığımızda adaletsizlikler devam ediyor. Eşitsizlik devam ediyor. Özellikle İnfaz Kanunu’ndaki eşitsizliklerin devam ettiği bir yerde, yargı paketleri sadece günü kurtarmaya yönelik, kamuoyunu aslında meşgul etmeye dönük paketler olma özelliği taşıyor. Bunun ötesinde bir şey ifade etmiyor. Evet, 50 bin insan cezaevlerinden tahliye olacak ama yılsonuna kadar 50 binden çok daha fazla insan cezaevine girecek. Çünkü öyle bir adalet sistemi var ki suç odaklı bir adalet anlayışı söz konusu. İşte kadın cinayetleri ortada. Bugün, bu sabah Mardin’de yine iki kadın cinayetiyle uyandık ve kadın cinayetleri hız kesmeden devam ediyor. Çocuklara yönelik taciz ve tecavüzler sürüyor. Dolayısıyla dönüp baktığınızda, her türlü şiddetin kol gezdiği bir ülke söz konusu.
Kayyım konusunda, bu kayyım rezaletinden kurtulabilmek adına bütün muhalefet partileri bir araya gelerek ortak bir kanun teklifi verdik. İçinde yaşadığımız sürecin bütün olumlu havasına rağmen bu kanun teklifi de raflardan inmedi. Diğer taraftan yüzlerce araştırma önergesi verdik. Birkaç tane araştırma önergesinde ortaklaşıldı. Bildiğiniz gibi Bolu Kartalkaya’daki yangın, Narin cinayeti sonrası çocuklara yönelik şiddet konusu olmak üzere birkaç tane araştırma önergesinde ortaklaşılarak bir araştırma komisyonu kuruldu. Ancak onun dışında kalan her şey reddedildi. Her şeyden önce 2026 yılında Meclis’in bu konuda artık yürütmenin güdümünden kurtularak, gerçekten ülkenin sorunlarını dikkate alan bir yerden, demokratik teamüllere dikkat eden bir yerden, muhalefetle ortaklaşan bir yerden, sorunların çözümüne dair önergelerle ve kanun teklifleriyle çalışmasını arzu ediyoruz.”
Kaynak: MA









