Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yayımladığı son rapora göre, dünyadaki nükleer başlık sayısı azalırken nükleer tehlike büyüyor
Merkezi Stockholm’de bulunan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), dünyanın artan nükleer risklerle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.
SIPRI’nin yıllık değerlendirmesine göre, nükleer silaha sahip ülkelerin elinde toplam yaklaşık 12 bin 187 nükleer başlık bulunuyor. Bunların yaklaşık 9 bin 745’i ise gerektiğinde kullanılmak üzere askeri stoklarda tutuluyor.
Toplam başlık sayısında geçen yıla kıyasla hafif bir düşüş yaşanmasına rağmen uzmanlar bunun yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana eski savaş başlıklarının sökülme hızının yeni başlıkların konuşlandırılmasından daha yüksek olması toplam sayının azalmasına yol açmıştı.
Yeniden yükselişe geçebilir
SIPRI Direktörü Karim Haggag, nükleer silah sayısındaki düşüşe rağmen risk seviyesinin yükseldiğini belirtti.
Haggag, “En endişe verici haber, nükleer silahların sayısı azalmasına rağmen nükleer tehlike ve risk düzeyinin artıyor olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Enstitü, önümüzdeki yıllarda mevcut eğilimin tersine dönebileceğini ve toplam nükleer başlık sayısının yeniden yükselişe geçebileceğini öngörüyor. Rapora göre bunun nedeni eski silahların imha edilme hızının yavaşlaması ve yeni nesil nükleer silahların daha hızlı biçimde devreye alınması.
Rekabet kaygıları
Raporda, stratejik silahların kontrolüne ilişkin uluslararası mekanizmaların zayıfladığına da dikkat çekildi.
Özellikle nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik anlaşmaların aşınması ve nükleer güçler arasındaki jeopolitik rekabetin derinleşmesi, küresel güvenlik açısından yeni riskler yaratıyor.
Uzmanlar, büyük güçler arasındaki gerilimin artmasının nükleer caydırıcılık doktrinlerini daha saldırgan hale getirebileceği uyarısında bulunuyor.
Daha fazla nükleer silah, operasyonel hale geldi
SIPRI’nin dikkat çektiği bir diğer gelişme ise nükleer silahların depolardan çıkarılarak operasyonel sistemlere yerleştirilmesi oldu.
Karim Haggag, nükleer silaha sahip devletlerin artık daha fazla sayıda başlığı füze ve diğer taşıyıcı sistemlere konuşlandırdığını belirterek, “Konuşlandırılmış nükleer silahların sayısında artış görüyoruz” dedi.
Bu durum, olası bir kriz anında nükleer silahların kullanılma riskini artıran faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
ABD ve Rusya, başlıca nükleer güçler
Rapora göre dünya üzerindeki nükleer cephaneliğin yaklaşık yüzde 83’ü iki ülkenin elinde bulunuyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, her biri 5 binden fazla nükleer başlığa sahip olarak küresel nükleer kapasitenin büyük bölümünü kontrol etmeyi sürdürüyor.
Uzmanlar, mevcut modernizasyon programları ve uluslararası gerilimler göz önüne alındığında, önümüzdeki dönemde nükleer silahlanma yarışının yeniden hız kazanabileceği uyarısında bulunuyor.
DIŞ HABERLER









