Şirnex’te son üç yılda 408 ÇED başvurusu yapıldı. Şirnex Ekoloji Platformu Dönem Sözcüsü Adnan Şenbayram, doğa ile barışı ön plana çıkaracak, doğanın sınırsız bir kaynak algısından kurtaracak ve komünler ile üretimi güçlendirecek çalışmalar yapmayı planladıklarını söyledi
Uzun yıllar savaş ve çatışmalar kaynaklı doğası tahrip edilen Kürdistan’daki talan son yıllarda madden arama faaliyetleriyle üst seviyeye çekildi. Ekolojik kırımın en fazla yaşandığı yerlerin başında ise Şirnex ve ilçeleri geliyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geride bıraktığı bir yılda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Çevrim içi ÇED Süreci Yönetim Sistemi’nde (E-ÇED) yer alan veriler ekolojik kırımın ne denli arttığını gösterdi.
Şirnex ve ilçelerinde 2025-2026 arasında 158 ÇED başvurusu yapıldı. Aynı tarihler arasında bir önceki yıl yapılan başvuru sayısı ise 113 olurken, 2025’te yapılan başvuruların toplamı 2014 ile 2019 yılları arasından yapılan başvuruların toplamından fazla. 2014 ile 2019 yılları arasında 5 yılda toplam 140 ÇED başvurusu kayıtlara geçerken, son 3 yılda bariz bir artışın olduğu görülüyor. 2014 ile 2026 yılları arasında 13 yılda kentte 724 ÇED başvurusu yapılırken, bu başvurulardan 408’i son 3 yılda yapıldı. Son bir yılda yapılan toplam 158 başvurudan 52 tanesi için “ÇED gerekli değil” ve “ÇED olumlu” kararları verilirken, 55 başvuru için süreç başlatıldı. Başvurulardan 29’u için İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) Toplantısı kararı verilirken, 16 için ise halkın katılımı ile değerlendirme toplantısı yapılması kararlaştırıldı. Başvurulardan 6’sı ise iptal ve iade edildi. 61 başvuru ile başvuruların en fazla olduğu yer olan Şirnex merkezi, 36 başvuru ile Silopiya (Silopi), 30 başvuru ile Hezex (İdil), 21 başvuru ile Cizîr (Cizre) ve 7 başvuru ile Qileban (Uludere) izledi. Elkê (Beytüşşebap) ile Basa’da (Güçlükonak) ise 5’er başvuru yapıldı.
Başvuruların yapıldığı sektörlerde ise enerji, petrol, doğalgaz, madenler ve Güneş Enerji Santralleri (GES) öne çıktı. En fazla başvurunun yapıldığı sektör 62 başvuru ile maden kırma, eleme, yıkama ve arama olurken, GES’ler için ise 54 başvuru yapıldı. Başvurulardan 12’si petrol ile doğalgaz arama ve üretme sektöründe olurken, diğer yapılan başvurular ise toplu konuk, kum ocakları, atık bertaraf ve hazır beton sektörlerinde oldu.
‘Bilimsel veriler ile hareket etmelerini bekliyoruz’
Şirnex Ekoloji Platformu Dönem Sözcüsü Adanan Şenbayram, Şirnex’ta süre gelen ekolojik kırımın ÇED raporlarına yansıdığını belirterek “Bu raporlar kamuoyuna istihdam, ekonomik kalkınma ve gelişme olarak sunulmaktadır. Haliyle bu durum yapılan talanı meşrulaştırmakta ve itiraz mekanizmalarını da kısmen ortadan kaldırmaktadır. Bizler ise bu raporları ve öncesini yorumlarken raporlara olumlu karar verilmesi ile Şırnak’ta doğanın sermayeye ve bununla birlikte güvenlikçi politikalara peşkeş çekildiğini söylemekteyiz ve itirazımızı bu şekilde dile getiriyoruz. Çünkü doğa üzerinde ki bu tahakkümcü anlayış ile birileri zenginliğine zenginlik katacak ama yoksul halkın hem yaşam alanları talan edilecek hem de emeği sömürülecektir. Bu raporlara olumludur kararının verilmesinde gerçek bir saha araştırmasının bilimsel verilere ve halkın ihtiyacına göre yapılmadığını hepimiz biliyoruz ve bir an önce bu talancı anlayıştan vazgeçilmesini, bilimsel veriler ile hareket etmelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ÇED raporları ile her gün binlerce ağaç kesilmekte’
Şirnex’ta bakanlık eliyle eko kırım yapıldığının altını çizen Adanan Şenbayram, “Ekolojik kırım ile Şırnak’ta ekolojik denge bozulmuş ve ekosisteminde ciddi kırılmalara yol açmıştır. Bakanlığın bilimsel verilere dayanmadan vermiş olduğu olumlu ÇED raporları ile her gün binlerce ağaç kesilmekte, ağaç kesimleri ile birlikte maden arama-çıkarma faaliyetleri aralıksız bir şekilde sürmektedir. Bu kırım politikaları ile insanların geçim kaynakları ellerinden alınmakta yapılan eko-kırım ile birçok bölge insansızlaştırılmakta ve diğer canlı yaşamları tehdit altına girmektedir. Hayvancılık, tarım gibi faaliyetleri yasaklı alanların artması, su varlıklarının maden faaliyetlerinden kaynaklı olarak tükenmesi ile birlikte yok olma tehditti ile karşı karşıya kalmıştır. Örnekler ile açıklarsak; kömür madeni ile Şırnak Türkiye’nin en kötü havasına sahip illerin başında gelmektedir. Silopi’de Termik Santral ile birlikte kanser vakaları çok ciddi bir şekilde artmıştır” diye konuştu.
‘Barış doğa ile de yapılmalı’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafında başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile birlikte Kürdistan, Türkiye ve dünya halklarında bir umut yeşerdiğini vurgulayan Adnan Şenbayram, “Petrol arama-çıkarma faaliyetleri ile birlikte Gabar Dağı’nın civarında ki köyler göç etmek zorunda kalıyor ve artık temiz bir suya ulaşamıyor. Demokratikleşme hakların ve birlikte yaşamın inşa edileceği özgürlükçü bir dünyanın kapısının açılması demektir. Bizler bu sürecin başarıya ulaşması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. Evet, bu süreci konuşuyoruz; ama birileri bu sürecin sadece insanlar ile yapılması gereken bir süreç olarak görmektedir. Barış ve demokratikleşmenin kadınlar, gençler, emekçiler, ağaçlar, su, hayvanlar ile genel itibariyle doğa ile yapıldığında bir forma kavuşacağını her koşulda dile getiriyoruz. Botan’da genel itibariyle Kürdistan’da bu süreç ile birlikte doğa talanının arttığını, ağaç kesimleri, maden arama-çıkarma faaliyetleri ve baraj yapımlarının arttığını görüyoruz. Bizleri tedirgin eden durum ise barış süreçlerinde doğanın sermaye gruplarına, sistemin yanında yer alan kurucular, aşiretler gibi yapılara peşkeş çekilmesidir. Bunun önüne geçmek için barışın doğa ile de yapılması ve doğayı sınırsız bir kaynak olarak değil, insan ile birbirini tamamlayan, toplumsal ekolojik formun bir güvence altına alınmasıdır” şeklinde konuştu.
‘Komünler ile üretimi güçlendireceğiz’
Ekolojik kırıma karşı 2025’te Kürdistan ve Türkiye’de demokratik kitle örgütlerinin önemli çalışmaları olduğunu hatırlatan Adnan Şenbayram, “Doğa ve yaşama sahip çıkmak adına güçlü bir eylemsellik yılı oldu. Botan’da bizler ağaç kesimleri başta olmak üzere baraj yapımları, maden arama-çıkarma faaliyetlerine karşı onlarda eylem, yürüyüş ve nöbet eylemi gerçekleştirdik. Besta yürüyüşü ve nöbeti doğayı koruma anlamında güçlü bir eylemdi. O nöbetten sonra ise Kürdistan’da yüz binlerce meşe palamudunu toprak ile buluşturduk. Bu kampanya ile yok etme politikalarına karşı yaşamı yeniden yeşerteceğiz şiarı ile güçlü çalışmalar ortaya çıktı. Bundan sonra özellikle doğa ile barışı ön plana çıkarmak, doğanın sınırsız bir kaynak algısından kurtarmak ve komünler ile üretimi güçlendirme çalışmaları yapmayı düşünüyoruz” diye belirtti.
Haber: Emrullah Acar \ MA









