• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Mustafa Durmuş

Sömürgeci-gangster kapitalist emperyalizm (2): Klasik ve yeni sömürgecilik

16 Ocak 2026 Cuma - 10:29
Kategori: Mustafa Durmuş, Yazarlar

Emperyalizm, egemenlik ya da siyasi güç anlamına gelen Latince “imperium” kelimesinden gelir. Tarihsel olarak, imparatorluklar genişlediğinde ortaya çıkan bir olgudur. Buna karşılık sömürgecilik, emperyalizmin hayata geçirilme biçimidir.

Bir başka anlatımla emperyalizm, kendini büyütmek isteyen bir devlet, doğal kaynak ve işgücü elde etmek amacıyla yabancı toprakları kaba kuvvet yoluyla ele geçirdiğinde ortaya çıkar. Sömürgecilik ise emperyalistlerin bu işi yapmaları için, örneğin buralara yerleşimciler göndermesi ve buralarda kendilerine bağlı bir siyasal yapı oluşturmasıdır.

Klasik ve yeni sömürgecilik

Tarih boyunca imparatorluklar var oldu ancak hiçbiri dünyayı Avrupa’nın yaptığı ölçüde kendi suretinde yeniden yaratamadı. Avrupa’nın sömürgeci yayılması hızlı ve dramatik oldu: 1876’dan 1900’e kadar sömürgeci güçlerin Afrika kıtasına hakimiyeti yüzde 10,8’den yüzde 90,4’e yükseldi. Birinci Paylaşım Savaşının başladığı 1914 yılına gelindiğinde Avrupa, yeni sömürgeleri ve eski sömürgeleri ile dünya nüfusunun çoğunu ve topraklarının yüzde 85’ini kontrol ediyordu. (1)

Böylece klasik sömürgecilik; dünyadaki henüz ticarileştirilmemiş bölgeleri askeri olarak ele geçirmelerle sisteme dahil etmeye, sistemi zora dayalı olarak sömürge bölgelerinin doğrudan yönetimiyle sürdürmeye ve periferideki işgücünden artı değer sağlamak için aşırı zorlama biçimlerini (kölelik benzeri) uygulayan bir sömürgeciliktir.

Yeni sömürgeciliğin araçları: IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü

1960’lar sonrasında, “yeni sömürgecilik” altında doğrudan fiziki güç uygulamasının yerini, çevre bölgelerin resmi bağımsızlığı, buna karşılık askeri “yardım” ve ekonomik “iş birliği” gibi yollarla fiilen bağımlılıkları aldı. Neo-liberalizm çağında ise yeni sömürgecilik; IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi ulus devletlerin egemenliğinin üzerinde bir yere sahip olan ve piyasa mekanizmalarını kontrol eden kurumlarla yürütüldü.

Bir başka anlatımla, sömürgeciliğin motifleri, “sömürge sonrası” (daha doğrusu yeni emperyalist) dönemde de aynen devam ediyor: Kuzey’de emek- sermaye çelişkisini yumuşatarak, buna karşılık Güney’de mülksüzleştirme yoluyla birikimi mümkün kılarak küresel kapitalizmi sürdürülüyor.

Araçlar, her ne kadar gelişmiş olsa da askeri yollarla ve ticaret yoluyla eşitsiz değişim ve yaptırımların uygulanması gibi çok çeşitli ekonomik savaş biçimlerinin birbiriyle yakından bağlantılı ve birbirini pekiştiren bir kombinasyonu olmaya devam ediyor. DTÖ ve IMF gibi kurumların ticaret ve finans rejimleri, kaynakların sömürülmesi ve pazar erişiminin genişletilmesi konusunda eski sömürgeci kalıpları taklit ediliyor ve daha da genişletiliyor. (2)

Yani emperyalistler ilhak etmedikleri ya da fiziki olarak işgal etmedikleri toprakları, resmi olduğu kadar gayri resmi yollarla da yönetirler. Bunun için yerel aracılar, yani halkın zararına kişisel ya da kendi sınıfsal çıkarları için sömürgeciyle iş birliği yapan bir işbirlikçi-yönetici sınıf gerekir.

Nitekim, Britanya İmparatorluğu’nun en güçlü olduğu dönemde dünya nüfusunun dörtte biri üzerindeki resmi yönetimi, yerel aracılar ve mali hakimiyet yoluyla görüntüde “bağımsız” ülkeler üzerinde sahip olduğu güçle desteklendi.

Sömürgeciliğin temel özellikleri

Sömürgecilik, ırkçılık, kölelik, doğanın ve insan kaynaklarının yağmalanması, yabancı bir güç tarafından işgal, sözde uygarlık ve demokrasi projesi için köylülerin veya yerli halkların atalarının topraklarından kovulması, yasadışı ormansızlaştırma, kıymetli madenlere ve su kaynaklarına el koyma, etnik profilleme ve ırk ayrımcılığıdır.

Sömürgecilik bir başka bağlamda, “insanlık dışında görülen ve bu nedenle uluslararası veya ulusal hukuk, insan hakları veya uluslararası antlaşmalarla korunmaya layık görülmeyen bir halka veya sosyal gruba” yönelik ayrımcı muameledir. Bunun gerekçesi, “insan olmadıkları için onlara insan gibi davranmak saçmadır” biçiminde oluşturulur.

Sömürgeci-emperyalizm kapitalizmin ayrılmaz bir parçasıdır

Kapitalizm rekabeti, emperyalizmin (yani büyük sermaye grupları ve ulus devletlerin dünya pazarlarını paylaşımı ve yeniden paylaşımı için, üretir. Bu rekabet, en tepede en güçlülerin, onların altında orta halli ya da alt-emperyal güçlerin ve en altta da ezilen ulusların yer aldığı dinamik bir devletler hiyerarşisi yaratır.

Ancak hiçbir hiyerarşi kalıcı değildir. Kapitalizmin “eşitsiz ve birleşik gelişme yasası”, canlanma ve çöküşleri (krizleri), sermaye grupları arasındaki rekabet, devletlerarası çatışmalar ve sömürülen ve ezilenlerin ayaklanmaları, devlet sistemini istikrarsızlaştırır ve yeniden yapılandırır.

Sömürgecilik sistemin doğasında var!

Böylece sömürgecilik, kapitalizmin kalıcı ve temel bir bileşenidir, onun doğasında mevcuttur. Sömürgeci şiddet tarihsel olarak, kapitalizmin ilk aşaması olan ilkel sermaye birikimi döneminde ortaya çıkmış olsa da bu şiddet kalıcıdır ve onsuz kapitalizm var olamaz. Sömürgeciler bu şiddeti ulus devletler aracılığıyla uygularlar.

Ancak sömürgecilik, eşitsiz ve birleşik bir küresel proje olduğu için, sömürgeci şiddet dünyanın her yerinde aynı şekilde ortaya çıkmayabilir. Gazze’nin İsrail ve ABD tarafından ‘Doğu Akdeniz’in Rivierası’na dönüştürülmesi, Suriye topraklarına El Nusra ve diğer IŞİD kökenli silahlı grupların yerleştirilerek ülkede iktidarın gasp edilmesi ve ardından bugünlerde olduğu gibi; Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere yönelik saldırılar sömürgeci emperyalizmin günümüzde yaşayan örnekleridir.

“Kapitalizmin en yüksek aşaması olarak emperyalizm”

Lenin, “Emperyalizm-Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” (1916) adlı kitabında, emperyalizmi, kapitalizmin en ileri, en gelişmiş aynı zamanda da en saldırgan biçimi olarak tanımlar. Ona göre, emperyalizmin temel karakteristikleri; tekelci mülkiyet ve üretimin tekelci kontrolü, finans kapitalin baskınlığı, aşırı sermaye birikiminden kaynaklı sermaye ihracı, kartel ve tröstlerin yükselişi ve dünyanın en güçlü kapitalist güçler arasında paylaşılmasıdır. (3)

Emperyalizmin artı değer aktarımına dayalı hiyerarşik bir sistem olması onun ekonomik alt yapısını oluşturur. Bu alt yapı da ideolojik, siyasi ve askeri üstyapı tarafından sürekli olarak yeniden üretilir.

Ulus devletlerin rolü

Emperyalizmin özü onun, öğeleri tek tek ulus devletler olan ve ortak süreçleri paylaşan bir sistem olmasıdır. Ulus devlet ise mutlaka kendi sınırları içinde kalmak zorunda değildir. Ancak var olan ekonomik mekanizmalar sayesinde diğer ulus devletlere artı değerin aktarılmasına aracılık ederler. Bu sistemdeki durumlar bu değer akışına göre bir hiyerarşi oluşturur. Öyle ki, diğer devletlerce aktarılan artı değeri sahiplenen ve kullanan devletler en üst sıralarda yer alırken, bu değerin üretilmesini sağlayan ancak bundan yararlanmayan devletler kendilerini hiyerarşinin en altında bulurlar. (4)

Sistemin bu ekonomik temeli, kapitalizm ve onun birikim mantığıdır. Kapitalizmle ilgili olarak konuştuğumuzda, ulus devletler çerçevesinde ve soyut ekonomik terimlerle konuşuruz. Oysa emperyalist sistem pratikte kapitalizmin var olan (somut) biçimidir. Bu nedenle emperyalizme “küresel kapitalizm” de denilebilir. Sistemin çeperinden merkezine değer akışı anlamında emperyalizm kurumsallaşmış ve kurumları dönüşerek her döneme uyarlanmıştır.

“Neo- emperyalizm” ve mülksüzleştirme

Askeri harcamaların yanı sıra kapitalizm, diğer israfçı (verimsiz) artı değer emilim biçimlerine de bağımlıdır. Bu bağlamda David Harvey, sonsuz kentsel dönüşümü bir başka önemli unsur olarak tanımlar ve bunu bir zamanlar “daha fazla bina inşa ederek ve bunları eşyalarla doldurarak krizlerden çıkma alışkanlığı” olarak nitelendirir. (5)

Sonuçta ortaya çıkan büyük alışveriş merkezleri ve tüketim saraylarının kentlerde ve banliyölerde yayılması topluma hiçbir katkı sağlamazken, israfı artırır ve çevreyi tahrip eder. Örneğin Irak savaşları, bu iki tamamen israfçı mekanizmayı birleştirdi: önce kâr için ölüm ve yıkım, ülkeyi tamamen yerle bir etmek ve onu ABD’li şirketler grubunun toprak ve kaynakları ele geçirip hizmetleri özelleştirerek “yeniden inşayı” devralması için ideal bir konum haline getirmek. Bu “felaket kapitalizmi” ve “mülksüzleştirme” yoluyla birikimin mükemmel bir örneğini oluşturur.

Daha da trajik bir durum şu anda Gazze’de, soykırımla mümkün kılınan “Gazze Rivierası” olarak adlandırılan projede yaşanıyor. Harvey, kapitalizmin genişletilmiş yeniden üretim yoluyla birikimi sürdürememesinin, neo-emperyalizmin bir özelliği olan mülksüzleştirme yoluyla birikim yapma girişimlerinin artmasıyla paralel olduğuna dikkat çeker.

Sırf sürekli büyüme uğruna daha fazla üretime yönelme kapitalizmin can damarıdır. Bu, giderek artan sömürücü sermaye birikimi ve israfçı fazla emilim döngüsünü gerektirir, bu da gezegeni ve insan hayatını tahrip eder. Dünyanın dört bir yanındaki haydut rejimler ve teröristler hakkındaki anlatılardan, Amerika’nın orta batısındaki ırkçı milis grupların silahlara olan takıntısına ve Avrupa’nın gerçekte var olmayan bir düşmana karşı “kendini savunma” gerekliliğine kadar, tüm bunlar savaşa ve boşa harcanan hayatlara dayanan bir ekonominin yarattığı talebin tezahürleridir. (6)

Sömürgeci-kapitalist emperyalizm ve askeri darbeler

1945’ten sonra, eski sömürgeci güçlerin elindeki Latin Amerika ve Afrika’daki ülkelerin çoğu bağımsızlıklarını kazandılar. Ancak bu süreç, sömürgeciliğin sona erdiği yanılsamasının yaratılmasına da neden oldu. Oysa “yeni sömürgecilik” sayesinde sömürgeci küresel düzen bozulmadan kaldı. Kapitalist ekonomik sistemin çıkarları doğrultusunda çalışan IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar “yapısal uyarlama politikaları” aracılığıyla, siyasi bağımsızlığını yeni kazanan ülkeleri tekrar boyun eğmeye zorladılar.

Bu tür araçların başarısız olması durumunda ise CIA gibi kurumlar sosyalist-kalkınmacı programların altını oymak için çalıştı, askeri darbeler düzenledi ve sosyalist liderleri ve yönetimleri ortadan kaldırdı.

Örnek olarak, radikal bir anti sömürgecilik vizyonuna sahip olan Burkina Faso Devlet Başkanı Thomas Sankara ve Kongo Devlet Başkanı Patrice Lumumba gibi isimler suikasta kurban gittiler. Bu arada, eski sömürgeci güçler dış yardımı askerileştirdi ve yeni “bağımsız” ulusların zararına olacak şekilde doğal kaynak çıkarımını teşvik etti. Örneğin Fransa, eski sömürgelerini kontrol etmek için askeri karakollar kurdu ve para birimi manipülasyonunu kullandı. (7)

1973-1985 tarihleri arasında başta Latin Amerika olmak üzere, Uzak Doğu ve Orta Doğu coğrafyasında 15 civarında askeri darbe gerçekleşti. Ardından askeri diktatörlükler iş başına geldiler.

Örneğin, 1970 sonrasındaki ilk darbe olan Şili’deki askeri diktatörlük, ülkeyi neo-liberal uygulamalar için denek olarak kullandı. Neo- liberal uygulamalar, asgari ücret yasasını çıkartan, ekmeğin fiyatını düşüren, ücretsiz öğrenci yemeği veren, düşük gelirlilere konut imkânı sunan, işçi sınıfının kamusal ulaştırmadan daha fazla yararlanmasına imkân veren, bakır madenlerini kamulaştıran, köylülere yeniden toprak dağıtan, sömürgeci Latifundia sistemine son veren Allende Hükümetine karşı CIA destekli General Pinochet darbesi ve askeri diktatörlüğünün ardındaki ekonomik ve sosyal program olarak hayata geçirildi. Darbecilere İngiliz yapımı savaş uçakları da (Başkanlık sarayını bombalamak suretiyle) destek verdi. (8)

Türkiye’de ise böyle neo-liberal ekonomi politikaları 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbe sonrasında iş başına gelen askeri diktatörlükçe uygulanabildi.

Devam edecek…

Dip notlar:

  • https://www.redpepper.org.uk/global-politics/africa/a-common-enemy-colonialism-and-imperialism (20 Eylül 2023).
  • https://mronline.org/capitalism-and-endless-war (31 Ekim 2025).
  • Vladimir Ilyich Lenin, Imperialism, the Highest Stage of Capitalism, 1916, Lenin’s Selected Works, Progress Publishers, 1963, Moscow, Volume 1, https://www.marxists.org/archive (14 Ocak 2026).
  • https://mronline.org/what-is-imperialism (8 Ekim 2021).
  • https://mronline.org/capitalism-and-endless-war (31 Ekim 2025).
  • https://www.redpepper.org.uk/global-politics/africa/a-common-enemy-colonialism-and-imperialism (20 Eylül 2023).
  • Jason Hickel, The Divide -A brief Guide to Global Inequality and Its Solutions, 2017, s. 115-
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

El Kaide’den HTŞ’ye, Colani’den Şara’ya: Suç dosyası kabarık

Sonraki Haber

Senatör Graham’dan Ankara ve Şam’a bir uyarı daha: Akıllıca karar verin

Sonraki Haber

Senatör Graham’dan Ankara ve Şam’a bir uyarı daha: Akıllıca karar verin

SON HABERLER

İntihar vakaları artıyor: Erişilebilir psikolojik desteğe ihtiyaç var

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Ücretli çalışan sayısı 15 milyon 891 bin 801 kişiye yükseldi

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Şehriban Şeker beraat etti

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Meclis’teki taciz davası başladı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Saruhan Oluç: Kimi pürüzler var ama süreç devam ediyor

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

İran’da isyan büyüyor: Ne molla ne Şah

Yazar: Bedri Adanır
16 Ocak 2026

Star Kadın Derneği’ne 150 şiddet başvurusu: Devlet kadınları korumuyor

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır