Tahliyesi 2 defa ertelenen, babasının cenazesine katılmasına izin verilmeyen 30 yıllık tutsak Aydın Altığ’ın annesi Şerbet Altığ, ‘Oğlum neden pişman olsun? Oğlum pişman olacak bir şey yapmadı’ diyerek, tepki gösterdi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin üzerinden 2 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen cezaevlerindeki baskı ve keyfi muameleler sürmekte. İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinde artış yaşandı. Özellikle de tutsakların tahliyelerinin Cezaevi İdari Gözlem Kurulu (İGK) tarafından ertelenmesi arttı.
Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık tutsak Aydın Altığ’ın tahliyesi “pişmanlık dayatması”nı kabul etmediği için 2 defa 6’şar ay ertelendi. Aydın Altığ’ın hasta babası Mahmut Altığ 29 Eylül’de yaşamını yitirdi. Aydın Altığ’ın babasının taziyesine katılmak için sunduğu başvuruyu cezaevi idaresi “ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi olduğu” gerekçesiyle reddetti.
‘Oğlum neden pişman olsun?’
3 Şubat 2026’da infazını tamamlayan Aydın Altığ’ın tahliyesi engellendi. Cezaevi önünde tahliyesini bekleyen ailesi, erteleme haberini orada aldı. Anne Şerbet Altığ, “Cezaevi kapısının önünde oğlumun tahliyesini beklerken tahliyesinin ertelendiği haberi verildi. Gerekçesi de pişmanlık dayatmasıydı. Oğlumun tahliyesinin ertelenme süresi 3 Ağustos’ta dolunca bir kez daha cezaevi önüne gittik. Ancak yine aynı gerekçeyle tahliyesi 6 ay daha ertelendi. Oğlum neden pişman olsun? Oğlum pişman olacak bir şey yapmadı. Eğer oğlum pişman olsaydı ben onu kabul etmezdim” dedi.
‘Hayali, ölmeden evladını görmekti’
Eşinin son bir yılda yaşlılık ve hastalıkları nedeniyle yatağa bağımlı hale geldiğini belirten Şerbet Altığ, yaşamını yitirmeden önce en büyük isteğinin cezaevindeki oğlunu görmek olduğunu belirtti. Eşine oğlunun tahliyesinin ikinci kez ertelendiğini söyleyemediklerini ifade eden Şerbet Altığ, “Eşim hayattayken sürekli tutsak oğlunu sayıklıyordu. Aile olarak oğlumun tahliyesinin ikinci kez ertelendiğini söylemedik. Sürekli evrakların hazır olmadığını söyleyerek durumu geçiştirmeye çalışıyorduk. Eşim bize, ‘Siz beni kandırıyorsunuz’ diyordu. Hayali, ölmeden evladını görmekti. Ama oğlunu görmeden gözlerini yumdu. Oğlum da hasta babasını göremedi. Babasının taziyesine katılmak istedi, buna da izin verilmedi” ifadelerini kullandı.
‘Ortada barış göremiyoruz’
Oğlunun, babasının cenaze törenine katılmasına izin verilmemesine tepki gösteren Şerbet Altığ, “Babası yaşamını yitirdiğinde oğlum hâlâ cezaevindeydi. Cenazesine ve taziyesine katılmak istedi ancak izin verilmedi. Bu hak mı, adalet mi? Son bir defa baba-oğul görüşmesine izin vermediler. Bu insanlık mı? Ne insanlık ne adalet bıraktılar. Sonra da barış diyorlar. Bu nasıl bir barış? Bir yıldır barış diyorlar ama biz ortada bir barış göremiyoruz. Barış söylemde kalıyor. Eğer söylemde kalmasaydı barış olurdu. Biz her şeye rağmen barış diyoruz ve herkes için barış istiyoruz” diye konuştu.
‘Barışın gelmesi için Serok’un masada olması gerekir’
Barışın sağlanabilmesi için toplumun farklı kesimlerinin sürece destek vermesi gerektiğini belirten Şerbet Altığ, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne ve özgürlüğüne dikkat çekerek, “Herkes barışa el uzatsın ki Erdoğan’a adım attıralım. Artık ölümler olmasın. Yeteri kadar genç öldü, halk perişan oldu. Anneler ağlamasın, annelerin de yüzü gülsün. Barışın gelmesi için Serok’un masada olması ve özgür olması gerekir. Bu konuda kimse kendini kandırmasın, kimse bizi kandırmasın. Biz eski Kürt değiliz, kimse bizi kandıramaz. Çok bedel ödedik ve mücadelemizden asla vazgeçmeyiz. Artık barış olsun” dedi.
Aydın Altığ, 1996 yılında henüz 17 yaşındayken Mersin’de gözaltına alındı. Ağır işkencelere maruz bırakıldıktan sonra tutuklanan Aydın Altığ’a, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verildi. Aydın Altığ, aldığı cezanın infaz süresini 3 Şubat 2026’da tamamladı.
Haber: Mehmet Güleş \ MA









