• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Ocak 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tekçi devlet aklının çözülüşü

12 Ocak 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Yazarlar, Zeynel Kete

Ortadoğu uygarlık havzası, tarih boyunca iktidar ile komünal toplum değerleri arasındaki gerilimin en sert biçimde yaşandığı coğrafyalardan biri olmuştur. Bu coğrafyada egemen olan hegemonik iktidarcı–devletçi uygarlık, yalnızca siyasal bir organizasyon değil; aynı zamanda ahlaki, ontolojik ve epistemolojik bir kırılmayı da temsil eder. Rıza toplumuna ait ontolojik değerleri yok eder. Devlet aklı, kendisini toplumun üstünde ve dışında konumlandırdıkça; çoklu iktidar aygıtlarını güncelleştirdikçe hakikatten, edep-erkandan, kemaletten ve rızaya dayalı meşruiyetten kopmuştur. Alevi inanç dilinde bu kopuş, “yol’dan düşme”, “ikrarı bozma” “düşkünlük” olarak tanımlanır ki, bu durum ” zulmat deryası” olarak kavramlaşmıştır.

Çocukluğumuzda annelerimizden dinlediğimiz masallardaki yedi başlı ejderha, tam da bu kopuşun simgesidir: Her başı başka bir baskı mekanizması, her gövdesi zor ve ganimet üzerine kurulu doymak bilmeyen asalak, zulümkar bir düzen. Özellikle Bugün kadınların zihninde “yedi başlı ejderha” olarak tanımlanması: kadın zihninin devletçi yapıya bakışını en çıplak hali ile tanımlıyor. Özellikle Ortadoğu’daki tekçi ulus-devletler, bu ejderhanın modern tezahürleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek kişinin, tek kimliğin, tek mezhebin, tek hakikatin mutlaklaştırıldığı bu yapılar; çoğulluğu bir zenginlik değil, varoluşsal bir tehdit olarak algılamaktadır.

Meşruiyetin çöküşü

Sosyolojik açıdan bakıldığında, meşruiyet yalnızca zor aygıtlarıyla değil; toplumun rızasıyla kurulur. Devletler ideolojik ve zor aygıtları ile rıza üretirler. Ancak Ortadoğu’daki tekçi devletler, uzun süredir bu rızayı üretememektedir. Weberyen anlamda meşru şiddet tekeli, yerini giderek mafyavari, çeteci, ganimetçi pratiklere bırakmaktadır. Özellikle Suriye’de son yıllarda ortaya çıkan silahlı gruplar, hukuk, yasa ve ahlaktan tamamen kopmuş; Kürtler, Aleviler, Dürziler, Süryaniler ve diğer toplumsal kesimleri açık bir ganimet rejiminin nesnesi haline getirmiştir.

Alevi öğretisinde “haram lokma”, yalnızca bireysel bir günah değil; toplumsal çöküşün de temel sebebidir. Canın, malın ve emeğin talan edildiği yerde devlet artık “devlet” değil, zulüm aygıtıdır. Zulüm ise Alevi irfanında Hak’tan uzaklaşmanın, nahak olmanın en açık göstergesidir. Bu nedenle bugün Ortadoğu’daki tekçi yapılar, ne ahlaki ne de inançsal anlamda meşrudur.

Homojenleştirici akıl

Felsefi düzlemde ulus-devlet, kapitalist modernitenin homojenleştirici aklının ürünüdür. Ortadoğu’da ise bu model, çokluk üzerine kurulmuş kadim toplumsal dokulara zorla giydirilmiştir. Sonuç, sürekli bir inkâr, imha ve asimilasyon politikası olmuştur. Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere, farklı etnik ve inançsal kimlikler bu resmi ideolojilerin asli mağdurları haline gelmiştir.

Milliyetçiliğin dinselleştiği, dinin ise milliyetçileştirildiği bu yapı; “vatan”, “beka”, “din elden gidiyor” gibi söylemlerle kendi zulmüne meşruiyet üretmeye çalışmaktadır. Bu, Alevi terminolojisiyle ifade edersek “dil ile Hak deyip, el ile Yezidlik yapma, özü sözü bir olmama” halidir. Hakikat ile iktidar arasındaki bu uçurum büyüdükçe, devletin toplumsal meşruiyeti de erimektedir.

Hakikatin yeniden kuruluşu

Ortadoğu’daki tekçi yapıların çözülüşünün en temel nedeni, karşılarında yükselen demokratik toplum paradigmasıdır. Demokratik ulus, komünal örgütlenme, ekolojik yaşam ve kadın özgürlükçü paradigma, yalnızca siyasal bir alternatif değil; aynı zamanda ahlaki ve ontolojik bir yeniden kuruluş anlamına gelmektedir.

Alevi inancında kadın, yaşamın ve hakikatin taşıyıcısıdır. “Ana” kutsaldır; doğa ile toplum arasındaki bağı temsil eder. Bu nedenle “Jin, Jiyan, Azadî”, yalnızca modern bir slogan değil; kadim bir bilgelik çağrısının güncel ifadesidir. İran’dan Suriye’ye, Kürdistan coğrafyasından diasporaya kadar kadın özgürlük mücadelesinin bu denli yankı bulması, tekçi devlet aklının çözüldüğünün en somut göstergelerinden biridir.

Sonuç: Hakikat bastırılamaz, binbir donda kendini gösterir.

Alevi öğretisi der ki: “Hakikat karanlıkta kalmaz.” Bastırılan Kürtlük, bastırılan Alevilik, bastırılan kadın özgürlükçü düşünce; bugün demokratik komünal toplumun öncüsü konumuna yükselmektedir. Devletler zorla ayakta kalabilir; ancak Hak ile, rıza ile, yol ile ayakta kalamazlar.

Ortadoğu’da tekçi ulus-devletler, topluma verecek demokratik bir sözünü çoktan tüketmiştir. Meşruiyetlerini zorla sürdürdükçe daha da gayrimeşru hale gelmektedirler. Buna karşılık barışı, müzakereyi ve demokratik toplumu savunanlar; Alevi irfanının diliyle söylersek “yol ehli”dir. Ve yol, er ya da geç, Hakikatle buluşur.

An itibarı ile ” Ortadoğu vekil aktörlerin meşrulaştırılması üzerinden yeniden dizayn ediliyor tekçilikte ısrar eden devletler bu denklemin dışında kalacaklar ve Önümüzdeki dönemde stratejik bir açmaz ile karşı karşıya kalacaklardır”

Halep’e saldırı; Şark Islahat Planının Fırat’ın batısında devam ettiği anlamına gelir. Halep’i Kürtsüzleştirme stratejisi rıza toplumu süreklerinin direnme hakkı karşısında başarısız olmuştur. Colani’ye vekalet verenlerin amaçladıkları soykırım stratejisi başarılı olmamıştır. Tekçi devlet aklı hakikatin coğrafyasında çözülmüştür.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hişyar Özsoy: Halep hepimiz için bir aynadır

SON HABERLER

Tekçi devlet aklının çözülüşü

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
12 Ocak 2026

Hişyar Özsoy: Halep hepimiz için bir aynadır

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
12 Ocak 2026

Berfin Nurhaq: Bir yoldaş, bir ana, bir tanrıça

Yazar: Bedri Adanır
12 Ocak 2026

‘İran’da göstericilerin idam edilme tehlikesi var’

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ocak 2026

Şêxmeqsûd’da 3 Heyva Sor a Kurd çalışanı kaçırıldı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ocak 2026

DSG: Dêr Hafir’de askeri hareketlilik iddiaları gerçeği yansıtmıyor

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ocak 2026

Mêrdîn’de şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır