• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Temmuz 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Toprağı katledenler tarımı fabrikaya taşıyor!

24 Temmuz 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Tarım arazileri yok edilirken, yerine kurulan Tarım OSB’ler ile tarım üretimi topraksız ve kapalı fabrika binalarına taşınmak isteniyor. Bu amaçla Dikili’de 3 milyon m2 tarım toprağı kazınarak yüze yakın fabrikada sermaye topraksız tarım yapacak

K. Bülent Ongun 

Dikili’de 3 milyon metrekare tarım arazisindeki toprak kaldırılarak yerini Tarım OSB’ye yani betondan fabrika binalarına bırakıyor. Hayata geçirilme süreci devam eden Jeotermal Kaynaklı Sera Organize Tarım Bölgesi (OTB) ile tarımda yeni bir dönemin başlayacağını duyuran Yumaklı, “Modern teknoloji, kaynak verimliliği ve yenilenebilir enerjiyi dev bir tesiste buluşturuyoruz. 3 milyon metrekare entegre üretim ve sanayi alanı, ‘doğayla dost jeotermal’ ve güneş enerjisi kullanımı, yıllık 80 bin ton yaş meyve sebze üretimi ve 3 bin 500 kişiye istihdam. Üreten, çevreyi koruyan ve ülkemize değer katan projelerimizle, Türkiye Yüzyılı’na emin adımlarla yürüyoruz” dedi. Ayrıca tesislerde, yüzde 75’ini kadınların oluşturacağını iddia etti.

Dünya Bankası ihaleyi belirledi

Geçtiğimiz yıl (2025) Mayıs ayında Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı, İzmir Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nın “2143 Ruhsat (Er: 3255686) Numaralı Sahada Jeotermal Kaynak Arama Sondajı (6 Adet) ve 3,874 MWe Termal Enerji Kullanımı” projesi ile ilgili ‘Çed Gerekli Değildir’ kararı vermişti. Proje kapsamında Dikili’nin İsmetpaşa Mahallesi sınırlarında, Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) projesinde kullanmak üzere 6 adet jeotermal sondaj çalışması yapılacağı ve termal enerji olarak sera ısıtması amacıyla kullanılacağı duyurulmuştu. OTB inşaatını 65 milyon dolarlık krediyi veren kapitalizmin düsturu Dünya Bankası belirleyerek ihaleyi GBC İnş. Turz. San. ve Tic. A.Ş’ye verdi.

Kirletenlerin çözümü!

İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve diğer organizmalar yüz binlerce yıl toprağı oluşturup birlikte evrimleşti. Bugün toprak yerine topraksız üretimin desteklenmesinin iki nedeni var. İlki, kapitalist endüstrinin her türlü girdisi doğal yaşamın yağmalanması üzerinden tedarik edilmektedir. Bu süreçte hem toprak hem de sular aşırı kirletilmiş durumda ve topraksız üretimin en önemli iddiası bu noktada ortaya çıkmakta. Hem kirletiyor hem de sözde çözüm üretiyor. Aynen küresel ısınmaya neden olan kapitalist endüstrinin kirli üretimlerinin bir sonucuyken bu durumu düzeltmek içinse alternatif enerji sistemlerini önerip aşırı üretimlerini kesintisiz sürdürmek istenmesi gibi.

Tarım fabrikaya taşınıyor!

Topraksız üretimi desteklemelerinin ikinci nedeni ise bu üretim sürecinin bir buzdolabı veya otomobil üreten fabrikalar gibi sermaye yoğun olmasıdır. Kapitalizm, üretim süreçlerinin tamamını sermaye inisiyatifinde sürdürmek ister ve tarımda bunun bir parçası. 4. Tarım Devrimi iddiasıyla tarımsal üretimin tamamen sermaye eline veriilme süreci geleceğimizin ne kadar karanlık bir yer olacağının da işareti. Kirletilen toprağı koruyup yaşatmak yerine onu kirletmeyi tercih edip tarımsal üretim sürecini ‘fabrikalara’ taşıyıp sermaye birikimini büyüterek tarımın fabrikalarda sürdürülmesi hedefleniyor. Bu durumu destekleyenler ise tohum ve gübre ile birlikte tarımsal ilaç tekelleri oluyor. Bitkilerin topraktan beslendiği tüm mineralleri suni yolla üretip topraksız tarımdaki yeni girdileri ortaya çıkarıp büyümeye ve kazanmaya devam etmek şiirketlerin önemli bir hedefi olarak ortaya çıkıyor.

Zincirli köleliğe doğru

Birleşmiş Milletler’in yayınladığı bir rapora göre, dünya nüfusu 2050’de 9,8 milyara ulaşacağı ve bu sayıda insanı beslemek için bugüne göre ortalama yüzde 50 ila yüzde 70 daha fazla yiyeceğe ihtiyaç olacağı söyleniyor. BM’nin bu raporunu dayanak yapan sermaye, geleneksel tarım uygulamaları ile nüfusu beslemek için ilave tarım alanlarına ihtiyaç duyulacağını, ancak ekin yetiştirmeye uygun olan arazinin yüzde 80’inden fazlasının kullanıldığını, gıda kıtlığının üstesinden gelmek için tarım fabrikalarına ihtiyaç olacağını iddiia ediyor. Bu iddia dikkat çekilen kıtlığı çözmek adına yapılan bir iddiayı değil, sermaye için yeni bir birikim alanına işaret ederken, insanlığı kölelikten zincirli köleliğe sürükleyen bir gelecek hayalini gösteriyor.

Toprak canlı bir varlıktır

İnsanların yaşamak için ihtiyacı olan ve topraktan yetişen bitkiler üzerinden aldığımız her türden mineralleri ve vitaminleri gübre ve ilaç şirketleri eksiksiz olarak karşılayabileceklerini iddia ediyorlar. Diğer yandan anne sütünün yerini tutmaz ibaresiyle sattıkları yapay anne sütünü tek seçenek olarak dayatma planlarını da yapıyorlar. Anneler kapitalist endüstrinin neden olduğu kirlilik, stres vb. etkilerle çocuklarına yetecek sütü gün geçtikçe kaybettikleri görülüyor. Diğer yandan aynı nedenlerle canlı bir organizma olan ‘toprak ana’da her geçen gün verimsizleşiyor. Topraklar, dünyadaki biyolojik çeşitliliğin yüzde 25’ine ev sahipliği yapıyor. Bir tutam toprağın dünya da yaşayan insan dahil tüm canlılar gibi canlı bir varlık olduğu bizlere unutturuluyor. Toprak ve diğer canlılar arasında yaşanan simbiyotik ilişkinin yaşamı varettiği gerçeğini yok etmek ekosisteme vurulacak en büyük darbe olacaktır.

Toprak yok olma sürecinde!

Bir bitki büyüme, çiçeklenme ve meyvelenme döneminde topraktan kökleri aracılığıyla beslenir. Bu beslenme sürecinde topraktan ne ihtiyacı varsa onu yeterli miktarda alır. Toprak bilgedir, ona verdiğimiz her tohuma kucak açar ve onu besler büyütür. Böyle bir döngüyü kirletilerek ve imar, maden, petrol, enerji vd. sermaye baskıları nedeniyle yok edilmesine göz yumulup, suyun içinde bitkiyi büyütmek ve ona dışarıdan yapay vitamin ve mineralleri vermekle eşitlemek veya daha iyi tarım diye yutturmaya çalışmak ancak sermayenin aklına gelebilecek bir şeydir. Topraklar artık kirlendi diye bizi topraksız tarıma alıştırmaya çalışan kapitalizm toprağı korumayı düşünmez bile. Aşırı üretimleri sürdürmek için doğayı topyekûn yok olmaya sürükleyen akıl, toprakları da yok olma sürecine bağlamış durumda.

GDO tamamen yerleşecek

Tarımı sadece şirketlerin yapmasını hayal ediyorlar. Hem de GDO’lu tohumlarla ve çoğu bölgede enerji tarımı üzerinden bu işi planlayanlar bu süreci fabrika binalarına taşımaya başladı. Türkiye’de iktidarda olanlar kapitalist sömürünün en vahşisini bölgemizde uyguluyorken, bu süreci daha da büyütecekleri öngörülebiliyor. Toprağın adeta katledilip yok edilmesine neden olan kapitalizm koşullarında toprağın üretken olabilmesi mümkün değildir. Mono kültürel üretim süreçlerini dayatan ve toprağı dışarıdan verilen minerallerle üretken olabileceği önermeleri yapan kapitalizm, GDO’lu-hibrit tohumla, suni gübre ve tarım zehirleriyle binlerce yılda oluşmuş olan tarım kültürünü ortadan kaldırmaktadır. 

Dünya çöle döner 

Son dönemde tarımda büyük zorluklarla mücadele eden ve her gün neredeyse 30-40 kişinin tohum, gübre, enerji ve su şirketlerine ödeyemecekleri düzeyde borçlanması ve toprağın da giderek verimini yitirmesi sonucu binlerce çiftçi Hindistan’da intihar etti. BBC’de yer alan bir haberde Hindistan’daki bu duruma çare bulmak isteyen Sadhguru adlı ünlü guru, SaveSoil (Toprağı Kurtar) adlı küresel bir kampanya başlatmıştı. Sadhguru, toprak sağlığını iyileştirmeyi hedefleyen kampanya kapsamında çiftçilere topraklarındaki organik maddeyi korumak ve en az yüzde 3 oranında tutmak üzere desteklenmesini talep etti. Sadhguru; “Eğer bunu da yok edersek toprak kuma dönüşür ve iş burada biter. Eğer toprak sorunuyla baş edemezsek bir çölün içinde yaşamak zorunda kalacağız” diyordu. Tarımı fabrikalara taşınmasına onay verip toprağın yok olmasına gözlerimizi kaparsak Sadhguru’nun dediği gibi çöle dönüşen bir dünya insanlığı bekliyor demektir.

1 gram toprakta milyonlarca canlı

Tarım, gıda ve ecza tekelleri tarımda “yeşil devrim” olarak ortaya attıkları hibrit-GDO’lu tarımı şimdi topraksız fabrika tarımına taşıyor. Endüstri 4.0 olarak nitelenen ve 4. tarım devrimi olarak lanse edilen bu değişimi topraksız tarım ile örtü altı üretimi (Sera) kapsayacak şekilde genişletiyor. Şirketler yaptıkları devrimler ile kazançlarını katlıyor, çiftçileri çiftçilikten, bitkileri vatanları olan topraklarından koparıyor. Oysa  toprak, sadece kum ve kilden oluşan bir yapı değildir. Toprağın üzerine bastığımızda ayağımızın altında milyonlarca canlının yaşadığını farketmeyiz. Oysa toprağı toprak yapan içinde yaşayan canlılardır. Toprakta yaşayan canlıların hemen hepsi birer geri dönüşüm uzmanıdır. Bitkilerin ölü bölümlerini, salgıladıklarını öyle güzel işlerler ki buradan çıkan besinleri bitkiler tekrar geri alır. Toprakta bitkinin yetişebilmesi için gerekli tüm besinleri hazırlayan birçok canlı yaşamaktadır. Bir gram toprakta, yaklaşık 600 milyon bakteri, 400 milyon maya, 100 bin yosun hücresi vardır. Bir hektar tarım arazisinin en üst 15 cm kalınlığındaki katmanında, 20 bin kilogram mikroorganizma bulunmaktadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tepeden tırnağa bir örtbas düzeni

Sonraki Haber

Tünele girmeden önceki son ışık

Sonraki Haber

Tünele girmeden önceki son ışık

SON HABERLER

Kanîreş Festivali konserle sona erdi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Kürt halkıyla dayanışmanın simge ismi Benny Gustafsson yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Demokratik bir eşik: Entegrasyon I

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Çewlîg’in nefesini kesiyorlar

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Tünele girmeden önceki son ışık

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Toprağı katledenler tarımı fabrikaya taşıyor!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Tepeden tırnağa bir örtbas düzeni

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır