Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları yaptıkları eylemlerde Hrant Dink ve Abdullah Canan için adalet talep etti
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği, kayıpların akıbetinin bulunması, faillerin yargılanması talebiyle üç kentte bir araya geldi. Amed, Colemêrg (Hakkari), Êlih’te (Batman) Abdullah Canan ve Hrant Dink için adalet talep etti.
Amed
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemlerini 884’üncü haftasında da sürdürdü. Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, bu haftaki eylemlerinde 19 Ocak 2007’de İstanbul’da katledilen gazeteci Hrant Dink için adalet istendi.
İHD kayıp komisyonu üyesi Berfin Elçi tarafından okunan hikaye şöyle:
“Hrant Dink, 1954 yılında Meletî’de dünyaya gelir. Hrant ve iki kardeşi Ermeni Protestan Kilisesi’nin çocuk yuvasında yatılı olarak yaşar. Liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesinde Zooloji eğitimi alır. Bir süre sonra ilkokulda tanıştığı Silopiya doğumlu, Ermeni Varto Aşireti’nden Rakel Yağbasan ile evlenen Hrant Dink’in üç çocuğu olur. Birlikte içinde yetiştikleri Tuzla Çocuk Kampı’nın yönetimini üstlenerek pek çok kimsesiz Ermeni çocuğuna sahip çıkarlar. Tuzla Kampı’na ‘Ermeni militan yetiştirildiği’ suçlaması ile devlet tarafından el konması sonrasında, Dink, siyasal görüşleri nedeniyle de üç kez gözaltına alınır ve tutuklanır.
5 Nisan 1996 tarihinde ilk sayısı yayımlanan Agos gazetesinin kuruculuğunu, yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlenir. Agos gazetesinin dışında Zaman ve Birgün gazetelerinde yazmaya başlar. Yazılarında Türkiye’deki her etnik topluluğun barış içinde yaşaması gerektiğinin altını çizen Dink, aynı zamanda Ermeni Cemaatinin patrikhane dışında sivil bir merkezi olması gerektiğini söyler. 2002 yılında Urfa’da verdiği bir konferansta ‘Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim’ dediği için ‘Türklüğü aşağılamaktan’ üç yıl boyunca yargılanır ve sonra bu davadan beraat eder. Reuters Haber Ajansı’na ‘Evet 1915’te olan bir soykırımdı çünkü dört bin yıldır bu topraklarda yaşayan bir halk ve onun uygarlığı artık yok’ der. Gazeteye verdiği bu demeçten sonra hakkında yine dava açılır. İzleyen süreçte hakkında soruşturmalar ve tehditler çok yoğun şekilde devam eder. Hrant Dink için asıl yoğun yargı sürecinin başlangıç noktasını, kendisi doğrudan dava konusu olmasa da, Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçe’nin Ermeni kökenli olduğuna ve Ermenistan’da akrabalarının bulunduğuna yönelik 6 Şubat 2004’te, kendi imzasıyla Agos’ta yayımlanan Sabiha Gökçen haberi oluşturur.
Hrant Dink 19 Ocak 2007’de Şişli’deki Agos Gazetesi’nin çıkışında, yakın mesafeden atılan üç el silah atışıyla öldürülür. Cinayeti işleyen Ogün Samast, babasının ihbarı üzerine İstanbul’dan Trabzon’a giderken, Samsun Otogarı’nda gözaltına alınır. Üzerinde, cinayette kullandığı silah da bulunur. Emniyette verdiği ifadesinde Trabzon’da 10 genç ile bir süredir atış talimi yaptıklarını söyleyen Samast, diğerlerinden daha iyi silah kullandığı ve daha hızlı koştuğu için kendisinin seçildiğini belirtir. Samast aynı zamanda, cinayette kullandığı silahı ona Yasin Hayal’in verdiğini söyler. Azmettirici Hayal ise cinayeti, dönemin istihbarat görevlisi Erhan Tuncel ile beraber planladıklarını itiraf eder. Hrant Dink’i cinayetinde tetiği çeken Ogün Samast cinayeti işlediği sırada 18 yaşını doldurmadığından İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanır. Mahkeme Samast’a 22 yıl 10 ay hapis cezası verir. Ana davada ise Cinayeti azmettiren Yasin Hayal hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Ahmet İskender ve Ersin Yolcu’ya cinayete yardım etmekten 12 yıl 6’şar ay ceza verilir. Yargıtay kararı eksik inceleme olduğu gerekçesiyle 13 Mayıs 2013 tarihinde bozar. Dink Ailesi soruşturmanın uzun sürmesi, delillerin toplanmaması ve etkili soruşturma yürütülmemesi üzerine AİHM ve Anayasa Mahkemesine başvuru yapar. AİHM ve Anayasa Mahkemesi farklı tarihlerde ihlal kararları verir. İhlal kararları ve Yargıtay bozma ilamı sonrasında aralarında dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Trabzon İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı, Trabzon İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız gibi isimlerin bulunduğu 26 sanığa çeşitli sürelerde hapis cezası verilir. 28 sanık ise tüm suçlardan beraat eder. 15 Kasım 2023 tarihinde Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast, koşullu salıverilme kapsamında Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye olur.”
Êlih
Êlih’te ise İHD ve kayıp yakınlarının eylemi, 720’nci haftasında Gülistan Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdürdü. Bu haftaki eylemde, 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’da sokak ortasında katledilen AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in hikayesi ve katledilmesine giden yol anlatıldı.
Hrant Dink’in hikâyesini İHD yöneticisi İhsan Önel okudu.
Colemêrg
İHD Colemêrg Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 210’uncu haftasında Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesindeki Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Açıklamada gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Kayıp yakınları bu hafta 1995 yılında gözaltına alınarak kaybettirilen Abdullah Canan’ın failleri soruldu.
Açıklama metnini Abdullah Canan’ının yeğeni Ayşe Canan okudu. Hukukun askıda ve adaletin olmadığını vurgulayan Ayşe Canan, “Derin adaletsizliğin, keyfi yasak ve sınırlamaların gölgesinde Yüksekova ve Galatasaray’dayız. 210 haftadır ısrarla aynı gerçeği dile getiriyoruz: Adaletin yerini keyfilik aldığında, insanlar sorunlarını hukuk içinde çözme inancını yitirir. Bu inanç kaybı, öfkeyi, umutsuzluğu ve dışlanmışlık duygusunu beslerken, toplumsal gerilimleri ve çatışma ortamını kaçınılmaz hale getirir” dedi.
Kalıcı barışın ve toplumsal huzurun ancak hukuk üstünlüğünün tesis edilmesi ile sağlanacağına dikkat çeken Ayşe Canan, “Aksi halde adaletsizlik, tüm toplumsal sorunlarımızın hem kaynağı hem de derinleştiricisi olmaya devam eder. İşte tam da bu yüzden; barışı, huzuru ve birlikte yaşamı savunan herkes için ilk ve vazgeçilmez adım, hukukun üstünlüğünü tesis etmektir. 210. haftamızda, hukukun açıkça hiçe sayıldığı Abdullah Canan dosyasını bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz” şeklinde konuştu.
Ardından konuşan Abdullah Canan’ının oğlu Tayyip Canan ise “Babam Abdullah Canan şahsında, ser verip sır vermeyen son nefesinde bile katilerin yüzüne tüküren bütün katledilenlerin önünde saygı ile eğiliyorum” diye konuştu.
Kaynak: MA









