• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Temmuz 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Volkan Yaraşır

Wittgenstein, dil oyunları ve yapay zeka

14 Temmuz 2026 Salı - 00:00
Kategori: Volkan Yaraşır, Yazarlar

20. yüzyıl felsefesinin en etkili ve en özel kimliklerinden biri olan Ludwig Wittgenstein, hayatının farklı zamanlarında akademisyenlik, mühendislik, bahçıvanlık, mimarlık, öğretmenlik yapan ve işsiz kalan, göçebe ve münzevi bir hayat yaşayan orijinal bir felsefecidir. Avusturyalı burjuva bir ailenin çocuğu olmasına rağmen servetini reddetmiş, bir kısmını ise Oskar Kokoschka gibi avangard sanatçılara aktarmıştır.

Wittgenstein’ın  ilginç bir özelliği de felsefe tarihinde pek görülmeyen bir tavır sergilemesidir. O kendi inşa ettiği felsefi düzlemi kendi reddetmiş, kendi düşüncesinden radikal bir şekilde kopmuştur. Bu reddediş, kurulan felsefi düzlemin bir akımın eksenini belirlemesine  rağmen gerçekleşmiştir. Wittgenstein, burada durmamış yeni bir felsefi düzlem yaratacak bir üretkenlik ortaya koymuştur. Bundan dolayı felsefesi erken ve geç olarak iki dönem üzerinden değerlendirilir.

Wittengenstein’ın felsefi yönelimleri iki dünya savaşı arasında, bir düzeyde savaş, yıkım ve dekadans koşulları içinde belirlendi. Bu yönelimde sınıfsal konumun da etkisi gözükür. Aynı koşullar bir yanıyla Ekim Devrimi’nin yarattığı muazzam küresel dalgayı, öbür yanıyla faşizm yükselişini ifade eder. Burjuvazinin ideolojik hegemonyasının aşındığı, krize girdiği koşullarda  yeni pozitivizm burjuvazi için sosyalizm tehdidine karşı elzem işlev görecektir. Wittgenstein yeni pozitivizmin bir biçim alışı olan analitik felsefenin en önemli kuramcısı olarak dikkat çeker.  Yeni pozitivizmi öznel idealizm ve bilinemezcilik üzerinden şekillenen bir felsefi akım olarak iz bırakacaktır.

Tractatus ve dilin sınırları

Wittgenstein’ın en önemli ve ilk eseri  kısa adı Tractatus olan Felsefe ve Mantık Üzerine Tez adlı çalışmadır. Adıyla Spinoza’ya gönderme yapar. Kitap felsefi sorunsalların aldatıcı, yanıltıcı olduğunu vurgulayarak başlar. Witgenstein’a göre bu sorunsallar filozofların ağırlıkta dilin  ve dünyanın mantığını anlamamasından kaynaklanmaktadır.

Felsefe onun için dünya durumlarının ve olguların toplamını ifade eder. Dil bu dünyayı resmetmeye yarayan araçtır. Dil ve dünyanın ortak zeminini ise mantık oluşturur. Bu manada mantık düşüncenin ve gerçekliğin biçimini meydana getirir.

Böyle bir yaklaşımla felsefe bir anlamda kategori haline gelir. Felsefenin nesnesi olan dil, esas soruna dönüştürür ve tüm felsefe bir anlamda dil felsefesine indirgenir. Wittgenstein Tractatus’ta anlam  ve anlamsız arasındaki sınırları kesinleştirmeye ve dil yoluyla sınırların anlaşılmasını sağlamaya çalışır. Kitap insan düşüncesinin sınırlılığını da ortaya koyar. Çıkış noktası yine dilin sınırlılığıdır. Kısaca felsefe dilin anlamının tartışıldığı bir etkinlik haline dönüşür. Bir noktada felsefeyle bağlarını koparır,  Wittgenstein’da aynı şeyi yapar, felsefeden kopar. Aslında felsefe yapılan bir faaliyetten öte yıkılan bir şeye dönüşür. Akımın bazı temsilcileri buna felsefede devrim diyecektir.

Sinek şişesindeki sinek

Tractatus Wittgenstein’ın yaşamı boyunca basılan tek çalışmasıdır. Çalışmayı felsefede son nokta görür,  tercihen felsefi çalışmalarını bırakır ve münzevi yaşama geçer. Wittgenstein, bir müddet sonra akademiye döner, felsefe üzerine yeniden yoğunlaşır. Bu dönemde verdiği dersler ve felsefi notları  ölümünden sonra Felsefi Soruşturmalar adıyla basılacaktır. Felsefi Soruşturmalar, geç dönem Wittgenstein’ın düşüncelerini ifade eder ve Tractatus’un bir nevi eleştirisi ve reddidir.

Bir dizi soru sorar: Felsefe ne işe yarar? Dil nedir? Anlam  nasıl oluşur? Ve dilin bir mana da kullanım biçimlerinin haritasını çıkarır. Anlamlılığın ve düşüncenin sınırlılığı üzerine yoğunlaşır. Kullanım olarak anlam üzerinde durur. Dili bir alet kutusuna benzetir.

Wittgenstein için tek bir dil yoktur. Dil insanın çok çeşitli ve farklı etkinliklerinden oluşur. Dil oyunları vurgusuyla bir kelimenin anlamının sözcükte yatmadığını vurgulayarak, dilin kullanımında saklı olduğu yazar. Aynı zamanda dilin toplumsal ve yaşamsal bir pratik olduğu belirtir. Felsefenin görevinin ise “sinek şişesi içindeki sineğin” oradan kaçmasını sağlamak olduğunu söyler.

Yapay zeka neye muktedir

Yapay zekaya felsefi bir bakış ya da yapay zeka dil ilişkisi üzerine yapılacak bir tartışmada Wittgenstein ve felsefesi son derece önemli yer tutar. Şu sorular manalıdır: Yapay zeka dili nasıl kullanıyor? Bu dilin kullanımı bize ne anlatıyor veya bu dil ne kadar sahici?

Wittenstein dili bir yaşam pratiği üzerinden tanımlar ve anlamın kullanımdan çıktığını belirtir. Yapay zeka dili istatiksel ve algoritmik bir düzen içinde geniş taramalar yapıp, betimleyici metinler üreterek oluşturur, ama bu dil sahici değildir ve bir yaşam pratiği içinden doğmaz.

Wittgenstein için her toplumsal pratik ya da disiplin kendi dil oyununu oluşturur. Hukuk dili, şiir veya romanın dili gibi. Yapay zeka bu dili kullanabilir,  bu dili öğrenebilir ama bilfiil öznesi değildir. Dil tarihsel toplumsal, kültürel köklere ve içeriğe sahiptir. Wittgenstein’ın ifadesiyle  bir yaşam biçimini ifade eder. Yapay zeka ise simülasyon üzerinden dili “üretir” ya da taklit eder. Yapay zeka son derece karmaşık ve zengin malzemeyle simülatif  bir dil üretir. Bu dil bedensiz, öznesiz ve yaratıcılıktan yoksundur. T. Eagleton dil, beden ve bilinç ilişkisi üzerine son derece konsantre bir tanımlama yapmıştır: “Beden olmazsa bilinç eksiktir”.

Bu dilin yarattığı cazibe bugün düşünme ve entelektüel etkinliği kısırlaştırıyor ve bu etkinlikleri bir manada yapay zekaya devrediliyor. Sistem ise gerçek anlamda sinek şişesine dönüşüyor, insanlar o şişede yaşadıklarının farkında bile değiller. Modern insanın sorgulamayı ve yorumlamayı bıraktığı noktada bu kader kaçınılmazlaşıyor. Dijital ablukaya karşı Wittgenstein’ı daha fazla hatırlama zamanındayız.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

14 Temmuz direnişi olmasaydı?

SON HABERLER

Wittgenstein, dil oyunları ve yapay zeka

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

14 Temmuz direnişi olmasaydı?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

14 Temmuz: Zindanda yükselen hakikat ve direnişin adı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

14 Temmuz bir halkın direnişiydi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Temmuz 2026

CENTCOM: Hürmüz Boğazı’nda ABD ablukası yarın saat 23.00’te başlayacak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2026

Husiler Suudi Arabistan’ın hava üslerini hedef aldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2026

 Mehmûd Berazî’den yeni çalışma: Bask

Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır