Duran Kalkan’ın komün tartışmalarının güncel boyutlarını ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin 53 yıllık tecrübe birikiminden çıkarılan dersleri inceleyen makalesi Özgür Halk Dergisi’nin Eylül sayısında yayımlandı
Duran Kalkan, Eylül 2026 tarihli “Yaşamda ve Çalışmada Komünal Olmak” başlıklı yazısında, Önder Abdullah Öcalan’ın 2025 yılında taslağını hazırladığı ve 2026 baharında Türkçe olarak basılan “Demokratik Komünal Toplum Manifestosu” ışığında komün kavramını, tarihsel süreçleri ve uygulama alanlarını kapsamlı biçimde değerlendirdi.
Bir heyula korkusundan yeni komün teorisine
Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’daki ifadelerine atıf yapan Duran Kalkan, kapitalist sistemin komün düzeninden tarih boyunca korktuğunu belirtti. Önder Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği yeni komün teorisinin sermaye çevrelerince ütopik olarak gösterilmeye çalışıldığını ifade eden Duran Kalkan, İmralı sistemindeki tecrit uygulamalarının bu korkunun bir yansıması olduğunu vurguladı.
Dogmatik yaklaşımlar ve içi boşaltılan kavramlar
Komüne yönelik eleştirilerin bir kısmının dogmatik sosyalist çevrelerden, esas zarar verici yaklaşımın ise kavramın içini boşaltarak kullanan iç çevrelerden geldiğine dikkat çeken Duran Kalkan, bireycilik ve özel mülkiyetçilik yaşanırken kurum adlarının sadece “komün” yapılarak içeriğinin boşaltılmasını eleştirdi.
Komün kavramının etimolojik kökenlerine ve toplumsal varoluştaki yerine değinen Duran Kalkan, insan varlığının kökeninin komünal olduğunu ifade etti. Devlet ve aile kıskacında komünal değerlerin sürekli aşındırılmak istendiğini belirten Duran Kalkan, aile ve komün ilişkisine dair şu değerlendirmeyi yaptı:
“İktidarcı ve devletçi sistemin kök hücresi, günümüz erkek egemen aile yapısıdır. Önder Apo, bu aileyi küçük birer devlet ve iktidar olarak tanımlamıştır. Buna karşılık demokratik toplum sisteminin kök hücresi de komündür. Bu konuda yanlışa düşmemek gerekir. Devlet ve iktidarın kök hücresi olan aile, aynı zamanda demokratik toplumun da kök hücresi olamaz.”
Eşitlikçilik yanılsaması ve özgürlükçü eşitlik ölçüsü
Komünün bir ortaklaşma, dayanışma ve paylaşım olduğunu belirten Duran Kalkan, komünal yaşamın yüksek bir sorumluluk, bilinç ve örgütlülük gerektirdiğini kaydetti. Kaba ve salt eşitlikçi küçük-burjuva yaklaşımların farklılıkları gözetmediği için yanıltıcı olduğunu vurgulayan Duran Kalkan, ekonomik boyutta Marx’ın ölçüsünün esas alınması gerektiğini ifade ederek durumu şu sözlerle aktardı:
“Bu açıdan demokratik komünün ekonomik boyutunu ‘herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre’ ilkesiyle tanımlayabiliriz. Bu hem komün felsefesine hem de ideolojisine uygundur. Herkesi güçlendiren ve yücelten doğru bir ortaklaşma, paylaşım ve dayanışma durumu ortaya çıkarır.”
Üretim, maneviyat ve doğrudan demokrasi
Komünün sadece var olanı paylaştırmak değil, öncelikle kolektif temelde değer üretmek olduğunu belirten Duran Kalkan, komünal sistemin doğrudan demokrasiyi ve öz güce dayalı yaşamı ifade ettiğini kaydetti. Komün toplumunun anacıl yapısına dikkat çeken Duran Kalkan, komünalitenin geliştirilmesinde kadın özgürlük çizgisinin ve ekolojik bilincin belirleyici olduğunu ifade etti.
Önder Abdullah Öcalan öncülüğünde yürütülen 53 yıllık mücadelenin komün örgütlenmesi açısından büyük bir tecrübe birikimi oluşturduğunu belirten Duran Kalkan; Apocu grubun ilk doğuşundan, gerilla tecrübesinden ve KCK pratiğinden çıkarılması gereken dersleri sıraladı.
Apocu komünalitenin ilk olarak yoksulluk koşullarında ve öğrenci evlerinde şekillendiğini aktaran Duran Kalkan, bu yaşamı ayakta tutan temel gücün maddiyat değil, yüksek maneviyat ve yoldaşlık bağı olduğunu ifade etti.
Kürdistan koşullarında komünal ideoloji
Gerilla mücadelesinin komünaliteye fedaileşmeyi ve kadın özgürlük çizgisini kazandırdığını belirten Duran Kalkan, bununla birlikte gerilla tarzının doğrudan sivil topluma uygulanmasının yarattığı acemilikleri ve olumsuzlukları özeleştirel bir yaklaşımla ele aldı.
KCK örgütlenmesinde geçmişte yaşanan yetersizliklerin üstten alta doğru yapılan çalışmalardan kaynaklandığını dile getiren Duran Kalkan, yeni süreçte izlenmesi gereken yöntemi şöyle tanımladı:
“İkinci şartı ise, Demokratik Komünler Birliği çalışmasını, KCK’de olduğu gibi üstten alta doğru değil, alttan üste doğru, yani tabandan komün örgütleyerek üste doğru komünler komününü geliştirmektir. Yani öncelik tabanda, köyde ve mahallede komün örgütlemesindedir.”
Bir komün taslağı
Komün çalışmalarının her sahanın özgün koşullarına göre yaratıcı biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayan Duran Kalkan, Önder Abdullah Öcalan’ın “toprağın, suyun ve enerjinin komünleştirilmesi” ilkesi çerçevesinde pratikleşmenin esas olduğunu belirterek değerlendirmesini tamamladı.
HABER MERKEZİ









