• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kültür

Yılmaz Güney bizimleydi

13 Eylül 2026 Pazar - 10:25
Kategori: Kültür

Sinemanın efsanelerinden Yılmaz Güney Atlas Sineması’nda düzenlenen törenle anıldı

Halklarının bilincinde ve yüreğinde efsanevi yer edinen Yılmaz Güney “Halkın Sanatçısı-Halkın Savaşçısı-Yılmaz Güney Bizimle” sloganıyla anıldı. Yılmaz Güney hayatını kaybetmesinin 42. yıldönümünde, İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde bulunan tarihi Atlas Sineması’nda düzenlenen etkinlikle ve Arkadaş filminin gösterimiyle anıldı. Etkinliğe sinema sanatçıları ve yüzlerce kişi katıldı.

Salon dolarken etkinlik Güney Dergisi adına yapılan sunumla başladı. Yılmaz Güney’in arkadaşlarının, sevenlerinin, dostları ve yoldaşlarının selamlandığı konuşmada şunlar kaydedildi:

“Yaşamı boyunca o yaşamı Yılmaz Güney’e zindan edenler, ölümünün üzerinden bu kadar yıl geçmesine rağmen saldırılarına devam ediyorlar. Her fırsatta yalanlarla, iftiralarla onu halkın gözünden düşürmeye; eserlerinin tanınmasını, yayılmasını engellemeye çalışıyorlar. Onu unutturmaya çalışıyorlar.

Ama nafile! Başaramadılar, başaramayacaklar!

Başaramazlar, çünkü Yılmaz Güney Türkiye sinemasında bir Milat’tır! O, sinemaya yeni bir anlayışı yerleştiren kişidir. Bu konumuyla onu sinema dünyasından  söküp atmak hiç kolay değildir.

Başaramazlar, çünkü Yılmaz Güney sadece Türkiye sinemasındaki konumuyla değil, dünya sinemasında da adından saygıyla bahsedilen bir sinemacıdır. Yarattığı sinema diliyle yeni sinemacılara ışık tutan Yılmaz Güney’in dünya sinemasındaki yerini de birkaç karalama kampanyasıyla yok etmek asla olanaklı değildir.

Başaramazlar, çünkü Yılmaz Güney enternasyonal devrimci  bir sanatçı olarak işçi ve emekçilerin haklı övgüsünü kazanmış, onların gönüllerinde taht kurmuştur. Egemenlerin tüm karalama, değersizleştirme kampanyalarına rağmen ezilen halklar sanatçısını da, savaşçısını da sahiplenir, arkasında durur, unutmaz, unutturmazlar!”

Yılmaz Güney’i anmanın bugün ne anlama geldiğinin belirtildiği konuşma, Güney dergisine yapılan destek çağrısı ile son buldu:

“Yılmaz Güney’i anmak,  onun bıraktığı mirası bugünün koşullarında anlamak, sahiplenmek ve mücadele içinde ileriye taşımak demektir. Onun sanatından, düşüncelerinden ve yaşamından öğrenmek demek; eksiklerini ve hatalarını aşarak devrim ve sosyalizm  mücadelesini geliştirmeye çalışmak demektir.

Güney Dergisi,  kültür, sanat ve edebiyat alanında işçi sınıfının ve ezilenlerin sanat cephesinde bir mevzi olmak; Yılmaz Güney’in sanatını ve düşüncelerini yaşatmak; onun mücadelesi  yolunda ilerleyen yeni sanatçılara, şairlere, yazarlara ve aydınlara bir kürsü olmak gayesindedir.

Bu mücadelede Yılmaz Güney’i seven, onun sanatını ve düşüncelerini sahiplenen bütün dostlarımızı Güney Dergisi’nin bu çabasına güç vermeye, bu mevziiyi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, Yılmaz Güney’i yaşatmanın yolu yalnızca onu anmaktan değil, onun savunduğu davanın bugün de sürdüğünü kavramaktan geçiyor.”

Fatoş Güney: Sinemasal dili değiştirdi

Güney dergisi adına yapılan konuşmanın ardından Hasan Erkul’un yönlendiriciliğinde Fatoş Güney, Nur Sürer, Yüksel Aksu ve Necmettin Çobanoğlu’nun katılımıyla söyleşi yapıldı.

Fatoş Güney konuşmasında  Arkadaş film çekimleri ve filmin içeriği hakkında bilgi verdi. Yılmaz Güney’in sineması hakkında da tavır takınan Fatoş Güney şunları söyledi:

“Yılmaz Güney yalnızca filmler yapan bir sinemacı değildi. Yaşadıklarıyla dönüşen, dönüşürken Türkiye’nin siyasal, kültürel ve sinemasal dilini de değiştiren çok yönlü bir entelektüel ve aydındı.

Cezaevi onun sinemayla bağını kesmedi. Duvarların arkasından filmlerini kurdu, senaryolarını yazdı, dışarıdaki ekiplerini yönlendirdi. Cezaevindeki bir sinemacı olarak eserleri dünyaya ulaştı, ödüller aldı.

Artık kamerasını bütünüyle Türkiye’nin sosyal ve siyasal gerçekliğine çevirmişti. Elindeki en güçlü araç sinemaydı. Bu ülkenin yoksulluğunu, sınıfsal çelişkilerini; köylüsünü, işçisini, tarım işçilerini, mazlumlarını, göçerlerini ve kadınlarını anlatıyordu.

Sinema yetmediğinde yazıyordu. Dışarıdaki arkadaşları aracılığıyla çıkardığı Güney dergisinde düşüncelerini anlatıyor, bunun karşılığında hakkında yılları bulan cezalar isteniyordu.”

Yılmaz Güney’e yapılan saldırılara da tavır takınan Fatoş Güney konuşmasını şöyle bitirdi:

“Ölümünün üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen faşist troller hâlâ onunla hesaplaşmaya çalışıyor.

“Savcı katili”, “vatan haini”, “bölücü”, “kadın düşmanı”…

Hepsine cevabımız var.

Onun hayatında on altı yıl boyunca yanında olmuş, her derdini ve acısını paylaşmış, on yıl boyunca cezaevi yıllarını onunla yaşamış bir kadın olarak önce benim cevabım var.

Eserlerinde kadının toplumdaki yerini sürekli sorgulayan; emekçi bir kadına prensesmiş gibi davranan, Arkadaş’taki hayat kadınına şiir okutan adam mı kadın düşmanı?

Dün “bölücülük” diye yaftalanan Kürt meselesi, bugün bu ülkenin en büyük gündemlerinden biri ve demokrasinin önündeki en temel mesele olarak çözülmeye çalışılıyor.

“Katil” yaftasının hangi koşullarda ortaya çıktığını ise yeniden gündeme getirdiğimiz Yumurtalık Dosyası ortaya koyuyor. Bu dosyayı medyayla da paylaştık. Bir insanın hayatına böylesine ağır bir hüküm bırakmadan önce, ne yaşandığına ve olayın hangi koşullarda gerçekleştiğine bakmak gerekmez mi?

Yoksa bu ülkenin medarıiftiharı olan bir sanatçının filmlerini yakmak, yok etmek; yeni kuşaklar onu tanımasın diye televizyonlarda göstermemek mi vatanseverlik?

Bugün Arkadaş’ı yeniden seyrederken benim hatırladığım yalnızca bir film değil.

Kısacık bir özgürlük, yeniden başlayan bir hayat, yarım kalan bir umut ve bütün bunlara rağmen hiç susmayan bir sinema.

Ey gafiller!

Çatlasanız da patlasanız da Yılmaz Güney, büyük bir sinemacı, halkının mücadelecisi ve efsanesi olarak yaşamaya devam ediyor ve edecek.”

Film tekniği

Yüksel Aksu konuşmasında Yılmaz Güney sineması ile üniversite döneminde tanıştığını, tezini Yılmaz Güney sineması üzerine yaptığını ve Yılmaz Güney sinemasına  hayran kaldığını belirterek,   Yılmaz Güney sinemasının uluslararası etkisinin büyüklüğü üzerinde durdu. Yılmaz Güney’in sinemasında kullandığı kimi tekniklerin ondan 20, 25 yıl sonra kullanıldığını, Arkadaş filmindeki resim karesi dondurma tekniğini bu duruma örnek olarak verdi.

Dünya sinema tarihinde yer alan kimi yönetmenlerin, önemli ustaların Yılmaz Güney değerlendirmelerine bakıldığında, Yılmaz Güney’in ne kadar büyük bir sinemacı olduğunun daha iyi anlaşılacağını dile getirdi. Örneğin Babel filminin yönetmeni Alejandro González Iñárritu’nun Yılmaz Güney’in Yol filminden etkilenerek sinema yapmaya karar verdiğini anlattığını söyledi.

Arkadaş filmine getirilen slogancı eleştirilerine katılmadığını belirten Yüksel Aksu, o dönem herkesin böyle bir anlayış içinde olduğunu ve Arkadaş filminin Yılmaz Güney’in  kullandığı slogancılığın azaltılmış hali olduğunu kaydetti.

Yoksulu, ezileni anlattı

Nur Sürer konuşmasında, salonun dolu olmasından gurur duyduğunu, Yılmaz Güney sevgisini hiç kimsenin bizlerden ve sinemacılardan alamayacağını belirterek, bir dizi yere üniversitelere vs. söyleşilere gittiklerini, sorulan sorulardan ve Yılmaz Güney’e getirilen suçlamalardan, Yılmaz Güney  ile ilgili son derece bilgisizlik olduğuna şahit olduğunu anlattı.

Yılmaz Güney sinemasının dönüm noktasının Umut filmi  olmak ile birlikte, ondan önce de yaptığı bir dizi filmde yoksulu, ezileni, mağdur olanı koruma yanının olduğunun görüldüğünü,  bu ülkenin Yılmaz Güney’e çok büyük bir borcu olduğunu, kendisinin de Yılmaz Güney ile çalışmak istediğini, fakat hapiste olduğu için bu fırsatı bulamadığını anlattı.

12 Eylül balyozuna rağmen

Necmettin Çobanoğlu konuşmasında, 12 Eylül’ün sanatçıların ve sinemanın üzerine balyoz gibi indiğini belirterek, Beyoğlu’nda Uğur Filmcilikte çalışırken Yılmaz Güney’in devrimci önderler Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve Ömer Ayna ile bir araya geldiğine şahit olduğunu anlattı.  Arkadaş filminde o dönem başka bir projede çalıştığı için oynayamadığını, fakat çok istediğini söyledi.

Yılmaz Güney ile oynadığı filmlerde çok büyük bir keyf aldığını, Yılmaz Güney’in sette çok keyifli bir sinemacı olduğunu, Sürü filminde birlikte çalıştıklarını anlattı.

Hapisteyken Yılmaz Güney’in mahkumlar tarafından çok sevildiğini ve çıkmasını istemediklerini, içeride olduğu dönemde ne yazık ki birlikte çalışamadıklarını, ancak yaptığı filmlerin gururumuz olduğunu belirterek etkinliğe gelen herkese teşekkür etti.

Söyleşi sonunda salonu dolduranlar Yılmaz Güney’i ayakta uzun süreli alkışladı.

Söyleşinin ardından Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, yönettiği ve oynadığı  “toplumun yozlaşmış ilişkilerini anlatan ve burjuva ahlakını eleştiren” Arkadaş filmi izlendi.

İSTANBUL

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Şili’de ‘Pinochet diktatörlüğü’ protestoları: 284 kişi gözaltına alındı

Sonraki Haber

Dün kapatılan İran-Irak sınır kapıları yeniden açıldı

Sonraki Haber

Dün kapatılan İran-Irak sınır kapıları yeniden açıldı

SON HABERLER

Nurhak Dağları’ndan Rojava’ya: 30 yıllık bir direniş öyküsü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Alevi kurum yöneticileri: Barışı istemeyenler Aleviler ile Kürtler arasına nifak sokmaya çalışıyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Kobanê’de 2 günlük yas ilan edildi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Çocukken uğurladıkları abilerinin 37 yıl sonra taziyesini kabul ettiler

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Dün kapatılan İran-Irak sınır kapıları yeniden açıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Yılmaz Güney bizimleydi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Şili’de ‘Pinochet diktatörlüğü’ protestoları: 284 kişi gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır