Mehmet Uçum’un açıklamalarının süreci provoke ettiğini belirten SAMER Koordinatörü Yüksel Genç, ‘Uçum gibilerin açıklamaları süreci geren, süreci kontrol etmek isteyen bir pozisyona işaret ediyor’ dedi
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başından itibaren Kürt Özgürlük Hareketi, sürecin baş müzakerecisi olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün tanınması ve özgürlük koşullarının sağlanmasının kırmızı çizgileri olduğunu açıkladı.
Ancak Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanı Hukuk Politikaları Başkanvekili Mehmet Uçum’un, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsüne ilişkin, “Hükümlü statüsü de değişmeyecek, infaz süresi de askıya alınmayacak. Öcalan, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu’nda diyelim ki koordinatör olarak görevlendirildi. Bu görevlendirme devlet ve toplumla bütünleşme perspektifi doğrultusunda terörün tasfiyesinde üstleneceği rolü yerine getirmek için sağlanan bir çalışma koşulundan başka bir şey değildir” ifadelerini kullanması meseleye bakış açısında iktidarın paradoksunu bir kere daha gözler önüne serdi.
1999 Barış Grubu’ndan Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) koordinatörü Yüksel Genç, Mehmet Uçum’un açıklamalarını ANF’ye değerlendirdi.
Özgürlük hareketi için Öcalan’ın özgürlüğü kırmızı çizgi
Yüksel Genç, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başından itibaren Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı sürecin temel yürütücüsü olarak kabul ettiğini ve özgür çalışma ve yaşam koşullarının sağlanmasını temel bir çizgi olarak benimsediğini ifade etti. Bu çizginin 12 Mayıs 2025’te kongre kararlarına dönüştürüldüğünü belirten Yüksel Genç, Cumhur İttifakı yöneticilerinin açıklamalarında kongreye büyük önem atfettiklerini dile getirdiklerini hatırlattı.
Yüksel Genç, Devlet Bahçeli’nin o dönemde “Kuşun bir kanadı tamamlandı, sıra ikinci kanadında” sözleriyle iktidarın atması gereken adımlara, yasal reformlara ve siyasi irade ortaya koyma sorumluluğuna ilişkin beklentilerini de ifade ettiğini anımsatarak şöyle devam etti:
“Hatta Devlet Bahçeli o dönem, ‘Kuşun bir kanadı tamamlandı, sıra ikinci kanadında’ diyerek iktidarın yapması gereken reformlara, yasal düzenlemelere ve göstermesi gereken siyasi iradeye ilişkin beklentilerini açıklamıştı. Ancak Kürt siyasal hareketi, sürecin başından itibaren Sayın Abdullah Öcalan’ın başmüzakereci olarak statüsünün tanımlanmasını ve özgür koşullarda çalışabilmesinin sağlanmasını hem temel bir çizgi hem de çatışma çözümünün gereği olarak ortaya koyarken iktidar kanadı, bu konuyu görünmez kılmaya ve süreç boyunca Sayın Öcalan’ın statüsünü bir hükümlünün statüsüne yakın tutmaya devam etti.”
Mehmet Uçum’un açıklamaları
Yüksel Genç, Mehmet Uçum gibi iktidar adına konuşan bazı kesimlerin bu konuda sorumluluktan kaçan, üstenci söylem kurma hallerinin aslında Kürt siyasetinin bu konu üzerinde gösterdiği iyi niyet alanının suiistimaline de yol açtığını kaydetti.
Mehmet Uçum’un son açıklamalarının, Kürt hareketi ile iktidar kanadı arasındaki mesafenin ne denli açık olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Yüksel Genç, bunun da iktidar kanadının sürecin başlangıcında ortaya koyduğu sözleri yerine getirme konusunda isteksiz olduğunun ve demokratik siyasetin önünü açma ve gerekli koşulları oluşturma konusunda niyetsizliğinin dışavurumu olarak değerlendirilebileceğini söyledi.
Yüksel Genç, Mehmet Uçum’un açıklamalarının aynı zamanda “çözümsüzlüğün silahsızlandırılması” olarak tarif edilebilecek, koşullu ve otoriter çatışma çözümü formunun en katı biçimiyle sürdürülmek istendiğine işaret ettiğine dikkat çekti.
‘Bu tür açıklamalar süreci provoke ediyor’
Yüksel Genç, silahtan demokratik siyasete geçişi sağlayacak olanaklar yaratılmadığı ve gerillanın gelişini sağlayabilecek tek aktör olan Abdullah Öcalan’ın koşulları dönüştürülmediği takdirde, sürecin ciddi anlamda dara gireceği uyarısında bulundu.
Yüksel Genç, şunları kaydetti:
“Bu açıklaması ve tutumu süreci provoke eden ve geren bir tutumdur. Şu anda iktidar adına yapılan her tür açıklama iktidarı siyaseten bağlar ama bir iktidar politikası olup olmadığını gösterecek şey uygulamalardır. Uçum gibilerin açıklamaları süreci geren, süreci kontrol etmek isteyen, süreç üzerindeki tekil angajmanı yürütmek isteyen ama aynı zamanda süreç ve gelişmeleri birlikte okuyarak, bölgesel bir sistemin kurulması için iktidarın öncülük rolünü kendine biçtiği bir pozisyona işaret ediyor. Dolayısıyla bütün bunları iktidar böyle yürütebilir ama süreç böyle yürümez zaten. Bu bir müzakeredir ve bu müzakerelerde karşılıklı germe olayı mümkündür. İktidarın sergilediği tutum başından beri demokratik çözümü değil, silahların susmasını arzu eden bir yerde odaklanmış durumda. Bu odaklanmanın getirdiği bir yaklaşımla çözüm olmaz.”
‘Sürece güvensizlik devam eder’
Yüksel Genç, Türkiye’de ifade, düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne dönük müdahaleler, hak ve özgürlükler alanındaki keyfî daraltmalar ve demokratik siyaset alanını dinamitleyen uygulamalar sürdüğü sürece güvencesizliğin de devam edeceğini vurguladı.
Bu güvensiz ortamda gerillaların silah bırakıp geleceğini düşünmenin gerçekçi olmayacağının altını çizen Yüksel Genç, şöyle devam etti:
“Gerillanın gelebileceği ortam yok henüz. Ben, hak, hukuk ve özgürlükler sahasına dönük bu keyfi daraltma yöntemlerinin, demokratik siyasetin neredeyse uygulanamaz hale getirilmesinin ve bunun düzenli bir biçimde yapılmasının bir nedeninin de belki de gerillanın gelişini arzu etmedikleri için olduğunu düşünüyorum. Uçum’un açıklamalarına bakıldığında, iktidar kanadının PKK’nin gerçekten silahlarını bırakmasını ve Türkiye’ye demokratik siyaset yapmak üzere dönmesini arzu etmediği izlenimi doğuyor.”
HABER MERKEZİ









