• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Zıtların diyalektik birliği

11 Mart 2025 Salı - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Abdullah Öcalan’ın çağrısı, iç içe geçmiş iki içerikten oluşuyor. Aktüel içerik, ya da “demokratik uzlaşı” savaşın sebebi olarak anti demokratik rejimden demokrasiye geçiş ve bu temelde savaşın sona ermesi için PKK’nin silah bırakması ve savaş koşullarında oluşmuş olan örgütsel formel yapısını feshetmesidir. İkinci içerik ise ilkelerle ilgilidir.

Bu ilkeler devletle ve milletle ilgilidir. “Demokratik uzlaşı ile ilkeler arasında bir çelişki var mı?” sorusunu bu yazıda ele alacağım.

Çağrıda tartışma yaratan hüküm ve cümle, “ulus devlet, federasyon, idari özerlik ve kültürel özerklik”le ilgili önemli bir hüküm ile, “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın” cümlesidir.

Burada biz, Mussolini’nin zindanından “mektuplar” yazan Gramshi’nin üslup tarzına benzer bir anlatım görüyoruz. Bunu şöyle açıklayabilirim:

Öcalan’ın paradigmalarında kilit öneme sahip kavram “demokratik ulus” kavramıdır. Bu kavram etnisite temelinde, devletlerin yukarıdan aşağıya doğru inşa ettiği ulustan farklı bir ulus kavramıdır. Devletin dışında aşağıdan yukarıya doğru büyük “kültürel devrimci süreç” boyunca, bu mücadeleye katılanlar hangi etnik kökene sahip olursa olsun, hangi dili konuşuyor olursa olsun, hangi dine ve mezhebe inanıyor olursa olsun, bütün kültürlerden ve cinsiyetlerden insanların “tek bir ulus” olarak inşa edilmesi söz konusudur. “Ulus” kendiliğinden doğan bir toplumsal gerçeklik değildir. Fransız devrimiyle ortaya çıkan ulus devletler öncesinde “ulus” yoktu. Ulus öncesi milliyetler, etnik gruplar vardı. Bunlar genellikle bir arada yaşıyordu. Ulus; devletler ya da onlara karşı mücadele eden politik güçler tarafından “birleştirilen insan topluluklarıdır.” Devletler ya da onlarla çatışan politik örgütler bu insan topluluklarını “etnik temelde” birleştirip, etnik temelde nasıl uluslar halinde inşa etmişlerse, devletlere karşı mücadele eden bir örgüt de, aynı insan topluluklarını etnik, dini, cinsel olmayan temelde “demokratik ulus” olarak aşağıdan yukarıya doğru, “birleştire birleştire” inşa edebilir ve etmelidir.

Demokratik ulus, gerçekte ulus olmayan ulustur. Bu demokratik ulusun devleti de, adem-i merkeziyetçi bir “devlet olmayan devlet” olacaktır.

Hiç kuşkusuz “demokratik ulus” bir günde, örneğin devlet kararıyla kurulmayacaktır. “Demokratik uluslaşma sürecinde” gerçekleşecektir. Demokratik uluslaşma Türkiye sınırları içinde tüm Türkiye nüfusunu henüz kapsamadan Kürdistan’da inşa edilme sürecine girmiştir. Öcalan’ın önderliğinde PKK, politik-askeri bir örgüt olarak Kürdistan’daki nüfusu, Kürt ulusu olarak değil, demokratik ulus olarak inşa etmeye başlamıştır. Rojava’da PYD de aynı inşa sürecine öncülük etmektedir.

Bu sürecin belli bir aşamasında, “demokratik ulusun” inşa edildiği her bölge, devlete karşı “devlet, federasyon, idari özerlik ve kültürel özerklik” temelinde “geçici” olarak elbette örgütlenmek isteyecektir. Kazanımlarını demokratik bir ülkede koruyabilir. Diktatörlük ya da “red ve inkarın” hüküm sürdüğü bir yerde, kendi öz savunması için, siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel bir yapıya ihtiyacı vardır. Ancak bu yapı etnisiteye dayanmıyor, “demokratik ulusa” dayanıyorsa, bu artık bir “etnik ulusun” kendi kaderini tayin etmesi olmayacak, o bölgede yaşayan bütün nüfusun oluşturduğu “demokratik ulusun”, “hakim ulusa karşı değil, anti demokratik devlete karşı kendi kaderini tayin etme biçimlerinden” biri olacaktır.

“Demokratik uluslaşma süreci” yayılıp, derinleşince, nihai olarak Türkiye’deki, Irak’taki, İran’daki ve Suriye’deki tüm nüfus, yeniden “demokratik ulus” olarak inşa edildiğinde, böylece devlet “ulus devlet” olmaktan çıktığında, ne ayrı devlete, ne ayrı federasyona, ne ayrı özek yönetimlere, ne de ayrı kültürel özerkliğe ihtiyaç kalmayacaktır. Böyle bir gelişme sürecinin sonucunda, demokratik ulusun inşasına öncülük eden parti ve tüm politik örgütler de, öncü olmaktan çıkacak, “toplumla ve devletle bütünleşecek”, bir bakıma “parti olmayan partiler” haline gelecektir. “Devletle bütünleşmenin” mevcut anti demokratik devletle bütünleşme olmadığını söylememiz bile gereksizdir.

Eğer Apocu paradigmayı böyle anlarsak, o zaman “Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır” cümlesinin derin bir içerik taşıdığını da anlamış oluruz.

Demokratik ulusa değil, etnisiteye dayalı “federasyon, özerklik” çözümleri “tarihsel toplum sosyolojisine” şundan dolayı cevap olamamaktadır: Çünkü etnisiteye dayalı federasyon ya da idari ve kültürel özerklik, bir “ulus devlet” maketidir, kendiliğinden “ulus devlete” dönüşme potansiyeli taşımaktadır. Türk ulus devleti, İran ulus devleti, Irak ulus devleti ve Suriye ulus devleti nasıl “tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamışsa”, ulus devlet potansiyeli taşıyan, etnisiteye dayalı federasyonlar da idari-kültürel özerk yönetimler de tarihsel toplum sosyolojisine cevap olmayacaktır. Her ulus devletin içinde, her ulusa dayalı federasyonun içinde, her ulusa dayalı idari-kültürel özerk yapının içinde o ulustan, dinden, mezhepten olmayan toplumsal gruplar olduğuna göre, bu yapılar tarihsel toplum sosyolojisine, yani insanların birlikte yaşayabileceği bir yapıya cevap olamayacaktır.

Uzun zamandır yazdığım gibi, bu ulusa dayalı tüm devletler, şu anda küresel emperyalizm sisteminde hepsi birer bölgesel emperyalist devletlerdir ve ayrılarak kurulacak olan ulus devletler de, devlete dönüşecek olan federasyonlar, idari ve kültürel özerk yönetimler de, perspektif olarak, bugün için aynı karakteri taşıyacaktır. Sonuç tüm ulusa dayalı yapılar arasında pazar kavgaları ve savaşlardır.

Bu kadar teorik tartışma yeter.

Benim görüşüme göre, çağrı, bir yanıyla devlet ve PKK arasında politik bir uzlaşmayı içerirken, diğer yanıyla Apocu paradigmalara tutarlı olarak dayanmaktadır.

O nedenle birçok Kürdistanlı siyaset insanı çağrıyı “manifesto” olarak tanımlarken, sanırım çağrının özünde “gizli” olarak dile getirilmiş olan düşünceleri kast etmektedir.

Ben bu çağrının mantıksal örgüsünü, Antonio Francesco Gramsci’nin “Hapishane Mektuplarında” kullandığı “gizil” üslubun benzeri bir mantıksal örgü olarak görüyorum. “Dışı demokratik uzlaşma”, “İçi uzlaşmasız düşünce” olan bir harika çağrıyla karşı karşıyayız. Uzlaşmayla uzlaşmasızlığın diyalektik birliğinden söz etmiş oluyorum.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

DİSK-AR: Emekli ikramiyesi 13 bin TL olmalı

Sonraki Haber

Haftanın öne çıkan kitapları

Sonraki Haber

Haftanın öne çıkan kitapları

SON HABERLER

İngiltere’nin Tahran Büyükelçiliği geçici olarak kapatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Hillary Clinton, Epstein dosyası kapsamında 6 saat ifade verdi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Cumhurbaşkanı Kararı’yla 21 ilde bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Birçok ülkeden, vatandaşlarına İran’ı ‘en kısa sürede’ terk etme çağırısı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Qamişlo’da tutsak ailelerinden çağrı: Çocuklarımız derhal serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Uluslararası Hukuki Misyon: Türkiye’de kalıcı barış için açık ve şeffaf hukuki çerçeve şart

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Tom Barrack, Nuri Maliki Bağdat’ta ile görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
27 Şubat 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır