• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Eylül 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Zülfü Livaneli: En baştan beri rüyamız barış

2 Eylül 2026 Çarşamba - 09:36
Kategori: Güncel, Manşet

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuşan Zülfü Livaneli, ‘Barış elbette hepimizin çok onayladığı, istediği bir şey; bir an önce olsun, silahlar sussun ve analar evlatlarına kavuşsun. Bu, bizim baştan beri dileğimiz, rüyamız hatta’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne destek mesajları gelmeye devam ediyor. Müzisyen ve yazar Zülfü Livaneli, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin daha güçlü sahiplenilmesi için iktidarın somut adımlar atması gerektiğini belirtti.

Kültür-sanat alanının barışla ilişkisinin önemini vurgulayan Zülfü Livaneli, “Kültürle barış ilişkisi zaten kopmaz bir ilişkidir. Kültür, başlı başına bir barış eylemidir. Kültür alanındaki çalışmalar böyledir. Savaşı kışkırtmak, savaş kültürü oluşturmak gibi bir sanat anlayışı zaten olamaz; onu sanattan saymıyoruz. İnsanları ajite edip ölüme yollamak, genç insanları ölüme göndermek sanat değildir. Sanat, bütün dallarıyla birlikte barışa hizmet eder, etmelidir daha doğrusu. Tarihe baktığımız zaman da her zaman barışı savunan şairler, yazarlar, filozoflar kalmıştır bu dünyada; ötekiler kalmamıştır” dedi.

Nefreti körükleyen yaklaşımlara tepki gösteren Zülfü Livaneli, sanatın insanın içindeki iyilik duygusunu ortaya çıkardığını belirterek şöyle devam etti:

“Sanat, insan yüreğine güvenmek demektir. İnsan yüreğinin derinliklerinde birtakım iyilik kıvılcımları olduğunu görmektir. En kötü insanda bile. Yaşar Kemal’in dediği gibi, en kötü insanda bile yüreğinde bir iyilik tohumu olduğunu görmektir. Sanat bunu bir nevi provoke eder. Yani Charlie Chaplin’in ‘Ben bir barış kışkırtıcısıyım’ dediği gibi, o barışı kışkırtır; barış duygularını, insani duyguları, insan olmayı hatırlatır.

İnsan olmanın birinci şartı da empatidir. Kendi acını duyuyorsun ama karşıdakinin acısını da duyacaksın. Bunu duyamadığın zaman zaten yok olur. Ama medyanın dilinde bunları duyamıyorsun, politikacıların dillerinde bunu duyamıyorsun. Sadece birer rakama indirgeniyor her şey ve ideolojik yorumlanıyor.

Ama sanatçılar, karşıdakinin de bir insan olduğunu, acı çektiğini, düşündüğünü, ailesinin olduğunu sana gösterdiği zaman inanılmaz bir şey ortaya çıkıyor. Yani ‘100 bin kişi öldürüldü’ haberi bir şey ifade etmiyor. Ama bir kişinin, bir ailenin başına gelenleri iyi bir sanat eseriyle gösterdiğiniz zaman herkesin yüreği sızlıyor.

Bu bakımdan sanat ve kültür çok önemlidir. Ve bütün halkların kültürleri, istisnasız bütün halkların dünyadaki kültürleri saygıdeğerdir. Çünkü yüzlerce, binlerce yıldan akıp gelmektedir. Bu kültürlere saygı duyarak ve o insanlara -hangi kültürden olursa olsun- kültürüyle, diliyle, müziğiyle hitap edebilmek bizim dünyadaki en büyük kurtuluşumuz olacaktır herhalde.”

‘En baştan beri dileğimiz barış’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde sanatçı ve aydınların rolünü sorduğumuz Zülfü Livaneli, iktidarın da görevini hatırlatarak şunları söyledi:

“Evet, şimdi mutlaka bir ülkenin aydınları, sanatçıları sorumluluk hissettiği zaman toplumla yakınlaşıyor. Biz tabii yıllarca, biliyorsunuz, bu konularda çok basın toplantıları yaptık, imza kampanyaları yaptık. Duruşma salonlarına gittik; Yaşar Kemal, Mehmet Uzun ve rahmetli bütün dostlarımızla. Yunanlarla apayrı bir şey yürüttük. Ermeni dostlarımızla yaptık ve böyle, yani ezilen herkesin yanında olduk. Bugün de olabilir fakat bugün tabii iş daha karmaşık. Daha siyasi, daha karmaşık. İnsanların kafasında birtakım bulanıklıklar var. Barış elbette hepimizin çok onayladığı, istediği bir şey; bir an önce olsun, silahlar sussun ve analar evlatlarına kavuşsun. Bu, bizim baştan beri dileğimiz, rüyamız hatta.

‘Topluma güven verecek adımlar atılmalı’

Ama mesela hepimizi rahatlatacak, topluma güven verecek adımlar olabilir. O adımlardan birisi de şudur: Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması. Şimdi böyle bir şey olduğu zaman toplum daha çok güvenir bu olaylara. Çünkü bir yandan bu görüşler, aflar falan hayata geçerken, Demirtaş gibi barışı savunmuş bir siyasi liderin kaç yıldır içeride olması bir çelişki yaratıyor. Bu çelişkiler de insanların kafalarını bulandırıyor doğrusu.

‘Barışı görmeden ölmeyeyim diyordum, inşallah göreceğiz’

Ama gene de barış barıştır. Barıştan daha güzel bir söz yoktur dünyada. Ve yani ölüme, öldürmeye dayalı birtakım tedbirler, birtakım çatışmalar, harpler yerine o güzel barış günlerinin gelmesini yüreğimin derinliklerinden istiyorum. Bu benim hayat rüyamdır. ‘Bunu görmeden ölmeyeyim’ diyordum. 80 yaşıma geldim, inşallah göreceğiz.”

‘Rahatlatıcı eylemler şart’

Zülfü Livaneli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısını sevindirici bulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Şimdi biliyorsunuz, İngiltere’de IRA ile barış yapıldı, İspanya’da Bask’ta barış yapıldı. Bu böyledir zaten. Yıllarca yazdık: ‘Bunun tek yolu müzakeredir, başka bir şey değildir’ diye. Çok fazla acı çekildi, çok fazla kayıp verildi, çok insan öldü. İşte o genç çocuklar… Yani askerler, o dağdakiler, diğerleri… Hep böyle evlatları birbirine kırdırdılar.

Şimdi bu noktada elbette ki o şiddetin, çatışmanın, silahın yerini barışın alması çok sevindiren bir şey. Ama dediğim gibi, şu anda kafalarda ve vicdanlarda bir karışıklık var, bunu hissediyorum. Bunun giderilmesi için rahatlatıcı eylemler lazım. Ve dediğim gibi, buna da Selahattin Demirtaş’ı serbest bırakarak başlamak lazım. Şahsi kanaatim budur.”

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Mustafa Karasu: Önder Apo ile yüz yüze görüşmeler olmalı

Sonraki Haber

Şiyar Be Platformu 4 bin kişiyle görüştü: Amed’de temel sorun uyuşturucu

Sonraki Haber

Şiyar Be Platformu 4 bin kişiyle görüştü: Amed'de temel sorun uyuşturucu

SON HABERLER

‘Kalıcı barış için kadınlar karar mekanizmalarında yer almalı’

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

Şiyar Be Platformu 4 bin kişiyle görüştü: Amed’de temel sorun uyuşturucu

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

Zülfü Livaneli: En baştan beri rüyamız barış

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

Mustafa Karasu: Önder Apo ile yüz yüze görüşmeler olmalı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

ABD’den İran’a hava saldırısı: 5 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

Silivri açıklarında 2 ticari gemi çarpıştı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

İmralı’da yeni dönem

Yazar: Yeni Yaşam
2 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır