1001 İmzacı’larından Avustralya Alevi Bektaşi Genel Başkanı Suzan Saka, ‘Eşit yurttaşlık diyorsak bu sadece sözle olacak bir şey değil. Yani gerçekten de herkesin kendi anadiliyle, kendi kimliğiyle, kendi yaşam biçimiyle, kendi duruşuyla hiçbir diğer ırklardan, diğer inançlardan farklı olmadığını bir kere kabul edilmesi gerekiyor’ dedi
Kürt meselesinin demokratik çözüm arayışlarına katkı sunmak amacıyla hazırlanan “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” deklarasyonu 12 Eylül’de İstanbul’da kamuoyuna açıklandı.
Silahsızlanma, eşit yurttaşlık, anadilinde eğitim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması ve “umut hakkı”nın hayata geçirilmesi taleplerinin öne çıktığı deklarasyonun imzacılarından Avustralya Alevi Bektaşi Genel Başkanı Suzan Saka, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
Kürt meselesinin demokratik çözümünün demokratikleşmenin önünü açacağını belirten Suzan Saka, bunun için anayasal değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledi. Başta Kürt ve Aleviler olmak üzere dışlanan tüm kesimlerin eşit yurttaşlık haklarının güvence altına alınması gerektiği ifade eden Suzan Saka, somut adımların atılması gerektiğine dikkati çekti.
Türkiye’de demokratikleşmenin farklı toplumsal kesimlerin haklarının tanınmasıyla mümkün olabileceğinin altını çizen Suzan Saka, Alevilerin inanç özgürlüğü, kadınların yaşam hakkı, emek, ekoloji ve siyasi haklar başta olmak üzere birçok alanda eş zamanlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
‘Demokratik bir toplumun koşullarının henüz sağlanmadığını gösteriyor’
Demokratik Cumhuriyet’in inşası için mevcut sorunlarla yüzleşilmesi gerektiğini dile getiren Suzan Saka, “Alevi kurumlarının temsilcilerinden biri olarak cemevlerimizin hala yasal statüye kavuşmamış olmasını ve inanç merkezleri olarak tanınmamasını önemli bir sorun olarak görüyorum. Okullarda din derslerinin diğer bilimsel ve sosyal derslere kıyasla ağırlığının artması, Alevi çocuklarının kendi inançlarını ve ritüellerini öğrenememesi, demokratik bir toplumun koşullarının henüz sağlanmadığını gösteriyor” diye belirtti.
‘Temkinli yaklaşmakta fayda görüyorum’
Cezaevindeki siyasetçilerin serbest bırakılması, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenlerin görevlerine iade edilmesi ve kadınların yaşam hakkının korunması gibi adımların atılması gerektiğini söyleyen Suzan Saka, “Her gün kadın cinayetleriyle karşılaşıyoruz. Bu, patriyarkal sistemin bir göstergesi. Kadınların siyasetten toplumsal yaşama kadar her alanda söz sahibi olduğu bir düzen kurulmalı. Ekoloji, emek ve yerel yönetimler de bu sürecin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Benim de imzacısı olduğum 1001 İmzacı girişiminin demokratikleşme adına umut verici adımlar atması önemli. Ancak bu adımların sonuçlarını aşama aşama görmemiz gerekiyor. Aksi takdirde bütün bunlar bir hayalden öteye geçmeyecek. Bu nedenle temkinli yaklaşmakta fayda görüyorum” ifadelerini kullandı.
‘Eşit yurttaşlık hakkı sağlanmalı’
Cumhuriyetin demokratikleşmesi için eşit yurttaşlık hakkının sağlanması gerektiğini dile getiren Suzan Saka, “Sonuçta eşit yurttaşlık diyorsak bu sadece sözle olacak bir şey değil. Yani gerçekten de herkesin kendi anadiliyle, kendi kimliğiyle, kendi yaşam biçimiyle, kendi duruşuyla hiçbir diğer ırklardan, diğer inançlardan farklı olmadığını bir kere kabul edilmesi gerekiyor. Kürtçenin kamusal alanda, eğitimde ve hastanelerde özgürce kullanılabilmesi gerekiyor. Anadil hakkını bugün 21’inci yüzyılda hala konuşuyor olmak büyük bir ayıp. Her bireyin diliyle, inancıyla, kültürüyle ve cinsel yönelimiyle yaşama hakkı olduğuna inanıyorum” dedi.
‘Benim için en önemli kriter, somut bir adımın atılması’
Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda dile getirilen taleplerin hayata geçirilmesinin önemine değinen Suzan Saka, demokratikleşme sürecinde mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Konferansta demokratikleşme taleplerinin ve bu taleplerin altyapısının oluşturulduğunu söyleyen Suzan Saka, “Önemli olan, iktidarın ve devlet organlarının bu talepleri nasıl hayata geçireceği ve demokratikleşmeye nasıl yaklaşacağı? Benim için en önemli kriter, somut bir adımın atılması. Ancak bunun için mücadele alanlarımızı terk etmememiz, bilinçli ve uyanık olmamız gerekiyor. Hak, adalet, hukuk ve eşit yurttaşlık taleplerimiz doğrultusunda mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bu mücadele hukuksal, siyasal, medyatik, diasporada ve uluslararası boyutta devam etmeli” diye belirtti.
‘Barışın bütün alanlara yayılması gerekiyor’
Demokratikleşmenin olabilmesi için hukukun işlemesi gerektiğini ve siyasi baskıların sona ermesi gerektiğinin altını çizen Suzan Saka, muhalefete dönük baskıların da son bulması gerektiğini aktardı. Barışın yalnızca taraflar arasında değil, halklar arasında da tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Suzan Saka, “Barış çok kıymetli, her şeyden daha kıymetli, hatta en haklı savaştan bile çok daha kıymetli. Fakat barış tek taraflı olmaz. Barışın bütün alanlara yayılması, halkların da birbiriyle barışması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Suzan Saka, yüzleşmenin sağlanması gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Cumartesi Anneleri’nden 90’lı yıllarda evlatlarını kaybeden ailelere, kayıpların mezar yerlerinin bulunmasına ve insanların yas tutma hakkına kadar bütün sorumlulukların yerine getirilmesi gerekiyor. Alevi katliamları, Dersim, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları dahil olmak üzere geçmişle yüzleşilmesi şart. Demokratikleşmek istiyorsak yalnızca söylemlerle yetinmemeli, Kürt meselesiyle birlikte bütün sorunlarla yüzleşmeli ve hakikatin ortaya çıkmasını sağlamalıyız. Ancak bu şekilde demokratikleşme sürecinin hızlanacağına inanıyorum.”
Kaynak: MA








