Kayıp yakınları ve İHD üç kentte düzenledikleri eylemlerle Muhyettin Taşkesen, Abdurahim Demir ve Metin Kıratlı’nın akıbetini sordu
Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemler bu hafta da Amed, Êlih ve Colemerg’de devam etti.
Amed
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla sürdürdükleri eylemlerinİ 913’üncü haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde sürdürdü. Eyleme siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile kayıp yakınları katıldı. “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” yazılı pankart açılırken, kayıp yakınları, kaybedilenlerin fotoğrafları taşıdı.
Bu hafta Mûş merkeze bağlı Anzar (Konukbekler) Belde’sinde 8 Temmuz 1993’te infaz edilen Muhyettin Taşkesen’in hikayesi okundu. Hikaye öncesi konuşan İHD Bölge Sorumlusu Tahir Saçaklı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında atılan adımları değerlendirerek, “Bu topraklarda barışın gelmesini istiyoruz. Eksikliklere rağmen biz çıkan yasayı olumlu görüyoruz. Bu yol uzun bir yoldur. Bu yasaların tamamen değişmesi gerekir. Cezasızlık politikası ortadan kaldırılmalı. Kayıplar için açılan komisyonlar tüm suçluları bulmalı” dedi.
Bu toprakların büyük acılar yaşadığını, çok kan döktüğünü söyleyen Saçaklı, “Yaralı gönüller onarılmalı. Bu sağlanmadığı sürece annelerin acıları dinmeyecek. Atılan adımları olumlu görüyoruz ama daha cesur adımlar atılmalı. Tüm acılar son bulmalı. Bizler kayıpların failleri, mezar yerleri bulunmasını istiyoruz” dedi.
Ardından İHD Amed yöneticisi Yahya Polat, Taşkesen’in hikayesini okudu. Muhyettin Taştekin’in oğlu Nihat Taştekin’in anlatımıyla okunan hikaye şöyle:
“8 Temmuz 1993 tarihinde, saat 21:30’da, uzun namlulu silahlarla donanmış 5-6 kişilik bir grup köyümüze geldi. Grubun içinden biri evimize girdi. Bu sırada grubun diğer üyeleri kapımızda bekliyordu. Bu kişi evimize girdi ve 60 yaşındaki emekli İmam Muhyettin Taştekin olan babamı evden çıkarıp bahçemize götürdü. Bu süre zarfında babam dışında kimse dışarı çıkmadı.
Babam evden çıkarıldıktan bir süre sonra, çok sayıda silah sesi duyuldu. Silah sesleri kesildikten sonra dışarı çıktığımızda, babamı bahçemizde kanlar içinde yatarken ve silahlı grubun Jandarma Alayı Karargahına doğru kaçtığını gördük. Evimiz ile Alay Karargahı arasındaki mesafe yaklaşık 800 metreydi. Bu olaydan önce babam sivil polis memurları tarafından takip ediliyordu.
Babam, yaşadığımız bölgedeki en tanınmış ve etkili Kürt şahsiyetlerinden biriydi. 1990 yılında Avrupa’ya gitti ve orada Kürt demokratik siyasetine katıldı. Öldürülmeden kısa bir süre önce Almanya ve Fransa’dan ayrılmıştı. Babam köye döndükten bir ay geçmeden infaz edildi. Bir keresinde babam sivil polisler tarafından takip edilirken onunla birlikteydim. Ve bu kovalamacaya bizzat şahit oldum.
Babamın öldürülmesinden iki gün sonra TRT televizyonu, babamın PKK tarafından idam edildiğini duyurdu. PKK daha sonra olayla hiçbir ilgilerinin olmadığını belirten bir açıklama yayınladı. Babamın öldürülmesinin ardından düzgün bir yargılama süreci yürütülmedi.”
Êlih
İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 749’uncu haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylemde 17 Ağustos 1995’te Weranşar (Viranşehir) ilçesinde otobüsten indirilerek gözaltına alınan ve kendisinden haber alınamayan Abdurrahim Demir’in hikayesi okudu.
İHD Yönetcisi Zana Yücel Bozkurt tarafından okunan hikaye şöyle:
“Bu hafta 17 Ağustos 1995 tarihinde Viranşehir karayolu üzerindeki Şavelat Jandarma Karakolu’nda gözaltına alındıktan sonra kendisinden haber alınamayan Abdurrahim Demir’in akıbetini sormak için toplandık. Kayıp Abdurrahim Demir ’in ailesinin anlatım ve beyanlarına göre; 22 yaşındaki Abdurrahim, Mardin İli Ömerli İlçesinde ikamet ediyordu. 17 Ağustos 1995 tarihinde Adana’da ikamet eden yakınlarını ziyaret etmek üzere yola çıkar. Kızıltepe-Viranşehir karayolu üzerinde bulunan Şavelat Jandarma kontrol noktasında, otobüsten indirilerek gözaltına alınır. Gözaltına alındığına tanıklık edenler, Demir’in Şavelat Jandarma Karakoluna götürüldüğünü söyler.
Akşama doğru bir karakol görevlisi, telefonla arayarak anne Kesire Demir’e ‘Oğlunuz Abdurrahim, Şavelat Jandarma Karakolunda, gelip alabilirsiniz’ der. Kesire anne, “Benim kimsem yok, ben gelemem, oğlumun okuma yazması var, bırakın kendisi gelir,” der. Abdurahim’in bırakıldığını düşünen anne Kesire Demir, iki gün sonra Adana’daki akrabalarını aradığında oğlunun Adana’ya gitmediğini öğrenir.
Kesire Demir oğlunun bir fotoğrafını yanına alarak evlerinin yakınında bulunan Merkez Çarşı Karakolu’na gider. Görevliler oğlu hakkında kendisine hiçbir bilgi vermeden evine dönmesini ister. Abdurrahim’in yakınları 4 gün sonra Şavelat Karakoluna gider. Karakoldaki görevliler akrabalarından birine ‘Biz böyle birini almadık, böyle biri bizde yok’ der. Abdurrahim’in ailesi resmi kurumlara başvurularda bulunur ancak başvurular sonuçsuz kalır.
Demir ailesi 24 Şubat 1997’de İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurur. İHD, Demir’in akıbetini öğrenmek için hukuki tüm girişimlerde bulunur, ancak hiçbir sonuç alınamaz. Aradan geçen zamana rağmen, Demir’in akıbeti hala meçhul.
Susmak, failleri cesaretlendiren politik bir tercihtir, susmayacağız. Adalet ve hakikat arayışımızda dün olduğu gibi bugün de ısrarcı olacağız. İnsanlık onurunu her daim sahipleniyor olacağız. Bizler; hukukun işlemesini ve adaletin sağlanmasını talep ediyoruz. “
Colemêrg
İnsan Hakları Derneği (İHD) Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 239’uncu haftasında 18 Nisan 1992’de Gever’de askeri birlikten açılan ateş sonucu yaşamını yitiren 10 yaşındaki Metin Kıratlı’nın akibetini sordu. Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ilçesinde yer alan Sanat Sokağı’nda yapılan basın açıklamasına kentte bulunan siyasi parti ve demokratik kurum temsilcileri katıldı. Açıklamada, faili meçhul şekilde katledilenlerin fotolarının taşındığı açıklamada konuşan İHD Colemêrg Eşbaşkanı Sibel Çapraz, cezasızlık politikalarının hala sürdüğüne dikkat çekti.
Kaynak: MA









