• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

32 yıl sonra kurulan taziyenin hikâyesi: Çocuklarımızın yasını tutmaya devam edeceğiz

2 Temmuz 2026 Perşembe - 10:58
Kategori: Güncel, Manşet

Çıkan bir çatışmada yaşamını yitiren kuzeni Rıdvan Arslan’ın ‘Welat’ kod adını alarak PKK’ye katılan Mesut Cemal Arslan’ın yaşamını yitirdiği haberi ailesine 32 yıl sonra ulaştı. Üç oğlunu ve yakınlarını yitiren 72 yaşındaki Rukiye Arslan, ‘Aradan kaç yıl geçerse geçsin çocuklarımızın yasını tutacağız. Onların anısını yaşatacağız. Bütün yaşamını yitirenlerimizi bir araya getireceğiz ve onların anısıyla yaşayacağız’ dedi 

Kürdistan’da devletin yıllarca sürdürdüğü baskı politikaları nedeniyle göç etmek zorunda kalan binlerce aileden biri de Arslan ailesi oldu. Ailenin hikayesi, Kürdistan’da son 50 yılda baskı ve zulüm politikalarına karşı verilen mücadelenin adeta özeti gibi.

Arslan ailesi, Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesine bağlı Êrs köyünden 1952 yılında imamlık yapan Mela Abdulrezak Arslan ve kardeşlerinin görevi nedeniyle Wan’a taşındı. Çatışmalı sürecin ve devletin baskısıyla birlikte ailenin bir kısmı Sêrt’e, bir kısmı Wan’a göç etti, kimi ise Rojhilat Kürdistan’a geçti.

Ailenin en büyük çocuğu İbrahim Arslan (Numan), Eskişehir Üniversitesi Maliye Bölümü’nü kazandı. 1989 yılında üniversitedeki ilk yılını tamamladıktan sonra 15 günlük tatil için memleketine döndü. Burada kardeşi İsmail (Zana) ile kuzenleri Serhat (Gabar) ve Rıdvan (Welat) ile bir araya gelerek, PKK saflarına katılma kararı aldı. Bu karardan 3 ya sonra çıkan bir çatışmada İsmail ve Rıdvan Arslan yaşamını yitirdi. İsmail’in ardından İbrahim Arslan da 1992 yılında Qers’in (Kars) Qamuşan (Sarıkamış)ilçesinde çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. İlk olarak burada defnedilen İbrahim’in cenazesi, aileye haber verilmesinin ardından alınarak Wan’da yeniden toprağa verildi.

Devlet baskısı arttı  

İki oğlunu kaybeden Yahya Arslan ve ailesinin üzerindeki devlet baskısı bu süreçten sonra daha da arttı. Baba Arslan oğlu İbrahim’in yaşamını yitirmesinden iki yıl sonra tutuklandı ve üç yıl cezaevinde kaldı. Baba Arslan tahliye edildikten sonra da baskı ve tehditlere maruz kaldı. Yahya Arslan baskılara karşı çocuklarının izinden giderek Kürt Özgürlük Hareketi’ne katıldı. Katılım yaptıktan sonra Rojhilat Kürdistan’a geçti. Burada yapılan bir eylem sonucu tutuklandı. Bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye olan baba Yahya Arslan, sağlık sorunları nedeniyle Mersin’deki evine yerleşti. Kanser teşhisi konulan Yahya Arslan, kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Yahya Arslan’ın yaşamını yitirmesinin ardından bu kez bir diğer oğlu Rojhat Arslan da (Welat) 1994’te PKK’ye katıldı, 2001’de çıkan bir çatışmada ise yaşamını yitirdi.

Aile, İsmail ve Rojhat Arslan’ın cenazesini halen alamazken, İbrahim Arslan’ın cenazesini alıp Wan’da defnetti.

3 oğlunu yitirdi  

Rukiye Arslan’ın 7 çocuğundan geriye sadece 2’si yanında kaldı. Bir kızı evlenirken, 3 oğlu Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde de yaşamını yitirdi, bir oğlu da baskılardan dolayı Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı. Rukiye Arslan tüm yaşadıklarını not almak için de günlük tutmuş. Günlüğün en çarpıcı notlarından birisi de çocuklarının yaşamını yitirmesini rüyasında görmek olmuş.

Rıdvan’ın adını aldı  

Ancak  RukiyeArslan ailesinin hikâyesi burada da sona ermedi. Rukiye Arslan’ın kendi sütünü verdiği, öz evladı gibi büyüttüğü eşinin yeğeni Mesut Cemal Arslan yıllar sonra PKK’ye katıldı. Mesut Cemal Arslan amcaoğlu Rıdvan’ın “Welat” kod adını alarak, O’nun mücadelesini yerde bırakmadı.  Mesut’tan bir yıl sonra yani 1994’te katılım yapan Rojhat Arslan’da Mesut’un “Welat” kodunu alarak mücadelede yerini aldı.

32 yıl sonra haber geldi

Mesut Arslan’ın anne ve babası yıllarca oğullarından gelecek bir haberi bekledi. Ancak ikisi de O’ndan bir haber alamadan yaşamını yitirdi. Mesut Arslan’ın yaşamını yitirdiği haberi 32 yıl sonra (2026) akrabalarına verildi.

Aradan geçen onca yılın ardından Wan’ın Selimbey Mahallesi’ndeki Hayratiye Camii’nde Mesut Arslan için taziye kuruldu. Taziyede en ağır yükü taşıyanlardan biri yine 72 yaşındaki Rukiye Arslan’dı. Evinin duvarlarında çocuklarının ve yeğenlerinin fotoğrafları asılıydı. Fotoğrafların üzerinde “Büyük bir amaç uğruna ölmek her zaman yaşamaktır” sözleri yer alıyordu.

Hemen yanında ise şu dizeler dikkat çekiyordu:

“Yarına uzanmış sağlıklı bir dal gibi uzuyoruz, yarıp çıkacağız bu taş yığınını, yaşanılan hiçbir şeyi unutmadan, gelişerek, büyüyerek, görerek; her şeyi yaşamak bir görevdir artık. Kırılmadan, küsmeden, düşmeden toprağa…”

Bu dizeler, evin duvarlarında yalnızca bir şiir değil; verilen bedellerin, kayıpların ve yıllardır süren mücadelenin sessiz tanığı olarak duruyordu.

Barış Annesi olarak mücadele ediyor  

Verdiği bedellere rağmen Rukiye Arslan mücadelesini 16 yıldır Barış Annesi Üyesi olarak sürdürüyor. Bu süre zarfında defalarca gözaltına alındı ve meme kanserine yakalandı. İlaç tedavisi gören Rukiye Arslan, bir yandan hastalığıyla mücadele ederken, diğer yandan da gidenlerin geriye bıraktığı direnişi ve mücadeleyi son nefesine kadar sürdürmekte kararlı.

Rukiye Arslan, 32 yıllık taziyenin hikayesini ve ailesinin mücadelesini, direnişini anlattı.

‘Yönlerini Kürdistan dağlarına çevirdiler’

Özgürlük mücadelesi ile tanıştığı dönemleri anlatan Rukiye Arslan, şunları söyledi:

“O zamanlar PKK henüz yoktu; Ala Rizgarî, Özgürlük Yolu, DDKD ve KUK vardı. Bu örgütler daha çocuklarımız büyümeden ailemizin içinde yer alıyordu. Dayılarımın çocuklarının hepsi bu Kürt örgütlerinde yer alıyordu. Kuzenim Enver eve Lenin ve Marksizm üzerine birçok kitap getirirdi. Ailedeki mücadele büyüklerle başladı ve sonra küçüklere geçti. Daha sonra çocuklarım İbrahim, İsmail, Rojhat ve dayılarımın çocukları İshak ile Yusuf, yurtseverlik ruhuyla büyüyerek ailelerinin mücadelesinin izinden gittiler. Çocuklarımın mücadelesi de böyle başladı. Çocuklarım okula gidiyordu. İbrahim liseyi bitirdi ve üniversiteye geçti. Ferhat, Rıdvan, İsmail ve İbrahim çıktıkları 15 tatilde kendi aralarında toplanıyorlar,  karar alıyor ve ardından yönlerini Kürdistan dağlarına çeviriyorlardı. İsmail çok zeki biriydi ve okulun en başarılı öğrencisiydi. Bu yüzden PKK saflarına katıldığında ‘Zana’ kod adını aldı. İsmail Wan’daydı, diğerleri de Wan’a gelip onunla birlikte katıldı. Bir süre haber alamadık ve sonra onların katılım yaptığını öğrendik.”

3 ay sonra yaşamını yitirdi

Çocuklarının katılımından sonra devletin aile üzerindeki baskılarının da arttığını ifade eden Rukiye Arslan, “Daha öncesinde de devlet sürekli evimize baskın yapıyor ve çocuklarımızı gözetim altında tutuyordu. İki çocuğumuzun katılmasından üç ay sonra İsmail ile Rıdvan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Fakat bize haber verilmedi. Bana ‘Rıdvan şehit düştü’ dediler, Rıdvan’ın annesine ise ‘İsmail şehit düştü’ dediler. Onların ölümünden sonra devlet evlerimize baskın yaptı, bütün aile bireylerini topladı ve sorguya aldı. Orada Rıdvan ile İsmail’in yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Fakat ben yine de İsmail’in öldüğünü öğrenemedim, kimse bana söylemedi” diye belirtti.

2 oğlunun ölüm haberini aynı gün aldı

Aynı gün 2 oğlunun yaşamını yitirdiğini haberini aldığını ve bunun tarif edilemeyecek kadar büyük bir acı olduğunu kaydeden Rukiye Arslan, şöyle devam etti:

“1992 yılında İbrahim de yaşamını yitirdi. Onun ölümünde de devlet babasını emniyete götürdü. Emniyette İbrahim’in fotoğrafını göstererek, ‘Oğlun Kars’ın Sarıkamış ilçesinde öldürüldü’ dediler. Babası fotoğrafa bakıp, ‘Evet, bu benim oğlum’ dedi. Daha sonra ailece Sarıkamış’a gittik. Orada defnedilmiş olan İbrahim’in cenazesini çıkarıp Van’a getirdik ve yeniden defnettik. Benim için en acı olan şey ise İbrahim’in defin töreninde İsmail’in de yaşamını yitirdiğini öğrenmem oldu. Aklım durdu. Aynı gün iki çocuğumun ölüm haberini aldım. Onların ölümünden sonra devlet her gün evimize baskın yapıyor, babalarına ölüm tehditleri savuruyordu.”

Eşi ve oğlu katılım yaptı

Devletin baskı ve tehditlerinden sonra eşinin de PKK’ye katıldığını belirten Rukiye Arslan, babadan sonra oğlu Rojhat’ın da katılım yaparak yönünü dağlara verdiğini söyledi. Rukiye Arslan, “Eşim tehditlerden sonra gözaltına alındı. Üç yıl cezaevinde kaldıktan sonra katılım yaptı. O dönemde birçok insan öldürülüyor ya da kaybediliyordu. O da 1992 yılında gidip PKK’ye katıldı. Eşimden sonra oğlum Rojhat da katıldı. Rojhat daha önce sürekli bana, ‘Anne, gidip babamı göreceğim’ derdi. Benim nasıl tepki vereceğimi beklerdi. Ben de ona, ‘Oğlum, gitmek o kadar kolay değil, gidersen artık geri dönemezsin’ derdim. O ise, ‘Hayır, gidip babamı göreceğim ve geri döneceğim’ derdi. Rojhat da gittikten sonra devlet aile üzerindeki baskısını daha da artırdı. Her gün gelip bana çocuklarımı ve eşimi soruyorlardı. Daha sonra kalan oğlum İshak da tutuklandı ve üç yıl cezaevinde kaldı” diye kaydetti.

‘Ülkeleri için gittiler’ 

Çocuklarının halkının özgürlüğü için gittiğinin altını çizen Rukiye Arslan, “Çocuklarımız ülkeleri için gittiler. İnsanlık zulüm ve baskı altında kalmasın diye gittiler ve bu uğurda  kanlarını döktüler. Barış sağlandığında onların ruhu da huzur bulacaktır. Çocuklarımdan sonra eşimin yeğeni Mesut Arslan (Welat) da katıldı. Mesut Mersin’den giderek PKK’ye katıldı. Devletin üzerimizdeki baskıları artınca Mesut’un ailesi göç ederek Mersin’e gitti. Mesut’un bir ağabeyi de askere gitmişti orada kayboldu ve 7 yıl sonra öğrendik ki Avrupa’ya geçmiş” diye belirtti.

Mesut’un hikayesi  

Ailede çocukları dışında Mesut’a 6 ay sütünü verdiğini ve onun da çocuklarının yolundan gittiğini söyleyen Rukiye Arslan, Mesut’u şu sözlerle anlattı:

“Mesut çok iyi bir çocuktu. Sessiz, sakin bir çocuktu. Onu ben büyüttüm, ona kendi sütümü verdim. Altı-yedi ay boyunca emzirdim. Onu çok seviyordum. Kendi çocuklarımı nasıl seviyorsam onu da öyle seviyordum. O gittikten sonra çok üzüldüm. Kendi kendime, ‘Bu ailede emzirdiğim tek çocuk oydu, o da gözümün önünden kaybolup gitti ve katıldı.’ Aradan 32 yıl geçtikten sonra onun da yaşamını yitirdiği haberini almak çok büyük bir acı oldu. Bunun için kahroldum. Mesut’un annesi çok gençti. O gittikten sonra içine kapandı ve büyük bir kedere kapıldı. Yıllarca ondan gelecek bir haber bekledi. Ama hiçbir haber alamadı ve hayatını kaybetti. Babasının da gözü hep oğlunun yolundaydı. Sürekli onu soruyor, ondan bir haber almak istiyordu. Bir gün biri gelip babasına, ‘Mesut’u gördüm, nerede olduğunu biliyorum, seni onun yanına götüreceğim’ dedi. Babası çok sevindi, fakat uzun süre beklemesine rağmen o kişi gelmedi. Daha sonra ise o kişinin de yaşamını yitirdiği haberini aldı. Bu da bütün umutlarını tüketti. Babası da Mesut’tan hiçbir haber alamadan hayatını kaybetti. Mesut’un anne ve babasının cenazesini Wan’da yan yana defnettik.” 

‘Kaç yıl geçerse geçsin yaslarını tutacağız’

“32 yıl sonra Mesut’un şehadet haberini aldık” diyen Rukiye Arslan, “Aradan kaç yıl geçerse geçsin çocuklarımızın yasını tutacağız. Onların anısını yaşatacağız. Bütün yaşamını yitirenlerimizi bir araya getireceğiz ve onların anısıyla yaşayacağız. Mesut’un hayatta olduğuna dair umut hep yüreğimizde vardı. Oğlum İsmail’in de öldüğüne hala inanamıyorum. İçimde hala bir umut var. Belki de yaşıyordur diyorum. Çünkü onların cenazelerini görmedim. İnsan kendi gözüyle görmeyince içinde hep bir umut kalıyor. Belki Mesut yaşıyordur, belki bir gün bir yerden çıkar gelir diye düşünüyorum. Yaslarını tuttum ama yine de bunu kabullenemiyorum” dedi.

‘Barış ve özgürlük istiyoruz’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni desteklediklerini ifade eden Rukiye Arslan, sürecin amacına ulaşması için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini söyledi. Rukiye Arslan, “Biz bu süreci destekliyoruz ve ilerlemesini istiyoruz. Başkan Abdullah Öcalan’ın cezaevinden çıkmasını ve barış için yürüttüğü çalışmaları dışarıda sürdürmesini istiyoruz. Neden onunla dört duvar arasında görüşüyorlar? Bıraksınlar dışarı çıksın, müzakereler dışarıda yapılsın. Artık yeter, çocuklarımızın kanı daha fazla dökülmesin. Bizim çocuklarımızın kanı döküldü, artık başka hiç kimsenin kanı dökülmesin. Biz barıştan başka hiçbir şey istemiyoruz. Özgürlüğümüzü istiyoruz. Gençlerimiz ölmesin. Çok ağladık, artık daha fazla ağlamak istemiyoruz” diye konuştu.

Haber: Zeynep Durgut / MA

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Akademisyen Hamit Ekinci: Kürt barışı sağlanmadan Türkiye Ortadoğu’ya açılamaz

Sonraki Haber

Fransız Feminist Fraisse’den Abdullah Öcalan’ın çağrısına destek

Sonraki Haber

Fransız Feminist Fraisse’den Abdullah Öcalan’ın çağrısına destek

SON HABERLER

Yargıtay kadın cinayetinde iyi hal indirimini onadı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Haydar Ergül Ali Haydar Kaytan’ı anlattı: Önderliği en iyi anlayan kişiydi

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Kiev’e saldırı: 13 kişi öldü, en az 30 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Ankara’da NATO yasakları

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Fransız Feminist Fraisse’den Abdullah Öcalan’ın çağrısına destek

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

32 yıl sonra kurulan taziyenin hikâyesi: Çocuklarımızın yasını tutmaya devam edeceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Akademisyen Hamit Ekinci: Kürt barışı sağlanmadan Türkiye Ortadoğu’ya açılamaz

Yazar: Yeni Yaşam
2 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır