Trump, ABD’nin Venezuela’yı ‘makul bir geçiş sağlanana kadar yöneteceğini’ ve ABD’li petrol şirketlerinin ülkenin ‘bozulmuş petrol altyapısını’ onaracağını söyledi
Amerika Birleşik Devletleri (ABD), dün Venezuela’ya düzenlediği hava saldırılarında Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalayarak ülkeden çıkardı. Maduro ve Flores, önce USS Iwo Jima gemisine, ardından Küba’daki Guantanamo Üssü’ne götürüldü ve daha sonra New York’a sevk edilerek Brooklyn’deki Metropolitan Tutukevi’ne nakledildi.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Maduro ve Flores’in New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından “narko-terörizm”, kokain ithali, ağır silah bulundurma ve ABD’ye karşı silahlı komplo suçlamalarıyla yargılanacağını açıkladı.
Maduro’nun tutukluluğuna dair New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani de sanal medya hesabından açıklama yaparak Trump’a tepki göstermiş, “Egemen bir millete tek taraflı saldırmak, uluslararası hukukun ihlalidir” demişti.
Venezuela yönetimi ise ülke genelinde olağanüstü hal ilan ederek ABD’nin saldırılarını “askeri saldırganlık” olarak niteledi. Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, Maduro’nun Venezuela’nın “tek meşru lideri” olduğunu söylemişti.
Venezuela’yı ABD yönetecek
ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun ülkeye getirilişinden önce yaptığı basın toplantısında, ABD’nin Venezuela’yı “güvenli, doğru ve makul bir geçiş sağlanana kadar yöneteceğini” söyledi. Trump, ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’nın “bozulmuş petrol altyapısını” onaracağını ve ülke için gelir elde etmeye başlayacağını ifade etti.
Trump, Venezuela’nın petrol sektörünü “uzun süredir iflas etmiş” olarak tanımlarken, ABD’li büyük petrol şirketlerinin milyarlarca dolarlık yatırımla altyapıyı onaracağını belirtti. ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Güney Amerika ülkesinde yaklaşık 303 milyar varil ham petrol bulunmakta olup, bu miktar dünya petrol kaynaklarının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturmaktadır.
Trump, Venezuela’nın kimler tarafından yönetileceğine ilişkin ayrıntı vermese de Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Delcy Rodríguez ile temas halinde olduğunu söyledi. Rodríguez ise Trump’ın açıklamalarının ardından yaptığı konuşmada, ülkesinin kendini savunmaya hazır olduğunu dile getirdi.
ABD’nin operasyonu Rusya ve Çin tarafından sert şekilde kınanırken, birçok Latin Amerika ülkesi de saldırıları eleştirdi. İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) ise barışçıl bir geçiş çağrısında bulundu.
ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsay Graham ise Axios’a verdiği röportajda, Trump ile operasyondan bir gece önce telefon görüşmesi yaptığını ve Trump’ın Venezuela’daki durumu ABD’nin güvenliği açısından değerlendirdiğini belirtti. Lidsay Graham, operasyonun yalnızca Venezuela ile sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, operasyonun birkaç haftadır planlandığını iddia etti. Açıklamasında, Küba ve İran liderlerine de atıfta bulunan senatör, “Kasabada yeni bir şerif var. Monroe Doktrini’ni yerine getiriyor” dedi. İran’a ilişkin olarak ise, “İran liderinin yerinde olsam camiye gider, dua ederdim” diye belirtti.
Monroe Doktrini nedir?
Monroe Doktrini, 1823’te ABD Başkanı James Monroe tarafından ilan edilen ve Avrupa devletlerinin Amerika kıtasına müdahalesini reddeden bir dış politika ilkesidir. Başlangıçta Latin Amerika ülkelerini Avrupa sömürgeciliğinden korumayı amaçlayan doktrin, zamanla ABD’ye kıta üzerinde özel bir etki alanı tanıyan bir çerçeveye dönüştü. 20’nci yüzyılın başında yapılan yorumlarla ABD’nin bölgedeki siyasi ve ekonomik krizlere müdahale edebileceği savunuldu ve bu yaklaşım, ABD’nin Latin Amerika’daki çok sayıda siyasi ve askeri müdahalesine gerekçe olarak kullanıldı. Günümüzde resmi metinlerde nadiren anılsa da, Venezuela ve Küba gibi ülkelerle yaşanan krizlerde Washington’un politikaları hâlâ Monroe Doktrini’nin güncellenmiş bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
DIŞ HABERLER









