Halep’teki saldırıları değerlendiren insan hakları aktivisti Ahmet Faruk Ünsal, Türkiye’nin bu operasyonların arkasında durmasının Kürtler üzerinde büyük bir olumsuz etkisi olacağını belirterek, ‘Türkiye’de devam etmekte olan çözüm sürecini ciddi anlamda olumsuz etkileyecektir’ dedi
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı ve Türkiye destekli grupların, Halep’e bağlı Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd mahalleleri ile Süryanilerin yaşadığı Benî Zêd mahallesine yönelik saldırılara tepkiler büyüyor. İnsan hakları aktivisti Ahmet Faruk Ünsal saldırılara dair değerlendirmelerde bulundu.
Halep’in Kürt mahallerine dönük saldırıların, iki çok kritik olayın ardından gerçekleştirildiğine dikkat çeken Ahmet Faruk Ünsal , “Bunlardan bir tanesi, geçtiğimiz günlerde Pazar günü HTŞ ile SDG’nin Şam’da yürütmüş oldukları toplantının sonuçsuz kalmasıydı. Diğeri de Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz günlerde grup toplantısında doğrudan SDG bölgesindeki Araplara seslenerek, onların SDG iktidarına karşı çıkması ve Şam’la beraber ortak hareket etmesini talep etmesi oldu. Dolayısıyla anlaşılıyor ki Türkiye hükümetinin de bir şekilde örtülü ya da örtüsüz desteği ile Fırat’ın batı tarafında yaşayan Kürtler öncelikli olarak tasfiye edilecekler görüntüsü var. Çünkü önce Minbiç’ten sonra Tel Abyad’da Kürtler tamamen bulundukları bölgeleri terk edip Fırat’ın doğusuna ve bir kısmı da zaten Halep’in Kürt mahallelerine yerleştirilmişlerdi” şeklinde konuştu.
‘Türkiye’deki çözüm sürecinin bitmesi demektir’
Yoğunluğun Fırat’ın doğusuna kaydırılacağı, Kürtlerin yoğun olduğu bu bölgede Arap nüfusunu da kışkırtarak DSG’nin iktidarının tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiği ifade eden Ahmet Faruk Ünsal , “Tabii bunun meskun mahalde büyük bir katliama dönüşeceği, bir insanlık trajedisine dönüşeceği çok açık. Her ne kadar Türkiye bu operasyonun arkasında dursa bile katliama dönüşmesinin Türkiye’deki Kürtler üzerinde büyük bir olumsuz etkisi olacağı çok açık. Türkiye’deki çözüm sürecini ciddi anlamda olumsuz etkileyecektir. Her kim Halep’e dönük askeri operasyondan siyasi sonuç çıkartmayı ümit ediyorsa bilmelidir ki, o sonuç Türkiye’deki çözüm sürecinin bitmesi demektir, ciddi yara alması demektir hem de Suriye’de sonu gelmeyecek bir çatışmanın fitilini ateşlemek anlamına gelir. Tabii Halep’te iki mahallede yoğunlaşmış olmasına rağmen Kürtler sadece Halep’in iki mahallesinde değil, köylerinde de Kürtler var. Muhtemelen bir sonraki aşama oraya gidecektir. Şam’da da Kürt mahallesi var. Eğer böylesine bir etnik temizlik şeklinde cereyan ederse Fırat’ın batısındaki Kürtlerin hiçbirinin bundan sonra rahat bir gün geçireceklerini düşünmemeleri gerçekçi olur” diye konuştu.
‘İran’ın tamamına yayılma söz konusu’
İran’daki olaylara da değinen Ahmet Faruk Ünsal, özellikle Ortadoğu’da bir hareketliliğin olduğunu ifade ederek, “Ekonomik sebeplerle başlamış ve siyasi taleple devam etmekte olan bu hareketliliği, eğer rejim gerekli reformları yaparak sönümlendirmez ise bunların İran’ın tamamına yayılması gibi bir durum söz konusu. Şu an itibariyle henüz aradan yaklaşık on gün kadar geçti. Rejim sertleşmekle birlikte bütün İran sathına da yayılmış değil. O yüzden Tahran’daki yönetimin reform kabiliyetiyle ilgili olarak oradaki hareketin nasıl evirileceğini göreceğiz. Halep’teki saldırılar şu an küçük çatışmalar halinde devam ediyor. Topyekûn bir askeri harekâta dönüşmedi. Biz meskun mahal harekâtlarının nasıl sonuçlar doğurduğunu Türkiye’deki barikat süreçlerinden biliyoruz. Bunların çok ağır beşeri maliyetleri var. Şehirler yerle bir oluyor, çok korkunç insani kayıplar meydana geliyor. Umarım o noktaya gelmez” dedi.
‘Çatışmalar yayılma eğilimi gösterecek’
Suriye Geçici Hükümeti’nin tutumu bu çatışmayı yalnızca Fırat’ın batısı ya da Halep’le sınırlı tutmayıp, Fırat’ın doğusuna da yayma yönünde olduğuna dikkat çeken Ahmet Faruk Ünsal , “Zaten Devlet Bahçeli’nin de SDG bölgesindeki Arapları adeta kışkırtarak neredeyse bu çatışmaya davetiye çıkartan bir yerden konuşmuş olması da gösteriyor ki bu çatışmalar yayılma eğilimi gösterecek. Eğer öyle olursa tabii ki Suriye’nin tamamını, hatta bölgeyi etkileyecektir. Çünkü Süveyda bölgesinde, yani İsrail’in hemen kuzeyindeki Dürzi bölgesinde İsrail bir güvenlik alanı oluşturdu, bir himaye bölgesi oluşturdu. Böylesine bir insani krizde bütün bölgenin dikkatinin Suriye’ye toplanması elbette son derece olasıdır. Bunun Türkiye’deki barış sürecini de olumsuz etkileyeceğini unutmamak lazım” diye belirtti.
‘Ciddi anlamda bir İŞİD yapılanması var’
“10 Mart Mutabakatı bir niyet belgesiydi” diyen Ahmet Faruk Ünsal , entegrasyonun “anlaşılmadığını” kaydetti. Ahmet Faruk Ünsal , sözlerini şöyle sürdürdü:
“Suriye merkezi ordusunun arasında ciddi anlamda bir İŞİD yapılanması var. Geçtiğimiz günlerde Palmira bölgesinde Amerika ve Suriye ordusunun ortak toplantısına Suriye ordusunun üniformasını giymiş bir IŞİD’ci, bir ordu mensubu saldırıda bulundu. Burada Amerikan ve Suriye askerlerini katlettiler. Suriye ordusu bu kadar şaibeli ve karma karışık bir haldeyken, ciddi anlamda IŞİD yuvalanması bu ordu içerisinde. Bu orduya SDG’yi entegre etmeniz gerçekçi değil. Kaldı ki SDG’de ciddi anlamda kadın birlikleri de var. O yüzden doğru ve gerçekçi olanı Suriye’deki Kürt ya da SDG birliklerinin merkezi hükümetin savunma bakanlığına bağlı kalmak kaydıyla, kendi özerkliklerini ve farklılıklarını koruyacak şekilde entegrasyonu sağlamaktır. Anlaşıldığı kadarıyla Suriye hükümeti buna razı değil.”
Ahmet Faruk Ünsal , Suriye Geçici Hükümeti’ne seslenerek atacakları adımın bütün Suriye’yi ciddi anlamda ateşe atacağını söyleyerek şunları kaydetti:
“Sadece Suriye’yle kalmaz; bu işin Türkiye’de de çok kötü yansımaları olur. Türkiye’deki barış süreci çok olumsuz etkilenir. Bu mesele sadece Fırat’ın batısıyla değil, Fırat’ın doğusuna da kayma riski vardır. O yüzden bir an önce akıllarını başlarına alıp 10 Mart Mutabakatının gerçekçi uygulamasının nasıl olacağına kafa yormaları gerekir. 10 Mart Mutabakatının gerçekçi uygulaması da Kürt güçlerinin kendi bölgelerinde kalarak ama merkezi hükümetle de irtibatlı olarak varlıklarını devam ettirmesidir.”
Kaynak: MA









