• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Dayanışma değil görev çağrısı: İki, üç, daha fazla Rojava

16 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Güncel, Manşet

Günümüzün sloganını yeniden ve daha açık söyleyelim: ‘1-2-3 daha fazla Rojava’,  ‘Her yer Rojava her yer direniş’ Bugün dünya devriminin yaşayan kalbi buradadır. Enternasyonalizm iddiası da tam olarak burada sınanacaktır

 Mihri Yılmaz

“Vietnam halkı yalnız değildir; ama yalnız gibi görünmektedir. Onların mücadelesi, üç kıtanın ezilen halklarına ders olmalıdır. Bugün parola, 2-3 daha fazla Vietnam yaratmaktır”

1966’da gerçekleşen Üç Kıta Konferansı’na Che Guevara’nın mektup yazarak gönderdiği bu çağrı, bir dönemin devrimci perspektifinin temel omurgasını oluşturmuştu. 68 hareketinin dünya ölçeğindeki yükselişi, Türkiye’de bunun yansımaları, Altıncı Filo’nun denize dökülmesiyle başlayan eylemler, 71 devrimci çıkışı ve hatta Kürt Özgürlük Hareketinin kuruluş aşamasında bile Vietnam mücadelesinin etkisi son derece belirleyiciydi.

Bilenler bilir; Özgür Halk dergisi, Kürdistan’da yükselen mücadeleyi tarif ederken “Vietnamlaşan Ülke” manşetiyle çıkmıştı. Çünkü bu slogan yalnızca Vietnam’la dayanışmayı değil, her yeri Vietnamlaştırma iradesini ifade ediyordu. Vietnam, o dönem dünya devriminin atan kalbiydi. Soğuk Savaş koşullarında egemenliğini ilan eden ABD’nin burada yaşayacağı yenilginin, özgürlük ve ulusal  kurtuluş mücadelelerinin önünü açacağına dair güçlü bir inanç vardı. Nitekim öyle oldu.

Vietnam’ın inatçı ve uzun soluklu direnişi, Afrika’dan Asya’ya kadar birçok halkın mücadelesine ilham verdi, yol açtı. Vietnam dayanışmasının en temel esprisi ise şuydu: Dünya devriminin en ileri mevzisinde, devrimin atan kalbini savunmak.

Dünya devriminin atan kalbi: Rojava

Bugün ise ne yazık ki dünya devrimlerinin büyük ölçüde geri çekildiği bir tarihsel evreden geçiyoruz. Halkın devrimci yönetimine dayanan, yeni ve sosyalist bir yaşam ufku açan halk devrimlerinin sayısı son derece sınırlı. Tam da bu nedenle, dünya ölçeğinde sosyalist güçlerinin en ileri mevzilerinden biri olan Rojava meselesi hayati bir önem taşıyor. Halkın kendi mücadelesiyle yarattığı bu devrim, 21. yüzyıl toplumsal mücadeleleri içindeki en büyük ve en anlamlı kazanımlardan biridir.

Ne yazık ki içinde bulunduğumuz tarihsel süreçte, ne bölgede ne de dünya ölçeğinde bu devrime nefes aldıracak, onu besleyecek büyük devrimci atılımlara tanık olamadık. Ancak Rojava’nın yanına yeni devrimler eklenmediyse de başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanında devrimciler, antifaşistler, anarşistler, feministler ve özgürlükçü güçler Rojava Devrimi’yle güçlü bir dayanışma sergiledi ve sergilemeye devam ediyor.

Rojava’nın savaşı karşı devrimledir

Ancak bugün bu devrim bir kez daha ağır bir kuşatma altındadır. Bu kuşatmanın bir cephesinde Rojava Devrimi yer alırken, karşı cephede bölgesel gericiliğin temsilcisi HTŞ ve bölgenin en büyük karşı-devrimci gücü olan Türkiye bulunmaktadır. Bu konuda hiçbir tereddüt olmamalıdır. Bugün verilen mücadele, Ortadoğu’nun en örgütlü ve en süreklilik arz eden karşı-devrimci gücüne karşı yürütülmektedir. Bu bir abartı ya da hamaset değildir.

Bir devletin karşı-devrimci karakterini belirleyen şey, yalnızca hukuk düzeni ya da yasaları uygulama biçimi değildir. Esas belirleyici olan, somut bir devrim karşısında aldığı tutumdur. Bu açıdan bakıldığında Türkiye devleti, bölgedeki diğer devletlerin tamamından daha gerici ve daha açık bir karşı-devrimci konumda durmaktadır. Çünkü bölgede hiçbir devlet, devrimci güçlere karşı elli yılı aşan kesintisiz bir savaş yürütmemiştir. Ne bugün ayaklanmaların yaşandığı İran, ne de Suriye devleti bu ölçekte bir karşı-devrimci süreklilik sergilemiştir.

Ayrıca uluslararası dengeler açısından da tablo nettir. Başta ABD olmak üzere uluslararası güçler, Türkiye’nin HTŞ ittifakı ile  Rojava’yı kuşatma politikasına belirli ölçülerde onay vermektedir.

Devrimin kaderi, Rojava ve Enternasyonalizm

Devrimler tarihinde bazı anlar vardır ki bir devrimin kaderi, kendi iç dinamikleri kadar dışarıdaki devrimci gelişmelere de bağlıdır. Ekim Devrimi bunun en açık örneklerinden biridir. Lenin ve diğer devrimciler, devrimin ilk yıllarında dünya devrimini siyasetlerinin merkezine koymuşlardı. Batı Avrupa’da, özellikle Almanya’da devrim gelişmezse Ekim Devrimi’nin büyük zorluklar yaşayacağı defalarca vurgulanmıştı.

Elbette ki bu yaklaşım, Ekim Devrimi’nin kendi iç örgütlenmesini geri plana ittiği anlamına gelmiyordu. Tam tersine, kendi hazırlıklarını ve inşasını sürdürürken, dünya devrimlerinin varlığının bu devrimin yaşaması açısından belirleyici olduğu fikri hâkimdi

Benzer biçimde, faşist Nazi Almanya’sının yükseldiği dönemde dünyanın ilerici güçleri için temel görev faşizmin yenilgisiydi. Dünyanın dört bir yanındaki komünist partiler, sosyalistler,  devrimci örgütler hatta sosyal demokratlar ve liberaller için merkezi görev faşizmin yenilmesi olarak belirlendi.

Bu dönemde neredeyse bütün komünist-sosyalist partilerin kongre kararlarında, faşist orduların yenilmesi ve direnişin zafer kazanması temel politik hedef olarak yer aldı. Çünkü Nazi Almanyası kazanırsa, dünya devrimi büyük bir geri çekilme yaşayacaktı.

Bugün de benzer bir tarihsel eşikteyiz. Rojava’nın durumu bundan bağımsız değildir. Kobané süreci bunun yakın tarihteki en somut göstergelerinden birisidir. Bu tarihi askeri direniş karşısında gösterilen uluslararası dayanışma olmasaydı; sokaklardan meydanlara, üniversitelerden akademilere, sanattan aydın çevrelerine kadar uzanan bu sahiplenme ortaya çıkmasaydı, Kobané’de yazılan tarih bugünkü anlamına kavuşamazdı.

Bugün Rojava, belki de son büyük sınavından geçmektedir. İçinde bulunduğumuz dönemde Rojava’ya yönelik saldırganlık çok daha kapsamlı, çok daha bütünlüklüdür. Bu nedenle başta Türkiye olmak üzere tüm dünya devrimcilerinin, sosyalistlerin bu döneme kilitlenmesi zorunludur. Rojava Devrimi’nin zaferi için güçlü ve sürekli bir seferberlik gerekmektedir.

Bu noktada enternasyonalizmin ölçüsü yalnızca Rojava’ya gitmek değildir. Asıl ölçü, dünyanın her yerindeki devrimcilerin kendi ülkelerinin hükümetlerini bu savaşa karşı tavır almaya zorlamasıdır. Eğer bir devlet bu savaşın parçası ise, o ülkedeki devrimcilerin görevi, yine o devletin yenilgisi için mücadele etmektir. Sosyalist hareketin tarihsel ve vazgeçilmez bir ilkesi, devletleri haksız savaşları sürdüremez ya da destekleyemez pozisyonda bırakmaktır.

Bu bağlamda en büyük sorumluluk Türkiyeli devrimcilere, ilericilere ve sosyalistlere düşmektedir. Görev, Türk devletinin temsil ettiği karşı-devrimci çizginin yenilmesi için mücadele etmektir. Aynı durum, bu savaşın sürdürülmesine onay veren bütün ülkeler ve bunların örgütlü kurumları için de geçerlidir. Rojava dayanışmasının esas halkası dünya sokaklarını Rojava ile buluşturmaktır. Bugün bundan daha büyük bir enternasyonalist sorumluluk yoktur.

Bu yüzden günümüzün sloganını yeniden ve daha açık söyleyelim:
” 1-2-3 daha fazla Rojava”,  “Her yer Rojava her yer direniş”

Bugün dünya devriminin yaşayan kalbi buradadır. Enternasyonalizm iddiası da tam olarak burada sınanacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Haydutlar çağından kahramanlık çağına

Sonraki Haber

Adana’da iki çocuk katledildi

Sonraki Haber

Adana'da iki çocuk katledildi

SON HABERLER

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Halep, İran ve çözümsüzlük

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Yol ayrımı ve Deniz

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Adana’da iki çocuk katledildi

Yazar: Bedri Adanır
16 Ocak 2026

Dayanışma değil görev çağrısı: İki, üç, daha fazla Rojava

Yazar: Aziz Oruç
16 Ocak 2026

Haydutlar çağından kahramanlık çağına

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Siyasetçi Ahmet Yaman İsviçre’de son yolculuğuna uğurlandı

Yazar: Bedri Adanır
15 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır