• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Ocak 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tehdit büyüdükçe özsavunma meşrulaşır

18 Ocak 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Yazarlar, Ziya Güler

Özsavunma, var olan bir tehlikeye karşı varlıkların kendisini savunma imkânı oluşturabilmesidir. Varlığın, tehlikenin büyüklüğüne göre kendisini yaşatabilmek için oluşturduğu silahlı savunmanın etki oranı, karşıdan gelen tehdide göre değişiklik gösterir. Özsavunmanın bu değişkenlik oranı tüm varlıklarda kendini gösterir. Aslandan kediye, köpekten insana kadar her canlı kendini savunmak için sistemli hareket eder.

İnsan toplumu için tehdit büyükse tank, top, drone, uçaksavar, fedai eylemleri meşru olur. Tehdit kent içindeki hırsız, katil, uyuşturucu kaçakçısı vb. ise beylik tabanca ile idare edebilirsiniz. Özetle, özsavunma şart ise bunun büyüklük oranını belirleyen tehdidin saldırganlığıdır.

Bu bağlamda Rojava’yı ele alalım. Rojava kime karşı kendini nasıl savunmalıdır?

Öncelikle Rojava’yı tehdit eden unsurlara bakalım.

“Rojava’ya gelin, bana entegre olun” diyen geçici Şam hükümetinin kurucu üyelerinden Colani, DAİŞ ile iş birliği içinde olan El Nusra’nın en etkin militanlarından biriydi. İnternette dolaşan görüntülere bakılırsa, elinde kesilmiş kafalarla gülerek poz veren bugünkü Suriye Cumhurbaşkanı Colani’dir. Evet, Trump için de “çocuk tecavüzcüsü” diyorlar ama ona gücümüz yetmiyor. Ancak Colani gibi çocuk tecavüzcüsü, kafa kesen bir caniye karşı kendini savunabilecek gücünüz varken; salt Trump Beyaz Saray’da ağırladı diye, Hitler’in torunu davet etti diye ya da geçmişi karanlık dışişleri bakanı ona destek verdi diye Colani güvenilir olmaz.

Çok uzak bir tarih değil; üç gün önce Halep’te kafa kesen, öldürdüğü insanın kalbini çıkaran, cenazeleri binalardan atan Colani’nin askerleriydi. Bu güce karşı Kürtlerin silah bırakmasını istemek, “intihar edin” demektir. Türkiye’nin bunu istemesi zaten içler acısı bir durumdur. Evet, Kürtler ile Türkler arasında son yüz yıldır bazı anlaşmazlıklar oldu ve bu, son elli yıldır gerilla savaş yöntemiyle bazı soğukluklar yarattı. Ama “bin yıllık kardeşiz” diyen Türkiye’nin Kürtleri DAİŞ’e teslim olun demesi anlaşılır değildir. Bu konuda özellikle ana muhalefet partisinden, son yüz yıllık küslüğün sebebi olarak, özür mahiyetinde de olsa DAİŞ’e karşı Kürtleri ölümüne savunması beklenirdi.

Tekrar özsavunmaya dönersek; Sayın Öcalan özsavunmayı, varlığın tehdit karşısında kendisini savunabilme donanıma sahip olması olarak niteler. Bu bağlamda Kürtler tank-top hayranı değildir ama DAİŞ gibi bir tehdide karşı da savunmasız durmaz; durmasını beklemek de yanlış olur. Çünkü tehdit büyüktür. Colani’yi isteyen devlet davet edebilir, hatta Papa bizzat vaftiz de edebilir; ama sahadaki Kürtler Colani’yi ve zihniyetini iyi tanır. Colani’nin silahsız Kürde saldırmayacağına kim kefil olursa olsun, ya da istediği kadar demokratik anayasa yapsın; Colani, emrindeki bu askerlerle meşru olamaz. Bunu tekrar edeyim: “Dün” kafa kesti, tecavüz etti ve hâlâ devam ediyor.

Kürtlerin özsavunma olmadan, sadece kültürel olarak tanınmayı onaylayarak yeni yüzyıla girmesini beklemek, yeni savaşlara ve yeni acılara davetiye çıkarmaktır. Özsavunma bölgeden bölgeye değişkenlik gösterebilir. Bunu belirleyen, bölgelerin güvenilirliğidir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de mevcut devletlerin demokratik sistemleri, uluslararası sistemdeki karneleri ve o ülkedeki Kürdün “güvendeyim, kendimi, dilimi, kültürümü koruyabilirim” onayı; varlığın kendini koruma gerekliliğinin temelidir.

Bu gerekliliğin somut karşılığını, Kürtlerin son yüzyıldır bağlı olduğu devletlerin Kürde yaklaşımının hafızası belirleyecektir. Bu zeminde son on yıldır AKP hükümetinin Kürde yaklaşımının sabıkası kabarıktır. Bu sabıkanın oluşmasında sadece AKP değil, CHP de sorumludur.

Son iki yüzyıldır ulus-devlet zihniyetiyle kendisini var etmeye, varlığını devletle tanımlamaya çalışan; özelde Türk halkının, genelde Ortadoğu’nun diğer halklarının iktidar sarhoşluğunun yarattığı hastalıklı zihniyetin, Kürdün tarihini bilmeyen, Kürdün özgürlük aşkını anlamayan bazı sözüm ona Kürtleri de etkilediğini görüyoruz. Kürt milliyetçiliği adı altında yeşermeye çalışan bu kesimlerin; Kürtlerin varlık savaşında zerre kadar emeği olmayan, Kürt halkının uluslararası camiada sesi çıkmaya başladıktan sonra ucuz kurnazlıklar peşinde koşan, Kürtlere dışkı yedirilirken Avrupa barlarında kadeh tokuşturanlar olduğunu söylemek gerekir.

Bu güruha da şunu söylemek gerekir ki: Bu halk on bin yıldır kendi özgürlüğünden tavizi düşmanına vermediyse, sizin gibi savaş kaçkınlarına da vermez. Bu halk kendi özgürlüğünü NATO’ya yedirmediyse, NATO’nun ve İsrail’in uşağı olanlara da özgürlüğünü vermez. Kürdün özgür kalmak için verdiği özsavunma sadece DAİŞ’e karşı değil, Kürdün özgür yaşam anlayışına karşı duran herkese yöneliktir ve yöneltilmeye devam edecektir. Kimse bundan azade değildir.

Kürt halkı bu özgürlüğün savaşını Hegel’e, Descartes’a, Bacon’a, hatta kısmen Marx’a karşı verdi ve kazandı. Bundan sonra kimseye yenilmez. Bin yıllardır özgür olan bu halk, son iki yüz yılın oyunlarına gelmez; geleni de Kürt saymaz.

Zafer, özgür düşüncenin ve onu savunanlarındır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Barış ve demokrasi mutlaka gerçekleştirilmelidir

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Heval Elçi
18 Ocak 2026

Tehdit büyüdükçe özsavunma meşrulaşır

Yazar: Heval Elçi
18 Ocak 2026

Barış ve demokrasi mutlaka gerçekleştirilmelidir

Yazar: Heval Elçi
18 Ocak 2026

Sıradan çelişkiler

Yazar: Heval Elçi
18 Ocak 2026

Şara’nın sabıkalı aşiret danışmanı

Yazar: Aziz Oruç
18 Ocak 2026

Tişrîn Barajı hattındaki Şêx Maqsî köyü bombalandı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

Macron: Suriye saldırıları derhal durdurmalı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır