• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Mezopotamya Su Forumu Sonuç Deklarasyonu açıklandı

17 Ocak 2026 Cumartesi - 15:21
Kategori: Editörün Seçtikleri, Ekoloji

Amed’de düzenlenen Mezopotamya Su Forumu’nun Sonuç Deklarasyonu açıklandı. Deklarasyonda, köylerden kentlere uzanan köy komünlerinin kurulmasının hedeflendiği belirtildi

Mezopotamya’daki su varlıklarının korunması, ekolojik adaletin sağlanması ve halkların su hakkının savunulması amacıyla düzenlenen Mezopotamya Su Forumu (MSF) 17-19 Ekim 2025 tarihlerinde ÇandAmed Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Mezopotamya Su Forumu’nun Sonuç Deklarasyonu açıklandı.

Sonuç bildirgesinde şunlara yer verildi: Türkiye, Suriye, İran, Irak devletlerinden ile bu devlet sınırları içerisinde kalan Kürdistan coğrafyasından olmak üzere dokuz farklı ülkeden gelen üç yüzü aşkın aktivist, akademisyen, araştırmacı, öğrenci, kadın, ekoloji örgütü ve yerel yönetim temsilcisi ile birlikte 17-19 Ekim 2025 tarihlerinde kadim Dicle Nehri’nin kıyısında Diyarbakır’da (Amed’te) Mezopotamya’da Halkların İradesiyle Şekillenen Bir Su Geleceği İçin; ‘Bütünleştiren Sularla, Ortak Yaşama!’ hedefi ile yaptığımız 2. Mezopotamya Su Forumu Sonuç Deklarasyonu Mezopotamya ve Dünya Halklarına duyurumuzdur.

Toplumsal örgütlenme hattı

Kapitalizm, endüstriyalizm ve ulus devlet politikalarıyla yaşam alanlarımız üzerinde ekolojik ve toplumsal krizleri derinleştirerek sürdürülen tahakküm ve sömürü, yerkürede kâr maksimizasyonuna feda edilmeyen tek bir alan bırakmamaktadır. Bu uğurda ülkeler arası savaşlar yaşam alanları, sular ve yeraltı varlıkları üzerinden sürdürülmektedir. Bu süreci en derin yaşayan coğrafyalardan biri, biyolojik çeşitlilik açısından son derece elverişli yaşam olanaklarına sahip ve insanlığın ilk toplumsallaşma mekânlarından biri olan Mezopotamya’dır. Mezopotamya Su Forumu’nda ortaya çıkan ortak irade, su, barış ve özgürlük mücadelesinin ortak zeminini açık biçimde ortaya koymaktadır. Fırat ve Dicle nehirlerinin, su varlıklarının ve havzaların özgürleştirilmesi, bunun sağlanması için gerekli iradenin halkların su diplomasisi ve toplumsal örgütlenme hattının inşasıyla mümkün olduğu ortak kararımızdır.

Dünyanın sömürü altındaki pek çok bölgesinde olduğu gibi coğrafyamızda da doğal ve kültürel yapının çökmesi, iklim krizinin derinleşmesi, endüstriyel kirlilik ve bölgesel güvenlik politikaları, Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde derin bir baskı yaratırken havzada yaşam gasp edilmektedir. Nehirler; ortak yaşamı kuran, ekolojik bütünlük, toplumsal adalet ve kalıcı barış için yol gösteren temel yaşamsal varlıklardır. Günümüzde ise egemen iktidarların güç ve gelecek planlamasından yoksun politikalarıyla üzerinde hegemonya kurulan birer “nesne” haline getirilmiş, sömürgeci politikaların aracı durumuna sürüklenmiştir.

Özel savaş politikaları ekolojik tahribatı derinleştirdi

GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ile yıllardır sürdürülen merkezî ve sermaye odaklı kurgu, suyu bölgesel kalkınma adıyla metalaştıran bir proje alanına dönüştürüyor ve bu yaklaşım su krizini daha da derinleştiriyor. Nehirlerin doğal akışını kesen baraj zinciri küçük aile tarımını tasfiye ederken geniş vadileri, ovaları su altında bırakarak ekosistemleri ve yaşam alanlarını yok ediyor. Akış aşağı havzalarda toprak tuzlanmasının artışına ve geçimlik ekonominin çökmesine yol açıyor. Bu dönüşüm, bölge gençliğini işsizliğe iten yeni bir ekonomik bağımlılık yaratmakta; toprağıyla geçinen halkları mülksüzleştiren, zorla yerinden eden ve yıllardır sürdürülen sistematik özel savaş politikalarıyla birlikte toplumsal ve ekolojik tahribatı derinleştirmektedir.

Mezopotamya’da suları, nehirleri kaybediyoruz. Suyun geleceği bu coğrafyada yaşayan bütün halkların ortak yaşamıdır. Örneğin yalnızca İran’da bin üç yüz baraj ve yüz yirmi bin sondaj kuyusu yeraltı su varlıklarını yok ederken, Türkiye’deki Mezopotamya havzasında bulunan Munzur, Zilan, Botan, Murat, Dicle ve Zap vadileri yüzlerce barajla gasp edilmektedir. Bu tablo bile bölgesel su krizinin boyutunu açıkça göstermektedir. Dicle ve Fırat havzasında yürütülen savaşlar, güvenlikçi uygulamalar, baraj ve HES projeleri nehirlerin ekolojik döngüsünü parçalayan projeler olarak Dünya tarihinin karanlık sayfasındaki yerini almıştır.

Bu sürece karşı kararımız: Nehirleri geri almaktır

Suyu ve onun vazgeçilmez parçası olan yaşamı özgürleştirme hedefinde ısrarcıyız. Dicle ve Fırat’ın kesintiye uğratılmış akışını, sömürgeci su politikalarının yarattığı tutsaklığı ve havzalarımızı kuşatan militarizmi reddediyoruz. Nehirlerin özgürlüğü Mezopotamya halklarının özgürlüğüdür. Sular özgürleştiğinde toplum özgürleşir. Nehirlerin akışı kesildiğinde, tarih, hafıza ve kültür de kurur. Biz bu “kurak”lığı reddediyoruz. Su krizinin “kader”  olmadığını, politik tercihlerle tutsak edildiğinin farkındayız ve bu tutsaklığı sonlandırmak için ortak bir irade oluşturuyoruz.

Aşağıda sunduğumuz öneriler kolektif kararlarımızdır. Bu önerilerin hayata geçirilmesi için tüm yerel yönetimleri, demokratik örgütleri, meclisleri, ekoloji örgütlerini, emek ve meslek kuruluşlarını, kadın örgütlerini, akademiyi ve havza boyunca mücadele eden tüm aktörleri sorumluluk almaya çağırıyoruz. Bu çağrı bir temenni değil, politik kararlılıkla mücadele davetidir.

1-Nehirlerin barışa açtığı yol

Nehirlerin özgürlüğü ile kalıcı barışın aynı mücadele hattı olduğunu ilan ediyoruz. Bu coğrafyanın parçalanmışlığına karşı demokratik toplumu ve yaşamın özgürlüğünü savunuyoruz.

2-Nehirler etrafında barışı ve dayanışmayı örmeyi savunuyoruz.

Barış tüm havza boyunca toplumsal adalet ve özgürlük getirir. Nehirlerin akışını özgürleştirmek bu coğrafyanın kolektif yaşamı özgürleştirmektir.

3-Nehirleri yaşayan varlıklar olarak kabul ediyoruz.

Nehirler patriyarkal ve kapitalist sistemlerin tanımladığı gibi birer “kaynak” değil, yaşayan canlı varlıklardır ve nehirlerin bu statüsünün ulusal ve uluslararası düzeyde güvence altına alınması gerekmektedir.

4-Ortak yaşam için yeni bir anlatı: Su özgür bir varlıktır

Hükümetleri, akademiyi ve medyayı; suyu çatışmanın ya da hegemonya kurmanın aracı haline getiren dili terk etmeye çağırıyoruz.

Mezopotamya’nın hikâyesi nehirlerinin de hikâyesidir. Bu hikâye binlerce yılın kadim bilgisi ve belleğidir. Yaşamın direncidir. Halkları bu iradeye sahip çıkmaya, nehirlerin özgür akışına ve toplumsal adaleti desteğe ve dayanışmaya çağırıyoruz.

5-Suyla ilişkimizi halkların diplomasisi ile güçlendiriyoruz.

Köylerden, mahallelerden ve şehirlerden başlayarak halkların, ekolojistlerin, araştırmacıların, demokratik örgütlerin, kadın ve emek örgütlerinin temsilcilerinin kuracağı su komünlerini ve bu yapıların federasyonu olacak Mezopotamya Su Meclisi’nin kurulması temel hedefimizdir. Bu hedefte Kapsayıcılık ve Şeffaflık ilkemizdir. Bu meclis nehirlerin ve yaşamın özgürlüğünü sahiplenen ortak iradenin kurumsal ifadesi olacak ve suya özgürlükçü bakışın geliştiği yeni bir politik hattı açığa çıkaracaktır.

6-Kuracağımız Kadın Su Diplomasi Grubu ile toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın özgürlükçü perspektifin, kadınların su mücadelesindeki öncü rolünün ekolojik adalet ve toplumsal özgürlük hattına aktarılacağı kolektif bir zemin oluşturacağız.

7-Su diplomasini ve canlıların yaşam hakkını esas alan yerel halkların/toplulukların işbirliğine dayanan 2025 Katmandu Deklarasyonu’nun ilkelerini esas alacağız. Suyun hafızasını, Mezopotamya’nın çok dilli ve inançlı kültürüne, onuruna saygı duyan çok kanallı Su Diplomasisi yürüteceğiz

8-Yaşamı ve suyu koruyan politikaları esas alıyoruz. Halkın iradesini yansıtmayan suyun ve yaşam alanlarının geleceğini kapalı kapılar ardında belirlemiş olan Uluslararası Anlaşmaları tanımıyoruz. Bu anlaşmalar meşru değildir, kabul edilemez, kabul etmiyoruz. Yeni anlaşmalar hazırlanırken halkların söz hakkı belirleyici olmalı ve suyun ve yaşamın özgürlüğü ilkesi tüm kararların temelini oluşturmalıdır.

9-Halkın ihtiyacını esas alan su, enerji politikalarını savunuyoruz.

Halkın ihtiyaçlarını esas almayan ve özel şirketlerin ekolojik dönüşüm söylemi altında sermayenin egemenliğini yeniden üreten ve halkların yaşam alanlarını bir kez daha tahakküm altına alana nükleer, jeotermal, güneş ve rüzgâr projeleri vb. “yeşil kapitalizmin” aldatıcı ideolojileri yerine yerelden örgütlenen, halkın söz hakkını ve ekolojik adaleti esas alan, İhtiyaç temelli enerji komün ve kooperatifleri kurulmasını destekliyoruz.

10-Mevcut Zararlı Altyapılar Sökülmelidir. Suyun özgürlüğü için ilk aşamada ömrünü doldurmuş, ekolojik tahribata yol açan ve sismik risk üreten barajlar kaldırılmalıdır. Havzalardaki biyolojik çeşitliliğin yeniden kazandırılması açısından da oldukça önemlidir. Tüm kaya gazı sondajlarına bir an önce son verilmelidir.

11-Yıkıcı Mega Projeler ve Madencilik Yatırımları Durdurulmalıdır. Devam eden Silvan Barajı, Cizre Barajı ve yeni planlanan küçük ve büyük tüm baraj, HES ve büyük sulama projeleri durdurulmalıdır. Halkın ihtiyacına hizmet etmeyen enerji yatırımları, tüm madencilik ve hidrokarbon faaliyetleri sonlandırılmalıdır. Bu faaliyetler ormanları, biyoçeşitliliği yok etmekte, yeraltı ve yerüstü sularını kirletmekte ve havzaları sermayenin tahakküm alanına çevirmektedir.

12-Yaşamı yıkıma götüren kirletici kaynakların ivedilikle önlenmesi ve kontrol altına alınması esastır. İnşaat, sanayi, tarım, maden, enerji üretimlerin ve askeri atıkların yaşam üzerinde yarattığı yıkıcı, kirletici ve zehirleyici etkiler durdurulmalıdır.

13-Agroekoloji ve Gıda Egemenliği sağlanmalıdır. Yoğun monokültür uygulamaları terk edilmelidir. Endüstriyel tarımın toprağı ve havzaları sömüren modeli bu coğrafyanın su varlıklarını tüketmektedir. Geleneksel tarımın bilgeliğini de içeren agroekolojik üretim esas alınmalıdır.

14-Halkların su diplomasisini hukuki ve akademik kapasiteyi arttırarak sürdüreceğiz.

15-Su ve yaşam için adaletin temel ilkeleri

Ekolojik yıkıma karşı su ve iklim adaleti:

Suyun Özgürlüğü temel ilkemizdir. Halkların adil bir şekilde suya erişiminin temeli suyun ve tüm ekosistemlerin korunmasıdır. Mezopotamya Bataklıkları, sazlıklar, ormanlar, suyla nefes alan her yaşam alanı ve küçük çiftçilerin tarım alanları bu coğrafyanın ortak belleğidir. Bu alanların korunması hem ekolojik hem toplumsal adalet için zorunludur. Suyun ve yaşamın özgürlüğü savunulmalıdır.

Halkların birbirini yalnız bırakmadığı bir dayanışma hattını öreceğiz.

Suyun özgürlüğünü savunanların ortak mücadele hattını ve direniş ağını kurarak halklar arasındaki bağı güçlendireceğiz. Suyu birlikte koruyacak, ekokırıma karşı birlikte mücadele edeceğiz.

16-Mezopotamya Su Forumu iletişim Ağını kuruyoruz. Güçlü Bir İletişim Ağı ile sürdüreceğimiz tüm çalışmaları izleyecek ve hızlı önlem alacak mekanizmaları hayata geçireceğiz, halklar arasında kurulacak dayanışmayı diplomasiyi güçlendireceğiz. Mezopotamya Havzasında sular, nehirler tamamen özgürleşene kadar Mezopotamya Su Forumu Ağı diplomatik süreçlerde halkların iradesi ortak olarak tanınmalıdır. Bu ağ halkların iradesini temsil eden meşru bir yapıdır ve suyun özgürlüğünü savunan tüm bölgesel kararların asli muhatabıdır.

17-Mezopotamya Nehir Kentleri Koalisyonu Amed, Süleymaniye, Basra, Haseke, Musul, Bağdat ve Ahwaz gibi Mezopotamya’nın kalbini oluşturan kentler arasında dayanışma ağlarını kuruyoruz.

18-Yerel İzleme ve Veri Egemenliğini sağlanmasını önemsiyoruz. Nehir havzalarında toplumsal izleme sistemleri kurulmalıdır. Suya dair bilgi halkların müşterek varlığıdır ve hiçbir iktidarın ya da sermaye gücünün tasarrufuna bırakılamaz. Bu nedenle tüm veriler ortaklaştırılmalı, korunmalı ve herkes tarafından erişilebilir olmalıdır. Bunun çalışmalarını başlatacağız.

19-Suyun baskı ve savaş aracı olmaktan çıkarılması ve halkların yaşam hakkının korunması acildir. 2019’dan beri silahlı grupların hegemonyasında yaşayan Hesekê için Acil Eylem Planı hazırlayıp yürürlüğe sokacağız.

20-Yerel Yönetimlerin Rolü, demokratik- ekolojik su politikaları ile yaşamın korunmasında esas olmalıdır.

Nehir kıyısındaki kentlerin ve yerleşkelerin yerel yönetimleri, diplomasi süreçlerinde ve su ile ilgili politikalarda aktif rol almalıdır. Yerel yönetimler suyu koruyacak kolektif yapıların iradesini esas almalıdır. Toplumsal ekoloji bakış açısıyla “Demokratik-Ekolojik Su ve Havza Politikaları” kapsamında belediyeler özelinde tüm yerel yönetimler su yönetimine ilişkin ilke, politika ve hedefler belirlemeli ve buna uymalıdır.

Bir sonraki Mezopotamya Su Forumu’nu Güney Irak’ta düzenleme kararlılığında Fırat ve Dicle’nin denize kavuştuğu, Mezopotamya Bataklıklarının ve sazlıkların yüzyıllardır yaşamı beslediği bu topraklarda buluşmak, kararlarımızı yaşama geçirmek ortak sözümüzdür.

Mezopotamya’nın nehirlerini özgürleştirmek tüm canlıların yaşam hakkını savunmaktır. Tür çeşitliliğini korumayan hiçbir özgürlük mücadelesi tamamlanmış sayılmaz. Doğayla simbiyotik ilişkiyi yeniden kurarak, tüm varlıklarla çeşitlilik içinde birlikte yaşam perspektifiyle mücadelemizi sürdüreceğiz.

Nehirlerin özgür akışını savunan tüm halkları, toplulukları, örgütleri dayanışmamızın bir parçası olmaya çağırıyoruz.

Av Hebûn e! Av Jiyan e ! Av Aşîtî ye!

Barışı Esas Alıyor, Suyu, Toprağı, Enerjiyi Komünleştiriyor, Özgür Yaşamı İnşa ediyoruz.”

HABER MERKEZİ

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Üç kentte hasta tutsaklar Çalık, Kavak ve Bilecan için tahliye talebi

Sonraki Haber

Kirmanşan’da Dilara Kazemî işkenceyle katledildi

Sonraki Haber

Kirmanşan’da Dilara Kazemî işkenceyle katledildi

SON HABERLER

DSG: Çatışmalar sürüyor

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

ABD’li senatör’den Şam’a ‘uyarı’

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

Gazeteci Nedim Oruç tutuklandı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

Hewlêr’deki toplantı sona erdi

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

Êlih’te saldırılara karşı yürüyüş

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

DEM Parti heyeti İmralı’dan döndü

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

Rojhilat ve İran’da katledilen kadınların isimleri açıklandı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
17 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır