• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
31 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Haydar Ergül

Şam anlaşması ve Rojava’nın yeni Suriye’deki konumu

31 Ocak 2026 Cumartesi - 11:14
Kategori: Haydar Ergül, Manşet, Ortadoğu, Yazarlar

Şam yönetimi ile Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi arasında bir anlaşma gerçekleşti. Anlaşma, yeni Suriye’nin oluşumunda bir entegrasyon anlaşmasıdır. Anlaşmanın tüm içerikleri henüz açıklanmamasına rağmen, temel esaslarda önemli gelişmeler sağlanmıştır.

Öncelikle buraya nasıl gelindiğini belirtmekte yarar vardır. Bilindiği gibi ocak ayının başında Geçici Suriye yöneticileriyle ile SDG yöneticileri arasında Şam’da bir anlaşma için görüşmeler yapıldı. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa gibi koalisyona bağlı ülkeler de kolaylaştırıcı rol oynuyorlardı. Ocak ayının dördünde veya beşinde anlaşma konusunda temel esaslardan sonuca varılmıştı. Anlaşma imza aşamasına gelmişti.

Yine başında izlediğimiz kadarıyla, normal şartlarda geçici cumhurbaşkanı diye ilan edilen Ahmet eş-Şara toplantıya katılması gerekirken katılmamış ve Geçici Dışişleri Bakanı, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’yi yan odaya çağırarak, geçici Cumhurbaşkanı Şara’nın ‘şimdilik anlaşmayı imzalamak istemediğini, ileriye ertelemek istediğini belirtmiş’ ve böylece anlaşma imza aşamasına gelmişken gerçekleşmemiştir.

Saldırılar ve anlaşmanın sabote edilme girişimleri

Hemen akabinde, 6 Ocak günü Halep’teki Kürtlerin yoğun yaşadığı iki mahallelerine HTŞ güçleri tarafından saldırılar gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bunlar 1 Nisan 2025’te varılan anlaşmanın gereği olarak SDG güçleri çekilmiş, sadece 200-300 arası bir asayiş gücü kalmıştı. Bu anlaşma gereği bu iki mahalle özyönetim tarafından yönetiliyor. Güvenliği de özyönetime bağlı asayiş güçleri sağlıyordu.

Fakat tam tersi olmuş, daha önceden defalarca HTŞ’nin askeri güçleri bu anlaşmayı ihlal etmiştir. En sonunda 6 Ocak günü bir imha girişimi gerçekleştirilmiştir. Buna karşı bir direniş gerçekleşmiş, çok sayıda halktan insan katledilmiştir. Ardından saldırılar Fırat’ın doğusuna da taşınmıştır.

Paris anlaşması ve tasfiye senaryoları

5 Ocak’ta yapılan açıklamaya göre Paris’te ABD’nin gözetiminde HTŞ ile İsrail anlaşma imzaladı. Görüşmeler sonucu İsrail’in güvenlik meselesi tam güvence aldıktan sonra, İsrail güvenlik ekseni başta Suriye olmak üzere yeni Ortadoğu’yu şekillendirmektir. Bu yeni Ortadoğu’da Kürtlere yer yoktur.

Bunun sonucu tasfiye ve imha hareketi Kuzeydoğu Suriye ya da Rojava’da başlatılmıştır. HTŞ’ye yoğun bir destek verilmiş. Arap aşiretleri önemli oranda saf değiştirmiştir. Nihayetinde SDG güçleri ağırlıklı Rojava’ya çekilmek durumunda kalmış, direniş buralarda yükseltilmiştir.

29 Ocak Şam anlaşması ve entegrasyon süreci

Peki 29 Ocak tarihli anlaşmaya nasıl gelindi? Yeni Suriye’nin entegrasyonu nasıl kabul edildi, ya da kabul ettirildi? Bir tasfiye vardı, imha vardı. Onlar için hamleler yapılıyordu bu nettir. Türkiye’de çok yaygın tartışılıyor. İşte “Kuzeydoğu Suriye yönetiminin çöktüğü, demokratik ulus paradigmasının çöktüğü çok yaygın ve iştahlı tartışılıyor. Tam bir psikolojik savaş boyutu gündemin odağına oturtuldu. Buradaki amaç umutsuzluğa tavan yaptırmaktı.

Diğer bir ayak: 27 Şubat 2025 tarihinde PKK Kurucu Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın da çöktüğü iddialarıdır. Çok yaygın ve derinlikli bir psikolojik savaş verildi, verilmektedir. Bunların bazıları kendilerine Kürt diyor. İşte Abdullah Öcalan Kürtleri sattı, Kürtler şöyle yaptı böyle yaptı diyerek Öcalan itibarsızlaştırmaya çalışıldı, çalışılıyor.

En son Meclis Komisyonun yayınlanan tutanakları üzerine tepinmeye başladılar. Sanki Abdullah Öcalan Rojava’nın tasfiyesini hedeflemiştir. Türkiye’ye bu yönde sözler verilmiştir gibi saçma sapan tartışmalar yapıldı. Türk devlet yetkilileri de bu yönde açıklamalar yaptı. SDG’nin Abdullah Öcalan’ın çağrılarına uymadığı, silah bırakmadığı, teslim olmadığı şeklinde Öcalan’ın etkisinin kalmadığı imaları yaratılmak istendi. Özcesi Öcalan’ı itibarsızlaştırmak için çeşitli hile hurdaya baş vuruldu.

Ancak son anlaşmayla Abdullah Öcalan aleyhine geliştirilen bütün karalama ve çamur atmalar çökmüştür. Şunu da belirtmek lazım: Abdullah Öcalan bu son anlaşmada çok belirgin bir rol oynamıştır. Duyumlarımdan bu böyledir. Anlaşmada Öcalan’ın kesin ağırlığı bulunmaktadır. Öcalan Suriye’yi iç savaşın eşiğinden aldı. Rojava’da statünün yolunu açmada etkileyici rol oynamıştır. Şam’daki görüşmede, o masada Abdullah Öcalan’ın önerileri, düşünceleri mevcut sonucu yaratmıştır dersek abartmamış oluruz. Abdullah Öcalan salt etkileyici bir kuramcı bir stratejist değil; bir teorisyen, felsefeci ya da düşünür de değil. Abdullah Öcalan aynı zamanda etkileyici bir siyasetçidir, siyaset yapıyor ve esaret koşullarında bunu gerçekleştiriyor.

Abdullah Öcalan’a yaklaşırken ciddi yaklaşmak gerekiyor. Cımbızla kelimeleri seçerek onun üzerine tepinmek kimseye bir şey kazandırmaz. Özellikle burada tepinerek nemalananları kastetmek lazım. Altında kalırlar, kalacaklar.

Direnişin gücü ve geleceğe dönük anlamı

Birincisi Öcalan’ın etkisi. Bir diğer husus nedir? Bir diğer husus, bu soruya gitmeden özellikle Halep saldırılarıyla birlikte dört parça Kürdistan’da başlayan direniştir. Bir direniş gelişmiştir. Sahada fiili anlamda dört parçaya bölünmüş Kürdistan toplumu düşüncede, duyguda, yaşamda ve direnişte birleşmiştir. Ulusal birlik toplumsal temelde yaratılmıştır.

Güneyde başta YNK, KDP yapıları olmak üzere diğer partiler hemen hepsi Rojava’ya sahip çıkmışlar. Bazı gençler Rojava’daki direnişe katılmıştır. Yine Rojhilat kendisi bir direniş içindeyken Rojava direnişinde etkili yer almıştır.

Zaten Kuzeyi tartışmanın gereği bile yoktur, çok yaygın ve direngen yer almıştır. Yine sürgün Kürtlerinin, milyonlarcası ayaktaydı. Özcesi toplumsal tabanda Kürt ulusal Birliği gerçekleşti.

Bütün bunların sonucunda, Paris’te alınan imha kararı büyük oranda etkisizleştirilmiştir. Yani Kürtler lehine, halklar lehine etkisizleştirilmiştir. Bölgenin yönü, başta dört parça Kürdistan olmak üzere demokratik entegrasyon sürecine yöneliminin önünü açmıştır. Bu önemlidir.

Ayrıntıya fazla girmeden anlaşma şöyle: SDG korunacak, üç tugay şeklinde Hasekê’deki tümene bağlanacak, yine Kobenê’de de bir tugay Halep’teki tümene bağlanacak. Asayiş (polis) işleri de benzer bir biçimde İçişleri Bakanlığı’na entegre edilecek. Yine tam netleşmese de bir tugay da kadın askeri gücü olacaktır.

Başka maddelerden de söz edilebilir. Ancak bu kadarı yeterlidir şimdilik. Peki bütün bunlar ne anlama geliyor? Aslında bunlara bir anlamda özyönetim ya da demokratik özerklik demek lazımdır. Özerk yönetim yapısı, demokratik özerk yapıya dönüşüyor. Bunun entegrasyonu gerçekleşiyor.

Bu anlaşmayı nasıl yorumlamak gerekir? Şunu belirtmek lazım: 100 yıl sonra Kürdistan’ın bir parçasında inkar ve imha ortadan kalkmıştır. Kürt halkı, toplumu yeni Suriye oluşumunda temel aktör durumundadır. Yani yasadışılık ortadan kalktı mı? Adım adım yasallaşma noktasına girilmiştir. Kalın bir ip atılmıştır, öyle kalın ki kolay kopmaz.  Zorluklar var mı? Hemen entegrasyona birden çok rahat geçilir mi? Hayır, bunu beklememek lazım. Zorluklar olacak, sıkıntılar olacak ama artık statü kazanma anlamında kervan yola dizilmiştir.

Büyük bir güvence ile birlikte askeri ve örgütsel yapılar varlıklarını koruyup hukuki güvencelere kavuşacaklar. Burada Öcalan öngörüsünü, sürece hakimiyetini ve ısrarcı oluşu sonuç alıcılıkta esas rolü oynamıştır.

Kısacası ortaya çıkan durum şu: Eğer kendi özgücüne güvenir, mücadele eder ve direnirsen kazanırsın. Paris anlaşmasıyla Koalisyon güçleri HTŞ’den yana tavır aldı. Kürtleri yalnız bıraktı. Ancak başta Kürtler olmak üzere dostları ve demokratik ulus bileşenleri direndi. Dört parça Kürdistan ve diaspora bunu başardı. Demek ki özgüç esas belirleyendir.

Mazlum Doğan 82’de şunu söyledi: “Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.” Bu sloganın ruhu bir kez daha kanıtlandı. Direnenler son sözü söyledi ve kanıtlandı. Bu bir kez daha Rojava’da gerçekleşmiştir. Yani Kürtler direnmiş, dostları direnmiş ve başarılmıştır.

Bu temelde direnen herkesin demokratik direnişini selamlayarak tekrar “direniş zafere götürür” diyorum.

 

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Direnişi görmeyen iktidar ve ulusalcı medya anlaşmayı da görmedi

Sonraki Haber

TEV-DEM: Uzlaşma siyasi mücadelenin yeni sürecinin başlangıcıdır

Sonraki Haber

TEV-DEM: Uzlaşma siyasi mücadelenin yeni sürecinin başlangıcıdır

SON HABERLER

İran rejimi katlettiği 17 Kürdün ismini açıkladı

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Îbrahîm Şêxo’dan Êfrin halkına geri dönüş çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Bedri Alağam ve Gülistan Doku’nun akıbeti soruldu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

İran ve Rojhilat ağır bilanço: 6 bin kişi katledildi, 49 bin kişi tutukladı

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Engelliler Federasyonu: Rojava’da yaşam hakkı ihlal ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

SAMER: Çocukluk deneyimleri yetişkinliği etkiliyor

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Cumartesi Annelerin Tanış ve Deniz’in akıbetini sordu

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır