• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

AKP 25. yılını kutlarken…

21 Ağustos 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

Parlamenter demokrasilerde siyasi partiler, benimsedikleri dünya görüşü çerçevesinde örgütlenip bu görüşün etrafında oluşturulacak politikaların, halkın sorunlarının çözeceği konusunda ikna edilmesini ve bunun oya dönüştürülmesini sağlayarak iktidara gelmeyi hedefler. Ancak sahip olduğu görüşleri halka anlatacak makul bir süre olmadan -ya da buna gerek duymadan- kurulur kurulmaz girdiği ilk seçimlerde tek başına iktidara gelen siyasi partiler de vardır. Türkiye’nin yakın tarihinde buna en çarpıcı örnek, kuruluşunun (20 Mayıs 1983) üzerinden henüz altı ay bile geçmeden gerçekleşen seçimlerde (6 Kasım 1983) tek başına iktidara gelen Anavatan Partisi (ANAP)’dir. Daha yakın bir örnek ise geçtiğimiz hafta kuruluşunun 25. yılını kutlayan AKP’dir. 14 Ağustos 2001’de kurulan AKP, kuruluşunun üzerinden on beş ay bile geçmeden, 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olmuştur ve yaklaşık 24 yıldır iktidarını sürdürmektedir.

Bu iki örnekte olduğu gibi, alelacele kurulup iktidara yerleşen partiler, sahip oldukları düşünceyi iktidara taşımaktan ziyade, siyaseti belirleyen toplum dışı aktörlerin (ulusal ve uluslararası sermaye örgütleri, emperyalist devletler vb.) çıkarlarını savunmak üzere iktidar olması istenen ve koşulların bunun için hazırlandığı yapılardır. Genellikle ortak bir dünya görüşüne sahip olmayan kişiler tarafından kurulan ve yönetilen bu partilerin kullandıkları popülist söylemlere karşılık iktidara geldiklerinde toplumun geniş kesimlerinin çıkarları öncelikleri olmaz. Dolayısıyla bu tür partilerin iktidarlarında “devletle toplum arasındaki gerilim” artar. Bu gerilimin yönetilebilmesi içinse demokrasi ve hukuktan uzaklaşılır.

80 öncesindeki tüm partilerin darbeciler tarafından kapatıldığı, siyasetçilerin yasaklı olduğu bir dönemde, “sözde” parlamenter sisteme geçmek amacıyla yapılan 6 Kasım seçimlerine katılan diğer partiler gibi ANAP da yeni kurulmuştu. Dört eğilimi (liberal, sosyal demokrat, siyasal İslamcı ve milliyetçi) bir araya getirmek iddiasında olmakla birlikte 12 Eylül’ün gerekçesini de oluşturan 24 Ocak Kararları’nın arkasında bulunan toplum dışı aktörlerin desteklediği ANAP’ın kurucusu da 24 Ocak Kararları’nın mimarı ve darbe yönetiminin ekonomiden sorumlu bakanı Turgut Özal’dı.

AKP’nin kuruluşu ANAP gibi siyasi yasakların olduğu bir darbe döneminde olmadı. Ancak AKP’nin kurulduğu ve ilk kez iktidara geldiği dönemde Türkiye büyük bir ekonomik krizle birlikte büyük bir siyasi krizin de içindeydi. Meclis’te temsil edilen partilerin hemen hepsi geçen 10 yıllık süreçte ülkeyi yöneten koalisyonlarda yer alarak yaşanan krizlerin az çok sorumlusu olarak görülüyordu. Bu nedenle söz konusu partiler, gerek toplumun gerekse toplum dışı aktörlerin nezdinde ülkeyi krizden çıkarma ya da krizi yönetme umudu vaat etmiyordu.

AKP, siyasi belirsizliğin hakim olduğu bir konjonktürde Milli Görüş geleneğinden gelen Fazilet Partisi’nden ayrılan bir kadro tarafından kuruldu. Kurucu kadronun önemli bir kısmı siyasi İslam’a yakın olsa da uluslararası sermaye çevreleri ve özellikle ABD yönetimiyle sıkı ilişki içinde olan bir grubun desteğine sahipti. Bu sayede AKP Genel Başkanı sıfatıyla Erdoğan, 3 Kasım seçimleri öncesinde ve seçimin hemen ardından ABD’de hükümet yetkililerinin yanı sıra lobi faaliyeti yürüten ve küresel ekonomiyi yöneten kurumlarla görüştü. Seçimin hemen ardında ABD’yi yeniden ziyaret eden Erdoğan, yasaklı olduğu için hükümette yer almamasına rağmen ABD Başkanı G.W. Bush tarafından kabul edildi ve 10 Aralık 2002’de gerçekleşen bu görüşmede Bush, Erdoğan’ın siyasi yasağının kalkması ve hükümetin başına geçmesi için açık desteğini sundu.

AKP, iktidarının ilk günlerinde açıkladığı Acil Eylem Planı ile Kemal Derviş tarafından alt yapısı hazırlanan neoliberal yapısal uyum programını uygulamaya koyarken diğer taraftan ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını temsil eden “Büyük Ortadoğu Projesi”ne desteğini de açıkladı. Böylece AKP, iktidara gelirken desteğini aldığı çevrelerin çıkarlarını üstlendiğini de deklare etmiş oldu. Kimi zaman ufak tefek sapmalar olsa da AKP, iktidarının en başında deklare ettiği politikalara 24 yıl boyunca sadık kaldı; buna karşılık olarak kendisine verilen destek de bu süreçte devam etti.

AKP’nin Türkiye siyasi yaşamındaki 25 yılının 24 yılında kesintisiz iktidarda kalabilmesi sadece siyaseti belirleyen toplum dışı aktörlerin desteğiyle açıklanamaz elbette. AKP, toplumun geniş kesimlerini yoksullaştıran, güvencesizleştiren, demokrasiyi ve hukuku ayaklar altına alan politikalar uygulamasına rağmen, iktidarının önemli bir kısmında, toplumun desteğini arkasına almasını da bilmiştir. Uluslararası finans kurumlarının sağladığı ucuz kredilerin getirdiği parasal genişleme, Dünya Bankası (DB)’nın sosyal yardım programına paralel olarak uygulanan inanç temelli yardımlar ile AB uyum sürecinde yaratılan sosyal hakların gelişeceği algısı ve benzerlerinin de AKP’ye verilen toplumsal destekte önemli rolü olmuştur. AKP’ye verilen bu desteğin diğer bir nedeni ise hiç kuşkusuz karşısında “toplumun sorunlarını çözebilecek bir muhalefetin” bulunmamasıdır.

25. yılını kutlayan AKP, iktidarının 24. yılını tamamlarken Türkiye toplumunun çok geniş bir kesimi açlıkla, yoksullukla, işsizlikle, geleceksizlikle ve adaletsizlikle cebelleşmektedir. Tüm kurumlarıyla devlet, müthiş bir çürümeyle karşı karşıyadır ve toplumun güven duyduğu herhangi bir kamu kurumundan söz etmek mümkün değildir. Kuruluşundan bu yana arkasında yer alan toplum dışı aktörlerin desteği sürmekle birlikte toplumdan aldığı desteği önemli ölçüde yitiren AKP; kurduğu otoriter rejime dayanarak iktidarda kalmaya çalışmakta ve iktidarda kaldığı her gün halkın yaşadığı sefaletle birlikte toplumsal çürümeyi de arttırmaktadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Helil Kınay’ın Emek Sınavı …

Sonraki Haber

Siyasi iktidarın pençesindeki Bargilya Antik Kenti ve sulak alan

Sonraki Haber

Kemal Demirbaş: Beyni ve yüreği birlikte çalıştırmalıyız

SON HABERLER

Seqiz’de bir kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Mekke Anlaşması ve kızışan rekabet

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Cumhuriyet demokratikleşir mi?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Marksist düşünce ve Apocu düşünce diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Kemal Demirbaş: Beyni ve yüreği birlikte çalıştırmalıyız

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Siyasi iktidarın pençesindeki Bargilya Antik Kenti ve sulak alan

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

AKP 25. yılını kutlarken…

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır