İnsan hakları savunucuları, sağlık durumları kritik olan Enver Yanık ve Mahmut Atan’ın tahliyesini istedi
Cezaevlerindeki hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla başlatılan haftalık eylemler devam ediyor. İstanbul ve Ankara’da yapılan açıklamalarda, hasta tutsakların tahliyesi çağrısı yapıldı.
İstanbul
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, “F Oturması” eyleminin 724’üncüsünü gerçekleştirdi. Dernek binası önündeki eylemde “Tedavi haktır engellenemez” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Sık sık “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” sloganları atıldı.
Eylemde, Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Enver Yanık’ın durumuna dikkat çekildi. İHD’li Türker Demirci, şunları paylaştı: “Enver Yanık’ta Wernicke Korsakoff sendromuna bağlı ileri derecede unutkanlık ve sese aşırı duyarlılık bulunuyor. DorsalKifoz, lomber artroz, hipertansiyon, taşikardi, diyabet, yüksek kolesterol, sağ böbrekte kist, prostat büyümesi ve kalp damar hastalıkları bulunuyor. 29 Eylül 1999’da yaşanan ve kamuoyunda ‘Ulucanlar Katliamı’ olarak bilinen saldırı sırasında başına aldığı darbelerin neden olduğu hasara bağlı gelişen hidrosafeli nedeniyle sürekli baş ağrısı çekiyor. Günde 2-3 kere baygınlık geçiriyor. Sol bacak uyluk iç kısmından giren ve çıkarılamadığı için o tarihten bu yana vücudunda bulunan 2 adet kurşunla yaşıyor. Akciğerinden çıkarılamayan bir metal parçası ile yaşamaya çalışmakta, yürüme güçlüğü ve sürekli ağrı çekmektedir. Hastalıklarının ilerlemesi nedeniyle tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen Enver Yanık yaşamını ancak başkalarının yardımı ile sürdürebilmektedir.”
Ailesinin aktarımları
Enver Yanık’ın eşinin yaptığı aktarımları paylaşan Türker Demirci, şunları söyledi: “Enver, Ulucanlar Katliamı’nda ağır yaralanmıştı. Defalarca ameliyat oldu ve mucize şekilde hayatta kaldı. 2003 yılında, ağır sağlık sorunlarına bağlı olarak, hapishane koşulları yaşamı için kati tehlike oluşturduğu için ve Adli Tıp Kurumu raporu ile tahliye edildi. Devam eden davasında, hakkında haksız iddialarla hapis cezası verildi ve ağır sağlık sorunlarına rağmen 7 Ekim 2024 günü tekrar tutuklandı. Tutuklanmadan önce iyi bir bakım ve tedavi ile yaşamını sürdürüyordu. Tutuklanınca tedavileri ve kontrolleri yarım kaldı, hastalıkları ilerledi. Kalp hastalığı ortaya çıktı. Geçen Ekim ayında E nabızdan akciğerinde, damarlarında sorun olduğu görülüyordu. Biz bununla ilgili açıklama yaptıktan sonra, 13 Kasım’da Menemen R Tipi’ne sevk edildi. Ama orada da tedavi edilmedi, uygulanan tek tedavi haftada 2 gün fizyoterapi oldu. Bu sürede hem çok kilo kaybetti hem de hastalıkları ağırlaştı.
5 Şubat’ta yaptığımız telefon görüşmesinde, Enver, sabah İzmir Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları bölümüne götürüldüğünü, 1 saatten fazla sedyede bekletildiğini ve doktorun kendisini hiç görmeden Hematoloji bölümüne sevk ettiğini, ancak oraya götürülmeden geri hapishane getirildiğini söyledi. Bununla ilgili tabip odasına da suç duyurusunda bulunacağız. Sonrasında E-nabzından baktım, doktoru Pulmoner Emboli teşhisi koymuş ve hematolojiye sevk etmiş Enver’i. Enver, yaklaşık 3 aydır R Tipi’nde kötü durumda. Hastaneye sevkler çok geç yapılıyor. Şimdi bu teşhisi koymuşlar ama hematolojiye ne zaman götürülecek, tedavi ne zaman başlayacak belli değil. Bu hali ile R Tipleri tedavi etmek için değil insanlar ölsün diye götürdükleri hapishaneler. Enver sık sık bayıldığı halde hücrede tutuluyor. Boynuna buton asmışlar, acil durumlarda bassın diye. Çoğu zaman, geldiklerinde yatağında baygın buluyorlarmış. Enver, artık tekerlekli sandalyede hareket edebiliyor ve kendi işlerini yapamıyor. Sandalyeden yatağına geçemiyor örneğin. Tedavi olarak bir ilaç veriyorlar. Onu da bitince tekrar almaları 1 hafta sürüyor. Çok kaygılıyım, çünkü bütün organlarında sorun var, çoklu organ yetmezliği riski var, akciğer ve damar sorunları nedeniyle beyne ve diğer organlara oksijen ulaşmıyor. Acil olarak tam teşekküllü bir hastanede sürekli tedavi altında tutulması gerekiyor ama bunu yapmıyorlar. Yaşaması için tahliye edilmesi şart.”
Ankara
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 596’ıncı haftasında Sakarya Meydanı’nda bir araya geldi. “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit işkencedir tecride son” sloganları atılan eylemde, Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki hasta tutsak Mahmut Atan’ın durumuna dikkat çekti.
İHD Ankara Şube yöneticisi Aslı Saraç, İHD verilerine göre en az bin 412 hasta tutsağın bulunduğunu, bunların 335’inin ağır hasta tutsak olduğunu söyledi. Aslı Saraç, ayrıca hasta tutsaklardan 230’unun yaşamlarını tek başına sürdüremez durumda olduğunu kaydetti.
Aslı Saraç, Mahmut Atan’ın ağır ve çoklu sağlık sorunlarının bulunduğunu belirterek, şunları aktardı: “Atan’ın sağlık tablosu çok ağırdır. Bir böbreği alınmış, diğer böbreği anormal boyuta ulaşmıştır. KOAH nedeniyle sık sık solunum yolu enfeksiyonları geçirmekte ve hastane takviyesi ile sürekli antibiyotik kullanmaktadır. Ateşli silah yaralanmasına bağlı ortopedik sakatlığı vardır. Sağ ayağında platin bulunmakta, bacağında 3 santim kısalık nedeniyle tek değnekle mobilize olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır kronik osteomiyelit ile mücadele etmekte ve her yıl 6 ayı bulan enfeksiyon tedavileri görmektedir. Safra kesesinde taş saptanmış olup kolesistektomi planlanmaktadır. Ayrıca fıtık ve apandisit öyküsü cerrahi gereksinimi mevcuttur. Kalpte tıkanıklık şüphesi vardır ve BT anjiyografi planlanmıştır. Bel ve boyun fıtıkları 3’üncü evre düzeyinde olup ciddi ağrı ve işlev kaybına yol açmaktadır. Bugüne dek sağ ve sol böbreklerden 5 kez, apandisit nedeniyle 2 kez ve sağ ayaktan çeşitli nedenlerle 9 kez ameliyat geçirmiş; önünde en az bir kolesistektomi ve planlanan kardiyak anjiyo bulunmaktadır. Atan, mevcut hâlini ‘yaşayan bir ölü’ olarak tarif etmektedir.”
Aslı Saraç, “İlgili tüm kurumları görevlerini yapmaya, Mahmut Atan’ın tedaviye erişimini derhal ve eksiksiz sağlamaya, tarafsız sağlık kurulu raporlarını ivedilikle düzenlemeye ve infazın geri bırakılması sürecini başlatmaya çağırıyoruz” diye kaydetti.
HABER MERKEZİ









