• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Yol bir, sürek binbir… Hakikatin demine Hû

17 Ağustos 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Başkan, yoldaşlığı ideolojik, ahlaki ve toplumsal bir tercih olarak tanımlar. Yoldaşlık, günübirlik çıkar, duygu veya kimlik ortaklığıyla kurulmaz. Bilinçli bir kopuştur: Kapitalist modernitenin dayattığı kişilikten, mülkiyet zihniyetinden ve hiyerarşik bağlılıktan kopuş

Derya Arslan

Alevilik yolunda yoldaşlık, iki kişinin özel arkadaşlığı veya kişisel uyum meselesi değildir. İlkeye, ölçüye ve hakikate bağlı kolektif bir ahittir. Musahiplik, bireysel bir bağın ötesinde, topluluğun kendini denetleme, sorumluluk üretme ve hiyerarşiye karşı durma mekanizmasıdır. Rıza ile kurulur, cemde görünür kılınır, düşkünlük tehdidiyle kolektif olarak denetlenir. “Canı cana, malı mala katmak” ifadesi, yalnızca iki can arasında değil, yol ehli olanların ortak yaşamını düzenleyen bir ilkedir. Ölçü nettir: Eline, beline, diline sahip olmak. İlke nettir: Eşitlik, rıza, dayanışma. Hakikat nettir: Yol, iktidarın ve mülkiyetin değil, kolektif iradenin yoludur. Gerçek yoldaş, yoldaşını büyüten, ona değer katan kişidir; ama bu yüceltme bireysel bir jest değil, örgütlü arkadaşlığın sürekliliğini sağlayan bir tutumdur. Bu tutum olmadan ilişkinin derinliği, daha önemlisi örgütlülüğün kendisi kalmaz.

Bu kadim yapı, Önder Abdullah Öcalan’ın yoldaşlık tanımıyla doğrudan siyasal bir bütünlük oluşturur. Başkan, yoldaşlığı ideolojik, ahlaki ve toplumsal bir tercih olarak tanımlar. Yoldaşlık, günübirlik çıkar, duygu veya kimlik ortaklığıyla kurulmaz. Bilinçli bir kopuştur: Kapitalist modernitenin dayattığı kişilikten, mülkiyet zihniyetinden ve hiyerarşik bağlılıktan kopuş. Yoldaş sevgisi, sıradan bağların çok ötesinde, sevgilerin en yücesidir; çünkü ortak hakikate bağlılığın en üst ifadesidir. Başkan’ın paradigmasında yoldaşlık, demokratik toplumun ve komünal yaşamın temel taşıdır. Alevi yolundaki “el ele, el Hakk’a” ilkesi ile Başkan’ın “özgür birey ancak özgür toplumda var olur” anlayışı aynı siyasal zeminde buluşur. Her ikisi de insanı atomize eden, ilişkileri metalaştıran sisteme karşı bir direniş hattı çizer. Burada söz konusu olan iki kişinin bir aradalığı değil, örgütlü bir aradalığın kendisidir.

Kapitalist modernite kişiliği ve örgütlü yoldaşlığı çürüten mekanizma

Kapitalist modernite bir ekonomi modeli olmanın ötesinde bir kişilik üretim sistemidir. Hayatın her zerresinde kurumsallaşır ve çalışır. Önce bireyi sonra toplumu öğütür yok eder. Sade bulunduğun zeminin örgütlü olması ya da bir Erkan’ın içinde olmak bireyi korumaya yetmez. Koca çoğunlukların içinde tekil çürümeler başlar ve toksik bir ilişkilenme ile bu çürüme çoklu zararlara da dönüşür. Başkan’ın çözümlemesinde bu sistem; kapitalizm, ulus-devlet ve endüstriyalizm üçgeni üzerinde yükselir. Toplumsal doğayı parçalar, ahlaki-politik toplumu çürütür, bireyi yalnızlaştırır. Yarattığı kişilik tipi nettir: Bencil, rekabetçi, tüketici, mülkiyetçi ve hiyerarşiye boyun eğen. Bu kişiliğe verilen talimatlar açıktır:

  • İlişkileri fayda üzerinden kur.
  • İşine yaramayan bağı kopar.
  • Başarı bireyseldir; kolektif olan seni geri çeker.
  • Bağlılık, ölçü ve sevgi yerine çıkara ve hiyerarşik güç dengelerine bağlanır. İlke, dürüstlük ve hakikat ikincil hale gelir.

Bu talimatlar, Alevi yolundaki kolektif sorumluluk mekanizmalarını ve Başkan’ın tanımladığı örgütlü yoldaşlığı sistematik olarak tahrip eder. Musahiplikte ve cemde var olan karşılıklı kefalet ve rıza, kapitalist kişilikte risk ve yük olarak görülür. Rıza ile kurulan eşitlik, hiyerarşik bağlılık ve lider kültüyle yer değiştirir. Ölçü (eline-beline-diline sahip olmak) yerini “ne pahasına olursa olsun kazan” ahlakına bırakır. Hakikat arayışı, propaganda ve kimlik siyasetine indirgenir. Yoldaşını yükseltmek, onu yüceltmek yerine rekabet ve kıskançlık üretilir. Yoldaş sevgisinin yerini çıkar hesabı alır. Bu boşlukta ne gerçek bir örgütlenme ne de sahici bir bir aradalık kalır. Böylesi bir durumda örgütten ve özgür bir topluluktan söz edilemez.

Sonuç, yoldaşlığın içinin boşaltılmasıdır. Bugün birçok yerde “yoldaş” salt bir teknik hitap gibi kullanır hale gelinir. Ortak düşman vardır, ortak ilke yoktur. Ortak slogan vardır, ortak yaşam ve ortak sorumluluk yoktur. Zor zamanlarda yan yana durulmaz ve yol ayrılır. Bu, Alevi yolunun da, Başkan’ın kastettiği yoldaşlığın da antitezidir. Gerçek yoldaşlık, düşmana karşı değil, hakikate doğru yürüyüştür. Birbirini denetleyen, düzelten, yükselten ve düşkünlüğe düşmemek için hesap soran kolektif bir ilişkidir. Kapitalist modernite kişiliği bu hesabı “baskı” ve “özgürlüğün kısıtlanması” olarak gösterir. Böylece ahlaki denetim mekanizmaları zayıflatılır, bireysel keyfilik “özgürlük” diye tanımlanmaya başar. Hedeflenen değerli bir yaşam, bu kişilik tipi içinde hızla hiyerarşiye, formaliteye ve içi boş bir isme dönüşür.

Siyasal sonuç: Örgütlü yoldaşlık bir direniş biçimidir

Alevi öğretisindeki yol ve musahiplik, yalnızca bireysel bir ahit değil, toplumsal ve örgütlü bir direniş biçimidir. Hiyerarşiye, sömürüye ve yalnızlaştırmaya karşı bir kaledir. Canlar birbirine kefil olduğunda, sistemin atomize etme gücü kırılır. Bu ilişki, “ben”i “biz”e bağlar; mülkiyeti ortaklaşmaya, rekabeti dayanışmaya, hiyerarşiyi rızaya dönüştürür. Yoldaş, yoldaşını yücelten kişidir; bu yüceltme, ilişkiye büyük değer katar ama asıl olarak örgütlü bir aradalığı ayakta tutar. Başkan’ın yoldaşlık anlayışı da aynı siyasal zeminde yükselir: Yoldaşlık, kapitalist modernitenin parçaladığı ahlaki-politik toplumu yeniden inşa etmenin aracıdır. Yoldaş sevgisi olmadan bu inşa mümkün değildir.

Bu alternatif, güncel olmayana karşı net bir eleştiri içerir. Kimlik siyasetinin içi boşaltılmış “dayanışma” söylemleri, liberal bireyciliğin “herkes kendi yolunu çizsin” anlayışı, hiyerarşik örgütlenmelerin “yoldaşlık” maskesi altında sürdürülen tahakküm ilişkileri… Bunların hiçbiri, ne Alevi yolunun ölçüsüne ne de Başkan’ın tanımladığı hakikat yoldaşlığına uymaz. Gerçek yoldaşlık, ilkesiz ittifakları reddeder. Ölçüsüz ilişkileri reddeder. Hakikatsiz sloganları reddeder. Yoldaş sevgisinin ve yüceltmenin olmadığı yerde ne örgüt kalır ne de bir aradalık.

Alevi yolunun kadim ölçüsü ile Başkan’ın çözümlemesi birleştiğinde ortaya çıkan şey, nostaljik bir hatıra değil, yaşanabilir ve siyasal bir alternatiftir. İlkeye dayalı, ölçüye dayalı, hakikate dayalı yoldaşlık; kapitalist modernitenin ürettiği yalnızlığı, yabancılaşmayı ve ahlaki çürümeyi geriletebilecek en güçlü silahlardan biridir. Bu yoldaşlık, yalnızca “iyi insan” olmayı değil, sisteme karşı duran örgütlü bir yaşam biçimini inşa etmeyi hedefler.

Başkan’la yürümek, kendini tepeden tırnağa dara çekmiş kişiliklerle mümkündür. Başkan’a yoldaş olabilmenin özü, önce birbirini hakikatin özüyle sarmalamak ve yola revan olmakla başlar. Başkan’ın yoldaşlığında ucuz rekabetler değil, büyük yürüyüşlerde omuz omuza olmak vardır. Diğer türlüsü ise ilkesiz birliktelikleri beraberinde getirir ve yalnızca yaratılan değerleri bozmaya eğilimlidir.

Başkan, dost ve düşman her kesimce “Bay İlke” olarak bilinir. Ona göre yoldaş belirlenir ve yol yürülür. Biz de yoldaş olmanın ve ilke ile yürümenin yollarını bulmak zorundayız. Başkan’ı anlama çabası bir okuldur, bir eğitimdir. Bu dönem bunun için bolca fırsat vermiştir. Yeni yürüyüş, yeni paradigma, kendini inşa ile başlar. Bu temelde özeleştiri yoldaşlığa yeniden katılımla olacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Sonraki Haber

Omelas’ı bırakıp gidenler ve savaşı terk etmeyenler

Sonraki Haber

Siyasal mücadele stratejisi 53 yıllık mücadelenin sonucudur

SON HABERLER

Şiyar Be Platformu’ndan yürüyüş: Demokratik toplumu örgütlüyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Mêrdîn’de coşkulu 15 Ağustos kutlaması

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Siyasal mücadele stratejisi 53 yıllık mücadelenin sonucudur

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Omelas’ı bırakıp gidenler ve savaşı terk etmeyenler

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Yol bir, sürek binbir… Hakikatin demine Hû

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Modern çitleme: İlk ve son sömürge kadınlar

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Colemêrg Cumhuriyeti!

Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır