Kürt coğrafyasının tamamı maden ve petrol sahası olarak yağmaya açılırken, son 1 haftada bölgede onlarca acele el koyma kararı yayımlandı. Bu durum bölgenin yakın gelecekte yaşanamaz bir yer haline geleceğini gösteriyor
K. Bülent Ongun
Kürt coğrafyasını ormansız, topraksız ve susuz bırakacak olan petrol sahaları her geçen gün genişletilirken, ekolojik yıkım coğrafyanın tamanına yaygınlaştırılıyor. Şirnex ve Êlih’de yoğunlaşan petrol sondaj ve üretim sahaları Kürt illerinin tamamına yayılma çalışmaları çok hızlı bir biçimde sürdürülüyor. Son yapılan açıklamalarda; Şirnex, Dîlok, Meletî, Mereş, Merdîn, Sêrt, Colemêrg, Riha ve Wan coğrafyasında yüzbinlerce hektar mera, tarım arazisi için acele el koyma kararları ardı ardına geliyor.
İhtiyaç doğmuş!
TPAO tarafından başlatılan yeni acele el koyma uygulamasına Riha ve Amed’de 40 bin hektar alan, Amed ve Semsûr’de 45 bin hektar alanda acele el koyma süreci başlatıldı. Açıklanan el koyma kararlarında, Êlih, Sêrt, Mêrdîn, Şirnex ve Colemêrg ile çevre illerin bulunduğu geniş bir coğrafyada çok sayıda ruhsat alanı geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Tüm kararlarda, “Belirtilen alanlarda lokasyon alanı ve yolu, petrol ve doğal gaz boru hattı, enerji nakil hattı, üretim kampları, idari kampüs alanları ve depolama tesisleri için taşınmaz ihtiyacı doğdu” cümlesi ile büyük yıkım alanları petrol ve gaz sondaj-üretim alanlarına dönüştürülmekte.
Üretim yöntemi açıklanmıyor
30 Eylül’den bu yana TPAO tarafından onlarca acele el koyma talepleri Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanıp Resmi Gazete’de yayımlandı. Yapılan açıklamalarda petrol ve doğal gaz vurgusu yapılırken sondajlardan sonra üretim sürecinde hidrolik kırma uygulanıp uygulanmayacağına yönelik hiçbir detay bulunmuyor. Sadece Amed coğrafyasında ABD’li şirkete kaya petrolü ve kaya gazı üretimi için 7 milyon 650 bin dekar alan arama bölgesi olarak verilirken, acele el koyma süreçlerindeki hızlanmaya bu alanlarında eklenmesi bekleniyor.
Yaşayan her şey zehirleniyor
Petrol ve doğal gaz üretimlerinde yerel hava ve su üzerindeki zararlı etkisi üzerinde durulmazken bölge adeta yok oluşa sürükleniyor. Üretim süreçlerinde kullanılan yöntem (hidrolik kırma veya konvansiyonel) ne olursa olsun, petrol ve doğal gaz çıkarımı temiz bir süreç asla değildir. Sondaj; toprağı, havayı ve suyu kirleten ağır metalleri, zehirli partikülleri ve uçucu bileşikleri havaya karıştırır. Çalışmalar, petrol ve doğal gaz kuyularının rüzgar yönündeki havada, insanlarda ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilen önemli miktarda kirletici madde bulunduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda, bu işlemler milyonlarca galon kirli atık su üretir ve bu atık su yüzey ve yeraltı sularına karışmadır.
Yaşam tehdidi büyüyor
Petrol ve doğal gaz sondajı kaçınılmaz olarak sızıntılara ve kazalara yol açmaktadır. Hava ve su kirliğinde yaşanan rutin kirlilik yetmezmiş gibi, petrol ve doğal gaz üretimleri yaşam üzerindeki tehdidi katlayarak büyütmekte. Çok sık rastlanan bu kirlilikle doğal çevreye verilen zarar felaket boyutunda ve kalıcı hale dönüşme riski çok büyüktür. Sızan petrol ve tehlikeli atıklar ekosistemleri zehirler ve doğal yaşamı darbelerken, petrol sızıntılarını ve kaya petrolü-gazı üretimlerinde kullanılan kimyasalların (PFAS gibi) küçük sızıntılar bile yıkıcı olmaktadır.
Kaya petrolü ve kaya gazı
Bölgede büyük bir genişleme gösteren kaya gazı ve kaya petrolü çıkarılma sürecinde bir adet sondaj kuyusuna bir seferde 600’ü aşan zehirli kimyasallar ve kum, yaklaşık 18.000M3 içme suyu niteliğindeki suyla çok yüksek basınç uygulanarak yer altına basılmaktadır. Bu işlem bir kuyuda 15-20 kez tekrarlanmakta ve toplamda bir kuyuda kullanılan su miktarı yaklaşık 300.000M3’e ulaşmaktadır. Kullanılan kimyasallar dışında çıkarılan petrol ve veya gazla birlikte yeraltından yüzeye çıkan ağır metallerle dolu akışkanlar nedeniyle sular hiçbir biçimde geri kazanılamamaktadır. Sondaj kuyuları arttıkça yer üstü ve yer altı sularının tükenip kirleneceği, yeraltında suları depolayan akiferlerin yok edileceği, çevrede bulunan barajların ve derelerin kuruyacağı ve tarımın yapılamayacağı ve nihayetinde tüm insan ve hayvanların bölgede yaşayamaz hale gelerek göç etmek zorunda kalacağı bir gelecek ortaya çıkmakta.
EKOLOJİ SERVİSİ









