Rojava’da inşa edilen yaşamın Ortadoğu’da kadınlar için alternatif olduğunu belirten DEM Parti Merkezi Kadın Koordinasyonu üyesi Berna Çelik, ‘Orada direniş her gün artmakta ve yoğunlaşan saldırılara karşı alternatif yaşamı örme halen devam ediyor’ dedi
Savaş ve çatışmaların son bulmadığı Ortadoğu’da, ilk hedef alınan kesim kadınlar oluyor. Yakın zamanda HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarında bu durum bir kez daha görünür oldu. Katledilen savaşçı bir kadının cansız bedeninin yüksekten atılması ve yine savaşçı bir kadının saç örgüsünün kesilmesi sadece örneklerden ikisi. Tüm bu saldırılara karşı Rojava ise, kadınlar için yeni bir yaşamı belirliyor. Kadın devrimi ile birlikte kamusal alanın her yerinde var olan kadınlar, yok sayıldıkları Ortadoğu’da mücadelenin öznesi durumunda adeta.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkezi Kadın Koordinasyonu üyesi Berna Çelik, kadınların Rojava’da inşa ettiği yaşamın kadınlar için önemini değerlendirdi.
Rojava’da yükselen kadın direnişi
Paylaşım savaşlarında ilk kadınların hedef alındığını ifade eden Berna Çelik, kadınları hedef alanların ismi farklı olsa da zihniyetlerinin aynı olduğunu söyledi.
Erkek egemen aklın kadının bedenini kendisine “hak” olarak görüldüğünü belirten Berna Çelik, şöyle devam etti:
“Bu esasında sadece kadın bedenine dönük bir saldırı değil bu saldırılar kadına dönük bir savaştır. Kadın zihniyetine, mücadelesine dair yürütülen bir savaş hali var. Kadını köleleştiren, eve hapseden eşit ve özgür bir yaşamı idame ettirmeye çalışan ve bunun için mücadele yürüten kadını kimliksizleştiren bir yaklaşım söz konusu. Bu savaş halinin gidermenin belirli yol ve yöntemleri biz kadınlar açısından her zaman var. Rojava Devrimi ile kadınlar, bu devrimi kendilerine örnek aldı. Rojava’da kadınların yürüttüğü mücadele yeni bir yaşamı örme çabası oldu. Çünkü ahlaki ve politik bir toplumu yaratmak, kadın öncülüğünde olur. Ahlaki ve politik toplumun öznesi kadındır. Tarihi sorguladığımızda kadının dokunduğu, kadının yaşam içinde özne olduğu ve kadının zihniyeti ile kurulan bir yaşamın bütün toplumu etkilediği, kimliklerin eşit seviyede tutulduğu ortak bir yaşamın kurulduğunu görürüz. Rojava devrimi o deneyimlerden alınan örneklerle ve mücadele ağıyla var olan bir süreç. Rojava’daki mücadele Kürdistan’ın 4 parçası ve Türkiye metropolleri açısından düşündüğümüzde bütün kadınlara moral ve motivasyon oldu. Orada kadınların kazanımlarına dönük gerçekleştirilen her saldırı yaşadığımız coğrafyada da gerçekleştirildi. Rojava’da kadınlara yönelik sindirme politikası uygulandı. Kobani’de bunu gördük ama orada direnen kadınların öncülüğünde yeni bir hayat örüldü. Örülen bu hayatın verdiği güçle bugün Rojava’da yükselen bir kadın direnişi var.”
‘Mücadeleyi sağlam tutmak gerekiyor’
Bu açıdan Rojava’ya dönük saldırıların “örgütlü erkek aklının saldırıları” olduğuna işaret eden Berna Çelik, ancak “Jin, jiyan, azadî” sloganının Ortadoğu’da Kürt kadın mücadelesini ve yaşamını ortaya çıkaran bir slogan olduğunu vurguladı.
Bu felsefesiyle mücadelenin büyüdüğünü kaydeden Berna Çelik, şöyle belirtti:
“Rojava’da kadın bedenine dönük bir saldırı burada da olmayacak diye bir durum yok. Ki içinde yaşadığımız coğrafya da öyle bir coğrafya. Rojava’ya dönük saldırılarda belediyelerimize ‘jin, jiyan, azadî’ sloganı ve saç örgüsü fotoğraflarının bulunduğu pankartların asılmasından sonra belediye eşbaşkanlarımız gözaltına alındı. Bu saldırıları verilen mücadelenin bastırılması olarak değerlendiriyoruz. Ancak bugün baktığımız zaman Rojava, feminist ve Kürt kadınlarının ortak bir zeminde birleştiği bir yer haline geldi. Ortadoğu’da kadına yönelik saldırılar mücadelemizin daha sağlam olması gerektiğini gösteriyor. Bu da ortak ve birleşik bir mücadeleyle sağlanır. Özelde Kürt kadınlarının öncülük ettiği bir mücadele var ama dostlarla yan yana durarak mücadeleyi sağlam tutmak gerekiyor. Rojava’da bir ‘mağdur kadın’ profili yaratılmaya çalışıldı. Ama mücadele bize şunu tekrar gösterdi ki orada bir ‘mağdur kadın’ profili yok, orada devrimci, öncü ve toplumsal kazanımlarına her daim sahip çıkan bir kadın profili ve mücadelesi var.”
Haber: Uğurcan Boztaş / MA









