• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Şubat 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

‘Terör sorunu’ değil, ‘savaş sorunu’

26 Şubat 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Bizlerin tabiriyle “Barış ve demokratik toplum sürecinde, devletin ve iktidarın tabiriyle “terörsüz Türkiye” sürecinde  birinci aşama sona erdi.
Birinci aşamada CHP ile iktidar arasında ülke çapında yaşanan meydan savaşı sürerken, Dem Parti ile iktidar arasında ise çözüm sürecinden önceki saldırıların bütün sonuçlarında en küçük bir değişiklik gerçekleşmemişken, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu ve Kürt halkının önderi Öcalan hala zindandayken, Komisyonda tüm temsilciler arasında Türk parlamento tarihinde yaşanmamış bir “normalleşme, diplomatik nezaket, diyalog” süreci yaşandı.

Dışarıdan bakan bir gözlemci, Türkiye’deki siyasi kavgalar ortamında bu Komisyonu, siyasi parti temsilcilerinden oluşan bir Komisyon olarak değil de,  bir “diplomatlar komisyonu” sanabilirdi.

Belli ki bu anlaşılması zor durum, tüm siyasi partilerin karşı karşıya oldukları çok yönlü sorunun ciddiyetini kavramış olmalarını yansıtıyordu. Bu ortak anlayışın sonucunda da AKP iktidarı boyunca hiçbir yasa ya da torba yasada sağlanamayan, ancak DEM Parti dışında sadece sınır ötesi tezkerelerde sağlanan ortaklık, Komisyon Raporuna büyük bir çoğunlukla verilen evet oylarıyla sağlandı.
Şimdi karşımızda birinci aşamadan ikinci aşamaya geçildiğinde aynı ortaklığın sağlanıp sağlanamayacağı sorusu duruyor. Özel Komisyon çalışmalarını tamamladığına ve bundan sonrası TBMM’nin “rutin” çalışmalarına bağlı kaldığına göre, TBMM İhtisas komisyonlarında bugüne kadar yaşanan uzlaşmasızlığın aşılacağını düşünmek çok zor.

Tüm zorlukları sıralamak köşe yazısına sığmaz. Ben Rapor’da ve dün Devlet Bahçeli’nin konuşmasında ilan edilen bir formülden söz edeceğim. Bu formül çıkarılacak yasaların “af ve cezasızlık algısı yaratmayacak” olmasıdır.

Önce “af ve genel af” kavramlarıyla ilgili Kürt özgürlük hareketinin bu kavramları kabul etmeyişine değinmek isterim. Yapılan açıklamalara göre, PKK “genel af” talebinde bulunmamıştır. Gerillanın “suçumuzu affedin” demesi zaten beklenemez. Çünkü gerilla açısından ortada bir suç varsa, bu devletten Kürtlerin varlığını ve dilini tanımama suçudur. Savaş bu suçun sonucudur. Katılıyorum.

Ancak sorun demokratik güçler açısından farklıdır. “Genel siyasi af” talebi devletin ve devletle savaş halinde olanların dışındaki sivil demokratik güçlerin tarih boyunca vazgeçilmez talebi olmuştur.

“Genel siyasi af” talebi, “suçluların affedilmesi” talebi değildir. Devletin suç saydığı fiillerden dolayı verdiği cezalardan vazgeçmesi talebidir. Bir bakıma devlete “yeterince ceza verdin, artık verdiğin cezalardan vazgeç” denmektedir.

Rapora ve Bahçelinin konuşmasına göre devlet “af algısı yaratmama” adına şu ana kadar “suç” saydığı fiilleri suç saymaya devam edeceğe benzemektedir. O halde silah bırakanlarla ilgili çıkarılacak yasa “af yasası” olmayacaktır. Ne yasası olacaktır?

Sorunun cevabı “af olmayacağı gibi cezasızlık algısı da yaratmayacak” bir yasa olacaktır. Cezasızlık algısı yaratmayacak yasa ne demektir? “Cezalandırmak” demektir.

Sonuç açık: “Genel siyasi af” olmayacak ve silah bırakıp gelenler şu ya da bu şekilde cezalandırılacaklardır.

Eğer bu yaklaşımı, AKP’nin ve MHP’nin kendi seçmenlerini “kandırma” yaklaşımı olarak değerlendirirsek, vahim bir hata yaparız. Çıkarılacak yasa, bu yasa öncesinde işlendiği iddia edilen tüm suçlar hakkında hiçbir yargılama yapılamayacağını iki anlama gelmeyecek şekilde ifade etmelidir. Bu konuda verilecek her taviz, silah bırakanların “adli” takibat altına alınmasına fırsat verecektir. Raporda böyle bir uygulamanın olacağına dair açık ifadeler yer almıştır.

Sorunun terör sorunu değil, Kürt sorunu olduğu doğrudur. Raporun sorunu terör sorunu olarak ele alması devletin Kürt sorununda çözümsüzlük ve Kürt özgürlük hareketini tasfiye etme tutumundan vazgeçmediğinin kanıtıdır. Ancak bugünkü aşamada devletten Kürt sorununu çözmesini ne Başkan Apo, ne PKK, ne de Kürt halkı beklememektedir. Aktüel mesele “sorun terör sorunudur” demenin ilk hedefini, yani Kürt özgürlük hareketini tasfiye hedefini boşa çıkarmaktır. Şu anda en acil mesele silahsızlananların, hapisten çıkacakların ve diasporadan dönecek olanların siyasi hayata tam bir özgürlük içinde katılmalarını mutlak bir güvenceye kavuşturmaktır.

Yaşanan “terör sorunu” değil, “savaş sorunudur.” Dış savaş, iç savaş fark etmez. Her türlü savaşta taraflar esir alırlar. Her türlü savaşta taraflar birbirlerine ”teslim ol” çağrısı yaparlar. Ama savaş bitince taraflar esirleri cezalandırmaz, serbest bırakırlar.

Bir devletin içindeki savaşta, isyan edenler silahlarını tümüyle bıraktıkları zaman, o devlet için tehdit konusu olmaktan çıkarlar. Şu şartla: Eğer o devlet sistemi demokratikse silahsız insanların siyasi hayata özgür bir şekilde katılması tehdit konusu olarak görülemez.

Türk devleti demokratik değildir. O nedenle raporun da gösterdiği gibi, silahlı olanı silahsızlandırdıktan sonra, silahsız Kürt muhalefetini de tasfiye etmekten vaz geçmeyecektir.

Vazgeçmemek için de “dönüş yasasının kapılarını” tasfiyeye açık tutmaya çalışacaktır. Eğer demokratik güçler bu tehlikeyi önleyemezse, isterse tüm kayyımlar geri çekilsin, isterse tüm zindanlar boşaltılsın, isterse tüm dağdakiler ovaya insin, yeniden tutuklamaların ve tasfiyenin önü alınamaz.

O nedenle birinci aşaması tamamlanan ve ikinci aşamasına geçilen süreçte en önemli adım, “dönüş yasasının” silahsız siyaseti mutlak güvenceye almasını sağlamaktır. Bu amaçla İktidar blokuna karşı tüm muhalefet “af ve cezasızlık algısı yaratmama” kurnazlığı ile dayatılacak bir yasaya karşı şimdiden ortak bir yasa üzerinde anlaşmalıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kapsayıcı olmanın gücü

Sonraki Haber

Kürt kadınının rönesansı ve tarihsel dönüşüm

Sonraki Haber

Kürt kadınının rönesansı ve tarihsel dönüşüm

SON HABERLER

Tarihin hafızası: Göbeklitepe ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

Bir Ortadoğu destanı: Mervânîler

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

Dêrsim büyük bir ekolojik yıkımla karşı karşıya

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

Barışın ve özgürlüğün sesini yükselteceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

Öcalan’ın anlatımıyla PKK’nin feshi, değişim ve ‘komünal toplum’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

Kürt kadınının rönesansı ve tarihsel dönüşüm

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

‘Terör sorunu’ değil, ‘savaş sorunu’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır