Biz de ağlamayacağız ama onu özleyeceğiz. Anısı hepimiz için ilham kaynağıdır. Önünde saygıyla eğiliyoruz
Hüseyin Aykol / İçeriden
Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Barış İnan 04.02.2026 tarihinde yazdığı mektubunda şöyle diyor: “Hüseyin abinin vefatını televizyondan öğrendim. Başımız sağ olsun. Anısını mücadelemizde yaşatacağız. Kartınızı almıştım. Hüseyin abinin vefatından sonra belki adres değişir ve yazarsınız diye bekledim ama henüz bir şey gelmedi. Elimde başka adres olmadığı için şansımı bir denemek istedim. İki adet karikatür yolluyorum.”
***
Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan Zelal Bilgin, Selver Yıldırım, Şükran Aydın, Devrim Gülşen Adet, Esra Soyaktaş, Alev Yarar 15.02.2026 tarihinde yazdıkları mektupta şöyle diyorlar: “İnsanlık kadim değerlerinin taşıyıcısı, temsilcisi sevgili Hüseyin Hocamızı kaybettiğimizi üzüntüyle öğrendik. Birkaç cümleyle ortak acıyı dile getirmek, baş sağlığı dilemek istedik.
Hüseyin hoca hepimiz için devrimci emeğin, mütevazılığın, direnç ve kararlılığın sembolü oldu. Yaşamda emeklilik denilen şeyin olmayacağını son ana kadar çabalayarak gösterdi. Halkımızın dostu dersek yetersiz tanımlamış oluruz. O; ortak yaşamın, ortak geleceğin, Kemaller, Hakiler gibi seçkin bir somutlaşması oldu. Dünyanın yüzü suyu hürmetine döndüğü, herkeste bir şekilde iz bırakmış insanlardan biriydi. Hiç gocunmadan, şikâyet etmeden, sonuna kadar çaba vermekten, üretmekten geri durmadı. Zindanların sesi, tutsakların en vefalı yoldaşıydı. Kaybı hepimizi derinden etkiledi. Hakkıyla yaşanmış bir yaşamın arkasından ağlanmaz. Biz de ağlamayacağız ama onu özleyeceğiz. Anısı hepimiz için ilham kaynağıdır. Önünde saygıyla eğiliyoruz.”
***
Kavak S Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Rıdvan Tanış 17.02.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Dirençli olmanızı temenni ediyor, selam ve saygılarımı iletiyorum. Değerli, bir o kadar da anlamlı olan nameniz için teşekkür ederim. Çok zorlu bir süreç olsa gerek sizler için. Buna rağmen kendi dertlerinizi bir kenara bırakıp zindana mektup yazmak gerçekten insanı mahcup ediyor. Bu anlamda insan hep kendini yüce değerlere borçlu görüyor. Öncelikle sizin ve sizin şahsınızda tüm özgürlük tutkunu kadınların 8 Mart emek gününüz kutlu olsun. Tüm günlerinizin böyle büyük bir anlamla ele alınmasını ve yaklaşılmasını diliyorum. Yine Newroz Bayramınız kutlu ve mutlu olsun”
***
Çarşamba S Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Mahsum Arslan yazdığı mektupta şöyle diyor: “Hevale Hêja öncelikle bazen insan kalemi, kâğıdı alır önüne ve kalır ya… İşte öyle bir anındayım. Yazmak istediğim çok şey var. Yazamadığım bir sürü şey var. Ama yazılacaklar kısmında, şapkayı önüne koyduğunda aklına ne dersen gelir ya, o misal şimdi ben de kaleme alıp yazmaya başladığımda öyle oldu biraz. Hatta zarfa baktım, pul niyetine vurulan mühür ve tarih mührü tam olarak yarım basılmış. Ne bileyim belki de zindanın yarattığı bir duygusallık. Bana da bu mektupta, o köşe de yarım kaldı duygusu hâkim oldu. Ama söz yarım bırakmayacağız. Hüseyin Yoldaş’la çok yakındık genel zindandakiler olarak. Her derdimize koşan bir konumdaydı. Bu da bir başka bağı oluşturuyor. Hastanede olduğuna dair attığınız kart nasıl geldi biliyor musun? Biz oturmuş Halk TV izliyorduk. Mazgal açıldı, tam o esnada yıldızlaştı haberi ekranda göründü. Hatta mektupçuya bakıp “Tam da vefatıyla geldi” dedim.
Keke derdik, hoca derdik, yoldaş, heval, ne bileyim her şey olunca biz de her kalıba koyardık. Ama o hiçbir kalıba sığmazdı. Mektubunda hastane sürecini anlatımın için minnettarım. En büyük aile, yoldaşlar topluluğudur. Yeri doldurulamaz biriydi. Ama çekilen acı, insanı biler. Anısına sahip çıkmak, yürüdüğü yolu yürümek bu acıyı sağaltabilen en büyük şeydir. Kürtçede ölen, vefat eden vb. denilmez. “Koç kir, kiras guhert vb.” denir. Yani ölen, toprağa karışan sadece ama sadece bedendir; ruh buradadır, bir yere gitmez, yeter ki görmesini bilelim. Hatta eski toplumlarda kulübelerde herkes için bir kapı yapılırmış, kişi yaşamını yitirdiğinde kapısı kapatılırmış. Çünkü ruhun kapıya ihtiyacı yoktur denirmiş. Bu toplumdan topluma değişir ama öz olarak şunu biliyoruz ki ölüm yaşamın farkına varılmasıdır. Yokluğunu kabul etmeyeceğiz. Bıraktığı anlam doğrultusunda yaşayacak ve yaşatacağız. Yaşamını adadığı hayali sonuna dek gerçek kılacağımızın sözünü veriyoruz.
Sizlere düzenli yazmaya çalışacağım. Gazete çoğu zindana verilmiyor, bizde de yok. O yüzden mektuplar azalmış olabilir. Ama köşe elbette yaşatılacak. Zaten bizim sorun ve şikâyetlerimizin sonu gelmez. Tüm arkadaşların selamları var. Devrimci selam ve saygılarımla.”
***
Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Şükrü Özalp 19.02.2026 tarihinde gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Öncelikle başta kendi adıma ve yanımdaki bütün arkadaşlarım adına değerli ailenize selamlarımızı ve saygılarımızı sunuyor, başsağlığı diliyoruz. Acınızı paylaşıyor ve Allah’tan sabırlar diliyorum. Acınızı paylaşmak için fiziki olarak yanınızda olmak isterdim. Çok üzgünüm ama bu imkânım yok ve olmayacak. Fakat ne kadar fiziken yanınızda olamasam da ruhum ve hissiyatımla yanınızdayım ve acınızı paylaşıyorum. Apê Hüseyin’in aramızdan ayrılmasından dolayı çok üzgünüm. Kısa bir zamanda da olsa bir arada kaldık. Apê Hüseyin’in fedakârlığı, samimiyeti, emekçiliği ve çalışkanlığı bizim için her zaman örnek olacaktır. Biliyorum ki var olma ideolojisi için çok büyük emek verdi. Onun aramızdan ayrılması büyük bir kayıptır. Çünkü onun gücü ve çalışmaları herkes için büyük bir teminat ve öncülüktü. Şu bir gerçek ki hepimiz bu yolun yolcusuyuz. Doğumumuzdan itibaren bu yol uzun ya da kısa olabilir. Bu uzun ya da kısa yaşamın ardında bıraktığı iz insanlık duruşudur. Apê Hüseyin’in duruşu bizim için her zaman hatırlanacak örnek bir yaşam olacaktır. Apê Hüseyin şahsında herkesin acısını paylaşıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum.”
Mektupları gelenler:
Barış İnan Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesi
Zelal Bilgin Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi
Rıdvan Tanış Kavak S Tipi Kapalı Hapishanesi
Mahsum Arslan Çarşamba S Tipi Kapalı Hapishanesi
Şükrü Özalp Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Hazırlayan: Nuray Çevirmen Aykol









