• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Mart 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Abdullah Öcalan’dan 8 Mart mektubu: Kadın kendini daha fazla politikleştirmeli

6 Mart 2026 Cuma - 17:37
Kategori: Kadın, Manşet

PAJK Koordinasyonu, 8 Mart dolayısıyla Abdullah Öcalan’ın kadın hareketine gönderdiği mesajı yayımladı. Mesajda, ‘Sürecin temel gücü kadındır; bu nedenle kadının kendi şahsını daha fazla politikleştirmesi gerekmektedir’ ifadeleri yer aldı

PAJK Koordinasyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın hareketine gönderdiği mesajı internet sitesinde yayımladı. Mesajda, kadınların tarihsel rolüne dikkat çekilerek, “Sürecin temel gücü kadındır; bu nedenle kadının kendi şahsını daha fazla politikleştirmesi gerekmektedir” denildi.

Abdullah Öcalan mesajında, kadın özgürlüğünün toplumsal özgürlüğün temel koşulu olduğunu vurgulayarak, kadın meselesinin felsefe, sosyoloji ve bilim açısından daha derin ele alınması gerektiğini ifade etti. Kadının tarih boyunca hem ruhen hem bedenen sistematik bir biçimde köleleştirildiğini belirten Öcalan, bu durumun insanlık tarihinin temel sorunlarından biri olduğunu kaydetti.

Abdullah Öcalan’ın mektubu şöyle:

“Herkesin sübjektif bir kadın bakışı, tutkusu veya laneti vardır. Ya da körlüğü. Eğer bu dünyada bir tanrısallıktan bahsedeceksek bunun kadın kökenli olması bana daha doğru, hatta zaruri görünmektedir. Hayret ettiğim nokta erkeğin tüm bilgi tekelini ve erkini kadın köleleştirmesinde pervasızca kullanmasıdır. Hiçbir etik-politik kural tanımadan kadını ruhen ve bedenen bu kadar tüketmesi bana en temel felsefe konusu olarak anlamlandırılmak gereğini dayatmaktadır. Sanıldığından daha fazla felsefeye, bilim-felsefeye, hatta din-mitoloji incelemelerini derinleştirerek konuyu aydınlatmaya ihtiyaç vardır. Ve bununla gerçek insan etiği ve estetiğinin, politik alan inşasının, dolayısıyla demokratik toplum kurumlaşmasının açığa çıkarılmasını, sosyolojinin dolayısıyla jineolojinin temel konusu olmasını öğretmeyi gerekli kılmaktadır.

Reel sosyalizm eleştirisi

K.Marks’ın bir değerlendirmesinde “insani olan her şey beni ilgilendirmektedir” demesine, ben “kadın insan daha çok beni ilgilendirmektedir” biçiminde bir yanıt vermek isterim. En bilimsel geçinen reel-sosyalizmin kadına bu kadar kör bakması yıkılış nedenlerinden en önemlisi olmak kadar, inşa edilen köleci erkeğin ne kadar kök saldığının da kanıtı olmaktadır. Reel-sosyalizmi aşarken geliştirilen alternatifin “sosyalist olmanın kadınla kurulacak gerçek özgürlük ilişkisinden kaynaklanması gereği” benim için temel ölçü olarak kabul gördü. Hatta gerçek insan olma, hayvanlar aleminden kopmak ancak kadınla kurulacak eşit, özgür, etik ve estetik ölçülerle mümkün olacaktır.

 Kastik toplumsal katil sistem

Son manifestoda dile getirmek istediğim, kastik toplumsal katil sisteminin başlangıcında kadının ruhunun yok edildiği, kapitalist çağdaş modernitenin de onun bedenini cenazeden beter kıldığıydı. Çok iyi bilirsiniz: Kadınlar en çok “beni candan ve bedenden ettiniz” derler. Bu, tarih boyunca sözü edilen köklü bir deyimdir.

Manifestoda dile getirmek istediğim bir önemli saptama da sosyolojinin yeniden tanımlanmasına ilişkindi. Bana göre sosyoloji, toplumun bilimi olarak inşa edilemez. Çünkü toplumun ikinci doğa özelliği, sonsuz ilişkisellikten kaynaklı anlamının nesnesi olmadığından bilimi de olamazdı. Daha doğrusu dayandırılan ekonomik altyapı (K.Marks, Engels), sosyal yapı (Weber) ve kimliksel yapı (Durkheim) nesne olarak incelense de, bilimsel olarak toplumsal doğanın büyük “anlam dünyasını” inceleyemez. İncelese de buna ancak etik-estetik, dolayısıyla politik toplum sanatı demek gerekir. Tabi kapitalist modernitenin kültür endüstrisi adı altında yarattığı “kültür mezbahası”na sanat demiyorum.

‘Anacıl toplum’ vurgusu 

Marksizmin “tarih sınıflar mücadelesidir” tezi yerine ikame edilmesi gerektiğini ifade ettiğim “tüm tarih yazı öncesi de dahil, klan yarılmasından kaynaklı komün-devlet gerilimidir” biçiminde bir tanıma ulaştım. Uzun inceleme ve anlatım gerektiren komünleşme olayı esas itibariyle coğrafi etken başta olmak üzere flora ve faunası uygunluk arz eden Zagros-Toros eksenli yaklaşık 50-30 bin yıllık bir geçmişe kadar arkeolojik olarak da kanıtlanabilen bir anacıl toplum olarak gelişim göstermiş, vücut bulmuştur. Bu tarihe denk düşen, hiç erkek heykeli olmayan, tüm kadın heykelcik buluntuları bile bu gerçeği ifade eder. Neolitiğe kadar anacıl toplum büyük birikim yapar. Özellikle dil, bitki ve hayvan kültüründe. Yerleşik toplumun eşiğine kadar kesin başat kültür kadın merkezlidir. Kanıt neredeyse tüm dillerin kökenindeki dişil unsur. Ayrıca Ma kültürü. Bu son aşamada canlı hayvanları öldürmede epey deney ve güç kazanan erkek kulübü, bu zenginliği yanı başında bulunca kolayca hayvan katilliğinden kadın toplumuna yöneldi. Öncesinde, kadın koruması olan kardeşleri dayı ve ergen erkekleri öldürerek birikimlerine el koydu. Sonrasında köleleştirdi. Aslında kadın ruhu yok edildi. Tanrı erkek böyle ortaya çıktı. Doğal tanrıça dininden göksel erkek dinine geçiş oldu. Gerisi Sümer Mitolojisi ve devamı tek tanrılı dinler tarihinden rahatlıkla çıkarsanabilir. Tanrı Enki-İnanna çekişmesi ve Gılgamış destanındaki mitolojik anlatım bu gerçeği yansıtırken o günden günümüze edebiyat, siyaset, sosyoloji esas olarak bu erkleşmiş, egemen olmuş erkeği ifade eder.

 Kadın projem tamamlandı sayılır

Hayret ettiğim nokta uygarlık tarihi boyunca bu oldukça kolay görülüp anlaşılması gereken gerçeğin karşısında neden bu kadar körleşmiş bir bilinç ve duygu yapısında kaldık, ısrar ettik. Başta jineoloji ve sosyoloji, hatta yeni sosyalizm (reel-sosyalizm sonrası sosyalizm) olmak üzere toplum incelemeleri, sanatı bu gerçeği açığa çıkarma, teorikleştirme ve yeniden toplumsal yapılanmaya taşırmakla sorumludur.

Sevgili yoldaşlar, aslında kadın projem tamamlandı sayılır derken bu anlatımı ifade etmek istemiştim. Fakat şimdi önümde devasa bir pratik, bir yaşamsallaştırma görevi durmaktadır.

Kadın yoldaşların, dostların artan ilgileri, soruları beni açık ki yeni arayışlara itiyor. Mekânım ve koşullarımın yanıt olmaya iletişim bakımından yeterli olmadığı açık.

İçinde bulunduğumuz süreç, kadınların daha etkin rol oynayabileceği bir süreçtir. İnşa, kadın öncülüğü ile örülecektir. Tarihsel olarak da toplum kurucu özne kadındır. Toplumsallaşma kadın etrafında ve kadın eliyle şekillenir. Bu sosyolojik bir gerçekliktir. Kadınlar, gerek özgürlük bilinci gerekse de örgütlülük düzeyi itibarıyla yeniden inşa sürecine öncülük edebilecek bir potansiyele sahiptir. O halde bu potansiyeli kuvveden fiile dönüştürecek yoğunlaşma ve eylemselleşme çalışmaları, kadın örgütlülüğünün temel gündemi olmalıdır. Çünkü bu süreç, kadınların özgürleşip özgürleştirebilecekleri elverişli bir süreçtir.

Sürecin temel gücü kadındır 

Sürecin temel gücü kadındır; bu nedenle kadının, özgün olarak kendi şahsını daha fazla politikleştirmesi gerekmektedir. Duygu dolu yaklaşımlar yerine, politik olma yönü giderek öne çıkan bir kadınlaşma, gelişmede büyük önem taşıyor. Poitik gerçeklik olmadan nefes bile alınamaz. Bu çok önemlidir ve başaracağınıza inancım da tamdır. Kadın özgürlükçü ideolojik çizgimiz biliniyor. Kadınlar özgürlük ve örgütlülük bakımından önemli bir düzey yakalamış durumda. Kadın kurtuluş ideolojisinden kadın kurtuluş politikleşmesine sıçrama yapmalısınız. Zaten şu anda her yerde bunun pratik gelişmesi yaşanıyor. Güçlü politik önder kadınlar olacağınıza inanıyorum.

Asla sizleri terk etmediğimi biliyorsunuz. Platonik aşkın toplumsallığa ilişkin en gerçekçi ifadesinin de bu olduğuna inanıyorum.

Sosyalist bir insanın aşk anlayışı ve kadın erkek ilişkileri konusundaki yaklaşımı onun kişiliğini gösterir. Kastik katilin “aşk” diye pazarladığı duygunun, kadının köleleşmesinin devamını sağlayacak şekilde düzenlendiği iyi anlaşılmalıdır. Platonik aşk dediğim kavramsallaştırmanın yanlış anlaşılmaması gerekir. Platonik aşk, realize edilemez olanın idealize edilmesidir. Platonik aşkın idealizmi pratik aşkın realizminden daha değerlidir. Bunun üzerine yoğunlaşabilirsiniz. Aklınızı ve yüreğinizi pratik aşk realizm yönüne çevirmemelisiniz. Platonik aşkı tercih etmeliyiz. Çünkü pratik aşk realizmi tuzaklarla doludur.

Son olarak, gelişmelerinizi önemli ve “kadın kahramanlık dönemi” olarak değerlendiriyorum ve sizleri kutluyorum. Kahramanca yaşamınız kesinlikle çok etik ve estetikçedir. Kastik katile çağın en güçlü cevabıdır. Sorun yeni insan yaşamının nasıl oluşturulacağına ilişkindir. Kadınla yaşamın gerçek sırlarına ulaşmadıkça evrenin dili yakalanamayacaktır.

Başta sizler, hepiniz ve soran tüm dostların önümüzdeki yıl, yıllarının anlam yüklü olmasını sevgiye ve aşka yelken açmasını dilerim, saygıyla selamlarım.”

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Savaş hava trafiğini vurdu: 25 binden fazla uçuş iptal

Sonraki Haber

PAJK’dan 8 Mart açıklaması: Barışı savunmaya, özgür yaşamı inşa etmeye çağırıyoruz

Sonraki Haber

PAJK’dan 8 Mart açıklaması: Barışı savunmaya, özgür yaşamı inşa etmeye çağırıyoruz

SON HABERLER

Bütün günleri ‘8 Martlar’ gibi ele almak gerekir

Yazar: Yeni Yaşam
7 Mart 2026

İran, ABD-İsrail saldırısı ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
7 Mart 2026

‘Korkuyla bir şey elde edilmez’

Yazar: Yeni Yaşam
7 Mart 2026

Çocuk katilleri

Yazar: Yeni Yaşam
7 Mart 2026

Hangi dünya düzeni?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Mart 2026

İngiltere’den Doğu Akdeniz ve Körfez’e askeri takviye

Yazar: Yeni Yaşam
6 Mart 2026

Mersin’de 8 Mart yürüyüşü: Gerçek barış örgütlü kadın gücüyle mümkündür

Yazar: Yeni Yaşam
6 Mart 2026

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler

Kategoriler

  • Abdullah Aysu
  • Afşin Aybar
  • Ahmet Güneş
  • Ali Adalı
  • Ali Sinemilli
  • Arif Mostarlı
  • Asrın Hukuk Bürosu
  • Asrın Keleş
  • Ayşe Düzkan
  • Ayşe Gökkan
  • Ayşegül Devecioğlu
  • Azad Barış
  • Aziz Ferman
  • Aziz Tunç
  • Bahadır Altan
  • Beyza Üstün
  • Birinci sayfa
  • Bülent Felekoğlu
  • Cahit Kırkazak
  • Cengiz Çiçek
  • Cengizhan Kaptan
  • Çeviri
  • Çiğdem Doğa
  • Deniz Aras
  • Dicle Anter
  • Doğan Durgun
  • Doğan Kılıçkaya
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dr. Hayri Hazargöl
  • Dünya
  • Editörün Seçtikleri
  • Ehmed Pelda
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Emine Ilgaz
  • Ender İmrek
  • Eren Keskin
  • Erol Katırcıoğlu
  • Ertuğrul Kürkçü
  • Eski Yazarlar
  • Ezgi Koman
  • Ferda Koç
  • Fikret Başkaya
  • Forum
  • Gençliğin Sözü
  • Genel
  • Güncel
  • Gündem
  • Güner Yanlıç
  • Güner Yanlıç
  • Haber-Analiz
  • Hakan Öztürk
  • Hasan Durkal
  • Hasan Kılıç
  • Haydar Ergül
  • Hicri İzgören
  • Hüseyin Ali
  • Hüseyin Aykol
  • Hüseyin Bul
  • Hüseyin Deniz
  • Hüseyin Kalkan
  • Hüseyin Ozan
  • İçeriden
  • İlham Bakır
  • İsa Taşçı
  • Jineolojî'nin Sözü
  • Kadın
  • Kadınların Sözü
  • Kadriye Doğan
  • Karikatür
  • Kenan Kırkaya
  • Kezban Konukçu
  • Koray Türkay
  • Kültür
  • M. Ender Öndeş
  • Manşet
  • Mehmet Nuri Özdemir
  • Mehmet Yılmazer
  • Menekşe Kızıldere
  • Mervan Özdemir
  • Metin Yeğin
  • Miheme Zebeşoğlu
  • Muhammed İnal
  • Murat Çakır
  • Murat Çepni
  • Mürüvet Küçük
  • Musa Anter yazıları – Arşiv
  • Musa Piroğlu
  • Mustafa Durmuş
  • Mustafa Mesut Tekik
  • Naci Sönmez
  • Nazan Üstündağ
  • Necati Sönmez
  • Nesrin Akgül
  • Nihat Demir
  • Oğuzhan Kayserilioğlu
  • Online Gazete
  • Ortadoğu
  • Özel
  • Özge Yurttaş
  • Özgür Amed
  • Özgür Müftüoğlu
  • Özlem Gümüştaş
  • Öztürk Türkdoğan
  • Pakrat Estukyan
  • Panorama 2022
  • Panorama 2023
  • Panorama 2024
  • Panorama 2025
  • Perihan Koca
  • Politika
  • Ragıp Zarakolu
  • Şahin Tümüklü
  • Salih Yılmaz
  • Sami Evren
  • Savunmanın Sözü
  • Sebahat Tuncel
  • Seçim 2019
  • Seçim 2023
  • Sedat Ulugana
  • Seydi Fırat
  • Sezai Temelli
  • Sinan Çiftyürek
  • Sinan Cudi
  • Söyleşi
  • Tevfik Kalkan
  • Tugay Karakuzu
  • Tüm Haberler
  • Vahap Işıklı
  • Veli Saçılık
  • Veysi Sarısözen
  • Volkan Yaraşır
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Yerel Seçimler 2024
  • Yusuf Gürsucu
  • Zafer Yörük
  • Zeynel Kete
  • Ziya Güler
  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır