• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Ressam Parya Ghaderi: İran’da halkın talebi insanca yaşamak

16 Mart 2026 Pazartesi - 09:50
Kategori: Editörün Seçtikleri, Kadın

Sansüre maruz kalan, sanatını yapmak için İran’dan Türkiye’ye göç eden ressam ve fotoğrafçı Parya Ghaderi, yaptığı ‘İran ülkesi bir kadın’ benzetmesi ile eserlerinde kadına daha çok yer verdiğini söyleyerek, ‘Sanatımız bir isyan görevi üstleniyor’ dedi

İran sanat alanında en üretken ve ilerici ülkelerden biri olarak kabul edilirken, rejimin ülkedeki sanatçılara uyguladığı sansür ve koyduğu sınır ihlali ise üretimi engelleyen başlıca faktör. Özellikle de sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan ya da ilgilenmeyi düşünen kadınlar için ayrı bir baskı mekanizması devreye giriyor. Kadınların halka açık yerlerde solo şarkı söylemesinin yasak olduğu, resimlerde çizimlere sınırlar konulduğu, sinemada bir kadının başı açık filmde oynayamadığı İran’da halk, çoğu zaman bir araya geldikleri evlerde gizlice konserler vermek zorunda kaldı.

2022 yılında İran’da genç bir kadın bir caddede özgürce şarkı söyledi. Bugün her yerde dolaşan bu Farsça şarkı, tüm baskılara rağmen söylenen bir şarkı olmaktan öteye geçti. Video eski ama gerçekler şuan ki kadar yeni. İran’da daha güçlü bir üretim yapmak adına göç etmek ise bir seçenek haline geldi. Ressam ve fotoğrafçı Parya Ghaderi (42) de yalnızca bu İranlı kadınlardan biri.

Çok sayıda etnik grubun yaşadığı İran’ın Hamedan eyaletinden olan ve 10 yıldır Türkiye’de yaşayan Parya Ghaderi’nin hikayesi tam da bu gerçekliklerden yola çıkarak başlıyor.

‘Ortada sergilenecek resim kalmıyordu’

İran’dan göç etme hikayesini anlatan Parya Ghaderi, üniversiteden mezun olduktan sonra açtığı sergide rejimin denetlemesi sonucu çoğu figürün kullanılmasına izin verilmediğini, çizdiği resimlerde hiçbir şey olmamasına rağmen eleme yapıldığı söyledi. Parya Ghaderi eşi ile birlikte daha özgür çalışma ortamı bulmak umuduyla Türkiye’ye neden taşındığını, “Sürekli çalışmalarım iptal ediliyordu. O olmuyor, bu olmuyor. Çizdiğim çoğu resimler iptal edilince ortada sergilenecek bir resim kalmıyordu. O yüzden resim yapmayı bıraktım. Evde çizimler dışında sergilemek, göstermek için bir çabaya girmedim. Sonra içimde yapmak istediğim şeyler ukde kaldı. Daha çok figüratif çalışmalar yapıyorum ve içlerinde nedense hiç erkek yok. Hep kadın figürleri üzerine çalışıyordum, modellerim hep kadındı. Çektiğim o fotoğrafları da ne paylaşabildim, ne gösterebildim çünkü yasaktı. Dört duvar arasında kaldı tüm çalışmalarım” sözleriyle özetleyerek, şimdilerde tekrar bir sergi açmaya hazırlanıyor.

‘Bazen yalnızlık bazen zorluk sanata güç veriyor’

İran’a gidip gelme konusunda bir sorunu olmadığını ama çalışma koşullarının daha özgür olması nedeniyle burada yaşamaya devam ettiğini dile getiren Parya Ghaderi, “Her ne kadar Türkiye ile benzer kültürümüz olsa da, yakın da olsa yalnız hissediyorsun. O yalnızlık da bazen sanatçıya iyi geliyor. Zor günler sanata daha güç veriyor” dedi.

‘Daha önce o kadar korku yaşadık ki’

İran’da devam eden savaş nedeniyle ailesi ile mesaj üzerinden haberleştiklerini belirten Parya Ghaderi, ülkesindeki insanların zor bir dönemden geçtiğini ve duygularının tarifsiz olduğunu söyledi. Parya Ghaderi, “Din baskısı çok yoğunlaştı. O baskıyı yapanların çocukları ise bugün yurtdışında okuyup yaşıyor. Komşunun sana bakışı bile değişiyor. Ailemin yaşadığı bölge Hamedan, savaşın yoğunlaştığı bölgelere 4 saat uzaklıkta. Ama yaşam koşulları tabi ki zorlaştı. Kısa bir süre önce annemin yaşadığı yerin çok yakınının bombalandığını öğrendim. İran’da şuan halk korkuyor ama biz daha önce o kadar korku yaşadık ki… Eskiden insanlar rejim tarafından evlerinin önünde öldürülüyordu. Onlar daha korkunç değil mi?”  diye sordu.

Yaşadığı duygu yoğunluğuyla “İran ülkesi şuan bir kadın” benzetmesi yapan Parya Ghaderi, nedenini ise şu metaforla açıkladı: “Beden algısı içerisine sıkıştırılan kadınlar çok güzel örneğin, herkes ona ulaşmaya çalışıyor. Dokunmak istiyor değil mi? Ama bir yanıyla kadının tüm güzelliklerini de yok etmek istiyor. İran da tam öyle bir ülke.”

‘Duygu birikimini eserlere yansıtıyor’

Bir sanatçı olarak kadına, kadın haklarına yönelik duygu birikimini eserlerine yansıttığından bahseden Parya Ghaderi, “Örneğin okuduğum bir kitapla ‘ben bunu kendi içimde yaşamışım’ dedim ya da sinemada bir film izlediğimde ‘ben bunu bir kadın olarak hissettim’ diyebildim. Benim şehrim sanatçı ve sanat ile dolu ama ben bunu Türkiye’ye gelince daha iyi anladım. Çünkü orada sana konulan sınır, sanatını yapmaya izin vermiyor. Burada kendimi daha çok geliştirdim, daha çok sergi gezdim, farklı insanlarla konuştum. Şimdi de yeni bir belgesel film çektim, festivallere gönderdim” dedi.

Sanat ve savaş

Parya Ghaderi, daha önceki çizimlerinin kendisi hakkında olduğunu, konuşulamayan acıları tuvale “yüz figürleri” üzerinden yansıttığını söyleyerek, “Önce fotoğraf ve resim karışık bir sergi yaptım. İran’da çektiğim fotoğrafları kendime saklıyordum. Orada çektiklerim için izin almamıştım, kadının saçı açık diye kullanamıyordum. O yüzden o fotoğraflar üzerinde oynama yaparak farklı bir form kazandırdım. Silik, kim olduğu belli olmasın ama duyguları yansıtsın. Aslında benim ve sanatım arasında bir savaş başladı. O sergi bunun sonucunda ortaya çıktı, anlamlıydı” dedi.

Derdini resim ve fotoğraf ile anlatıyor

Bir dönem de moda çekimleri yapan Parya Ghaderi, kadının güzellik algısı yüzünden kendisiyle verdiği savaşı karelere yansıttığından bahsederek, “Bedeniyle verdiği bir savaş. Sistemin kadına dayattığı estetik algıyı yıkmayı göstermek için proje hazırladım. Dolayısıyla hem resim hem de fotoğraf benim için ayrı kalemler. Bazen biri ile bazen de diğeri ile derdimi anlatıyorum. Her ikisi de benim için para kazanmanın dışında bir sığınak. Bir dönem de İranlı Kürt yönetmen Bahman Ghobadi’nin yanında sanatsal sinemada çalıştım. Ressam sinemada farklı bir görsel hafıza sunabiliyor. Hikayesi olan ürünlerin reklamı üzerine fotoğrafçılık da yaptım kısa bir süre” diye belirtti.

İranlı sanatçı Nasıriyan’ın belgeselini yaptı

Son çalışması olan ve İran’da tanınmış sanatçı dayısının yaşam hikayesini “My Color Changed (Benim Rengim Değişti) adıyla belgesel yaptığından bahseden Parya Ghaderi, “Dayım çok tanınmış bir sanatçıydı. Göç etmiş dayılarım çok mutsuzdu örneğin. Her şeyleri var ama mutsuz. Ruhu İran’da kalmış. Neden filmini yaptım? Vahid Nasırian büyük bir sanatçıydı. Ressam, heykeltraş ve animatördü. Dünyada çok ödül aldı. Sinemada çocuklar için uzun metraj animasyon yapan ilk kişi ama yayınlayamadı. Türkiye’ye yerleşti, izin süresi dolduğu için de İran’a tekrar döndü. En sonunda bu üzüntü onu ölüm sebebi oldu” sözleriyle anlattı.

Eserlerinde kadın-doğa ilişkisi öne çıkıyor

Kadının doğa ile ilişkisinden yola çıkarak bir dönem çalışmalarında buna ağırlık verdiğinden de bahseden Parya Ghaderi, şunları ekledi: “Örneğin bir dönem kadını ağaca dönüştürdüm. Çünkü kadın üretiyor, yeniden dönüşüyor. Ben de her resmin altına kısa bir yazı ekledim. “Kadının rahminde, yaşamın içinde bir yaşamın özü vardır” , “Elmayı seçtim, kopardım-bilmek için. Düşüş dedikleri şey aslında bilmenin bedeliydi”, “Göğüs formuna dönüşen elmalar, kadın bedenine bir göndermedir; bir baştan çıkarma simgesi olarak değil, bilginin kaynağı olarak. Yaşamın, kadınlığın, doğurganlığın ve sezginin kaynağı’ diye. Ben de o dönem hamileydim. Adem ve Havva’nın hikayesi, bir seçimin sonucu ama o seçim bir güç. Havva’nın yediği elmalar bilgi oldu, güç oldu. Onları astığım sergide ‘herkes kendi seçimini yapsın’ dedim. Kadınlar hikayeyi çok beğendi. Elma sadece bir figürdü ama ben üzerine çalıştıkça daha kadınsal şeyler buldum. Kadın ve doğanın ne kadar yakın olduğunu gördüm. Hep hissettiklerimi yansıttım.”

‘Sanatımız bir isyan görevi üstleniyor’

İran’ın sanatsal gelişiminin çok derin olduğunu ama bu zenginliğin kadınlara yasak olduğunu hatırlatan Parya Ghaderi, “Düşünün bir kadının çocuğu öldürülmüş ve mezarda dans ediyor. Bize yaptıkları baskı daha fazla güç verdi ve onu kullanmak istedik. Sanat da burada bir isyan görevi üstleniyor. Sergiyi gezenlerin o kadar rengin içinde yaşanan acıyı hissedebilmesinin nedeni de bu” diye ifade etti.

Ülke gerçekliğinde yaşanan sayısız acıyı yüreklerinde hissettiklerini belirten Parya Ghaderi, “En son yaptığım çalışmayı ise saldırılar nedeniyle sildim. Oradakilerin çoğu belki yakınlarımız değil ama sanki en yakınlarımız. Nefes alamaz duruma geldik. İran’dan çıkmış Parya’nın aklı hala orada çünkü” diyerek, duygularından bahsetti.

‘Hep bir savaşçıydım’

İran’da yaşayan Parya’yı hep bir “savaşçıydım” sözleriyle tanımlayan Parya Ghaderi devamında nedenini ise şöyle açıkladı: “İran’da kadınların, kız çocukların bisiklet sürmesi yasaktı ama ben sürdüm. Uzun bir elbise ile binerken tekerleklerine takılıyordu, düşüyordum ama ‘ben yapamam’ demiyordum. Paten bizim şehirde yoktu ama ben onu da kullandım. 10 yıl önceki kabulleniş şuan yok. Gittiğimde görüyorum kadınlar artık itiraz ediyor, başörtüsü takmak istemiyor. Gerçek anlamda ‘özgür kadın’ görmedim. Biri korkudan kapanıyor özgür değil, diğeri sistemin güzellik algısıyla hareket ediyor o da özgür değil. Bilinç çok önemli, farkında olanlar tabi ki var.”

Talep insanca yaşam

Günlerdir süren saldırıların ardından ülkeye tekrar dönmeyi düşündüklerini söyleyen Parya Ghaderi, ülkenin ekonomik gidişatının bu kararlarından vazgeçmesine neden olduğunu belirtti. Parya Ghaderi son olarak, İran halkının en büyük talebinin insanca yaşamak olduğunun altını çizdi ve ekledi: “Halk rejimin değişmesini istiyor. Daha demokratik bir ülke istiyor. Sadece ülkede kalanlar değil, bizim gibi göç etmek zorunda kalmış kişiler de zorluk çekiyor.”

Haber: Necla Demir Arvas / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çocuğu fuhuşa zorlayan failler ses kayıtlarına rağmen serbest!

Sonraki Haber

16 Mart 1988: Uçak sesi duyunca hala titriyorum, o gün hiç bitmedi

Sonraki Haber

16 Mart 1988: Uçak sesi duyunca hala titriyorum, o gün hiç bitmedi

SON HABERLER

İBB davasında 5’inci gün: Duruşma başlamadan ertelendi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Jandarma ‘çatışma ortasında kaldı’ demişti: AYM’den ihlal kararı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Kreşteki çocuklara şiddet: Faillere hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

YJK-E ve KON-MED: Newroz’un özgürlük ateşini birlikte büyütelim

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Ankara, Konya ve Eskişehir’in Newroz programı belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İran’da savaş 17’nci gününde: Halklara ortak hareket etme çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İranlı yönetmen Mojgan İlanlu gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır