• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Mart 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

Barış süreci ve Rojhilat’ın direnişi

22 Mart 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

Kürtler, yaşadıkları her yerde kutladıkları Newroz coşkusuyla yeni bir mücadele dönemine girmiş bulunuyorlar.

Mevcut durumda Kürtler ve Kürdistan, Ortadoğu’nun merkezi sorunu haline gelmiştir. Kürdistan’ın dört parçaya bölünmüş olması bu sonucun doğmasının bir nedenidir. Türk devletinin Kürtlerin her parçadaki faaliyetlerini “beka sorunu” olarak görmesi ve bu faaliyetlerden hareketle her parçadaki, hatta bütün dünyadaki Kürtlere saldırması, Kürtleri ve Kürdistan’ı Ortadoğu’nun merkezi sorunu olmasına yol açan diğer nedeni olmuştur.

Böylece Ortadoğu’nun herhangi bir yerinde yaşanan bir sorun, doğrudan Kürtlerle ilişkilendirmekte ve bundan hareketle Kürt sorunu, bölgesel ve uluslararası bir soruna dönüştürülmektedir.

Halihazırda Kürt sorunu bölgesel bir sorun olarak yaşanmaktadır. Rojhilat halkı, savaşın zorluklarını yaşarken aynı zamanda ortaya çıkabilecek imkânları gözden kaçırmama basiretini göstermeye çalışmaktadır. Rojava halkı, elde edilmiş olan kazanımları korumak ve mevcut statükoyu güvenceye almak için uğraşmaktadır.  Başur’da Kürdistan Federe hükümeti, hem merkezi Irak hükümetinin dayatmalarıyla baş etmek hem İran’da geliştirilen saldırılara göğüs germek hem de Türk devletinin tuzaklarına düşmemek için zorlu bir mücadele sürdürmektedir.

Başur’e Kürdistan’da ise devam eden barış ve demokratik toplum sürecinin devlet tarafından akamete uğratılmaması için çalışılmaktadırlar. Kısacası Kürtler, bulundukları her yerde can bedeli bir varoluş mücadelesi sürdürmektedirler.

Şu an iki nokta çok bariz biçimde öne çıkmaktadır. Birincisi, barış ve demokratik toplum sürecinin nasıl daha ileri taşınacağı sorunu önem taşımaktadır. İkincisi, yaşanan savaş koşullarında İran devletinin ve Türk Devleti’nin Rojhilat’a yönelik olarak yürüttüğü saldırılar ve tehditler, temel gündem durumundadır.

Bilindiği gibi barış ve demokratik toplum sürecinde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önerisi ve zorlamasıyla kurulan Meclis komisyonu, sürecin ilerlemesi için bir rapor hazırlamıştır. Gerekli olan  yasal düzenlemelerin belirlendiği bu rapor, öngörülen sınırlı düzenlemelerin yapılması için Meclis’e sunulmuştur. Devlet bunu da bayramdan sonra yapacağını belirterek süreci uzatmıştır. Bayram da geldi, sonrasına da sayılı günler kaldı. Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan, bu gelişmeyi sürecin ikinci aşaması olarak tanımlamıştır.

Şimdi Kürtlerin, Alevilerin, demokrasi güçlerinin ve bütün ezilenlerin gözü kulağı, devletin bu konuda atacağı adımlarda olacak. Tabii devlet adım atarsa. Devlet adım atar mı, atarsa nasıl bir adım atar, acele etmeye gerek yok, çok az bir süre sonra ne olduğu veya ne olacağı görülecektir.

Ancak devletin neye göre nasıl bir tutum geliştirebileceğine dair bir fikir yürütebilmek için devletin bugüne kadar nasıl hareket ettiğine bakmak yeterlidir. Devletin bugüne kadar sürecin ilerlemesi için yaptıklarını, Kürt halkının zorlaması sonucu yaptığını unutmamak gerekiyor.

Her şeye rağmen gelinen noktada sürecin ikinci aşamasının hayata geçirileceği bir döneme girilmiştir.

Bu durumda demokratik adımların atılmasını beklemek sürecin yapısına, devletin izlediği politikalara ve reel duruma uygun değildir. Çünkü, demokrasi bu devletin kimyasına uygun değildir. O nedenle devlet, hiçbir demokratik adım atmak istememektedir. Ayrıca demokrasi mücadelesi devletin inayetine bırakılmayacak kadar değerlidir.

Bu durumda yapılması gereken açık ve nettir. Toplumun bütün gücü ve enerjisiyle demokrasi mücadelesine katılması, bütün ezilen kesimlerin bilinen bütün mücadele yöntem ve araçlarını kullanarak bu sürece dahil olması, çözümü sağlayacaktır.

İkincisi ve daha önemlisi, Türk devletinin Rojhilat’a yönelik olarak izleyeceği tutum sürecin gidişatı açısında önemlidir. Türk devleti Rojhilat’ta Kürtlerin bazı kazanımlar elde etmesini “beka sorunu” olarak ele alır ve Kürtlerin hak almasına engel olmaya çalışırsa, bu önemli bir sorun yaratacaktır. Bu anlamda Türk devletinin Rojhilat konusunda şu ana kadar izlediği tutum güven verici değil, kaygı yaratıcı olmuştur. Dışişleri bakanının birkaç defa Rojhilat’ı kasteden tehditleri bu gerçeği ifade etmektedir.

Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde Kürt sorununun çözümü için barış ve demokratik toplum sürecinin başarıyla tamamlanması gerekiyor. Bunun için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve ayrıca Türk devletinin Rojhilat’a yönelik saldırgan, tehditkâr bir tutumda vazgeçmesi lazım.

Eğer Türk devleti bunları dikkate almaz ve gereğine uygun davranmazsa, bugün ne kazanırsa kazansın geleceğe, herkesin büyük acıların yaşanacağı bir düşmanlığı miras olarak bırakacaktır.

Bugünler Kürtlerin tarihinin yeniden yazıldığı günlerdir. Mevcut koşullar, Kürtlerin kendi tarihlerini yazmasının imkânlarını sunmaktadır. Devletlerden adım atmasını beklemek yerine devlete adım attırmak gerekiyor.

Bunun için devleti zorlayacak her türlü demokratik yeni ve yaratıcı mücadele araçlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Bu da demokrasi adalet, barış ve eşitlik isteyen güçler için daha güçlü bir mücadelenin kapısı olacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Avrupa’nın dört bir yanında Newroz ateşi yandı

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

SON HABERLER

İran, İsrail’in Dimona Nükleer Santralini hedef aldı: En az 7 ölü

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Kırşehir Cezaevi toplama kampı mı?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Rojava Film Komünü: Üretim, gösterim, eğitim

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

‘Kürtler her şeyin en güzelini hak ediyor’

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

İran: Emperyalizmin ve Siyonizm’in çoklu savaş stratejisi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Barış süreci ve Rojhilat’ın direnişi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır