• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Mart 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Paranın gürültüsü yoksulluğun sesi

27 Mart 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum

Paranın satın alamayacağı hiçbir şey yoktur. Roman, paranın zamanı alamadığını yeri geldiğinde her şeyi bırakıp yani finans-kapital dünyanın zamanını bırakıp başka zamana da gidebilen bir insanı bize göstermekte. Baş karakter Kikobaki de öyle yapacak; kendini başka bir zamana bırakacak

Osman Damla

Latife Tekin, yüzyıllardır yakıcı olan yoksulluk temasını tam da içinde olduğumuz bu apokaliptik tekno-zamanda geçen bir romanla döndü. Youtube’ta altın ve gümüş üzerine algoritma, grafik analizi ve para piyasaları okuması yapan bir gencin Youtube videolarının deşifre edilmiş, yazıya dökülmüş konuşmalarıyla karşı karşıyayız. Kitapta konuşmaların dışında izleyici yorumlarını da okuyoruz. Kitapta birçok karakter kendi yöntemi ve sözleriyle konuşmakta. Bu yüzden roman parçalı, şiirsel ve politik katmanıyla çağdaş bir isyanın sesi…

‘Yoksulluk bir yatırım değildir’

Latife Tekin, Para Gürültüsü romanıyla yoksulluğun, savaşın ve şiddetin tavan yaptığı bir romanla yeni yıla giriş yaptı. Para Gürültüsü, Latife Tekin’in dokuzuncu romanı. Kırk yılı deviren edebiyat dünyasındaki yeriyle yoksulluğun romancısı ezilenlerin tarafında olan, her romanı ilgiyle karşılanan biri olmuştur. Bu roman zenginliğin gürültüsü karşısında yoksulluğun sesinin günün sonunda yükselebileceği umuduyla örülüyor. Roman Kikobaki’nin ‘’YouTuber’’ olarak ekrandan finansal analiz yaptığı, bu analizlere bazen gündelik hayata dair düşüncelerini ve duygularını da kattığı bir yapı hakimken aynı zamanda yapılan izleyici yorumları da kitaba dahil edilmiştir. Böylece romanda Kikobaki ayrı, annesi Beyzâna’nın konuşmaları ayrı ve yorumlar ayrı olmak üzere kurgulanmış durumda. İlerleyen sayfalarda dövizci olan AnalistAbi ve diğer karakterlerin konuştuğunu da görmekteyiz. Neredeyse 10 sayfada bir Marketçi karakterinin Kikobaki’ye ettiği bedduaları da okuyoruz. Roman genel olarak parçalı ve uğultudan sersemlemiş bir karakterin diliyle kurulmuş. Zenginlere fal bakan bir anne ve ekranlardan finansal analiz yapıp canlı videolar çeken bir oğulun para gürültüsüne direnmenin romanı. Kitabın içindeki gravürleri andıran resimler de Latife Tekin’in oğlu Mehmet Tekin tarafından çizildi. Resimler karakalemle çizgilerin çok belirgin olmadığı figüratif ve sembolik çizgilerle oluşturulmuş. Romanın dili yer yer şiirsel olmakla birlikte sembollerin de yoğunluğu görülmekte.
Romanın ikinci bölümünde biraz daha klasik anlatı biçimini yakalıyoruz. Kikobaki, annesi Beyzâna’nın yakın arkadaşı Gümüşçü Nasri’nin sahibi olduğu, Adabel Sahili adı verilen bir turistik yerdeki Balıkgözü Restoran’a yarı tatil yarı yardıma gidiyor. Böylece biz de buradaki çalışan kişilerle tanışıyoruz. Bir sahil ve turizm mekânı olan bu yerde, sanki başka bir dünyaya gelmiş gibi burada sanal kumar dahil, para üzerine resmi ve gayri resmî ilişkiler söz konusu olmakta. Çalışanların çoğu dünyanın farklı yerlerinden gelen insanlar. Enternasyonal yoksullar kampı gibi bir yer bu restoran. Kikobaki bu yeni dünyanın içinde bize ekrandan farklı olarak zenginlerin ekranlardan kazandıkları paraların dışında, dışarda gündelik hayatın içinde restoranda, markette, fabrikalarda, inşaatlarda gördüğümüz insanların da sömürüldüğünü gösteriyor. Hem sanal olarak hem de realitede yoksullar daha da yoksullaşırken zenginler başka bir zenginlik alemine zenginliklerini taşıyıp oraya kaçmayı planlıyorlar.

‘Türüne tuzak kuran bir canlı’

Romanda Kikobaki’nin annesi Beyzâna hafta sonları zenginlerin evine gidip hem onlara yemek yapıp hem de tarot bakan bir nevi spritüel-manevi danışman. Romanda Beyzâna karakteri günümüzdeki spritüel inanışlara örnek olarak gösterilirse hız, teknoloji ve savaş halinin insanları bir anlam arayışına ittiğini ve bunu da çoğunlukla spritüel inanış biçimlerinde bulduklarını görebiliriz. Sınıfsal olarak zengin ve seküler insanlar tarot, fal, enerji, çakra açması, yoga, reiki ve nefes terapisiyle manevi boşluğunu doldururken fakirlerin varolan kitleleri peşinden sürükleyen semavi dinlere mensubiyeti de yine ilgi çekici meselelerden biridir. Romanın evreninde bu manevi boşluğun doldurulmasının panoramasını görmekteyiz.

‘Aynı anda başka zamanlar olur’

Derler ki paranın satın alamayacağı hiçbir şey yoktur. Romanda paranın zamanı alamadığını yeri geldiğinde her şeyi bırakıp yani finans-kapital dünyanın zamanını bırakıp başka zamana da gidebilen bir insanı bize göstermekte. Romanın baş kahramanı Kikobaki (nam-ı diğer Bakaçyo) de öyle yapacak; kendini başka bir zamana bırakacak. Doğaya, yaşama dönecek ekranlardan. Kikobaki bir finansal analizci olmayı aşmış, varoluşsal dalgalarla boğuşmayı göze almıştır. Çoğu insanın kapitalizmle karakteri aşınma tehlikesi geçirir. Varoluş krizlerinin temelinde de yine bu para ilişkisinin insan ruhunda yarattığı tahribatın varoluşsal krizler yaratması gibi düşünebilir. Kikobaki insan olmakta ısrar ediyor. Eserya karakterine olan aşkı, doğayla kurduğu ilişki ve diğer insanlarla sakince ilişkilenme biçimleri onun bir makineden ibaret olmadığını ısrarla insan kalmaya çalıştığını göstermekte. Bu yüzden romanın bir uğultu-gürültü gibi duyulması, gözleri kör eden bulanıklaştıran bir hız evreni kurması; bize insan kalarak bu tekno-kıyametin aşılabileceğini de göstermekte.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İran’ın Kürt sınavı: Çıkış ya da çöküş

Sonraki Haber

Bir Kürdün ölümü ve barış zamanları

Sonraki Haber

Bir Kürdün ölümü ve barış zamanları

SON HABERLER

Rojava’da tiyatro günü ve Yekta Herekol’un mirası

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Kâğıttan beyinli emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Bir Kürdün ölümü ve barış zamanları

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Paranın gürültüsü yoksulluğun sesi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

İran’ın Kürt sınavı: Çıkış ya da çöküş

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Çarşı Amedspor’a karşı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Mart 2026

Bêdlîs’te ev baskınları: Gözaltına alınanların ifade işlemleri tamamlandı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır