• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Nisan 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Cinsiyetçilik doğuma da el attı

5 Nisan 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Kadın, Manşet, Özel

Kadınların doğum tercihi sağlık gerekçesiyle değil, cinsiyetçi politikalarla şekillendiriliyor. Normal doğum dayatılırken gerekli destek sağlanmıyor, hazırlıksız bırakılan kadınlar hem sistemle hem de hekimlerle karşı karşıya geliyor

Duygu Kıt

İktidarın kadın bedeni üzerine kurduğu her söylem, yasaya dönüşmese bile uygulamada karşılığını buluyor. Üç çocuk dayatması, kürtaj karşıtlığı, doğum kontrolüne yönelik sınırlamalar ve kadınları yalnızca doğurması gereken varlıklar olarak tanımlayan açıklamalar, onaylanmamış yasalar haline geldi. 2025 yılında “Doğal Olan Normal Doğum” kampanyası yürüten devlet yetkilileri sezaryenin tıbbi gereklilik dışında tercih edildiğini savunmuş ve kampanya sonucunda bir önceki yıla kıyasla primer sezaryen oranında %1,74, toplam sezaryen oranında da %1,78’lik bir düşüş sağlandığını açıklamıştı.

Ancak gelinen noktada devlet hastanelerinde doğum için başvuran kadınlar öncelikli olarak normal doğuma yönlendiriliyor; buna karşılık doğuma hazırlık sürecinde gerekli destek ve eğitim sağlanmıyor. Bu eksiklik, doğumhanelerde kadınlarla hekimleri karşı karşıya getiriyor. Özellikle ilk doğumunu yapan kadınlar, yetersiz hazırlık nedeniyle doğum travmalarıyla baş başa kalıyor.

Aynı hikâye, farklı doğumlar

Yakın zamanda ilk doğumunu yapan, ismini vermek istemeyen 32 yaşındaki bir kadın doğum sürecinde yeterli bir yönlendirme yapılmadığını ve doğum sırasında büyük stres yaşadığını belirterek yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Yaklaşık 1 hafta önce doğum için doktorumun uygun görmesiyle hastaneye yattım. İlk gün bekletildim, ikinci gün kas gevşetici verilmeye başlandı. Açılmam yeterli düzeyde değildi ama ağrım da benim için çok zorlayıcıydı. Bebeğimin hareketi çoktu ve bu bende şiddetli bir ağrıya sebep oldu. Hem bebeğim hem kendim için kaygılanmaya başladım. Gevşeticiler verilmeye devam ediyor ama ağrım da benim için dayanılmaz şekilde şiddetlenmişti. Aynı zamanda stresim ve kaygım gittikçe artmaya başladı. Artık sezaryene alınmak istediğimi neden beklediğimizi sordum. Çünkü hem bebeğim hem kendim için çifte bir stres yaşıyordum. Bu talebimi ilettiğimde aramızda bir tartışma oldu. Haliyle gerginlik yaratan bu süreç aynı zamanda. Çok acı çektim ama sonuç olarak beni yine sezaryene aldılar. Bebeğimi sağlıkla kucağıma aldım ama çok yıpratıcı bir süreç oldu.”

Kaygı yaratıyor

2025 yılında ilk doğumunu yapan ve ismini vermek istemeyen bir diğer kadın ise doğum sürecinde benzer sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını aktardı. Doğum işleminin başlaması için suni sancı verildiğini, uzun bir süre ağrı çektiğini ama açılmanın hala gerçekleşmemesi sebebiyle sezaryene alınma talebinin reddedildiğini ama en sonunda sezaryene alındığını anlattı. Çocuğu için en sağlıklı olanı tercih etmekten yana olduğunu belirten kadın sürecin kendisi için hem çok stresli hem de hazırlıksız geçtiğini kaydetti. Stres sebebiyle süt vermekte uzun bir süre güçlük yaşadığını kaydeden kadın yeni bir gebelik için kaygı duyduğunu ekledi.

Doktor ve hasta karşı karşıya

Türkiye’de sezaryen oranı OECD ortalamasının üzerinde. Ancak keyfi bir tercih olarak açıklanan sezaryenin ardında doğum korkusu, kadın bedeni üzerindeki baskılar, travmalar, sağlık sisteminin yetersizlikleri var. Sezaryen, birçok kadın için yalnızca teknik bir tercih değil bir güvenlik sorunu. Konuya ilişkin görüştüğümüz Op. Dr. Gülnihal Bülbül ilk doğum süresinin 24 saate kadar uzayabileceğini belirtti. Sağlık Bakanlığı isteğe bağlı sezaryene onay vermediğini aktaran Bülbül gözlemlerini şöyle paylaştı:

“Sağlık Bakanlığı normal doğum konusunda bir özen gösteriyor. Normal doğumun artmasını istiyor. Sezaryen bir operasyon ve operasyonu bir neden olmadan yapmamak lazım. Bunun üzerinde Sağlık Bakanlığı’nın eleştirilecek tarafları var. Doktorlar üzerine bir baskı kuruyor ve ‘İsteğe bağlı sezaryen yapamazsınız’ diyor. Bu tartışmalı bir konu. Bir kadın normal doğum konusunda hazırlıklı değilse, korkuyorsa kadını zorlamak yanlış. Kadının normal doğum için istekli olması lazım. Bunun için konuşmak, anlatmak, doğum safhaları hakkında bilgi vermek, ebeler tarafından doğuma hazırlık çalışmaları yapılması, ağrıyla nasıl baş edeceği konusunda çalışma yapması gerekir. Bu koşullar altında da kadınlar kendini gereksiz yere zorlanmış, doktorlar da sıkışmış hissediyorlar.”

Kadın hazır olmalı

“Kadınlar doğuma hazırlık eğitimlerinden geçmeden, doğumdan korkarak, normal doğumu istemediği halde zorlanıp sonuçta yine sezaryen oluyorlar.” diye devam eden Bülbül sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kadın normal doğuma isteksizse, korku içerisindeyse ve hazırlıksızsa normal doğum şansı çok az. Normal doğum istemeyen kadınların normal doğum süreçlerine zorlanması iyi bir yöntem değil. Normal doğum günümüzde kolay olmuyor çünkü bedenlerimiz daha konforlu bir hayata alışkın. Normal doğum bir performans işi biraz da. Doktorlar Sağlık Bakanlığı’nın baskısı altında isteğe bağlı sezaryen yapmıyorlar ama kadınlar hazır olmadıkları, isteksiz oldukları için sonunda gene sezaryen oluyorlar. Sonuçta kadın da kendinin gereksiz yere zorlandığını düşünerek hayal kırıklığı yaşıyor.”

Çözüm: Baskı değil destek

Bülbül çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı: “Normal doğum çok değerli, desteklenmeli ama bunun için uygun koşulların oluşturulması gerek, baskı yanlış ve olumsuz sonuçlar verecek bir uygulama. Uygun koşullarda hem doğumhanelerin kadınların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenmesi, kadının bedenini ve psikolojisini doğuma hazırlaması ve profesyonel bir ekip tarafından bilgilendirilmesi lazım. Doktora ‘normal doğurt, kadına da ‘normal doğur’ diye bir baskı kurarak bu yapılamaz. Öncelikle kadının desteklenmesi, eğitim alması, doğum koşullarının iyileştirilmesi, ebe desteğinin sağlanması, belki her kadına bir ebe verilerek doğumda birebir destek sağlanması zaten doktorun da işini çok azaltır. Ancak insanları mutlu ederek iyi sonuca ulaşabiliriz.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

4 Nisan özgürlük miladı

Sonraki Haber

İran İdam Cumhuriyeti

Sonraki Haber

İran İdam Cumhuriyeti

SON HABERLER

Tutsak gazeteciler: Gerçekleri yazmamız engellenemez

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Çalışma arkadaşımız Ahmet Güneş’in abisi yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Gülben Ergen’e Fatmanur Çelik paylaşımlarına soruşturma

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Gimgim’li yurttaşlardan JES’lere tepki: Projeyi istemiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

MKG Mart raporu: Gazetecilere yönelik baskılar sürdü

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Ara seçim mi, demokratikleşme süreci mi?

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır