• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Nisan 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Tutsak gazeteciler: Gerçekleri yazmamız engellenemez

5 Nisan 2026 Pazar - 09:43
Kategori: Güncel, Manşet

ETHA çalışanı tutsak gazeteciler Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt, Atılım Gazetesi ve ETHA’nın ezilen halkların sömürülmediği, eşit ve özgür bir yaşam mücadelesinin parçası olduğu için hedef alındığını belirterek, ‘Tutuklanmamız gerçekleri yazmamızı engelleyemedi, engelleyemez’ dedi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şubat ayının ilk günlerinde Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisi (SKM), Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Etkin Haber Ajansı (ETHA), DİSK/Limter-İş, Polen Ekoloji ve BEKSAV’a yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında 100’ü aşkın kişi gözaltına alındı.  Aralarında ETHA çalışanı gazeteciler Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp, Elif Bayburt ve Müslüm Koyun’un da olduğu çok sayıda sosyalist tutuklandı.

İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan kadın gazeteciler Nadiye Gürbüz, Pınar Gayıp ve Elif Bayburt avukatları aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu’nun sorularını yanıtladı.

Röportaj  tutuklama gerekçesi sayıldı

Gazetecilerden Nadiye Gürbüz, tutuklamaların kendileri için yeni bir durum olmadığını belirterek, “Devrimci, sosyalist, yurtsever gazetecilerin, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle sık sık tutuklandığına tanık oluyoruz. 29 yıllık gazetecilik hayatımda 3 kez tutuklandım. O yüzden gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama yeni değil. Ancak AKP-MHP döneminde baskıların arttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ben de 1997 yılında başladığım gazetecilik süresince iki tutukluluğumu bu iktidar döneminde yaşadım. ‘Yasadışı örgüt’ üyesi olduğumuz iddia edilse de bize yöneltilen suçlamalar gazetecilik faaliyetimizi kapsıyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) M.T. dergisi yazarı T.Ç. ile yaptığım röportaj, Atılım Gazetesi’nin 2024 yılında gerçekleştirdiği 30’uncu yıl pikniği ve gecesine katılmak ve ETHA çalışanı olmak ‘örgüt üyeliğinin’ delili yapılmaya çalışıldı” diye belirtildi.

‘Tutuklanmamız gerçekleri yazmamızı engelleyemez’  

Atılım gazetesinin 7 Ekim 1994 tarihinden itibaren sosyalist bir çizgide tüm baskı, toplama ve yasaklamalara rağmen kesintisiz olarak yayına devam ettiğini kaydeden Nadiye Gürbüz, “AKP-MHP öncesinde iktidarda bulunanlar da Atılım Gazetesi’ne baskılarını sürdürdü. Çünkü Atılım Gazetesi ve emekçileri kadınların, ezilen halkların sömürülmediği, eşit ve özgür bir yaşam savunmak için mücadele ediyor. Bu nedenle erkek egemen kapitalist sömürü düzen tarafından susturulmak isteniyor. Biz sosyalist gazeteciler olarak işçi ve emekçilerin, kadınların, gençlerin, Kürtlerin ve Alevi halklarının mücadelesinin sesi olmaktan hiçbir zaman vazgeçmedik. Tutuklanmamız gerçekleri yazmamızı engelleyemedi, engelleyemez. Sosyalist gazeteciliğe Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nden devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Sevk dayatması robokoplu saldırı  

Tutukluluklarının ikinci haftasında koğuşta bulunan 3 kişinin sevk edilmeye çalışıldığını belirten Nadiye Gürbüz, bu süreçte yaşananları ise şöyle aktardı: “Arkadaşlarımız gitmek istemedi. Kendi talepleri dışında Marmara Kapalı Hapishanesi’ne götürülmek istenmelerine itiraz ettiler. Arkadaşlarımızı almak için koğuşa, aynı sokak eylemlerinde saldırı düzenleyen çevik kuvvet polisi gibi giyinen kalkanlı, robocoplu gardiyanlardan çok sayıda kişi girdi. Yanlarında hapishane 1 ve hapishane 2 müdürleri de vardı. Saldırı emri verilince kalkanlarla daracık alanda sıkıştırıldık. Arkadaşlarımızın bir kısmı sıkıştıkları alanda nefes alamadı. Tutsaklar içerisinde hasta ve yaşlılar olmasına rağmen saldırı sürdü. Bu saldırıya ‘Sürgün sevkler bizi yıldıramaz’, ‘Devrimci tutsaklar teslim alınamaz’ sloganlarıyla yanıt verdik. Saldırı daha da arttı. Nefes alamaz hale geldiğimizde bir kısmımız kapıyı açarak, havalandırmaya çıktık. O sırada havalandırma kapısından giren gardiyanlar tarafından kollarımızdan tutulup sürüklenerek, gözaltına alınır gibi zorla koğuştan çıkarıldık. Ara koridorda bekletildik. Bu sırada koğuşta kalan diğer arkadaşlara işkence yapıldığını anladık, sesleri geliyordu. ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganını attıklarını duyduk ve biz de eşlik ettik.

Doktor muayene etmedi  

Tekrar koğuşa getirildiğimizde bir arkadaşımızın burnuna kalkanla vurulduğunu öğrendik. Burnu şişmiş ve morarmıştı. Aynı arkadaş yere yatırılıp beline böbreklerine tekmelerle vuruldu. Çok sayıda arkadaşımız yere yatırıldı, tekmelendi ve kafasına basıldı. Boğazı sıkılan, kolu ters çevrilerek kırılma girişiminde bulunuldu. Bileklerinde morarma ve yanmalar oldu. Revire çıkma ve ATK’ye sevk talebi bulunduk. Arkadaşlarımız sadece revire çıkarıldı. Fakat revirde doktor Nermin, birçok arkadaşımızı muayene etmedi. Vücutlarındaki morluklara bakmadı bile. Sürgün sevk edilen arkadaşlarımız da darp edildi. Üstelik eşyaları alınmadan götürüldüler. Eşyalarını teslim etmek istedik. Eşyaları 2, 3 gün sonra alındı fakat Marmara Hapishanesi talep etmesine rağmen Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutuldu.”

Darp edilen tutsaklara soruşturma  

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını ancak başsavcılığın “orantılı güç” diyerek, “kovuşturmaya yer yok” kararı verdiğini aktaran Nadiye Gürbüz, olay günü koğuşta bulunmayanlar da dahil toplamda 47 tutsak hakkında “sevki engelleme sloganı atma ve direnmekten” soruşturma başlatıldığı bilgisini paylaştı. Nadiye Gürbüz, “Sözlü savunmalarımızın ardından 6 kadın tutsağa 1’er gün hücre hapis cezası, 3 kadın tutsak hakkında haberleşme iletişim cezası, aralarında sürgün sevk edilen 3 kadın tutsağın da bulunduğu 35 kadın tutsağa ise 1’er ay açık ve kapalı görüşlere çıkmama cezası verildi. Hapishane yönetimi tarafından verilen bu cezaya infaz hakimliğine başvurarak, itiraz edeceğiz. Devrimci tutsakları hapishanelerde teslim amaçlı saldırılar ilk kez yaşanmıyor, son olmayacağını da biliyoruz. Fakat bugüne kadar bu saldırılara direnen, diz çökmeyen devrimci tutsaklar hiçbir zaman saldırılara boyun eğmeyecek. Devrimci tutsaklara dönük bütün saldırılar her zaman direnişle yenilecek” dedi.

‘Gazetecilere yönelik saldırılar artıyor’ 

Son günlerde gazetecilere yönelik saldırıların arttığını belirten Pınar Gayıp, gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın da tutuklandığını anımsattı. 2010 yılında bu yana ETHA’da çalıştığını ve sürekli baskıya maruz kaldıklarını ifade eden Pınar Gayıp, 3 defa tutuklandığını ve tutuklanma gerekçelerinin de gazetecilik faaliyetleri olduğunu belirterek, ekledi: “Özgür basın geleneğinin parçası olan sosyalist gazeteciler olarak her daim yargı baskısını hissettik. Bu nedenle tutuklanmamız şaşırtıcı değil. Ölümü yok sayarak, savaş bölgesinden gerçekleri aktaran gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin başta olmak üzere arkadaşlarımız katledilirken bize sallanan yargı sopası şaşırtıcı değil. Tanığı olduğum Suruç katliamının sorumluları yargılanmazken, Suruç ile ilgili haberlerim ‘suç’ sayılmış. Cumartesi Anneleri’nden Emine Ocak’ın cenazesine takip etmem de ‘suç’ sayılmış. Yanı sıra editörü olduğum ETHA’da yer alan haber de dosyama konmuş. Ne yapmış ETHA? Kadına yönelik şiddet artarken, iktidarın kadın düşmanı politikalarını teşhir etmiş, yoksullaşma krizi günden güne artarken, emekçi halkın çocuklarını işçileştirip katleden sömürü düzenine karşı mücadele çağrısı yapmış, ölümü gösterip sıtmaya razı edilmek istenen açlık ve işsizlikle terbiye edilmeye çalışan işçi sınıfının direnişini taşımış, sayısız insanın canına mal olan, milyonları göçe zorlayan emperyalistleri ve bölge gerici devletlerinin savaş politikalarına karşı çıkan halkların cüretini taşımış sayfalarına. Hülasa, ETHA kadın, çocuk, LGBTİ+ ve işçi düşmanı, erkek egemen kapitalist sisteme karşı mücadelenin elzem olduğunu defalarca ortaya koymuş.”

‘Gazeteciliğimiz sınır tanımıyor’

Gözaltı, tutuklama ve cezaların amacının “ETHA’yı çalışamaz hale getirmek” olduğunu vurgulayan Pınar Gayıp, “Ancak görüyorsunuz gazeteciliğimiz ne sınır tanıyor ne de iktidarın ‘makbul’ gazeteci dayatmasına boyun eğiyor” diye belirtti. Kadın tutsaklar olarak çok sayıda hak ihlaline maruz kaldıklarını vurgulayan Pınar Gayıp, “Nitelikli sağlığa erişimi unuttuk, tedavi haklarımız engelleniyor. Kronik idrar enfeksiyonu olmamıza rağmen antibiyotik verilmiyor. Deterjanlar nedeniyle neredeyse herkeste egzama var, bir arkadaşımız da ileri düzeyde var. Ancak revir doktoru hekimi tutsaklara ilaç vermemeye yemin etmiş, tutsakları revir kapısında bekletiyor, muayene etmiyor, yüzümüze dahi bakmıyor. Tutuklandığımızın ikinci haftasında 3 arkadaşımız Marmara Hapishanesi’ne sürgün edildi. Duruma itiraz edildi. Ardından robocoplu gardiyanlar koğuşumuza girdi. Gardiyanlar tarafından işkence gördük, yine de muayene edilmedik. Kas gevşetici ve ağrı kesiciler de günler sonra gönderildi. Burada ihlal çok! Hastane sevklerinde kelepçeli muayene dayatılıyor. Arkadaşlarımız bu onursuz dayatmayı reddettiği için tedavi hakları engelleniyor. Hükümlü Dilek Tataş hakkında örneğin kelepçeli muayeneyi reddettiği için soruşturma başlatıldı ve ceza verildi. Habere erişimimiz de engelleniyor. Alabildiğimiz tek muhalif gazete BirGün Gazetesi’dir. Evrensel, Yeni Yaşam’a ulaşamıyoruz. Tek alternatif kanalımız Halk TV. İlke TV de yok. Bu zamana kadar sayısız dilekçemiz işleme alınmadı. Buralar böyle… Ama yine de bir şekilde gündemi yakalamamızı, üretimlerimizi engelleyemiyorlar. Absürt şeyler de var. Örneğin kantinde kurşun kalem var, kalemtıraş yok. Uçlu kalem var, uç yok. Biri bana tırnak makası için mücadele edeceksin dese gülerdim. Ancak 2 aydır tırnak makası verilmiyor, kantinde yokmuş. Kent merkezindeki bir hapishanenin kantinine 2 aydır tırnak makası gelmedi! Gerçi kantinde para verip aldığımız malzemelere de aramalarda ‘yasak’ denilip el konuluyor. Bu da ayrı bir saçmalık” ifadelerini kullandı.

‘Örgütlenmeli, yan yana durmalıyız’  

Tutsak gazetecilerden Elif Bayburt da, tutuklanmalarının ilk ve son olmayacağını belirterek, “Elbette bu ilk defa bizim başımıza gelmiyor. Bu topraklarda ezilen halkların sesi olan, işçilerle omuz omuza duran rejimin erkek egemen karakterini ortaya koyan onlarca gazeteci katledildi, sansüre uğradı, tutuklandı. Metin Göktepe’den, Hrant Dink’e Gurbetelli Ersöz’den Nazım Daştan’a büyük bir tarihsel sürecin küçük bir parçası bizim başımıza gelenler. Güncel savaş atmosferinde ve sömürünün, yoksulluğun giderek derinleştiği bir tabloda, rejimin iç cepheyi tahkim etmek için attığı ilk adım, gazetecileri çeşitli biçimlerde susturmak oluyor. Yasaklama kararları, açılan davalar, sahada polis şiddeti, gözaltı ve tutuklama… Bunlar son yıllarda onlarca gazetecinin başına gelmiş bir uygulamalar. Artık herkes doğrudan iktidara çalışmayan herhangi bir gazetecinin rahatlıkla gözaltına alınıp tutuklanabileceğini biliyor. Şimdi önümüzde rejimin kendi kendini teşhir eder hale geldiği bu tablodan çıkışı örgütlemek için daha güçlü bir şekilde yan yana durma görevi duruyor” dedi.

‘Meşruluğumuzu mücadele tarihinde görüyoruz’  

Elif Bayburt, devamında da şunları belirtti: “Bu baskı ortamından çıkmanın, kuşatmayı yarmanın tek yolunun yürüdüğümüz yolda ısrar etmek olduğunu söyleyebiliriz. Bu rejime teşne olmayı reddettiğimiz müddetçe ki aksi mümkün değil, bu baskıyla muhatap olacağız, kaybedecek neyimiz var ki? Meşruluğumuz sadece saray medyasınca verilen turkuaz basın kartlarında değil, tarihte işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinde görüyoruz. O yüzden bu muhataplıktan gocunmuyoruz. Herkese özellikle meslektaşlarımıza çağrımız; Özgür Basın emekçilerine, birbirimize sahip çıkmaktır. Dayanışma gösteren, göstermeyen herkese teşekkür ediyoruz.”

HABER MERKEZİ 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çalışma arkadaşımız Ahmet Güneş’in abisi yaşamını yitirdi

Sonraki Haber

İran rejimi 2 genci idam etti

Sonraki Haber

İran rejimi 2 genci idam etti

SON HABERLER

30 yıl sonra tahliye edilen İbrahim Aksu’ya ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Özgür Özel yarın DEM Parti Eş Genel Başkanları’yla görüşecek

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Dilovası’nda yine iş cinayeti: 3 işçi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Zelenski ile Şara bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Çetin Arkaş, Cidan Şahin taziyesinde konuştu: Hiçbir bedel boşa gitmedi, mutlaka başaracağız’

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Sebahat Tuncel serbest bırakıldı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Meral Danış Beştaş: Anadilinde eğitim hakkı için mücadeleyi yükseltelim

Yazar: Yeni Yaşam
5 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır