Yurt dışına çıkış yasağının mesleki faaliyetlerini engellendiğini belirten gazeteciler Ömer Çelik ile Serdar Altan ‘Hiçbir Kürt bu ülkeyi terk etme niyeti taşımıyor’ diyerek yarınki duruşmada bu yasağın kaldırılmasını istedi
Amed merkezli yürütülen soruşturma kapsamında Haziran 2022 tarihinde gözaltına alınan ve 16’sının bir yılı aşkın süre tutuklu kaldığı 19 gazetecinin yargılandığı davanın 10’uncu duruşması, yarın Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. “Örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddialarıyla yargılanan gazetecilerin yurt dışına çıkış yasağı yönündeki adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebi, 3 yılı aşkın süredir gerekçesiz bir şekilde reddediliyor.
Dosya avukatlarından Resul Tamur, gazetecilere yönelik yurt dışına çıkış yasağının seyahat özgürlüğünü kısıtlamasının yanı sıra, gazetecilik faaliyetlerine yönelik ciddi bir sorun teşkil ettiğine dikkat çekti.
‘Mesleki faaliyetleri engelleniyor’
Her celse olduğu gibi 20 Ocak’ta görülen son celsede de yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması yönündeki taleplerinin reddedildiğini hatırlatan Resul Tamur, bu yasak kararına karşı mahkemenin şu ana kadar her hangi bir gerekçe sunmadığını belirtti. Resul Tamur, “Söz konusu adli kontrol kararları nereye kadar gideceği belirsiz bir şekilde devam ediyor. Belirsiz, ölçüsüz, süresiz olması gazetecilerin mesleki faaliyetlerini açıkça engellemekte ve gazetecileri bu anlamda mağdur etmektedir” dedi.
Yarın görülecek duruşmada yeniden söz konusu adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep edeceklerini söyleyen Resul Tamur, “Bu talebimiz hem gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinin engellenmemesi hem de halkın haber alma özgürlüğüne engel olunmaması yönünde bir talep olacak” diye belirtti.
‘Gelişmeleri sahada takip etmek için yasak kalkmalı’
Aynı dosya kapsamında 13 ay tutuklu kalan gazeteci Ömer Çelik, Türkiye’de gazetecilere yönelik dava tehditlerinin uzun yıllardan beri devam ettiğini belirtti.
Yargılandıkları davanın içeriğinin Kürt meselesini işleyen haberlere dayandığına dikkat çeken Ömer Çelik, “Gelinen nokta Kürt meselesinin çözümüyse, bu davanın da aslında hükmen ortadan kalktığını söylememiz mümkün” dedi.
Davanın bütünüyle sonlanması gerektiğine dikkat çeken Ömer Çelik, “Ancak mahkeme en azından gazetecilere yönelik yurt dışı yasaklarının kaldırılması şeklinde kimi kararlara imza atabilir. Bu niye önemli? Şüphesiz bu mesleği geniş çerçevede sürdürebilmek için o imkanların da geniş olabilmesi lazım. Bugün Ortadoğu’da, yanı başımızda, İran’da süren bir savaş var. Bu gelişmeleri sahada takip etmek için böylesi yasakların olmaması lazım” diye konuştu.
Ömer Çelik, konuşmasına şöyle devam etti: “Kürt gazeteciler yıllardır benzer dosyalarla yargılanıyor. Hiçbir Kürt gazeteci suçlama konusu yapılan haberleri, pratikleri, programları nedeniyle bu ülkeyi terk etme niyeti taşımıyor. Bizi burada tutan bu yurt dışına çıkış yasağı değil. Biz burada olmak ve bu haberleri yapmak istediğimiz için; topluma, yurttaşlara bir sorumluluğumuz olduğu için buradayız. Bugün Kürt gazetecileri burada tutan mahkemelerin verdiği yurt dışına çıkış yasağı değil, burada kalma inancıdır. Yani yaptıkları işe duydukları sorumluluktur.”
‘Hak ihlalleri yaşanıyor’
Yine dosya kapsamında tutuklu kaldıktan 13 ay sonra tahliye edilen gazeteci Serdar Altan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne işaret ederek, “Biz bu süreç başladıktan sonra problemlerin çözülmesini beklerken, bu olmadı” diye konuştu.
Gazetecilerin bu süreçte de engellendiğine ve yoğun sansüre maruz kaldığına dikkat çeken Serdar Altan, “Bu gazeteciler açısından ciddi bir hak ihlaline dönüşmüş durumda” dedi.
Gazeteciler olarak yurt dışı yasağının mağduriyetini yaşadıklarını dile getiren Altan, haber yapma özgürlüklerinin engellendiğini belirterek, mağduriyetin bir an önce giderilmesini istedi.
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel / MA









