• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Kürt sorunu bu işte!

20 Nisan 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Giderek valiler, vali çocukları, milletvekilleri, milletvekili yakınları ve bu türlerin ahbapları, toplamda kastik katil kulübün şefleri ve şefin önünde hizalanan ahbapları gerektiği zaman Kürt düşmanlığını kadın düşmanlığıyla birleştirerek soykırım saldırılarını uygulamışlardır

Dilzar Dîlok 

Türkiye’de yaşandığında toplumsal olay denilebilecek olaylara Kürdistan’da rastladığımızda toplumsal olay diyemiyoruz. Çünkü Kürdistan’da toplumsal sorunların bir somutlaşması, çarpışması, karmaşıklaşması, toplumsal ilişkilerin sorunsallaşmasının derinleşmesi olarak ortaya çıkmıyor bu tür durumlar. Kürdistan kadınına yönelik saldırılar bir soykırım politikası temelinde sistematik ve sistemsel olarak geliştirildi. Zamanında Türkiye devleti valilerinin ve hatta bürokrasinin daha üst tabakalarında olanların tecavüzü meşrulaştıran söylemleri, “dağa çıkacaklarına fahişe olsunlar” dedikleri bir soykırım yönteminden söz ediyoruz. Egemen ulusun erkeklerinin cinsel organlarının soykırım aleti olarak kullanıldığı bir devlet yapılanması vardır. Polis, jandarma, asker ya da uzman çavuşları bu soykırım planında kullanılmaktadır, bunun yanında resmi devlet anlayışı derinleştikçe soykırım uygulayıcılarının-aletlerinin de arttığı bir gerçeklik vardır. Giderek valiler, vali çocukları, milletvekilleri, milletvekili yakınları ve bu türlerin ahbapları, toplamda kastik katil kulübün şefleri ve şefin önünde hizalanan ahbapları gerektiği zaman Kürt düşmanlığını kadın düşmanlığıyla birleştirerek soykırım saldırılarını uygulamışlardır. Çocuklara tecavüz edilmesi, genç kadınların cinsel olarak düşürülmesi, ajanlığa ya da fuhuşa zorlanması, katledilmesi, parçalanması ve benzer insanlık dışı uygulamalar da Kürt düşmanlığıyla başlayan uygulamalardır. Cinsiyetçilik, milliyetçiliğin ve dinciliğin ortaklaştığı yerel bir Epstein durumunun varlığı inkar edilemez.

Kürt sorunu bu işte. Bundan öte sorun diye neyi görmek duymak istiyor sorunun varlığını kabullenmeyenler acaba! Kürt sorunu, Türkiye Cumhuriyeti valilerinin, polislerinin, egemen parti örgütlerinin yetkililerinin Kürt kızlarına kendi mülkleri gözüyle bakması ve fiziksel zor ya da zihniyet-yaşam tarzı zoru yoluyla yaptıkları uygulamalardır. Tabi bu kastik katil kulübün içinde Türk olmayan, hatta Kürt olanlar da yok değildir. Korucular ve benzer tür kişi ve kurumlar bunlardandır. Yine giderek ordu devlet kurumlarının ardından dini görevlilerin de aynı görevleri yaptıkları ve Kürt düşmanlığını dini yetkiler altında sürdürdükleri, din sömürüsü yaparak da affedilmeye çalışıldıkları da bilinen konular arasındadır.

Kürdistan illerinde valilik, emniyet amirliği ve benzer tür görevler yapanların bulundukları illerdeki tüm kadınları gençleri, çocukları kendi mülkü gibi gördüğü, zırhlı araçlarla ezdiği, ezdikten sonra zerre hissetmeden “odun sandım” diyebildiği, tecavüz ettiği, parçaladığı zamanlardan geçtik. Tüm bu örneklerin kökeninde Kürt düşmanlığı ve kadın düşmanlığı var.

Gülistan Doku’nun katledilmesi de böyle bir örnektir. Bu dosyanın bunca faili meçhule rağmen 6 yıl sonra raftan indirilmesi ve hızla davanın peşine düşülerek tutuklamaların yapılması kuşkusuz önemlidir ve mutlaka sonuçlandırılmalı, en ağır cezalar verilerek toplumsal vicdanın sesi duyulmalıdır. Dosyanın açılmasında kimi kişisel rant-itibar sağlama emelleri de olabilir, ancak böyle olsa dahi yaşananlar takip edilmeli, sonuç alınıncaya kadar adalet mücadelesi sürdürülmelidir. Bu durumdan çıkarılacak çok ders vardır ancak iki temel konuyu dile getirmek istiyorum:

  • Kürt kızları okul, çalışma ya da herhangi bir sebeple ev-aile dışına bir adım attıklarında, kendilerini bekleyenin kurt kapanı olduğunu bilmeli ve ona göre kuşanmalıdır. Düşünce, anlam, irade, kendine yeterlilik, ekonomik bağımsızlık kuşanmak bunlar arasındadır. Önder Apo’nun sözünü ettiği kaplan kafesi budur. Sosyal çevre-arkadaş edinme, maddi yaşam zorlukları derken içine girilen arayışlar kendi gerçeğine göre olmalı, bilinçli ve anlamlı olmalıdır. Anlık heveslerle olmamalı, zamana anlam katacak düzeyde olmalıdır. Kürt kızlarının, bu son örnekte de görüldüğü gibi kiminle arkadaş olacağını, kiminle zaman geçireceğini, zamanı nasıl yaşayacağını bilmesi, bunun anlam arayışına girmesi gerekiyor. Gülistan Doku, Ayşe Tokyaz, Rojin Kabaiş ve daha birçok örnek bize Amed üzerinde ve Amed kadınları üzerinde tecavüzcü özel savaş saldırılarının yoğunlaştığını gösteriyor.
  • Kendi toplumsallığından kaçmak sanıldığından çok daha zordur, polis ya da vali çocukları, ve hatta benzer durumdakiler seni “düşman” olarak görmekte, tecavüz ve katliam nesnesi olarak görmekte, tecavüz edip öldürmeye odaklanmaktadır. Bundan dolayı ne kadar asimile olsan da Kürt kimliğin varlığını sürdürmekte. Bunu unuttuğun an başına gelecek olan tecavüz edilip katledilmektir. Bundan dolayı da bunu unutmayacaksın.

İşte Kürt sorunu budur. Sorun mu var diyenler bu olayların etnik ve toplumsal kültür boyutuna bakmalıdır. İşte bu, Kürt kadınının bilmesi gereken ve kaçamayacağı toplumsallığıdır. Önderliğimizin geliştirmek için büyük emek verdiği Barış ve Demokratik Toplum Süreci girişimine rağmen bu yönlü özel savaş saldırıları sürmektedir. Bu içerikte şarkılar filmler yapılmakta, diziler çekilmektedir. Gelenek diye sunulan magazin malzemeleri yoluyla Kürt toplumsallığı aşağılanmakta, ahlaksız gösterilmekte; özelde kadına yönelik, genelde de toplumsal şiddet meşrulaştırıldığı gibi, ‘Kürtlere ne yapılsa hak ediyorlar’ tarzında algı yaratılmaktadır. Büyük yatırımlar yapıldığına göre hâlâ bu soykırım yönteminden medet umulmaktadır. Sürecin ruhuna ters olan ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni zehirleyen bu etnik nefrete, bu düşmanlığa ve bu soykırım uygulamasına son verilmelidir.

Türkiye toplumu da barışacağı toplumun tecavüz nesnesi olmasını mı istiyor, ahlaksız şiddet ve seks düşkünü sapıklardan imal bir sürü olmasını istiyor? Kuşkusuz Türkiye toplumu böyle bir toplulukla barışmak ve ortak demokratik yaşamı inşa etmek istemez. Çünkü toplum olmanın, ortak yaşamanın ortak ahlaki değerler yaratmakla ilgisi büyüktür. Buna inanılıyorsa, bu kabul ediliyorsa, Kürt toplumuna yönelik bu uygulamalar, soykırım saldırıları, asimilasyon, asker-polis şiddeti, kadın düşmanlığı ve sözde sanat vb. yollarla yapılan özel savaş uygulamaları durdurulmalı, cezalandırılmalı ve karşılıklı toplumsal barışın yolu açılmalıdır.

Kürt düşmanlığı bitirilmedikçe, bu nefret ve soykırım siyaseti bütüncül olarak, yani tüm boyutlarıyla, toplumsal, ekonomik, askeri, güvenlik, sağlık, eğitim, kültür ve tüm yaşamsal alanlarda bitirilmedikçe, yerine Önderliğimizin ortaya koyduğu demokratik yaşam kriterleri konulmadıkça, her genç kadın bir Gülistan, bir Rojin, bir Ayşe olmaya zorlanmaktadır. Buna karşı direnmek de Kürt kadını öncülüğünde Kürt toplumsallığının normalidir, varolma şartıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kindar bir neslin katliamları

SON HABERLER

Kürt sorunu bu işte!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Kindar bir neslin katliamları

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Vicdanın ölümü sistemin patolojisi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Nisan 2026

Amedspor’dan TFF’ye çağrı: Hakem kararları artık geçiştirilemez

Yazar: Yeni Yaşam
19 Nisan 2026

Netanyahu’nun yolsuzluk davasında ifade süreci yeniden ertelendi

Yazar: Yeni Yaşam
19 Nisan 2026

ABD’de silahlı saldırı: 8 çocuk hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
19 Nisan 2026

İstanbul Tabip Odası seçimlerini Demokratik Katılım Grubu kazandı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır