• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
21 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Kürdün anayurdu Efrîn: Çiyayê Kurmênc’a dönüş

Rojava'da işgal edilen bölgeler - 1

21 Nisan 2026 Salı - 00:00
Kategori: Manşet, Ortadoğu
  • Efrîn, tarihsel olarak Kürtlerin yoğun ve kesintisiz varlık gösterdiği bölgelerden biri. Antik dönem kaynaklarında bölge, bugünkü Efrîn havzasını da kapsayan ‘Kürt Dağı’ (Cebel el-Akrad / Çiyayê Kurmênc) olarak anılıyordu
  • Güzel ve görkemli dağları, zeytinlikleri, akarsuları ve eşsiz doğasıyla Kürdistan’ın en önemli bölgelerinden biridir Efrîn. 8 yıl işgal altında tutulan Efrîn’e dönüş başladı. Kuşkusuz Efrîn halkı Çiyayê Kurmênc’ı yeniden inşa edecek
  • Kürt Halk Önderi Öcalan’ın da, Efrîn’e özel olarak vurgu yaptığı biliniyor. Öcalan’ın görüşmelerde, Efrîn halkının topraklarına dönüşünü, savunma ve özerklik haklarını hayati bir mesele olarak gördüğü aktarılıyor

Serdar Altan

Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye geçici hükümeti arasında imzalanan anlaşmanın en önemli noktalarından biri Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî gibi Kürt şehirlerinin işgaline son verilmesiydi. Halen işgal altında olan Kürt bölgeleri tarihsel olarak da demografik olarak da bütün o işgal ve Araplaştırma politikalarına rağmen her zaman Kürdistan’ın en nadide kentleri olmayı başardı. Anlaşma çerçevesinde Efrînliler 8 yılın ardından kısmen de olsa kentlerine dönmeye başladı. Şimdi işgalden arınacak bölgelerde yeniden inşa zamanı.

Suriye’de, 29 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile Şam geçici hükümeti arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmada çözüm için birçok önemli madde yer alırken, anlaşmanın 14. maddesi Rojava’da bazı Kürt bölgelerindeki işgalin sona ermesi ve yurttaşların geri dönüşüyle ilgiliydi. Bu bölgeler Efrîn, Serêkaniyê, Halep’in bazı mahalleleri ve Şehba bölgesiydi. Anlaşmaya göre, bu bölgelerin işgali anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bir ay sonra sona ermeliydi. Ayrıca, işgalin sona ermesinden sonra, bu bölgelerde yerinden edilmiş yurttaşların yurtlarına dönüşünün sağlanması gerekiyordu. Anlaşmanın üzerinden iki buçuk ayı aşkın bir süre geçti ve Efrînliler kısmen de olsa yurtlarına dönmeye başladı.

9 Mart günü ilk kafile

2018 ve 2019 yıllarında gerçekleştirilen askeri operasyonlarla Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî Türkiye ve bağlı çete grupları tarafından işgal edilirken, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları, bu bölgelerde demografik değişim, mülklere el konulması ve sivillerin geri dönüşünün engellenmesi gibi ciddi ihlaller yaşandığını ortaya koyuyor. Rojava’daki Kürt siyasi aktörleri ise söz konusu kentlerin statüsünün Suriye’de olası bir siyasi çözüm sürecinin en kritik başlıklarından biri olduğunu belirtiyor.

Bu dosya haberimizde işgal altındaki bölgelere tek tek odaklanacağız. Bu bölgelerin tarihini ve demografik yapısını, nasıl işgal edildiklerini, neler yaşadıklarını ve bu bölgelerden göç eden Kürtlerin durumunu ayrıntılı olarak sizlerle paylaşacağız. İlk bölüme Efrîn’le başlıyoruz.

Efrîn’in tarihsel serüveni

Suriye’nin kuzeybatısında yer alan Efrîn, Rojava bölgesinin üç ana kantonundan biridir. Türkiye’nin Hatay vilayeti ile Suriye’nin Azez ve İdlib bölgeleriyle sınır komşusudur. Güzel ve görkemli dağları, zeytinlikleri, ağaçları, akarsuları ve eşsiz doğasıyla bilinen Kürdistan’ın en önemli bölgelerinden biridir Efrîn. Bölgenin ekonomisi ağırlıklı olarak zeytin, doğal zeytinyağı ve tarıma dayanıyor.

Efrîn, tarihsel olarak Kürtlerin yoğun ve kesintisiz varlık gösterdiği bölgelerden biri olarak biliniyor. Antik dönem kaynaklarında bölge, bugünkü Efrîn havzasını da kapsayan “Kürt Dağı” (Cebel el-Akrad / Çiyayê Kurmênc) olarak anılıyordu. Bu adlandırma dahi, bölgenin etno-demografik karakterinin yüzyıllar boyunca Kürtlerle özdeşleştiğini ortaya koyuyor.

Efrîn, coğrafi olarak Anadolu ile Mezopotamya arasında bir geçiş hattında yer alıyor. Bu konum, tarih boyunca farklı imparatorlukların egemenliği altına girmesine rağmen, kırsal toplumsal dokunun Kürt aşiretleri ve yerel Kürt toplulukları üzerinden devamlılık göstermesini sağladı. Özellikle Ortaçağ’dan itibaren Kürt nüfusunun bölgede yoğunlaştığı, Osmanlı arşiv kayıtlarında ve seyyah notlarında da yer alıyor.

Osmanlı dönemi demografisi

Efrîn, Osmanlı döneminde Halep vilayetine bağlıydı. 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başına kadar bölgedeki kırsal nüfusun büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşuyordu. “Cebel el-Akrad” (Kürt Dağı) ismi, resmi kayıtlarda da yer alıyordu. Bu isimlendirme, bölgenin etnik kimliğine dair açık bir tarihsel veri sunuyor.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında Osmanlı’nın merkezileşme politikalarına rağmen Efrîn’deki Kürt aşiret yapısı ve yerel toplumsal organizasyon büyük ölçüde korunmuştu. Bölge ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanıyor; özellikle zeytin üretimi yüzyıllardır Efrîn’in temel geçim kaynağını oluşturuyordu.

Fransız mandası dönemi

1. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı’nın dağılmasıyla Efrîn, Fransız mandası altındaki Suriye topraklarına dahil edildi. Bu süreç, Kürt coğrafyasının dört parçaya bölünmesinin bir parçasıydı. Yeni çizilen sınırlar, Kürtlerin tarihsel yerleşim alanlarını devlet sınırlarıyla böldü.

Fransız mandası döneminde Kürtler zaman zaman yerel idari mekanizmalarda yer alsa da bölge genel olarak Halep merkezli yönetim anlayışına bağlı kaldı. Efrîn’in Kürt karakteri bu dönemde de büyük ölçüde korundu.

Baas ve Araplaştırma

1963’te Baas partisinin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’de Arap milliyetçiliği devlet politikası haline geldi. Bu politikanın en somut uygulamalarından biri 1970’li yıllarda devreye sokulan “Arap Kemeri” (el-Hizam el-Arabi) projesiydi.

Her ne kadar Arap Kemeri’nin ana uygulama sahası Cezire hattı olsa da Efrîn de bu politikadan doğrudan ve dolaylı biçimde etkilendi. Kürtçe yer isimlerinin değiştirilmesi, toprakların kamulaştırılması, Kürt kimliğinin resmi olarak inkâr edilmesi ve vatandaşlık haklarının sınırlandırılması bu sürecin parçalarıydı.

Kürtçe eğitim yasaktı. Kürt kültürel faaliyetleri güvenlik tehdidi olarak görülüyordu. Buna rağmen Efrîn’de Kürt kimliği güçlü biçimde korunmaya devam etti. Kültürel doku, aile yapısı, aşiret ilişkileri ve kırsal ekonomik düzen, kimliğin taşıyıcı unsurları oldu.

2011 sonrası: Özyönetim

2011’de Suriye’de başlayan iç savaş sonrası rejim güçlerinin 2012’de Efrîn’den çekilmesiyle birlikte bölge, Kürtlerin öncülüğünde yeni bir yönetsel modele geçti. Efrîn, daha sonra “Rojava Devrimi” olarak adlandırılan sürecin üç ana kantonundan biri oldu.

Bu dönemde Efrîn’de çok dilli, çok kimlikli bir yerel yönetim modeli inşa edildi. Kürtler ana toplumsal güç olmakla birlikte Arap, Türkmen, Ermeni ve Süryani topluluklar da yerel meclislerde temsil edildi. Kadın temsiliyeti ve eşbaşkanlık sistemi gibi uygulamalar bu dönemin ayırt edici özellikleri arasında yer aldı.

2018’deki Türk devleti işgalinden önce Efrîn’in nüfusunun yaklaşık 500 bin olduğu tahmin ediliyor. Bunun büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşuyordu. Az sayıda Arap, Türkmen, Ermeni ve Süryani’nin de burada yaşayan diğer halkları oluşturuyor. İç savaşın farklı bölgelerinden gelen sığınmacılara da kapılarını açan Efrîn, görece istikrarlı bir bölge olarak öne çıkmıştı. Evet, Efrîn çeşitli ulusların da barınabildiği bir bölge ancak eski tarihten bu yana demografik olarak ana yapısını Kürtler oluşturuyor diyebiliriz.

Efrîn’in işgali

Türk devletinin Efrîn’i işgal saldırıları, 20 Ocak 2018’de “Zeytin Dalı Operasyonu” adı altında başladı. Bu tarihten önce Türkiye Efrîn’i defalarca tehdit etmişti. Bu tehditler bazen Türkiye sınırlarından yapılan bombardımanlarla gerçekleştiriliyordu. Ancak Türkiye’ye hava ve kara saldırıları düzenleme izni verilmediği için işgal saldırıları başlatılmamıştı. Bu durum Ocak 2018’in sonunda değişti. Türkiye’nin Rusya ile yaptığı görüşmelerin ardından Putin yönetimi Erdoğan’a Efrîn’i işgal etme izni verdi. Bu durumdan ABD de haberdar edildi ve böylece Efrîn’in işgal süreci başladı. Sonuç olarak, 20 Ocak 2018’de Türk ordusu ve bağlı çete grupları Efrîn’e ağır saldırılar başlattı. Hava yasağının kaldırılmasıyla birlikte Efrîn’e hava bombardımanı başladı. Karada ise Türk ordusu ÖSO çeteleriyle birlikte hareket ediyordu.

Saldırıya “zeytin dalı” adı verilmesi acı bir ironi olsa gerek. Zira Efrîn işgal edildikten ve işgal altındaki 8 yıl boyunca bölgede neredeyse zeytin ağacı bırakılmadı. Doğaya karşı tam bir savaş suçu işleniyordu.

İşgale karşı mücadele

Başlayan saldırılara karşılık olarak, Efrîn Askeri Konseyi önderliğindeki Efrîn halkı direnişe geçti. İşgal saldırısı sırasında Türk ordusu ve çete grupları Efrîn’de yaşayan sivilleri hedef alarak katliamlar gerçekleştirdi. Gerçekleşen saldırılarda, işgal edilen köylerdeki insanların evleri ve toprakları yağmalandı. Tüm bu yağmanın görüntüleri o dönem çeşitli basın yayın organlarına yansıdı. Saldırıların şiddeti nedeniyle, YPG/YPJ öncülüğündeki Efrîn savunma güçleri, sivillerin katledilmesini önlemek için savaş stratejilerini değiştirdi ve siviller güvenli bölgelere nakledildi. Bu nakilden sonra, Efrîn savunma güçleri şehrin mahallelerinde ve sokaklarında gerilla savaşına başladı. 58 günlük direnişin ardından YPG ve YPJ güçleri Efrîn’den çekildi.

Demografisi değiştirildi

Afrin’in tamamen işgal edilmesinin ardından, bölgenin yüz binlerce sakini yerinden edildi. Çoğu Şehba bölgesine gitti. Yine birçoğu Halep ve Rojava’nın diğer bölgelerine dağıldı. Çoğu, çok zor koşullar altında mülteci kamplarında yaşamını sürdürmeye çalıştı. Yerlerine ise ÖSO çetelerinin aileleri, Humus, El-Guta bölgesinden (Şam çevresi), Dera’dan ve diğer bölgelerden Arap sakinleri getirilerek yerleştirildi. Bazı Türkmen grupları da getirilerek, Efrîn’e yerleştirildi. Bu durum birçok uluslararası raporda “zorla demografik değişim” olarak tanımlandı.

Efrîn’e yönelik zorba yönetim

Bölgenin yönetimi doğrudan Türkiye’nin etkisi altına girdi. Türkiye’den idareciler gönderilerek, kaymakamlık düzeyinde yönetim oluşturuldu. Mahkemeler, polis ve sivil kurumlar yasa dışı bir şekilde yönetildi. Çete grupları tüm bölgeyi yağma yeri ilan etti. Efrîn halkının tüm mallarına el koydular. Özellikle zeytinlikler ganimet olarak ele geçirildi. Ayrıca, insan hakları ihlalleri en üst seviyeye ulaştı. Birçok uluslararası insan hakları örgütünün raporlarına göre; keyfi tutuklamalar, kadınlara yönelik şiddet, insan kaçırma ve fidye karşılığında serbest bırakma, rüşvet ve yolsuzluk günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Ayrıca, toprak ve evlerin gerçek sahiplerine iadesi yasaklandı. Tüm bu eylemler Efrîn’i insan haklarının ciddi şekilde ihlal edildiği bir bölgeye dönüştürdü. Başka bir deyişle, Efrîn işkence ve zorbalıkla yönetilmeye çalışıldı.

29 Ocak anlaşması

Efrîn’de durum böyleyken, 2026 yılının başlarında tüm Rojava’ya yönelik bir işgal saldırısı başladı. Hatırlanacağı üzere Paris’te ABD gözetiminde HTŞ ile İsrail arasında bir anlaşma sağlandı ve çetelere saldırı kapısı aralandı. 6 Ocak’ta Halep’te, Kürt mahalleleri olan Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik ağır bir saldırı başladı.

Halep’ten sonra saldırılar durmadı ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki diğer bölgelere doğru devam etti. QSD güçleri, Rakka ve Deyrazor’dan çekilerek kuvvetlerini Fırat’ın doğusuna taşıdı. Ancak saldırılar devam edince direniş kararı alındı; QSD güçleri, Kürt bölgelerine açılan kapılar önünde çete saldırılarını durdurdu. Bu arada Özerk Yönetim de genel seferberlik ilan etti.

Kürdistan’ın dört parçasında ve tüm dünyada Kürtler ayaklandı. Çok sayıda etkili eylemsellikler gerçekleşti. QSD savaşçılarının direnişi, Kürt halkının mücadelesi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın girişimleri sonucu uluslararası güçler geri adım atmak zorunda kaldı. Suriye geçici hükümeti de 29 Ocak günü Kürt kazanımlarını güvence altına alan yeni bir anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı.

Efrîn’e dönüşler başladı

Şam geçici hükümeti ve Türkiye ile yapılan görüşmelerde kilit noktalardan biri Efrîn’in işgali ve sakinlerinin geri dönüşü oldu. Özerk yönetimin Efrîn’i her zaman “kırmızı çizgi” olarak gördüğü ve değerlendirdiği unutulmamalı. Efrîn’deki durum, 29 Ocak anlaşmasına giden görüşmelerde de önemli bir konuydu. Anlaşmanın 14’üncü maddesine göre, Efrîn işgali sona erecek ve bölge sakinleri evlerine dönecekti. Aradan geçen bir buçuk aylık süreçte anlaşmanın bazı diğer maddeleri birer birer uygulanırken, işgal altındaki bölgelerdeki durumda herhangi bir değişiklik olmamıştı. Nihayetinde 9 Mart günü Efrînlilerden oluşan ilk kafile yurtlarına döndü. İşgalin büyük ölçüde sona erdiği Efrîn’de daha sonra yeni kafileler de kente ulaştı ancak göç edenlerin tamamı henüz yurtlarına dönmüş değil.

Efrînliler yeniden inşa edecek

Efrîn 8 yıl boyunca işgal altında kaldı. Efrîn’deki durum Rojava Özerk Yönetimi tarafından her fırsatta birçok platformda ana mesele olarak gündeme geldi. Türkiye ve ona bağlı grupların işgalinin sona ermesi için yoğun çaba gösterildi.

Öte yandan Kürt Halk Önderi Öcalan’ın da Suriye’ye yönelik değerlendirmeler yaparken, Efrîn’e özel olarak vurgu yaptığı biliniyor. Öcalan’ın Özerk Yönetime gönderdiği mesajlarda ve Türk devletiyle yaptığı görüşmelerde, Efrîn halkının topraklarına dönüşünü, savunma ve özerklik haklarını hayati bir mesele olarak gördüğü aktarılıyor.

Belirtmekte yarar var; Efrîn halkı işgalci güçlerin yönetimi altında yaşamamak için göç etti, ancak yaşama tutunma sevdalarından asla vazgeçmediler. Onlar yıllarca Şehba, Halep ve Rojava’nın diğer bölgelerinde zor koşullar altında yaşamını sürdürdü. Şimdi yurtlarına dönüşleri başladı. İşgalin sona ermesinin ardından en önemli konuların başında yeniden inşa çalışmaları geliyor. Kuşkusuz Efrîn halkı omuz omuza vererek Çiyayê Kurmênc eteklerini yeniden yörenin en güzel bölgesi haline getireceklerdir.

YARIN:

  • 2019 yılında işgal edilen Rojava devriminin öncü kenti Serêkaniyê’nin tarihçesi ve son durum
PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

 Gülistan Doku gerçeği ve devletin demir yumruğu!

Sonraki Haber

Komün inşası: Ekolojik ve özgürleştirici bir yeniden doğuş

Sonraki Haber

Komün inşası: Ekolojik ve özgürleştirici bir yeniden doğuş

SON HABERLER

Bir göç ve dayanışma hikayesi Narmikan

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

Canavar geri dönmedi, hiç gitmemişti…

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

Dêrsim’de iki vali: Kenan Güven ve Tuncay Sonel ideolojisi

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

Komün inşası: Ekolojik ve özgürleştirici bir yeniden doğuş

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

Kürdün anayurdu Efrîn: Çiyayê Kurmênc’a dönüş

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

 Gülistan Doku gerçeği ve devletin demir yumruğu!

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

‘Vatandaş’ kime denir?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır