Belki de cumhuriyet tarihi boyunca adli vakaların en az yaşandığı, toplumun ve politik güçlerin birçok sorununu birlikte çözdüğü bu coğrafya, son yıllarda hemen hemen her gün adli vakaların yaşandığı, uyuşturucu, çeteler ve fuhuş ile bu kez gündemde yer almaya başlamıştır
İbrahim Aslan
Günlerdir memleket, 6 yıldır ailesinin, kadın örgütlerinin, muhalif kesimlerin adalet aradığı ve akıbetini sorduğu Gülistan Doku dosyasında yaşanan gelişmeleri konuşuyor. Bu dosya kapsamında, dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’yu katlettiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Sonel’in yanı sıra soruşturma kapsamında aralarında polislerin de bulunduğu 9 kişi daha tutuklandı. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin Valisi Tuncay Sonel’in gözaltı süreci ise uzatıldı. Gözaltına alınanlar polis, üniversite görevlileri, korucu ve itirafçılardan oluşuyor. Soruşturmanın yargı boyutu nereye gidecek veya kimlere uzanacak bunu önümüzdeki zaman diliminde göreceğiz. Ancak Gülistan Doku dosyası üzerinden Tuncay Sonel başta olmak üzere son yıllarda Dersim’de yaşananlar ve bunların nedenlerini iyi değerlendirmek ve sonuçlar çıkarmakta fayda var.
Şu gerçeği dile getirerek başlayayım: Gülistan Doku’ya yaşatılanlar, buzdağının çok küçük bir parçası.
2015 sürecinden sonra çözüm sürecinin bitmesiyle, “Devlet kadife eldiveni çıkardı şimdi demir yumruk işleyecek” denilen devletin merkezi aklının, tüm Kürt kentlerinde yürüttüğü politikanın Dersim’de pilot hale getirilmiş hali olarak görmek gerekiyor bu durumu.
Dersim neden pilot bölge seçildi? Munzur Üniversitesi, tüm Kürt kentlerinden öğrencilerin tercih ettiği bir üniversite. Neden? Uyuşturucunun, adli vakaların, mafyalaşmanın vb. birçok boyutunun sınırlı olduğu bir bölge dönem açısından. Gençlerin toplumsal baskının yoğun olduğu yerlere göre görece rahat ettikleri ve tercih ettikleri bir kent. Türkiye’de Kürt, Alevi, sosyalist, yurtsever kesimlerin baskın olduğu tek kent. Bu açıdan Gülistan Doku ve cenazesi Ilısu Barajı’nda bulunan Gülistan’ın yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz başta olmak üzere Dersim’de özellikle son yıllarda şüpheli şekilde yaşanan kadın intiharları, ölümleri araştırılırsa sonucunda kişilerden bağımsız bir üst mekanizma ortaya çıkacaktır. Tuncay Sonel, 2017 yılında özel savaş politikalarının uygulayıcı valisi olarak Dersim’e gönderilmiştir. Ve daha sonra kayyım olarak hem merkezi hem yerel yönetimin tek temsilcisi olmuştur. Bu süreçle birlikte deyim yerinde ise, “astığı astık kestiği kestik” bir profil çizmiştir. Onlarca korumasıyla sokakta geçerken “ben geçerken karşımda niye ayağa kalkmıyorsunuz” diye gençleri dövdürten, gözaltına aldıran bir politika işletmiştir.
Tuncay Sonel döneminde Dersim’de muhalif yüzlerce kişi gizli tanıklar, itirafçıların verdiği ifadeler sonucu gözaltına alınıp tutuklanmış, yoğun baskılar nedeniyle binlerce genç bu süreçte kenti terk etmiş, yurtdışına yoğun bir genç nüfus gitmiştir.Mafyalaşma-çeteleşme, kadınlar başta olmak üzere şüpheli ölümler, çocuklar ve kadınların fuhuş ağına düşürülmesinin yaygınlaştığı ve devam ettiği bir durum başat hale gelmiştir.
Uyuşturucunun politik güçler ve toplum tarafından kabul edilmediği Dersim coğrafyasında, özellikle politik güçlerin zayıflatılması, toplumun sindirilmesi sonucu en ücra köşelere kadar uyuşturucu son yıllarda yayılmıştır. Belki de cumhuriyet tarihi boyunca adli vakaların en az yaşandığı, toplumun ve politik güçlerin birçok sorununu birlikte çözdüğü bu coğrafya, son yıllarda hemen hemen her gün adli vakaların yaşandığı, uyuşturucu, çeteler ve fuhuş ile bu kez gündemde yer almaya başlamıştır.
Dersim’de bu yaşananlar bir tesadüf olarak görülemez ve değerlendirilemez. Politik ve toplumsal refleksleri zor aygıtıyla kontrol altına alınan Dersim coğrafyası, Kürt kentlerinde özel savaş stratejinin pilot bölgesi haline getirilmiş ve üzülerek söylemek gerekiyor ki, bunda ciddi oranda başarı sağlanmıştır. O açıdan Gülistan Doku’ya yaşatılanlarda bir yargı boyutu, kişilerin suç boyutu yönü vardır. Ancak durumun bunun ötesinde ele alınması olmazsa olmaz bir realitedir. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Tuncay Sonel’in valiliği döneminde en fazla Dersim’i ziyaret etmiştir. Bu tesadüf müdür?
Munzur Üniversitesi’nde ortaya çıkan fuhuş şebekeleri, genç kadınları pazarlayan, düşüren üniversite yöneticileri ve personelleri bir tesadüf müdür? İş-kur’da işe alınmak için AKP yöneticilerin ayağına gitmek zorunda bırakılan, ilişkiye girmeye zorlanan, sonra fuhuş çetelerine yönlendirilen kadınların yaşadıkları ve anlattıkları tesadüf müdür? Politik güçlerin Dersim’de zayıflaması, duyarlı muhalif kesimlerin baskıyla kenti terk etmesi sonrası uyuşturucunun en ücra köşelere kadar yayılması tesadüf müdür? Tüm bunlar yaşanırken, en ücra dağ ve vadi köşelerine kadar foto kapanlar, kameralar yerleştirilen, dronların, heronların gökyüzünden aşağı inmediği Dersim’de, Gülistan Doku ve akıbeti bilinmeyen diğer şüpheli ölümlerin nedenlerinin tespit edilmemesi normal midir? Dersim coğrafyası, teknik araçlarla, karakollar, kalekollar, kuleler vb. bu kadar kontrol altına alınmadığında, politik güçler ve toplumsal refleks güçlü iken; uyuşturucu, fuhuş, şüpheli ölümler, adli vakalar çok sınırlı iken, devlet coğrafyayı her yönü ile kontrol ettiğini söylerken bu vakalar neden çok fazla artmıştır?
Bu sorulara benzer daha birçok soru sorabiliriz. Ancak Gülistan Doku gerçeği politik olarak sadece bir kişisel suç, bir grup devlet içerisindeki çete vb. olarak ele alınamaz. Buz dağının tamamını görmek istiyorsak, bu sorulara açıklıkla cevap araması ve buz dağının görünen kısmı değil tamamının politik olarak açığa çıkarılması son derece önemli bir sorun olarak önümüzde duruyor. Dersim özgülünde bu sorulara doğru yanıtlar üretilirse Kürt kentlerinin tamamındaki özel savaş yöntemleri ve yarattığı sonuçlar da esas itibariyle açığa çıkmış olacaktır.









