Sürece dair konuşan DEM Parti Milletvekili Serhat Eren, ‘Türkiye’nin demokrasi meselesi bu sürecin içinde. AKP de ve CHP de sorumluluk almalı. Tepkiler bize yöneltiliyor fakat esas sorumlular iktidar ve muhalefettir’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı adımlarla ilerleyen süreç, iktidar ve devletin adım atmaması nedeniyle yerinde sayıyor.
Sürece dair ilişkin konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Serhat Eren, tıkanma değil donukluk yaşadığını belirterek, iktidarın sorumluluğuna dikkat çekti. PKK’nin attığı somut adımların negatif barış aşamasını büyük ölçüde tamamladığını ve teyit niteliğinde olduğunu vurgulayan Serhat Eren, Abdullah Öcalan’ın PKK’nin üzerine düşeni yerine getirdiğini, sonraki aşamanın iktidarda olduğunu ve yasal düzenlemelerle çatışmalı sürecin sona erdirilmesi gerektiğini duyurduğunu söyledi.
‘Takip mekanizması kurulsaydı tartışmaların önemli kısmı çıkmazdı’
Dünyada yaşanan çatışma çözüm deneyimlerine dikkat çeken Serhat Eren Türkiye’de bir takip mekanizması eksikliğinin olduğunu ve bu eksikliğin büyük sorun yarattığını belirtti. Kolombiya’dan Endonezya’ya, İrlanda’dan diğer örneklere kadar silahsızlanma süreçlerinin bağımsız komisyonlar eliyle adım adım takip edildiğini hatırlatan Serhat Eren, “Bugün gelinen noktada hükümet ya da Meclis bünyesinde; hukukçuların, bürokratların ve farklı kesimlerden temsilcilerin yer aldığı, silah bırakma sürecini doğrudan izleyen bir mekanizma kurulmuş olsaydı, yaşanan tartışmaların önemli bir kısmı ortaya çıkmayabilirdi” dedi.
‘Tespit ve teyit mekanizması yoksa zamana yayma gerekçesidir’
Serhat Eren, “Silahların bırakıldığını ve bırakılmış olup olmadığını tespit ve teyit edecek böyle bir mekanizma yoksa, bu sadece AK Parti’nin süreci zamana yayma politikasının bir gerekçesi olarak ileri sürüyor demektir. Bu mekanizmanın bir an önce kurulması, içinde hukukçuların, siyasetçilerin belki bürokrat hukukçuların da olacağı bu süreci takip edecek ve rapor tutacak bir komisyonun oluşması doğrusu en sağlıklı süreçtir. Bu adım sürecin önünü açacak, bu süreci hızlandıracak bir aşama olarak kabul edilebilir. Bu süreç hem devletin kendisi, hem Kürtlerin kendisi, hem Türkiye toplumunun kendisi aslında böyle bir sürece ihtiyaç duyuyor. Artık 100 yıllık meselenin savaşla, çatışmayla çözülmeyeceği netleşmiştir. Hele hele son 50 yılı çatışmalı geçen bu süreç bize şunu gösterdi; Bunun artık diyalog ve müzakere süreciyle çözülmesi gerekiyor” diye belirtti.
‘Sürecin yasal statüsünü belirlemek için yasal düzenlemeler yapılmalı’
Yasal düzenlemelerin sürecin statüsünü ve aktörlerin hukuki durumunu netleştireceğini vurgulayan Serhat Eren, “Bunun üzerinde uzlaşılan henüz bir ismi yok. Bu ciddi bir sorun. Yasal düzenlemelerin yapılması durumunda bu sürecin statüsü de belirlenmiş olacak. Bu sürecin statüsünün belirlenmesi aynı zamanda Sayın Öcalan’ın da statüsünün belirlenmesi demek. Çünkü bu sürecin yasal statüsünü belirlemek için yasal düzenlemelerin yapılması gerek. Silah bırakanların dönüşte hangi hukukla karşı karşıya kalacaklarını bilmesi gerekiyor. Demokratik entegrasyon sürecinin neyi kapsadığının, toplumla bütünleşme çerçevesinin ne olduğunun tamamen bilinmesi lazım” şeklinde konuştu.
‘Yasal düzenlemeler yapılmalıdır’
Serhat Eren, “Hukukta temel ilke öngörülebilirliktir. Dolayısıyla öncelikle bir mekanizmanın kurulması ve yasal düzenlemelerin yapılması lazım ki silah bırakanların hangi hukuka tabi olacaklarını bilsinler. Üç, cezaevindekilerin hangi hukuka tabi olduklarını bilmelidir. Yine yurt dışında politik nedenlerden dolayı gitmiş olan siyasi aktörlerin dönüşte hangi hukukla karşılaşacaklarını bilmeleri şarttır. Sayın Öcalan bu sürecin temel aktörüdür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı kapsamında umut hakkının tanınması zorunludur. Siyasal olarak da özgür olması, toplumun bütün dinamikleriyle bir araya gelip bu süreci tartışabilmesi, sağlıklı bir mecraya akışını sağlamak açısından kalıcı barış için gereklidir” dedi.
‘Esas sorumlular iktidar ve muhalefettir’
Sürecin tüm Türkiye’yi ilgilendirdiğini ve asıl sorumluluğun iktidar ile muhalefette olduğunu kaydeden Serhat Eren, “Bu sürecin sonuçları itibariyle bu süreç bütün bir Türkiye toplumunu ilgilendirecek. Kadın özgürlüğü meselesi, ekolojik mücadele, çocuklarla ilgili meseleler, örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve Türkiye’nin demokrasi meselesi de bu sürecin içinde. AKP ve CHP başta olmak üzere muhalefet de sorumluluk almalı. Maalesef her iki taraf da sürecin toplumsallaşması konusunda yeterince çaba göstermedi. Tepkiler bize yöneltiliyor fakat esas sorumlular iktidar ve muhalefettir. Biz barış sözümüzü tutmak için elimizden geleni yapıyoruz. Halkımız dikkatli olsun, bu sürecin müsebbibi biz değiliz. Bu topraklarda kalıcı barışın tesis edilmesi konusunda halkımıza sözümüz var ve bu sözümüzü yerine getirmek için her türlü çabayı ortaya koymaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Haber: Ömer Güngör \ MA









