Amedli üretici: ‘Sattığımız bir kilo buğdayla bir çay bile içemiyoruz. Gübrenin bir tonu, ürettiğimiz buğdayın bir tonundan daha pahalı. Şimdi bir de yangın çıktı. Ekinlerimiz kül oldu ama borçlarımız yerinde duruyor.’
Fırat Karahan
Amed’de buğday tarlaları dakikalar içinde yanan çiftçiler, devletten yardım bekliyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte art arda çıkan tarla yangınları, kent genelinde tarımsal üretimi olumsuz etkiledi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nın son verilerine göre, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında kentte bin 544 yangın çıktı. Bu yangınların 245’i Anız, 161’i ekin, 674’ü ise ot ve saman yangını olarak kayıtlara geçti. Aynı dönemde yaklaşık 4 bin 700 hektarlık buğday, arpa ve mercimek ekili alan zarar gördü.
Anız ve ot yangınlarıyla birlikte etkilenen toplam alanın 100 bin hektara ulaştığı bildirildi. Yangınların en fazla etkilediği ilçelerden biri olan Sur’da, Yayıkçukur ve Özekli mahallelerinde yaklaşık 500 dönüm ekili tarım arazisi kül oldu.
Yangından etkilenen çiftçiler, yaşadıkları zararın yalnızca ürün kaybıyla sınırlı olmadığını; saman, yem stokları ve bazı bölgelerde hayvan kayıplarının da yaşandığını ifade etti.
Zararımız karşılansın
39 yaşındaki çiftçi Selahattin Zeyrek, yangından önce köyün eski muhtarı Mustafa Ateşoğlu’nun elektrik dağıtım şirketine başvurduğunu aktardı. Buna göre eski muhtar elektrik trafosundaki arızaları altı kez şirkete bildirmişti. Ancak Zeyrek trafoların bakımının yapılmadığını belirtti.
Emeklerinin birkaç saat içinde yok olduğunu belirten Zeyrek, şunları söyledi:
“Buğdayı çok zor şartlarda ektik. Mazotun, gübrenin, ilacın fiyatı sürekli arttı. Borçlanarak üretim yaptık. Bugün bir kilo buğdayın fiyatı 16 lira 50 kuruş. Bir kahvehanede içilen bir bardak çay bile 20 lira. Yani sattığımız bir kilo buğdayla bir çay bile içemiyoruz. Gübrenin bir tonu ürettiğimiz buğdayın bir tonundan daha pahalı. Zaten maliyetlerin altında eziliyorduk, şimdi bir de yangın çıktı. Ekinlerimiz kül oldu ama borçlarımız yerinde duruyor. Bankaya, gübre bayisine, mazot aldığımız yerlere olan borçlarımızı nasıl ödeyeceğimizi bilmiyoruz. Biz sadece emeğimizin karşılığını ve zararımızın karşılanmasını istiyoruz.”
Yangında buğday tarlası zarar gören bir başka çiftçi Mehmet Zeyrek ise “Hasat İçin gün sayıyorduk. Borçlanarak ektiğimiz ürünlerimiz yandı. Geçim kaynağımız olan tarlalarımızı kaybettik. Hasattan elde edeceğimiz gelirle borçlarımızı kapatmayı planlıyorduk. Şimdi ne ürünümüz kaldı ne de ödeyecek gücümüz.” dedi.

Hayvan yemleri de yandı
Üreticilerden Bayram Güzel ise yangının ardından yalnızca ekinlerin değil, hayvan yemlerinin de kullanılamaz hale geldiğini belirterek, “Bu zarar sadece bugünü değil, önümüzdeki ayları da etkileyecek. Hayvancılıkla uğraşan aileler de ciddi kayıp yaşadı. Elektrik hatları ve trafoların düzenli bakımının yapılması, anız yangınlarının önlenmesi ve hasat döneminde yangına karşı ortak tedbirlerin artırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Cengiz Güzel de köyde birçok ailenin aynı felaketi yaşadığını dile getirerek, “Bir yıllık emek birkaç saat içinde yok oldu. Yangının çıkış nedeni ayrıntılı şekilde araştırılmalı, ihmali bulunanlar varsa gerekli işlemler yapılmalı ve üreticilerin zararları karşılanmalıdır” diye konuştu.
Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde yaşayan bir başka çiftçi Serdar Akgül’e ait yaklaşık 130 dönüm ekili tarım arazisi, tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, itfaiye ekiplerinin hazırladığı raporda da yangının nedeninin tespit edilemediğini söyledi.
Çiftçiler reklam değil alt yapı istiyor
Yangınlarda ekinleri zarar gören çiftçiler, elektrik dağıtım şirketinin yürüttüğü reklam kampanyasına da tepkili:
“Bizim reklamla bir sorunumuz yok. Yılmaz Vural’ın reklamda oynaması da bizi ilgilendirmez. Ama biz tarlalarımız yanmış, zararımızın nasıl karşılanacağını düşünürken televizyonlarda sürekli Dicle Elektrik’in reklamlarını görüyoruz. Keşke reklama verilen önem elektrik hatlarının ve trafoların bakımına da verilse belki bugün bu mağduriyetleri yaşamazdık. Biz reklam izlemek değil, güvenli bir elektrik altyapısı görmek istiyoruz.”









