• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Mustafa Karasu: 1 Mayıs’ı demokratik sosyalizm günü haline getirmeliyiz

30 Nisan 2026 Perşembe - 09:52
Kategori: Güncel, Manşet

1 Mayıs’ın tarihsel mirasına sahip çıkılması çağrısı yapan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, günün demokratik sosyalizm perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi

Koma Civakên Kurdistanê – Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, ANF’ye verdiği kapsamlı röportajda 1 Mayıs’ın tarihsel anlamından güncel siyasal bağlamına kadar geniş bir değerlendirme yaptı. 1 Mayıs’ın yalnızca emekçilerin dayanışma günü değil, aynı zamanda sosyalizm mücadelesinin simgesi olduğunu vurgulayan Karasu, bu günün tarihsel kökenlerinden Türkiye’deki gelişimine, Kürt halkının katılımından günümüzdeki politik anlamına kadar birçok başlıkta dikkat çeken mesajlar verdi. Mustafa Karasu, özellikle 1 Mayıs’ın demokratik sosyalizm perspektifiyle ele alınması gerektiğini belirterek, Türkiye’de demokrasi güçleri ile Kürt halkının ortak mücadelesinin önemine işaret etti.

  • 1 Mayıs Dünya Emekçiler Günü yaklaşıyor, günün önemine ilişkin neler söylemek istersiniz?

Tüm emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bir bütün olarak insanlığın 1 Mayıs dayanışma ve mücadele gününü kutluyorum.

1 Mayıs dili, dini, inancı, kimliği, cinsi ne olursa olsun dünyada kutlanan tek ortak gündür. 1886’da 1 Mayıs’ta işçilerin düzenlediği mitinge polis saldırmıştır. Burada çıkan olaylardan dolayı 4 işçi önderi idam edilmiştir. 2. Enternasyonal’de 1 Mayıs Dünya Emekçiler Günü olarak kabul edilmiştir. O günden bugüne de emekçilerin dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda şimdiye kadar binlerce işçi katledilmiştir. 1 Mayıs, arkasında böyle bir tarihi olan gündür. Emekçiler dünyanın her yerinde 1 Mayıs gününü heyecanla bekler ve o gün meydanları doldurarak kapitalizme karşı öfkelerini dile getirirken, sosyalizme inançlarını belirtirler. 1 Mayıs, emekçilerin dayanışma ve mücadele günü olarak başlamış olsa da daha sonra esas olarak sosyalistlerin kutladığı ve sosyalizm inancının haykırıldığı gün haline gelmiştir.

1 Mayıs tüm dünyada emekçiler tarafından benimsenip kutlanınca ve sosyalizmin haykırıldığı gün haline gelince kapitalist ülkeler de 1 Mayıs’ın içeriğini bozmak ve değiştirmek için 1 Mayıs kutlamalarına izin vermişlerdir. İdeolojik içerik ve politik amaçtan kopuk emekçiler için bir bayram günü olarak kutlanmasını sağlamak istemişlerdir. Ancak 1 Mayıs öyle güçlü bir tarihe ve geleneğe sahiptir ki, kapitalist güçler bu günü farklılaştırmak isteseler de başaramamışlar; daha yaygın hale gelmesini engelleyememişlerdir. 1 Mayıslar emekçilerin kendi gücünün farkına vardığı ve geleceğe güvenle baktığı günler olmuştur. 1 Mayıs’ta dünya daha güzel görünür olmuştur. Tüm insanlığa umut vermiştir. O gün sadece insanların değil; sokakların, meydanların ve her şeyin güldüğü gün olmaktadır. Her 1 Mayıslarda insanlığın geleceğinin mutlaka sosyalizm olacağı inancı daha da güçlenmektedir.

  • Türkiye’de 1968’lerle birlikte 1 Mayıslar nasıl bir biçim aldı? Öncesi nasıldı?

Türkiye’de 1 Mayıslar daha Osmanlı döneminde kutlanmıştır. Sonradan da emekçiler çeşitli biçimlerde kutlamıştır. Türk devleti bu bayramı özünden saptırmak amaçlı olmalı ki, 1 Mayıs’ı bahar bayramı olarak kutlamıştır. 1960’lı yıllarda okullarda çocuklar 1 Mayıs günü pikniğe götürülür ve bahar bayramı olarak kutlanırdı. Öğrenciler yumurta ve başka yiyecekler götürürlerdi ve piknik yerinde yenilirdi. Piknikte başka etkinlikler de yapılırdı.

1961 anayasasının emekçilere örgütlenme konusunda bazı imkanlar tanıdığı dönemde işçiler bu ortamdan yararlanarak1 Mayıs’ı çeşitli biçimlerde kutlamışlardır. 1968 gençlik hareketi sonrası ve TİP’in belli bir varlık gösterdiği dönemde dünyada güçlü kutlanan 1 Mayısların Türkiye’ye yansıması olmuş, 1 Mayıs’ın daha güçlü kutlanması eğilimi gelişmiştir.

  • Katıldığınız ilk 1 Mayıs yürüyüşünü, kutlamasını hatırlıyor musunuz? Nerede kutladınız, o ortamda nasıl bir coşku vardı? Tümden kıyaslama yapılmayabilir, ama şimdiki 1 Mayıslarla aralarında ne gibi farklılıklar var?

12 Mart 1971 darbesinden sonra ilk güçlü 1 Mayıs, 1975’te kutlanmıştır. 1976 yılında da daha güçlü kutlanma eğilimi ortaya çıkmıştır. Biz de 1976 1 Mayıs’ında Ankara belediye işçilerinin bulunduğu otobüsle İstanbul’a gitmek istedik. Ancak bu otobüste bir silah yakalanınca bizi gözaltına aldılar. Bu nedenle 1976 1 Mayıs’ını Ankara Emniyet sarayında geçirdik. 1977 1 Mayıs’ında bir görev için İstanbul’daydık. 34 emekçi, aydın insanın katledildiği 1 Mayıs kortejine Beşiktaş’tan katıldık. Ara sokaklardan hızla geçerek Taksim meydanına ulaştık. Biz Taksim meydanın merkezi olan heykelin dibindeydik. DİSK başkanı Kemal Türkler’in konuşması sırasında silah sesleri gelince yüzbinlerce insan bir panik halinde sağa sola kaçmaya çalışıyordu. Yüzbinlerin bu dalgalanması sonucu çoğu Kazancılar Yokuşu denilen yerde olmak üzere insanlar ezilerek öldü. Bu şehitleri de minnet ve saygıyla anıyorum.

1 Mayıs göstericileri ile polisler arasında taşlı sopalı çatışmalar oldu. Bazı silahlı çatışmalar da olmuştu. Polisler yetmeyince Taksim Meydanına jandarmalar da geldi. Taksim Meydanı ve çevresinde uzun süre çatışmalar oldu. Polisle çatışmalar ara sokaklara ve çevreye yayılmıştı.

1977 1 Mayıs öncesi tüm Türkiye’de 1 Mayıs heyecanı vardı. Çok güçlü 1 Mayıs olacağı önceden belli olmuştu. Öte yandan DİSK ile bazı sol grupların arasında bir gerilim yaşanıyordu. Türkiye’deki gladyo, bu gerilimi de zemin yaparak 1 Mayıs’ta provokasyon yapıp bu katliamın gerçekleşmesini sağlamıştı. Emekçilerin ve sol grupların güçlü örgütlenme ve etkiye kavuştuğu bu yıllardaki gelişme eğilimini durdurmak için bu provokasyonu ve katliamı planlamışlardır. Nitekim 1977 katliamı sonrası sola ve devrimci güçlere yönelik saldırılar artmıştır. 1977 kanlı 1 Mayıs’ından sonra 1 Mayısların Taksim’de kutlanmasına da izin verilmemiştir.

1970’li yıllar, dünyada reel sosyalizmin hala yükselişte olduğu yıllardır. Dünya üzerinde etkisi fazladır. Sol güçler bu ortamda devrim iddialarını taşımaktaydı. Bunun heyecanı ve coşkusuyla mücadele ve özgüvenlerinin yüksek olduğu yıllardır. Bu durum 1 Mayıslara da yansımış, 1 Mayıslar büyük coşkuyla kutlanmıştır. Bu açıdan 1970’li yıllardaki 1 Mayıslar devrim amacının heyecanı ve coşkusuyla kutlanan 1 Mayıslardı. Günümüzde ise devrimi gerçekleştirme iddiasının o yıllardaki gibi yakın hissedilmemesinin tabii ki yarattığı farklılıklar olmaktadır.

  • Kürt halkı tarihsel olarak 1 Mayısları nasıl karşılamıştır? Ya da 1 Mayıslar Kürt toplumu içinde gerçek anlamına ne zaman ve nasıl kavuştu?

Kürdistan’ın diğer parçalarında 1 Mayıslar nasıl kutlandı ya da kutlanmadı; bu konuda bir şeyler söylemek durumunda değilim. Ancak 1970’li yıllarda Bakurê Kurdistan’da da 1 Mayıslar kutlanmıştır. 1970’li yıllarda reel sosyalizmin tüm dünyada etkili olması Kürt gruplarını da etkilemiştir. Zihniyet ve yaşamda sosyalist olmayan, Kürt egemen sınıflarına dayanan Kürt grupları da kendilerini sol gösteriyorlardı. DDKD, Özgürlük Yolu, Ala Rizgarî sosyalizmi savunuyorlardı. KDP’ye bağlı KUK da böyle bir savunu içindeydi. KUK-sosyalist eğilim olarak kendilerini ifade ediyorlardı. Bu durum aslında o dönemde etkili ve güçlü görünen reel sosyalist ülkelerden destek alma anlayışı sonucu ortaya çıkmıştı. Bunlar 1 Mayıs’a katılım gösteriyorlardı. 1970’li yıllarda özellikle Apocuların etkinliği ve sol içinde etkisini göstermesi Kürtler içinde 1 Mayıs’ı daha da görünür kılmıştır. ‘Bîjî 1 Gûlan’ sloganı o yıllarda ‘Yaşasın 1 Mayıs’ sloganı kadar bilinen ve kullanılan bir slogandı.

1970’li yıllarda Türkiye’deki gelişmelere paralel olarak Kürdistan’da da 1 Mayıslar kutlanmıştır. Sadece PKK değil, diğer Kürt gruplar da 1 Mayısları kutlamışlardır. 1970’li yıllarda 1 Mayıs bilinci Kürdistan’da da gelişmiş ve 1 Mayıslar kutlanmıştır. Bu kutlamalarda Kürtlerin kimlik, dil, kültür ve özgürlükleri de dile getirilmiştir. Kürdistan’daki 1 Mayıslar Türkiye’deki 1 Mayıslardan farklı olarak ulusal demokratik taleplerin de dillendirildiği günler olmuştur.

  • APOCU grubun ortaya çıktığı koşullar ve günümüz koşulları dikkate alındığında 1 Mayısların Kürt halkına, Kürt halkının 1 Mayıslara ne gibi katkıları olmuştur?

Apocu grup tarih sahnesine sosyalist bir hareket olarak çıkmıştır. Kürdistan’da özgürlüğün, demokrasinin ve bağımsızlığın ancak sosyalist ideoloji ve onun programıyla gerçekleşeceğine inanan bir hareket ve parti olmuştur. Zaten kendini işçi parti olarak tanımlamış; işçi ve köylü ittifakı öncülüğünde demokratik devrimi ve sosyalizmi gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Bu açıdan 1 Mayısları daha baştan Newroz gibi sahiplenen bir anlayış ve yaklaşım içinde olmuştur. Her 1 Mayıs öncesi sosyalist zihniyetle 1 Mayıs bildirileri hazırlanmış ve her yerde dağıtılmıştır. Bulundukları alanda 1 Mayıslara aktif katılım göstermiştir. Bu açıdan Kürdistan’da 1 Mayıs bilincinin gelişmesinde Apocular önemli rol oynamıştır. Apocular-PKK sosyalist kimliğiyle 1 Mayıslara etkin katılmış, bu durum Türkiye sol grupları tarafından da Kürt halkının özgürlük ve demokrasi taleplerini 1 Mayıs meydanlarında daha fazla dillendirilmesi ve sahiplenmesini sağlamıştır. 1 Mayıslara aktif katılımımız sadece Türkiye’de değil, dünyada sol grupların Kürt halkının özgürlük mücadelesine duyarlı olmasını sağlamıştır. İstenen düzeyde olmasa da 1 Mayıslara, Özgürlük Hareketi olarak sahiplenmemizin dün de bugün de böyle bir etkisi olmuştur, olmaktadır.

Kürtler Türkiye’de ve bulundukları her yerde 1 Mayıslara yoğun katılarak 1 Mayısların daha kitlesel kutlanmasını sağlamaktadır. Kuşkusuz hala Newrozlar düzeyinde bir duyarlılık sağlandığını söyleyemeyiz. Ama Türkiye’de ve dünyada 1 Mayıs mitinglerine katılarak bu dayanışma ve mücadele gününe güç katmaktadırlar. Böylece Kürtler stratejik müttefiklerine bir de bu yolla ulaşmaktadırlar. 1 Mayıs meydanları aynı zamanda tüm demokrasi güçlerinin katıldığı meydanlardır. 1 Mayıs meydanlarında demokrasi ve özgürlük güçleri ile buluşmak, birlikte 1 Mayısları kutlamak mücadelemiz açısından çok önemlidir. 1 Mayıs meydanlarına güçlü katılmak en fazla da Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesine güç katar, katmaktadır. Bu açıdan Kürt halkının Newroz gibi 1 Mayıs meydanlarına koşması Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini güçlendirecektir. Özgürlük ve demokrasi amaçlarına ulaşmak bir de bu tutum ve ortak mücadele ile sağlanacaktır.

  • Abdullah Öcalan, geliştirdiği paradigmayla 1 Mayıs bağlamında sol ve sosyalizme ne gibi değerler katıyor?

Reel sosyalizmin yıkılışından sonra sosyalizmden bir kaçış ve sosyalist güçlerde bir büzülme yaşandı. Özellikle reel sosyalizm ve klasik Marksizm’e özeleştirel yaklaşım ve geçmiş pratik ve eksiklikler üzerinden bir yenilenme yaşanmayınca bu, sosyalist hareketleri ve grupları çok olumsuz etkiledi. Rêber Apo 1980’li yılların sonunda bu durum karşısında ‘Sosyalizmde ısrar insanlıkta ısrardır’ cevabını vermiştir. Bırakalım sosyalizmden uzaklaşmayı, tersine sosyalizmde daha fazla derinleşme ve sosyalizme sarılma içinde olunmuştur. Rêber Apo, kapitalizmin insanlığın var oluş formu olan toplumsallığı dağıtıp yok ederek kendini yaşatmak istediğini derinliğine çözümlemiştir. Bu kapitalizmin Kürdistan’da da toplumsallığı dağıtarak Kürt halkının tarihsel olarak en temel direnç gücünü de yok ettiğini bilerek kapitalizme karşı sosyalizmi savunmanın öncülüğünü yapma sorumluluğuyla hareket etmiştir. Rêber Apo için sosyalizm sadece tercih edilen bir toplumsal sistem değildir; insanın var oluş biçimi olduğundan sosyalizm Önderlikte bir aşk düzeyindedir. Çünkü insanlık varlığını ancak böyle sürdürebilir.

Rêber Apo ve Hareketimiz, 1 Mayısları bir sosyalizm günü olarak görmektedir. Bugün de 1 Mayısları demokratik toplum sosyalizminin en fazla dillendirileceği ve sahiplenileceği gün olarak görmekteyiz. Bu açıdan bugün 1 Mayıs’ı sahiplenmek ve katılmak bizim için bir ideolojik duruş ve mücadele çizgisi olmaktadır.

1 Mayısları geçen yüzyıl gibi sadece emekçilerin dayanışma ve mücadele günü olarak ele almak yetersiz kalır. Eğer bugün bir demokratik sosyalizm ve buna ulaşma için mücadele günü olarak görülmezse bu, reformist bir yaklaşım olur. Sistem içinde ekonomik ve demokratik iyileşme ile sınırlı bir çerçeve ve amaç durumunu aşmaz. Bu açıdan kapitalizme karşı tüm insanlığın kurtuluşunu sağlayacak demokratik sosyalizm günü olarak kutlamak önemlidir. Bu yaklaşımla 1 Mayıs daha demokratik ve özgürlükçü karakter kazanır. Kapitalizmin, burjuvazinin 1 Mayısları sistemiçileştirme çabalarına ve bu yönlü yarattıkları etkiye de ‘dur’ denilmiş olur.

Demokratik sosyalizm sadece kapitalizmin emek sömürüsüne karşı bir tutum değildir. Kapitalizmin doğayı tahrip eden endüstriyalizm anlayışına ve kadını metaların kraliçesi haline getirmesine karşı da güçlü bir mücadele günü ve duruşudur da.

1 Mayıslar devletçi sosyalist anlayışa da bir tutum geliştirirse bu, 1 Mayıs değerlerinin daha da güçlü ve etkili hale gelmesini sağlar. Emekçiler ve halklar için ihtiyaç olan iktidar ve devlet değil; halkın güç haline geldiği örgütlü demokratik toplumdur. Buna dayalı demokratik irade ve yönetim gerçeğidir.

1 Mayıs’ı demokratik sosyalizm günü haline getirmek 1 Mayıs tarihine, dinamizmine ve diyalektiğine de verilmiş en iyi cevap olur. Demokratik sosyalizm böylece 1 Mayıs’ın tarih içinde oluşmuş gücünü de arkasına almış olur. 1 Mayıs’ın tarihsel birikimine böyle bir rol oynatmak da çok önemlidir.

  • Sistemin böl-parçala-yönet politikalarına karşı sol-sosyalist güçlerin, kadınların, emekçilerin, farklı etnik ve inanç topluluklarının daha fazla kenetlenmesi gerekmekte, ama Türkiye’de bu bütünlük tümden sağlanamamaktadır. Bu bütünlüğün sağlanmasının önündeki engeller nelerdir? Çözüm yolları neler olabilir?

Türk devletinin temel stratejisi ve politikası Kürtleri egemenlik altında tutmaktır. 100 yıldır bu politika yürütülerek Kürtler tümden asimile edilip Kürdistan Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirilmek istendi. Kuşkusuz bu amaçlarına ulaşamamışlardır. Kürtler 50 yıldan fazladır yürüttükleri mücadele ile varlıklarını güçlü biçimde ortaya koydular. Ancak Türk devleti 100 yıl önceki amaçlarından vazgeçmiş midir; bu hala netleşmiş değildir. Rêber Apo, 27 Şubat 2025’te başlattığı barış ve demokratik toplum süreci ile Türk devletinin bu amacına son vermeyi sağlayıp demokratik Türkiye içinde Kürt sorununun çözümünü hedeflemiştir. Rêber Apo, bunu Kürt halkının varlığının ve iradesinin ve temel özgürlük haklarının kabul edildiği demokratik entegrasyon olarak tanımlamaktadır.

Türk devleti şimdiye kadar Türkiye demokratik güçleriyle Kürt demokrasi güçlerinin buluşmasını engellemek için çok boyutlu bir özel savaş yürütmüştür. Türkiye’deki sol ve sosyalist güçler Kürt demokratik güçleriyle buluşup ortak hareket etmezse, devletin bunları kolay ezeceğini ve etkisiz kılacağını düşünmüş ve şimdiye kadar iki halkın demokrasi güçlerinin buluşmasını engellemek için de her yol ve yöntemi denemiştir.

Türk devleti, Kürtler, Türkiye’deki demokrasi güçleriyle ve halklarla bir araya gelmezse Kürtlerin vereceği mücadeleyi daha kolay bastıracağı yönünde bir yaklaşımla hareket etmiştir. Bu aynı zamanda Kürtlere karşı savaş yürütürken Batı tarafını sağlam tutma politikası olmaktadır. Kürtler, Türkiye’deki demokrasi güçleriyle buluşur ve ortak mücadele zeminleri yaratırsa bu durum Kürtlerin mücadelesini güçlendireceğinden Türk devletinin politikası başarısız kalacaktır. Bu açıdan Türk devleti, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi güçleriyle Türkiye’nin demokrasi güçlerinin bir araya gelmemesi için çok yönlü bir özel savaş yürütmüştür. Hala da yürütülmektedir. Bu konuda bazı sonuçlar aldığı da açıktır. Aslında hem Türkiye cephesinde hem de Kürtler içinde ortak mücadele konusunda yetersiz yaklaşımlar varsa bunda Türk devlet politikasının etkisini görmek gerekir.

Kuşkusuz devlet politikaları yanında Türkiye’deki sol ve demokrasi güçleri içinde var olan sosyal şoven anlayışlarla, Kürt siyasi alanında var olan milliyetçi eğilimler iki halkın ortak demokrasi mücadelesini yaratmada olumsuz rol oynamaktadır. Bunu aşmak açısından Türkiye’deki kimi sol ve kendine demokrat diyen güçler içindeki sosyal şoven anlayışlara karşı Türkiye’deki sol, sosyalist ve demokrasi güçlerinin mücadele yürütmesi ve bir tutum ortaya koyması gerekir. Örneğin, sol-sosyalist gruplar içinde Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaypakkaya çizgisine ters biçimde ısrarla Kürtlere ve yürüttükleri özgürlük mücadelesine karşı mesafeli duran kesimler bulunmaktadır. Yine, kendini TKP olarak ifade edenlerin Türk devletinin Kürt politikasına meşruiyet kazandırmalarına da zaten söyleyecek bir şeyimiz olamaz.

Kürt siyasi kesimi içinde fazla olmasa da milliyetçi kesimlerin, bu sol ve sosyalist güçlerin ne gücü var, bunlarla niye ortak hareket edelim, yaklaşımında olanlar var. Bu tür söylemler üzerinden Türkiye’deki sol ve demokratik güçlere yönelik olumsuz yaklaşım içinde olanlar da Kürt halkının özgürlük ve demokrasi güçleriyle Türkiye’nin sol ve demokrasi güçlerinin bir araya gelmesinde olumsuz etkide bulunmaktadırlar. Sol güçlerin yeterli bir örgütlenme ve güç olma içinde olmamalarını gerekçe göstererek bunu yapmaları bilinçli bir karşıtlık politikasını ifade etmektedir. Türkiye’de sol ve demokrasi güçlerinin zayıflığını sadece bu politikaları için bir argüman olarak kullanmaktadırlar. Böylece Türk devletinin solu daraltma ve Kürtlerin Türkiye’den koparılması politikasına hizmet etmektedirler.

Newrozlar ve 1 Mayıslar bu tür yanlış anlayışların giderilip Türk devletinin böl- parçala – hakim ol politikalarını boşa çıkarmada çok önemi platformlar olarak görülmelidir. Türkiye’de demokrasi güçleri hem Newrozlarda hem 1 Mayıslarda Türk devletinin politikalarına karşı tutum koyarak, Türkiye’de gerçek anlamda bir demokrasi mücadelesinin yaratılmasına güç katmalıdırlar. Somut olarak bu 1 Mayıs’ta Rêber Apo’nun ortaya koyduğu barış ve demokratik toplum mücadelesine sahip çıkarak sürece yönelik toplumsal desteği güçlendirip mevcut iktidarın politikalarını geriletmede rollerini oynamalıdırlar.

Kürtler de 2026 1 Mayıs’ına her yerde Newroz ruhuyla güçlü biçimde katılarak Türkiye’deki özgürlük ve demokrasi mücadelesine güç katmalıdırlar. Rêber Apo’nun demokratik toplum sosyalizmine 1 Mayıs meydanlarında sahiplenilmesini sağlamada rollerini oynamalıdırlar.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve Özgürlük Hareketimiz demokratik ulus anlayışıyla halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesinin geliştirilmesine güçlü bir ideolojik ve teorik temel sunmuştur. Buna hem Kürt halkı olarak bizler, hem de Türkiye’nin demokrasi güçleri sahiplenirse, Türkiye’de demokratik olmayan sistem aşılarak tüm halkların özgür ve demokratik olarak yaşadığı Demokratik Türkiye gerçekleşir. Bu da demokratik toplum sosyalizminin ön aşaması olarak tarihteki yerini alır.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

ATK raporunu bekleyen hasta tutsağın durumu kritik, aile tahliyesini istiyor

Sonraki Haber

Kick yayıncısından Amedspor’a yönelik ırkçı saldırı

Sonraki Haber

Kick yayıncısından Amedspor'a yönelik ırkçı saldırı

SON HABERLER

Suriye Geçici Hükümeti Kobanê’ye giden yardım TIR’larını engelliyor

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

BM’den İran’a sert uyarı: İnsan hakları ihlalleri derinleşiyor

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Yerel yönetimler konferansında mücadele programı ortaya koyulacak

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

İran Cumhurbaşkanı: ABD’nin deniz ablukası ‘başarısızlığa mahkûm’

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Rabia Naz’ın babasından dönemin savcıları ve polisleri hakkında suç duyurusu

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

PJAK: Binlerce eğitimli kadroya sahibiz, gerekirse tüm gücümüzü kullanırız

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

İBB davasında tutukluluk değerlendirmesi yapılacak

Yazar: Yeni Yaşam
30 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır