• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Volkan Yaraşır

Monroe Doktrini 2.0: Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın lityumu

3 Haziran 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Volkan Yaraşır, Yazarlar

“Latin Amerika’nın Kesik Damarları” Eduardo Galeano’nun muhteşem çalışmalarından biridir. Galeano, kitabında Latin Amerika’nın son beş yüz yılında yaşanan sömürgeleştirme ve kapitalist yıkım ve yağmanın tarihini anlatır. Aynı zamanda halkların direniş ve ayaklanma tarihine ışık tutar. Bana göre Galeano’nun külliyatındaki aynı kıymette başka bir çalışma “Ateş Anıları”dır.  Ateş Anıları’nda ateşin, özgürlüğün ve başkaldırının gerçek hikâyeleri anlatılır. Özünde resmi tarihe karşı bir kafa tutuştur ve sıradan yerlilerin, kadınların, kölelerin, ezilenlerin, fakirlerin, devrimcilerin hikâyeleri yüreğinize işler. Bu iki çalışma sömürgeciliğe karşı yazılan en çarpıcı ve en önemli kitaplar olarak dikkat çeker.

Bugün Latin Amerika stratejik olarak yeniden sömürgeleştiriliyor. Venezuela’ya ABD’nin gerçekleştirdiği saldırı ve pretektora rejiminin inşa edilmesi bu yöndeki en önemli adımlardan biri oldu. Ülke ekonomisinin can damarı olan petrolün kontrolü ABD’nin denetimine geçti. Venezuela saldırısı Trump’ın ilan ettiği yeni emperyalist konsept Monroe Doktrini 2.0’ın bir yansıması olarak biçimlendi. Yeni konseptle Latin Amerika’daki her düzeydeki toplumsal gelişme ABD için bir risk olarak ele alınıyor ve bu riskin bir biçimde devre dışı bırakılması hedefleniyordu. Aslında bunun anlamı Latin Amerika’nın yeniden “arka bahçe” haline getirilmesiydi. Bu yönde özellikle Latin Amerika’da sol dalganın diğer iki ayağı olan Bolivya ve Ekvator’da bazı restorasyon politikaları hayata geçirildi. Restorasyon bir başka ifadeyle karşı devrimci uygulamalardır. 

Latin Amerika’da sol dalga ve dalganın kırılışı

Latin Amerika’daki sol dalga 21. yüzyıl sosyalizmi olarak anıldı. Kavramın yaratıcısı olan

Heinz Dieterich esasta katılımcı demokrasi üzerinden politik bir proje üretmişti. 2000’lerin başlarından Venezuela, Şili, Bolivya, Ekvator,  Arjantin, Uruguay ve Nikaragua’yı saran sol dalga 2020’lere kadar etkisini gösterdi. Sol dalganın özneleri uzun süre iktidarda kaldılar.

H. Dieterich, 21. yüzyıl sosyalizmini post kapitalist dönem olarak tanımladığı Sovyetlerin yıkımından sonraki süreç üzerinden tanımlar. Tezlerinde marksizmin temel parametrelerini yani proletaryanın tarihsel rolünü, proletarya diktatörlüğünü, devrimci partinin stratejik işlevini, özel mülkiyetin ilgasını reddeder ve devletin doğasını ve niteliğini muğlaklaştıran argümanlar ileri sürer. Devletin şeffaflığını ve küçülmesini esas alarak ve anayasal değişim ve katılımcı demokrasi üzerinde durur.

Latin Amerika’da sol popülist dalgayı temsil eden politik kimlikler de özellikle H. Chavez  iktidarları döneminde benzer politik yaklaşımlar sergilediler. Burjuva devlet aygıtına dokunulmadı, kapitalist üretim ilişkileri içinde kooperatif ve karma ekonomiyi içeren uygulamalarla “eşdeğerler ekonomi” diye tanımlanan adımlar atılmaya çalışıldı. Devlet sübvansiyonlarıyla yoksulların eğitim, sağlık ve gıda gibi temel ihtiyaçları karşılandı. Bu yönde özellikle Venezuela, Brezilya, Bolivya ve Uruguay yoksulluğa karşı ciddi sosyal programlar devreye soktu. Ama aynı süreç bir başka boyutuyla yolsuzluk, sol bürokratik kastlaşma, yaygın patronaj ve kleintalist ilişkiler olarak yaşandı. Bu iktidarlar içten içe çürüdü.

Parlamento modern zamanların afyonu

Kitleler nezdinde büyük umutlar yaratan sol dalganın farklı biçimlerde çözülmesi, yerini büyük hayal kırıklığına bıraktı. Sol dalgaya yönelik operasyonlar, ağırlıkta burjuva parlamenter yöntemlerle gerçekleşti. ABD’nin açık desteği yapılan meclis darbesiyle, ordunun ültimatomuyla, kovuşturma, zimmetine para geçirme ve benzeri suçlamalarla dönemin önemli figürleri L. Lula , D. Rousseff ve R. Correa ve E. Moreles gibi kimlikler ya azledildi, istifaya zorlandı ya da yargılanarak, tutuklandı. Burjuva parlamenter alan tarihindeki en etkisiz konumuna rağmen yeni politik dizayn ve operasyonların meşruiyeti için finans kapital ve egemenler tarafından etkin olarak kullanıldı ve kullanılmaya devam ediyor. Bu durum bir anlamda diktatoryal yöntemlerin parlamentonun aracılığıyla hayata geçirilmesi ve parlamentonun ve seçimlerin demokrasiyle özdeş tutulması kitleler üzerinde muazzam yanılsamalara ve hayal kırıklıklarına yol açıyor. Parlamento yeni dönemde halkın afyonu olarak işlev görüyor.

Lula’nın 2017’de Brezilya’da tutuklanması ve aynı yıl Ekvator’da R. Correa’nın devre dışı kalması yeni bir moment oldu. Ekvator’da R. Correa’nın 2017 seçimlerinde yerine gelen başkan yardımcısı Lenin Moreno hızla Trump’la ilişkilerini geliştirdi ve IMF politikalarını  radikal bir şekilde hayata geçirdi.  Sol popülist dalga ülkede kırıldı. İzlenen sosyal politikalar hızla terk edildi. Benzer süreç aktüel olarak Bolivya’da yaşanıyor.  Bolivya’nın son 20 yılına damgasını vuran Sosyalizme Doğru Hareket- MAS politik olarak bitme noktasına geldi. 2025 seçimleri bu manada sarsıcı sonuçlar yarattı. Yeni devlet başkanı R. Paz radikal neo-liberal politikaları devreye sokuyor. Başta lityum, kalay, çinko, altın, doğal gaz stratejik yer altı kaynaklarını özelleştiriyor. ABD Bolivya’da yeni Monroe Doktrini’ne uygun adımlar atıyor.

Bütün bu sürece karşı Bolivya işçi sınıfı ve yerli halklar sokak, barikat savaşlarıyla, uzun yürüyüşlerle, yol kesme ve kolektif açlık grevleriyle karşı duruş gösteriyor.

Önce Che’nin yoldaşları olan ve Che sonrası ELN gerillalarını bellerinde dinamitlerle etten duvar örüp koruyan maden işçileri; El Alto’dan, Potosi’den, Oruro’dan çıkarak yine bellerinde dinamitlerle Başkent La Paz’a yürüyor. Ve dünya halklarına tarihlerinden gelen direniş sanatlarını gösteriyorlar.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

Sonraki Haber

Barışın güvencesi Kürt Birliği

Sonraki Haber

Barışın güvencesi Kürt Birliği

SON HABERLER

Politik İslamcı son hamle…

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barış ve demokrasi diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barışın güvencesi Kürt Birliği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Monroe Doktrini 2.0: Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın lityumu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Gelenek ile modern arasında bir öykü

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır