Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Duhok Valisi Dr. Ali Tatar ve Hewlêr Valisi Umed Xoşnaw ile konuştuk:
- Duhok Valisi Dr. Ali Tatar: ‘Irak Kürdistan Bölgesi olarak bizler barışın, diyaloğun ve müzakerenin tarafıyız. Türkiye’de ve Bakur’da barış adımlarının başarıya ulaşması için tüm gücümüzle yardımcı olacağız’
- Tatar: ‘Bu meselenin başarıya ulaşması için şüphesiz Kürtlerin ittifakı, birliği ve birbirine desteği şarttır. Kürtlerin kendisi, herkesten önce kendi kendisinin destekçisi olmazsa, kimse ona destek olmaz’
- Hewlêr Valisi Umed Xoşnaw: ‘Bölgedeki farklı uluslarla diyalog yapmaya ne kadar ihtiyacımız varsa, Kürdistan’ın diğer parçalarıyla da konuşmaya ve birbirimizi desteklemeye iki kat daha fazla ihtiyacımız var’
Şirin Bayık
Türkiye’de başlatılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin Kürdistan’ın dört parçasından adım atılması yönünde beklentiler artıyor. Başûrê Kürdistan da sürecin ilerlemesi konusunda önemli bir role sahip. Biz de bu çerçevede Başûrê Kürdistan’ın Duhok Valisi Dr. Ali Tatar ile Hewlêr Valisi Umed Xoşnaw’a mikrofon uzattık. Duhok Valisi Dr. Ali Tatar ile Hewlêr Valisi Umed Xoşnaw, Türkiye’deki barış süreci, Kürt sorununun demokratik çözümü, ABD, İsrail- İran savaşının etkileri, Kürt ulusal birliği ve Rojava’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Her iki yönetici de Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin savaşların değil, diyalog ve müzakerenin tarafı olduğunu belirterek, Kürt halkının haklarının güvence altına alınacağı kalıcı bir barışın inşası için ortak çabanın gerekli olduğunu söyledi. Kürt ulusal birliğinin önemine dikkat çekti.
‘Müzakerenin tarafıyız’

Duhok Valisi Dr. Ali Tatar, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bütün kurumlarıyla Türkiye’deki barış sürecinin başarıya ulaşmasını istediğini belirterek, bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. Ali Tatar, “Irak Kürdistan Bölgesi olarak bizler barışın, diyaloğun ve müzakerenin tarafıyız. Tüm gücümüz ve imkânlarımız, savaşın, çatışmaların, sorunların ve çekişmelerin önüne geçmek için hizmet edecektir. Türkiye’de ve Bakur’da barış adımlarının başarıya ulaşması için tüm gücümüzle yardımcı olacağız. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Kürdistan Bölgesi’nin resmi kurumları olarak gerek Sayın Başkan Barzani, gerek Kürdistan Bölgesi Başkanlığı, gerekse Kürdistan Bölge Hükümeti Başbakanlığı olarak tüm imkânlarımızı barış adımlarının başarıya ulaşması için kullanmaya hazır olduğumuzu ilan ettik. Fakat kuşkusuz, onlarca yıldır süregelen bir sorun öyle kolayca çözülmez. Bu yüzden Sayın Başkan Barzani’nin şu sözü önemlidir; ‘Yüzyıl süren bir müzakere ve diyalog, bir saatlik savaştan daha iyidir.’ Bu sebeple hepimizin yardımcı olması ve sabretmesi gerekir” dedi.
Demokrasi kültürü
Sorunun çözümünün yalnızca siyasi adımlarla mümkün olmayacağını belirten Tatar, demokratik kültürün toplumsal yaşamın bir parçası haline gelmesi gerektiğini söyledi. Tatar, şunları söyledi: “Bu köklü bir sorundur ve kolayca çözülmeyecektir. Bununla birlikte, bu konunun çözüme kavuşması, barışın, özgürlüğün ve hakların güvence altına alınması için hepimizin çaba göstermesi gerekir. Kuşkusuz bunun için kültürün ve zihniyetin değişmesi şarttır. Toplumumuzu ve toplumsal kültürümüzü değiştirmeliyiz. Demokrasiyi, demokrasinin alfabesini, insan haklarını ve medeni bir toplumu inşa etmek sadece teorik bir demokrasi kültürüyle olmaz. Aksine o demokrasinin, birlikte yaşamın ve birbirini kabul etmenin toplumsal bir inanca dönüşmesi gerekir. Toplumun inancının bir parçası olmalı ve her evde, her ailede toplumsal bir kültür haline gelmelidir. Bizlerin hepimizin insan olduğu inancı yerleşmelidir.”
‘Birlikte yaşayalım’
Kürtlerin tarih boyunca bölge halklarıyla birlikte yaşadığını hatırlatan Tatar, geçmişte var olan ortak yaşam zeminine işaret etti. Bugün de eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde yeni bir toplumsal sözleşmenin mümkün olduğunu dile getirerek, “Biz bu halkla binlerce yıldır burada birlikte yaşadık. Biz Kürtler ve Kürdistanlılar olarak kimsenin toprağını işgal etmedik, kimseye zulmetmedik, kimsenin toprağına göz dikmedik. Peki, madem geçmişte binlerce yıl boyunca birlikte yaşayabildik, neden şimdi birlikte yaşayamayalım? Neden? Geçmişte bu zemin her zaman vardı. Erbil’de vardı, Mahabad’da vardı, Ankara ve İstanbul’da vardı, Bağdat’ta vardı, Tahran’da vardı. Peki geçmişte babalarımız ve dedelerimiz nasıl birlikte yaşayabildi? Neden birbirlerine saygı duyabildiler? Neden Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman o dönemde, o dönemin zihniyetiyle Kürtlerle birlikte hareket edebildi? 500 yıl önce neden Kürtlerle kardeşçe yaşayabildiler? Neden şimdi kardeş olamıyoruz? Neden birbirimize saygı duyamıyoruz? Neden birbirimizin haklarını teslim edemiyoruz? Geçmişte neden Kürt beylikleri vardı ve kendi iç işlerinde bağımsızdılar? Hiçbir sorun da yaşanmıyordu, aksine devlet daha da güçlüydü. Neden şimdi birbirimizden korkuyoruz? Bir dilin özgür olması, bir kültürün varlığı, bir halkın var olması bizi korkutmamalıdır” dedi.
‘Kürtçe tehdit değildir’
Tatar, dünyadaki örneklere de işaret ederek, “Bakın, bugün İsviçre’de kaç kanton var? Fransız kantonları, İtalyan kantonları, Alman kantonları var. Fakat İsviçre gelişmiş, zengin ve refah içinde, barış ve istikrarın hüküm sürdüğü bir ülkedir. Dünyanın en mutlu halklarından biridir. Neden Büyük Britanya gibi bir ülkede İskoçya’nın varlığı İngiliz dili üzerinde bir tehdit oluşturmuyor? Demek ki birbirleri üzerinde bir tehdit oluşturmuyorlar. Federal olan birçok ülkede, federal sistem ve federal yönetim o ülkenin zayıflama faktörü değil, aksine güçlenme faktörüdür. Bu yüzden birbirimizden korkmamamız gerekir. Bu dillerden korkmamalıyız. Dil, Allah’ın yarattığı bir şeydir ve Allah’ın ayetlerindendir. İnançlı hiçbir insanın, özellikle de ‘ben inançlıyım’ diyen birinin, Allah’ın yarattığı o ayete, o nişanelere ve o dillere engel olmaması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Ehmedê Xanî vurgusu
Toplumsal barışın sağlanması için Kürt ulusal birliğine özel vurgu yapan Tatar, büyük Kürt düşünürü Ehmedê Xanî’nin yüzyıllar önce dile getirdiği birlik çağrısını hatırlattı: “Bu meselenin başarıya ulaşması için şüphesiz Kürtlerin ittifakı, birliği ve birbirine desteği şarttır. Kürtlerin kendisi, herkesten önce kendi kendisinin destekçisi olmazsa, kimse ona destek olmaz. Büyük Kürt şairi, filozof ve alimi Ehmedê Xanî yüzlerce yıl önce ne güzel söylemiştir ‘Ben Allah’ın hikmetine şaşarım ki, bu dünya devletinde Kürtler neden mahrum kalmışlar? Tamamı neden mahkum olmuşlar? Eğer bizim de bir ittifakımız olsaydı, hep birlikte bir itaatimiz olsaydı, dinimizi ve devletimizi tamamlar, ilim ve hikmet tahsil ederdik.’ Bu yüzden tekrar vurguluyoruz; Kürtlerin kendisinden başka destekçisi yoktur. Eğer Kürtler kendilerine destek olmazsa, güçlü olmazsa, kimse onlara saygı duymaz.”
Hewlêr’den destek mesajı

Hewlêr Valisi Umed Xoşnaw da Türkiye’deki barış sürecinin başarıya ulaşmasının Kürdistan Bölgesel Yönetimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kürdistan Bölgesel Yönetimi kurumlarının, Mesud Barzani’nin ve hükümet yetkililerinin sürece destek verdiğini belirten Xoşnaw, barışın ve özgürlüğün birbirini tamamlayan iki temel değer olduğunu ifade etti.
“Hepimiz Türkiye’deki barış sürecinin amacına ulaşmasını ve başarıyla sonuçlanmasını arzulayan bir parçayız. Türkiye’de bizim için çok önemli olan tüm olanakların barış sürecinin hizmetine sunulmasını ümit ediyoruz.” Barışın kalıcı hale gelmesi için tarafların daha somut adımlar atması gerektiğini belirten Xoşnaw, sürecin pratik sonuçlar üretmesinin önemine de dikkat çekti.
Ulusal birlik önemli
Kürt ulusal birliğine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Xoşnaw, Kürtlerin farklı parçalarda elde ettiği kazanımların ortak değerler olduğunu söyledi. Başûr’daki anayasal statünün ve kurumsal yapının tüm Kürtler açısından önemli bir kazanım olduğunu belirten Xoşnaw, Kürtlerin birbirlerini desteklemeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
“Kuşkusuz bizim bölge halklarıyla ve bölge hükümetleriyle barış yapmaya ne kadar ihtiyacımız varsa ki Kürdistan’ın tüm parçaları için geçerli, Kürtlerin kendi içindeki parçaların birliğini güçlendirmeye de iki kat daha fazla ihtiyacımız vardır. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan olaylarda, özellikle Başur’da bize karşı yürütülen DAİŞ savaşında, diğer parçalardaki Kürtlerin bizi nasıl desteklediğini gördük. Son dönemde Rojava’da yaşanan olaylarda da Kürtlerin yine nasıl birleştiğini gördük. Şimdi de gerek barış sürecinde gerekse birbirimize destek olma konusunda daha fazla birlik olmaya ve birbirimizi desteklemeye ihtiyacımız var. Tıpkı diğer milletlerin, hükümetlerin ve halkların birbirini desteklediği gibi, bizim de birbirimizi destekleme arzumuz olmalıdır. Bizim halkımız barışçıl bir halktır, hiçbir zaman bir savaşımız olmamıştır. Bizim arzumuz hep barıştan yana olmuştur. Bize karşı savaş yürütüldüğünde ise kendimizi savunmuşuzdur. Kürdistan’ın tüm parçalarında, kendi doğal ve yasal hakkımız olan özgürlüğü elde etmek adına bu böyledir.”
Devamında, Kürtlerin bölge halkları ve hükümetleriyle diyalog kurduğu kadar kendi aralarında da güçlü ilişkiler geliştirmesi gerektiğini ifade eden Xoşnaw, “Bu yüzden, bölgedeki muhaliflerle, hükümetle ve farklı uluslarla diyalog ve görüşme yapmaya ne kadar ihtiyacımız varsa, Kürdistan’ın diğer parçalarıyla da konuşmaya ve birbirimizi desteklemeye iki kat daha fazla ihtiyacımız var. Başurê Kürdistan, diğer parçalar için ulusal ve milli bir kazanımdır. Şuan Başurê Kürdistan’ın bölgede parlamentosu ve hükümeti olan yasal, anayasal ve siyasi bir statüsü vardır. Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürtlerin de burayı desteklemesi gerekir ki zaten desteklemişlerdir. Aynı şekilde Başur da, bu ulusal kazanımıyla diğer parçaları desteklemek için bir vesile olmalıdır. Her parça kendi özgünlüğüne göre hareket etmelidir ama bununla birlikte bizim ulusal birliğe ve doğal bir beraberliğe ihtiyacımız vardır” şeklinde konuştu.
‘Savaşın tarafı değiliz’
İran ile İsrail ve Amerika arasında yaşanan gerilimin Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni doğrudan etkilediğini söyleyen Xoşnaw, buna rağmen savaşın tarafı olmadıklarını vurguladı: “Şüphesiz bölgede İran, Amerika ve İsrail arasında yaşanan bir savaş var ve tüm bu yaşanan krizlerin bizimle bir ilgisi yok. Ancak ne yazık ki kurbanı biz oluyoruz. Biz, gerek bu savaş başlamadan önce gerekse savaşın sürdüğü dönemde de ilan ettik: Biz bu savaşın bir parçası değiliz. Ama maalesef en çok saldırı Kürdistan Bölgesi’ne ve özellikle de başkent Erbil’e yapıldı. Hem İran İslam Cumhuriyeti tarafından hem de Irak Hükümeti’nin yasalarının dışına çıkmış bazı terörist gruplar tarafından bize yönelik haksız saldırılar gerçekleştirildi. Şu an durum bir nebze daha sakin. Bu huzur ve istikrarın devam etmesini ümit ediyoruz.”
‘Rojava’nın yanındayız’
Rojava’daki gelişmelere de değinen Xoşnaw, Kürtlerin yıllarca haklarından mahrum bırakıldığını, bugün elde edilen kazanımların ise büyük bedeller ödenerek elde edildiğini hatırlatarak, “Rojava Kürtleri, Baas rejimi döneminde haklarından çok mahrum bırakıldılar. Kürtlerimizin hiçbir hakkı yoktu. Şimdi ise bir özgürlük elde edilmiş durumda ve bu özgürlük kanla, gözyaşıyla kazanıldı. Kendi topraklarını savundular, DAİŞ’e karşı savaştılar. Şimdi rejim değiştiğinde veya yeni bir rejim geldiğinde, ümidimiz o rejimin geçmişteki deneyimleri tekrar etmemesidir. Halkımızın haklarını garanti altına almasını umuyoruz. Şu an bazı çatışmalar ve sorunlar var. Elbette onların iç işlerine karışma hakkımız yok ama Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Rojava’nın belirleyeceği ve isteyeceği her türlü formülü veya statüyü desteklemektedir. Yeni Suriye Hükümeti ile bir anlaşmaya varmaları ve halkımızın haklarının garanti altına alınması konusunda arkalarındayız” mesajı verdi.









