Batıda alan kaybedip Kürdistan kentlerinde kendilerine yer açmaya çalışan yeni nesil çeteler, dijital medya üzerinden gençleri çeteleştirerek tetikçi olarak kullanıyor
Kürt siyasal hareketinin güçlü olduğu kentlerde, özel savaş politikalarının bir parçası olarak görülen çetecilik faaliyetleri son dönemlerde dikkat çeken bir boyuta ulaştı. Amed, bu kentlerden sadece biri. Kentte sadece son 2 ay içerisinde onlarca iş yeri kurşunlandı ve sahipleri yüklü miktarlarda haraç vermekle tehdit edildi. Söz konusu olayların birçoğu kamuoyuna “alacak-verecek mevzusu” olarak yansıtılsa da ortaya çıkan bilgiler durumun pek de öyle olmadığına işaret.
Amed’in Rezan (Bağlar) ve Peyas (Kayapınar) ilçelerinde yıl başından bu yana en az 30 iş yeri kurşunlandı. Saldırılar genelde gece saatlerinde yaşanıyor. Saldırganların birçoğu ise genç ya da henüz çocuk yaşlarda.
Saldırganlar bunu iş olarak yapıyor
Bugüne kadar saldırılarla ilgili kaç kişinin gözaltına alındığı bilinmiyor. Ancak hem iş yerleri sahipleri hem de ifade tutanaklarından edindiğimiz bilgilere göre; gözaltına alınan bazı kişiler, kurşunladıkları iş yerlerinin sahiplerini dahi tanımadıklarını belirtiyor. Saldırıya uğrayan iş yerleri sahipleri de saldırganları tanımıyor.
Bunu temel nedeni, saldırganların bunu bir “iş” olarak yapması. Söz konusu “iş”, uzun bir süredir isimlerini İstanbul ve İzmir gibi kentlerde yürütülen soruşturmalarda duyduğumuz çetelere ait.
Batıda alan kaybeden çetelerin yeni alanları Kürdistan
“Daltonlar”, “Casperler”, “Çirkinler”, “Redkitler”… liste bir hayli uzun. Bu çetelerin, geçmiş dönemdeki çetelerle bir hayli farklı özellikleri bulunuyor. Bu nedenle “yeni nesil çeteler” olarak da biliniyorlar.
Amed’deki olaylar incelendiğinde; batıda “alan” kaybeden çetelerin yeni alanlar açma hedefinde olduğunu gösteriyor.
Hedefte politik mahalleler var

Özellikle Amed’de gelir düzeyi düşük ama aynı zamanda politik kimlikleriyle öne çıkan mahalleleri hedef alıyorlar. Rezan ve Sûr’a bağlı mahalleler bunların başında geliyor.
Çetelerin söz konusu mahallelerde birkaç örgütlenme yöntemi bulunuyor. Kendileriyle aynı özellikleri taşıyan ancak daha küçük yapılarda olan dinci gruplarla bağlantı kurmak bunlardan biri. Yine haraç, uyuşturucu ve fuhuş gibi özel savaş yöntemlerinin içerisinde yer alan yapılarla irtibat kurmak da esas alınan yöntemlerden biri.
Dijital medya örgütlenme alanı
Ancak en yaygın yöntem, TikTok, Telegram, Instagram gibi dijital medya mercileri. TikTok’a attıkları saldırı videolarıyla “namlarını” duyuruyorlar, sahte Instagram hesapları üzerinden de iş yerleri sahiplerini tehdit ediyorlar. Telegram ise, tetikçi bulma alanı.
Telegram’daki “çirkinler” adlı bir grupta, uzun bir süredir “silahlı saldırı, yaralama, infaz, mekan kurşunlama, haraç” başlıklarıyla ilan açılıyor. Ayrıca bu grubun üyelerine, söz konusu “işler” için başka bir grup bağlantısı paylaşılıyor.
Saldırı için bulunan tetikçilere belli bir para ödeniyor. Son dönemlerde yapılan gözaltılar sonrası bu paranın miktarının da arttırıldığı belirtiliyor.

Amed’de saldırılar için ticari taksi kullanılıyor
Amed’de saldırganların kullandığı araçlar genelde ticari taksiler. Yine motosiklet de saldırılarda sık kullanılan araçlardan.
Çetelerin en büyük gelir kaynağının uyuşturucu ve fuhuş olduğu tahmin ediliyor. Bu durum, Barış Boyun grubu ve diğer birçok çetenin iddianamesinde de yer almıştı. Madde bağımlısı çocuklar ya da gençlere, madde vermek karşılığında saldırılar gerçekleştiriliyor.
5 milyon dolar istendi iş yeri 3 kez kurşunlandı

Fırat Sandalcı, kendisinden 5 milyon dolar istenen ve tehdit edildikten sonra 3 kez iş yeri kurşunlanan bir iş insanının avukatlığını yapıyor. Sandalcı’nın müvekkili de “Çirkinler” çetesi tarafından sanal medya üzerinden tehdit edilmiş ve bunlar da yetmeyince ölüm tehditleri almaya başlamış.
Müvekkilinin aldığı tehditlere karşı suç duyurusunda bulunan Fırat Sandalcı’ya göre çetecilik faaliyetlerinin artışının nedenleri güvenlik ve siyasi otorite boşluğundan kaynaklanıyor.
‘Yeni bir alan oluşturmak istiyorlar’
Fırat Sandalcı, yurtsever ve sosyalist örgütlenmenin güçlü olduğu mahallelerde çetecilik faaliyetinin artığını kaydetti. Fırat Sandalcı, çetelerin Amed’e yönelmesinin bazı nedenlerinin olduğuna işaret ederek, “Bu çeteler yeni bir alan oluşturmak istiyorlar. Çünkü büyükşehirlerde çok farklı çete grupları var. Şimdi Diyarbakır’da daha çok örgütlü olarak bildiğimiz mahallelerde isimlerini duymaya başladık” dedi.
‘Kendilerine göre bir adalet mekanizmaları var’
Çetelere 20’li yaşlarda kişilerin liderlik ettiğini söyleyen Sandalcı, “Kendilerine göre bir adalet mekanizmaları var. Bu tarz dosyalar son dönemde karşımıza bu şekilde çıkıyor” diye kaydetti.
Patates hatlar kullanıyorlar
Çetelerin “patates hat” gibi ulaşılması zor hatlar üzerinden insanları tehdit ettiklerini aktaran Sandalcı, “Yabancı numaralı hatlar. Bunların kim tarafından kullandığı bilinmiyor. Buralardan tehdit mesajları atılıyor; öldüreceğiz, işletmeni kurşunlayacağız, ki kurşunlanıyor da. Hatta o anın videosunu gönderiyorlar. Bu bazen Daltonlar oluyor, bazen Casperlar. Tehditin kimden geldiğini de tespit edemiyorsun” dedi.
Politik boşluk arttıkça çete yapılanmalarının da arttığına dikkati çeken Sandalcı, birçok insanın “hızlı çözüm ve adalet” amacıyla çetelere yöneldiğini söyledi.
‘Devlet kontrollü izin veriyor’
Fırat Sandalcı, “Bu yoksul mahalleler devrimcilerin, emekçilerin, sosyalistlerin, yurtseverlerin bir mevzisi. Bu mahallelerde örgütlenirlerdi. Bu mahalleler erke, otoriteye karşı bir kabustu. Şimdi çetelerin beslendiği bir alan. Devletin bu noktada kontrollü bir izin vermesi söz konusu. Devlet bu çetelerin çok büyümesini de istemiyor, çünkü kontrolden çıkıp bela olabilirler. Ama aynı zamanda bu çetelere karşı görmezden gelinen bir tavır var” diye konuştu.
Fırat Sandalcı, “Bu mahallelerde devrimci örgütleneceğine, yurtsever örgütleneceğine çete örgütlensin… Yani bu bir Kürt’ün örgütlenmesinden daha iyidir. Evet, kontrollü bir izin aslında. Şimdi burada özellikle 10 yıldır siyasal bir boşluk var. Özellikle yurtsever hareketin ve devrimcilerin vatandaşın günlük yaşamından bir çekilmesi söz konusu. Vatandaş günlük yaşamında o etkiyi hissedemiyor. Mahallede bir hırsızlık olayı olduğunda ya da bir uyuşturucu kullanıldığında bu kesimler tarafından engellenirdi, ayıplanırdı. Aileler de bundan utanç duyardı. Utanç duydukları için gençler bunu yapmazdı” ifadelerini kullandı.
‘Cezaevleri karargah haline dönüşüyor’
Sadece güvenlik politikalarıyla çeteciliğe karşı mücadele verilemeyeceğini dile getiren Fırat Sandalcı, “Bazıları cezaevinde bazıları yurt dışında. Sadece güvenlik politikaları bir çözüm değil. Yani birine bir operasyon yaptın, cezaevine attın. Bu sorunu çözmüyorsun. Ya da yakalayamadın, adam yurt dışına kaçtı. Bu sefer aynı talimatları yurt dışından çok daha rahat verebiliyor. Ya da cezaevinde faaliyetlerine devam edebiliyor. Yani oralar bir karargah haline dönüşüyor” şeklinde konuştu.
‘Birinci sorumluluk devlette’
Sorunun toplumsal bir sorun olduğunu ve mücadelenin de toplumsal olması gerektiğini vurgulayan Fırat Sandalcı, “Çetelerin örgütlendiğini düşündüğümüz mahallelerde ne gibi ihtiyaç var? İnsanların beklentilerinin saptanıp ona göre çözümler üretilmesi gerekiyor. Tabii ki bu noktada birinci sorumluluk devletin. Ama yerel yönetimlerin de ciddi bir sorumluluğu var. Sonuçta gençlere alan açmak yerel yönetimlerin sorumluluğu. Gençlere alan açmak, sosyal ve toplumsal olarak kendilerini ifade edebilecekleri bir alan açmak gerekiyor” diye kaydetti.
Çözüm: Toplumsal mücadele
Devrimci değerlere sahip çıkılması gerektiğini belirten Fırat Sandalcı, “Buradan çıkmak ve sıyrılmak için komple bir toplumsal bir mücadele etmek gerekir. Toplumsal bir mücadeleyle bunun altından kalkmak gerekir. Yani bireysel olarak, güvenlikle, birinin şikâyetiyle bunun altından kalkamayız. Bizde de benzer örnekler var. Hatta şikâyetini yaptığımız örnekler var. Bir müvekkilimden 5 milyon dolar gibi para istediler, canıyla ve ailesinin canıyla tehdit edildi. Başka insanlar da var” ifadelerini kullandı.
Fırat Sandalcı, son olarak şunları söyledi:
“İstediğin kadar sadece güvenlik politikalarını uygula. Yerel siyasete sorumluluk düşüyor. Özellikle Diyarbakır’da yerel siyasete çok ciddi bir sorumluluk düşüyor. Ama bu sorumluluk sadece kağıt üzeri bir sorumluluk değil. Yani bu sorumluluğu sadece komisyon kurarak, önerge vererek yerine getiremezsiniz. Sen o mahalleye gitmeden, o mahallede var olmadan, orada halk meclislerin olmazsa, orada örgütlenmezsen, o alanı boş bırakırsan bir mücadele geliştiremezsin. Yani söylemde kalır sadece.”
Haber: Azad Altay – Jiyan Kaya \ MA









