Wan’da kadın örgütleri ve çok sayıda katılımcı, kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlere dikkat çekmek için yürüdü. Açıklamada ‘Bizim mücadelemiz yalnızca tek tek faillerle değil, failleri koruyan ve cesaretlendiren anlayış ve sistemledir’ denildi
Wan’da Star Kadın Derneği öncülüğünde, kadın katliamları ve kadına yönelik şiddete karşı yürüyüş gerçekleştirildi. Günpaş Market önünden Kent Meydanı’na doğru gerçekleşen yürüyüşe, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, kadın örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Sık sık “jin, jiyan, azadî” sloganlarının atıldığı yürüyüşe, çevreden geçen yurttaşlar da destek verdi.
Kent Meydanında son bulan yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında Star Kadın Derneği Yönetim Kurulu üyesi Leyla Kaplan Kertiş, kadınları yaşamdan koparan sistemi teşhir etmek ve adalet taleplerini yükseltmek için bir araya geldiklerini vurguladı.
Kadınları hukuk içerisine almayan, yoksullaştıran, güvencesizleştiren ve kamusal yaşamdan dışlayan politikaların sürdüğüne işaret eden Leyla Kaplan Kertiş, “Kadınlar olarak bugün alanlardan; Rojin Kabaiş, Gülistan Doku, Narin Güran, Rojwelat Kızmaz, Gönül Alkan, Nurgül Sadak ve adalet bekleyen tüm kadınlar ve çocuklar adına sesimizi yükseltiyoruz. Bir ülkede kadınlar güvende değilse, hiç kimse güvende değildir” diyerek Gülistan Doku dosyasına değindi.
Colemêrg’in Şemzinan (Şemdinli) ilçesinde uzman çavuş Musa Gezer tarafından işlenen katliamı hatırlatan Leyla Kaplan Kertiş, bu durumun erkek devlet şiddetini en açık şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Leyla Kaplan Kertiş, “Devletin verdiği, silah, yetki ve güç ilişkisi failleri cezasızlık zırhı ile korumaktadır. Devlet kurumlarının sorumsuzluğu bu cinayetin zeminini bizzat beslemektedir. Bizler biliyoruz ki kadın cinayetleri yalnızca failin işlediği suçtan ibaret değildir. Kadınların yaptığı başvurulara rağmen gerekli önlemlerin alınmaması, koruma kararlarının uygulanmaması, şiddet tehdidinin ciddiye alınmaması ve faillerin cezasız bırakılması da bu suçların parçasıdır. Şüpheli kadın ölümlerini sıradan olaylar, kadın cinayetlerini münferit vakalar olarak görmeyi reddediyoruz. Bunlar, kadınların yaşamını değersiz gören erkek egemen anlayışın ve buna karşı yeterli mücadeleyi yürütmeyen politikaların sonucudur” sözlerine yer verdi.
Nafaka kararı
Nafaka kararına da değinen Leyla Kaplan Kertiş, son olarak şunları söyledi:
“Sistem eliyle hukukun araçsallaştırıldığı, kadınların evlilik içinde ve sonrasında yoksullaştırıldığı, bakım emeğinin görünmez kılındığı, boşanma sonrası ekonomik güvencelerinin hedef alındığı bir düzene karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Nafaka hakkına yönelik her müdahale, kadınların ekonomik bağımsızlığına yönelik bir saldırıdır. Bu nedenle adalet talebimiz yalnızca faillerin yargılanmasıyla sınırlı değildir. Kadınların yaşam hakkını koruyacak sosyal, ekonomik ve siyasal politikaların hayata geçirilmesini; şüpheli kadın ölümlerinin etkin biçimde soruşturulmasını; kadınların eşit, özgür ve şiddetten uzak yaşayabildiği bir toplumsal düzenin kurulmasını talep ediyoruz. Bizim mücadelemiz yalnızca tek tek faillerle değil, failleri koruyan ve cesaretlendiren anlayış ve sistemledir. Erkek egemen sisteme karşı kadını yaşatan ve haklarını gasp etmeyecek bir düzenin inşası için taleplerimiz açıktır. Kadınları koruyan mevcut yasalar eksiksiz ve etkin biçimde uygulanmalıdır. 6284 sayılı Kanun’un uygulanmasında yaşanan ihmaller son bulmalıdır. Kadına yönelik şiddet vakalarında koruyucu ve önleyici tedbirler derhal hayata geçirilmelidir. Kadın sığınma evleri ve koruma mekanizmaları güçlendirilmeli, şiddetten kaçan her kadının güvenli biçimde yaşamını sürdürebileceği koşullar sağlanmalıdır. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kayıp dosyaları etkin, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Failleri koruyan, ödüllendiren veya cesaretlendiren her türlü uygulamaya son verilmelidir. Kadınların yaşam hakkını merkeze alan politikalar geliştirilmelidir.”
Eylem, alkışlarla son buldu.
Kaynak: MA









