Nerdûş Deresi’nin özgür akması, Şax’ın kayalarındaki Asur kabartma ile rölyeflerin korunması ve Heblêr’in topraklarının yeniden gerçek sahipleriyle, köylüleriyle buluşması ekolojik bir haysiyet mücadelesidir
Tahir Cin
Mezopotamya coğrafyası, bin yıllardır sömürgeci akılların ve kapitalist modernitenin laboratuvarı haline getirilmek istense de, kendi küllerinden ve kadim köklerinden kendini yeniden üreten dinamik bir bütündür. Bu bütünlüğün en görkemli, en direngen kalelerinden biri hiç şüphesiz Cudî Dağı’dır. Cudî sadece jeolojik bir yükselti değil Nuh’un gemisinden bu yana yaşamın ilksel formlarını koruyan, ekolojik toplumun ve komünal yaşamın beşiğidir.
Bugün Cudi’nin eteklerinde, tarihin ve ekolojinin diyalektik bağını en çıplak haliyle gördüğümüz iki kadim mekân yükseliyor: Şax ve Heblêr. Bu iki köy, Botan coğrafyasının hem kültürel hafızası hem de eko kırım ile mekan-kırımın en somutlaştığı cephelerdir.
Şimdi de binlerce yıldır tüm Kürdistan’a yaşam kaynağı olan Nerdûş ve tarihte onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış iki kadim yerleşim alanı olan Şax ile Heblêr’i hem tanıyalım hem de zaman ile yaşamın akışında yaşamsal formunu hep birlikte inceleyelim.
Toponimi kırımı: İsim ve hafıza inkarı
Egemen sistemin bu topraklarda yürüttüğü asimilasyon politikası, kendini ilk olarak dilde ve mekân isimlerinde göstermektedir. Şax’ın “Çağlayan”, Heblêr’in ise “Hisar” olarak Türkçeleştirilmesi, salt bir idari tabela değişimi değil; coğrafyanın dilsel ekolojisine ve toplumsal hafızasına yönelik bilinçli bir kırımdır
Ekolojik hareket paradigmasında mekânın adı, o mekândaki suyun akışından, ağacın cinsinden ve orada yaşayan topluluğun tarihinden süzülerek gelir. İsimleri gasp etmek, coğrafyayı köksüzleştirmek ve insansızlaştırılan köylerin geri dönüş yollarını zihinsel olarak da kapatmak demektir. Şax ve Heblêr adını savunmak sömürgeci toponimi kırımı karşısında tarihsel hakikati savunmaktır.
Tarihsel ve kültürel süreklilik: Asurlulardan Botan Mirlikleri’ne
Şax ve Heblêr, ekoloji hareketimizin temel dayanaklarından olan “tarihsel toplum” perspektifinin en canlı örnekleridir. Şax, sırtını dayadığı Çeko, Kız ve Dûşe kaleleriyle, yaklaşık üç bin yıl öncesinin Asur Kralı II. Sanherib döneminden kalma kaya kabartmalarıyla, devletli uygarlığın sınır hatlarında kendi özerk ve doğayla uyumlu yaşamını kurmuş antik bir sit alanıdır.
Süryanilerin “Zilil Horet” olarak adlandırdığı Heblêr ve Botan mirliklerinin sayfîye alanı olan Şax, tarih boyunca çok kimlikli, çok inançlı bir ekosistemin sığınağı olmuştur. Üç cami ve üç kilise kalıntısının, Pîr-î Zibarî ve Molla Osman gibi zatların türbelerinin aynı toprağı mayalaması Mezopotamya’nın demokratik, çok kültürlü ve komünal karakterinin bir yansımasıdır. Burası, insan hakları savunucusu Tahir Elçi’nin çocukluk adımlarından, dengbêjlerin stranlarında övülen nar bahçelerine kadar uzanan, hafızanın mekâna nakşedildiği bir yurtluktur.
Ekokırım ve mekan-kırım kıskacında Cudî
Kapitalist modernite ve onun bölgedeki sömürgeci ulus-devlet aklı, Şax ve Heblêr’i 1990’lı yılların başında zorla boşaltarak insanı doğasından, köylüyü toprağından koparmıştır. Bu “insansızlaştırma” politikası, ekolojik toplum kırımının ilk aşamasıdır. İnsanı ekosistemden koparmak, o ekosistemi sermayenin ve askeri aygıtların talanına açık hale getirmektir.
35 yıldır süren bu sürgün ve yasak hali, bugün en vahşi aşamasına ulaşmıştır. Şax ve Heblêr bugün üç temel ekolojik tehditle ve imha operasyonuyla karşı karşıyadır:
- Mekanın askerileştirilmesi ve mülksüzleştirme: Bu kadim toprakların, halkın iradesi dışında 49 yıllığına Milli Savunma Bakanlığı’na atış ve talim alanı olarak kiralanması, sömürgeci hukuk rejiminin mekanı tamamen metalaştırma ve militarize etme hamlesinin deşifresidir. Tarihsel sit alanı ve köylülerin mülkü olan bir coğrafya, mermilerin, bombaların ve militarizmin laboratuvarına dönüştürülmek istenmektedir.
- Baraj ve HES yağması: Cudi’nin ve bu köylerin can suyu olan Nerdüş Deresi üzerine kurulmak istenen baraj projesi, salt bir enerji ihtiyacı değil, politik bir imha stratejisidir. Şax’ın 1. derece sit alanı olan 7 kalesini, kemerli taş köprülerini, su değirmenlerini ve Heblêr’in asırlık bağlarını sular altında bırakmak, bölgenin tarihsel ve ekolojik bağını kökten koparmayı amaçlamaktadır. Kürt halkının hafızası suyla boğulmak, coğrafyası hafızasızlaştırılmak istenmektedir.
- Maden talanı, ormansızlaştırma ve fauna kırımı: Şirnex genelinde yürütülen sistemli ağaç kesimleri, kömür ocaklarının Nerdûş Deresi’ni zehirleyen atıkları, mikro-klimatik zenginliğe sahip bu havzanın biyoçeşitliliğini yok etmektedir. Şax’ın ve Heblêr’in o meşhur nar, zeytin, bıttım ve hatta fındık ağaçları, endüstriyel rantın ve güvenlikçi politikaların kurbanı edilmektedir. Tam da bu noktada, köylerin boşaltılması ve bölgenin yıllardır yasaklı tutulması yalnızca insan yaşamını değil, doğanın hafızasını da hedef almaktadır. Militarizmin yarattığı baskı ortamı; operasyonlar, silah sesleri ve askeri yapılaşmalarla birlikte Kürdistan’ın endemik türlerinden olan pezkovîlerin, yani dağ keçilerinin yaşam alanlarını daraltmış, göç yollarını parçalamıştır. Bir zamanlar köylülerle birlikte korunan su varlıkları, otlaklar ve dağ geçitleri bugün güvenlik politikalarının kuşatması altında ekolojik yıkıma sürüklenmektedir. Birçok kaçak ve devlet izinli avcı ile birlikte Cudî Dağı’nda maden, Gabar’da petrol arama sahaları ve tüm bölgeyi etkisi altına alan ağaç kesimleri pezkovîlerin bölgede neslini devam ettirmesini engellemektedir. Pezkovîlerin avlanması ve yaşam alanlarının yok edilişi yalnızca bir türün kaybı değildir; Cudî’nin, Gabar’ın ve tüm coğrafyanın ekolojik dengesinin, kadim yaşam kültürünün aşındırılmasıdır. Bu yüzden Cudî’de doğayı savunmak; aynı zamanda hafızayı, fauna varlığını, yaşamı ve özgür coğrafyayı savunmaktır.
Ekolojik geri dönüş ve komünal yaşamın yeniden inşası
Bizim için Şax ve Heblêr, sadece geçmişte kalmış ve “korunması gereken” statik birer tarihi kalıntı değildir. Aksine bu köyler; geleceğin ekolojik, demokratik ve kadın özgürlükçü toplumunun yeniden inşa alanları, potansiyel vahalarıdır.
Ekolojik geri dönüş salt fiziksel bir taşınma değil, doğayla koparılan bağların komünal tarım, kolektif üretim ve ekolojik köy projeleriyle yeniden örülmesidir. Şax ve Heblêr’in asırlık nar bahçelerini, zeytinliklerini kömür karasından ve baraj tehdidinden kurtararak, endüstriyel olmayan, yerel ve kolektif bir ekonomiyi bu havzada yeniden canlandırmak en temel eylemsel hedefimizdir.
Hakikatin ev sahipliği
Cûdî’nin eteğinde yaşamı ve barışı yeniden örmek için Şax ve Heblêr hakikatini ıskalayamayız.
Barışın filizlerinin ve toplumsal özgürlüğün tartışıldığı bu tarihsel kesitte; egemenlerin savaş politikalarına, yıkıma ve eko kırıma karşı direnen Cûdî Dağı, hakikatin ev sahibi olmaya devam ediyor. Tarihin, hafızanın ve son dönem savaşlarının en yakın tanığı olan Cûdî ve onun yamacında yüzyıllardır halkların ortak yaşamına yurt olmuş kadim Şax ve Heblêr köyleri; sadece geçmişin değil, gerçek bir barışın ve özgür geleceğin de başlangıç merkezidir.
Savaşı, göçü, talanı ama aynı zamanda yaşamı ve direnişi tüm hücreleriyle hissetmiş bu kadim coğrafya, barışın felsefesini köklendireceğimiz asıl zeminidir. Şax ve Heblêr’in nehirleri, bağları ve vadileri geçmişin kültürel mirasına nasıl su ve hayat verdiyse, bugün de toplumsal özgürlüğe ev sahipliği yapmalıdır. Toplumu ve doğayı metalaştıran, insansızlaştıran politikalara karşı; suyun özgür akması, ağacın kök salması ve toprağın can bulması barışı anlamlı kılacaktır.
Cûdî’nin eteklerinden yükselen bu çığlık, doğa ile kurduğumuz diyalektik ve kopmaz ilişkiyi daha sağlam köklere ulaştırma irademizdir. Doğanın özgürlüğü toplumsal özgürlükten, toplumsal özgürlük ise Cûdî’nin, Şax’ın ve Heblêr’in hakikatini savunmaktan geçer.
Hafızayı savunmak yaşamı savunmaktır
Doğanın sömürüsü ile toplumun sömürüsü aynı kaynaktan beslenir. Cudî Dağı’ndaki ağaç kesimi, Şax’taki baraj projesi ve Heblêr’in atış alanı yapılması, Kürt halkının varlığına, tarihine ve yaşam alanlarına yönelik topyekûn bir asimilasyon ve sömürge politikasıdır.
Şax ve Heblêr sadece iki köyün adı değil kapitalizmin endüstriyel çarklarına, militarizmin imha politikalarına karşı doğanın ve tarihin direniş çizgisidir. Nerdûş Deresi’nin özgür akması, Şax’ın kayalarındaki Asur kabartma ile rölyeflerin korunması ve Heblêr’in topraklarının yeniden gerçek sahipleriyle, köylüleriyle buluşması ekolojik bir haysiyet mücadelesidir.
Cudî’nin eteklerinde yükselen bu çığlığa ses olmak; suyu, ağacı, taşı ve hafızayı savunmaktır.
Sömürgeci eko-kırıma karşı komünal yaşamı, barajlara karşı nehirlerin özgürlüğünü, talan projelerine karşı demokratik yaşam paradigmasını Şax ve Heblêr’de yeniden inşa edene kadar mücadeleyi büyütmek tarihsel sorumluluğumuzdur.
Cudî talana teslim olmayacak, kadim köyler kendi öz isimleriyle ve küllerinden yeniden doğacaktır!
* Şirnex Ekoloji Platformu Üyesi









