Tozkoparan Derneği Başkanı Ömer Kiriş ile Tozkoparan’daki Kentsel Dönüşüm Projesi’nin mahalleye etkisini konuştuk:
Tozkoparan Mahallesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sosyal konut projelerinden biridir. Sosyal dokunun büyümesi beraberinde büyük bir kaynaşmayı da getirdi. Tozkoparan’da halkın sosyal donatı alanları rant uğruna imara açıldı
Devlet, kapılarını kırarak sokağa attığı hak sahiplerinin kira sorununda da duyarlılık göstermedi. 25 bin TL kira ödeyen yurttaşların giderlerinin ancak yedide biri karşılanabildi. Bu yıkımların sürdüğü 1,5 ayda mahalle halkı toz yuttu
Roni Nasır Kaya
İstanbul’un ilk sosyal konut projelerinden biri olarak kurulan Tozkoparan, yalnızca binalardan oluşan bir mahalle değil, onlarca yıl boyunca dayanışma, komşuluk ve ortak yaşam kültürünün şekillendirdiği bir yaşam alanıydı. Ancak yaklaşık yirmi yıldır devam eden kentsel dönüşüm süreci, mahalle sakinlerine göre yalnızca yapıları değil, bu köklü sosyal dokuyu da dönüştürdü. Tahliyeler, artan kira yükü, belirsizlik ve uzun süren inşaatların gölgesinde yaşam mücadelesi veren mahalle sakinleri, dönüşümün kendilerine danışılmadan yürütüldüğünü savunuyor. Tozkoparan Derneği (TOZDER) Başkanı Ömer Kiriş ile mahalledeki dönüşüm sürecini, yaşanan mağduriyetleri ve Tozkoparan’ın geleceğini konuştuk.
- Tozkoparan yıllardır İstanbul’un kendine özgü mahallelerinden biri olarak anılıyor. Tozkoparan’ın geçmişini ve mahalleyi diğer semtlerden ayıran temel özellikleri nasıl anlatırsınız?

Tozkoparan Mahallesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sosyal konut projelerinden biridir. Rus ve Fransız mimari özellikleri taşıyan yapılar, dar gelirli ve çok çocuklu aileler için 775 sayılı kanun esaslarına göre yapılmıştır. Diğer semtlerden farkı devlet kurumları eli ile yapılmış, %99’u kat mülkiyetli konutları. Tozkoparan her ne kadar devletin sosyal konut projesi olsa da, mahalleye ilk yerleşen insanlar altyapısı tam bitmemiş, ulaşımı olmayan, sosyal donatı alanları bulunmayan bir yapılaşmanın içinde buldular kendilerini. Çok kısa zamanda her apartman önce kendi çevresini yeşillendirme ile birlikteliğin adımlarını atmaya başladılar. Gençler iş saatleri dışındaki zamanlarını spor ile doldurmaya başladılar. Boş buldukları toprak alanlarına kale direkleri dikerek mahalle takımları oluşturdular. Okullarda mezuniyet törenleri adına çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı. Tiyatro eserlerinin sergilenmesi ve müzik koroları öğrenciler tarafından üstlenildi. Zaman içinde mahalle futbol takımlarıyla mahalleli buldukları kamyon, minibüs ve özel arabalarıyla maçlara beraber giderdi. Kadınlar kendi çabalarıyla çevrelerine çiçekler ve ağaçlar diktiler. Her hafta kendi aralarında günler düzenlediler. Sosyal dokunun büyümesi beraberinde büyük bir kaynaşmayı da getirdi. 1985’lerden sonra Tozkoparan göç alsa da bu sosyal doku daha da büyüdü.
- Tozkoparan’da yıllardır güçlü bir mahalle kültürü ve komşuluk ilişkileri vardı. Kentsel dönüşüm bu sosyal yapıyı nasıl etkiledi?
2009 yılından bu yana Tozkoparan’da oluşturulmaya çalışılan Kentsel Dönüşüm Projesi, sorumlu kurumların şeffaf olmaması, mahalle halkının mücadele saflarını daha da sıklaştırdı. Güven duyulmayan proje ve insanlara dikte ettirilmeye çalışılan tek taraflı teslimiyet şartlarını taşıyan muvafakat nameleri imzalamayı reddetti.
- Kentsel dönüşüm süreci ilk başladığında mahalle halkına hangi vaatler verildi, bugün gelinen noktada bu vaatlerin ne kadarı gerçekleşti?

Tozkoparan halkı, mahallesinin Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamına alındığını 2006 yılında, uygulamaya ilişkin süreci ise 2008 yılının ortalarında öğrendi. Bunun üzerine mahallede örgütlenme çalışmaları başlatılarak TOZDER kuruldu. Dernek, mahalle sakinlerinin sürece ilişkin doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak amacıyla, benzer mağduriyetler yaşayan diğer mahallelerle iletişim kurdu ve deneyim paylaşımında bulundu. Yetkili kurumlar ise süreç boyunca yeterli açıklama yapmaksızın anketler göndermeye başladı. Mahalle halkı hiçbir zaman doğrudan muhatap alınmadı. Kendilerine sunulan muvafakatnameleri imzalamaları istendi ancak bu girişimler sonuç vermedi. Riskli alan kararlarına karşı hukuki mücadele başlatıldı ve 2014 yılında Danıştay 14. Dairesi tarafından riskli alan kararının iptaline karar verildi. Buna rağmen 2020 yılına kadar çeşitli yöntemlerle imza toplama çabaları sürdürüldü ancak mahalle halkının direnciyle karşılaştı. 2020 yılında ise Tozkoparan’ın yaklaşık beşte biri yeniden riskli alan ilan edildi. Ardından açılan davalar ve alınan kararlar sonrasında bazı tahliyeler polis eşliğinde, kapılar kırılarak gerçekleştirildi.
- Tozkoparan’da yaşayan yurttaşların en büyük mağduriyeti bugün nedir, barınma sorunu mu, ekonomik yük mü yoksa belirsizlik mi?
Kentsel dönüşüm sürecinin Tozkoparan halkı üzerindeki en büyük etkileri barınma ve ekonomik alanda yaşandı. Devlet tarafından inşa edilen ve uzun yıllar kira ödemeden yaşadıkları konutlardan ayrılmak zorunda kalan birçok aile, polis eşliğinde gerçekleştirilen tahliyelerin ardından önce otellerde geçici olarak barındı, daha sonra ise yüksek kira bedelleriyle yaşamlarını sürdürmeye çalıştı. Bu süreç, mahalle sakinlerinin bütçelerini ve yaşam standartlarını ciddi biçimde olumsuz etkiledi; pek çok aile ekonomik ve sosyal açıdan büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı.
- Özellikle dar gelirli aileler dönüşüm sürecinden nasıl etkilendi? Mahalleyi terk etmek zorunda kalanlar oldu mu? Mahallesini terk edenler tekrar geri gelebilecek mi?
Kentsel dönüşüm süreci, özellikle dar gelirli aileleri derinden etkiledi. Mahallede 50 yaş üzeri emekli nüfusun yoğun olması nedeniyle birçok kişi düşük emekli maaşlarıyla yaşamını sürdürmek zorunda kaldı. Miras yoluyla paylaşılan konutlarda yaşayan ailelerin önemli bir bölümü ise, inşaatlar başlamadan önce ya da tamamlandıktan sonra evlerini yatırımcılara satmak zorunda kaldı. Mahallede 50-60 yıldır yaşayan ve dönüşüm kapsamında evlerinden tahliye edilen 40’ın üzerinde kişinin, yaşadıkları yoğun stres ve travmaya bağlı olarak hayatını kaybettiği belirtiliyor. Bu konuda savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş olmasına rağmen herhangi bir hukuki adım atılmadığı ifade ediliyor. Tüm bu süreç, mahalle sakinleri açısından oldukça ağır ve dramatik sonuçlar doğurdu.
- Mahalle sakinleri, projelerin planlanma sürecine yeterince dahil edildi mi? Yurttaşların görüşleri sizce dikkate alındı mı?
Hayır, mahalle halkının görüşü hiçbir aşamada alınmadı. İddialara göre dönüşümün temel amacı, Tozkoparan’da imar dışı kalan ve mahalle sakinlerinin yıllar içinde yeşillendirerek sosyal kullanım alanına dönüştürdüğü bölgelerin yapılaşmaya açılmasıydı. Beton ağırlıklı yeni konut projesinin, dönemin belediye başkanı Bünyamin Demir tarafından hazırlandığı ve yetkililerce büyük bir övgüyle halka tanıtıldığı belirtiliyor. Ancak proje hazırlanırken ya da uygulanırken mahalle sakinlerinin fikirlerine başvurulmadı.
- Dönüşüm sürecinde kira yardımları, taşınma destekleri ve geçici barınma konusunda hangi sorunlar yaşandı? Kira yardımları yeterli mi?
Devlet, kapılarını kırarak sokağa attığı hak sahiplerinin kira sorununda da gerekli duyarlılığı göstermedi. İlk etapta 3 bin 500 TL olarak belirlenen kira yardımı, 25 bin TL kira ödeyen yurttaşların giderlerinin ancak yedide birini karşılayabiliyordu. Kiralardaki fahiş artışı görmezden gelen yetkililer, halkın yükselen itirazları üzerine desteği önce 5 bin TL’ye, ardından 8 bin TL’ye çıkardı. Ancak bu yetersiz destek, kiracılar ile ev sahipleri arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açtı, birçok tartışma ve kavga yaşanırken karşılıklı davalar da açıldı. Öte yandan ne belediye ne de ilgili bakanlık, mağdur edilen insanlar için insanca geçici barınma koşulları oluşturdu. Tahliye sürecinde yurttaşlar yalnızca 3-5 günlüğüne üçüncü sınıf otellere yerleştirildi. Sürenin sonunda ise otel personeli tarafından çıkış yapmaları istendi. Hatta ayrılacakları gün kendilerine kahvaltı dahi verilmedi.
- Tozkoparan’da yıllardır süren inşaat ve yıkım çalışmalarının günlük yaşam üzerindeki etkileri neler oldu? Özellikle çocuklar, yaşlılar ve esnaf bu süreçten nasıl etkilendi?
Tozkoparan’da fiili olarak zorla başlatılan dönüşüm 2020 yılı sonlarında başladı. Şu ana kadar 10.4 hektar alanda kademe kademe teslim edilen konutlar, pek çok sorunları da beraberinde getirdi. Sonrasında 16 hektar alanda 1731 konut yıkıldı. Bu konutlar mahalledeki en eski olan bakanlık konutlarıydı. Yıkım esnasında güvenlik ve sağlık tedbirleri yok denecek kadar azdı. Tam anlamıyla bu yıkımların sürdüğü 1,5 ayda mahalle halkı toz yuttu. İnşaatların hafriyat çalışmaları gece sabahlara kadar sürdürüldü. İtiraz edildiğinde de “Bizim 24 saat çalışma izniniz var” deniyordu.
- Sizce Tozkoparan’daki dönüşüm gerçekten “deprem güvenliği” odaklı mı ilerledi, yoksa rant kaygıları mı öne çıktı?
Asla deprem odaklı bir amaç yoktu. Eğer öyle olsaydı Güngören’in 11 mahallesinden risk açısından Tozkoparan 9. sıradaydı. Bu devlet kurumlarının resmi belgelerinde yazıyor. Diğer mahallelerde Milli Emlak’a ait kupon arazi ve arsalar yoktu. Tozkoparan’da bu kupon araziler yani halkın sosyal donatı alanları rant uğruna imara açıldı, şu anda yıkılan konut sayısının 2 kat fazlası ve dükkanlar yapılıyor Tozkoparan’da.
- Tozkoparan’ın geleceğine dair nasıl bir tablo görüyorsunuz? Mahallenin kimliğini ve dayanışma kültürünü koruyan bir çözüm hâlâ mümkün mü?
Tozkoparan’da bundan sonraki süreç biraz daha sıkıntılı geçecek. Şu an bitirilip teslim edilen konutlarda sosyo ekonomik ve kültürel yapıları farklı kitleler birlikte yaşama ve paylaşmayı emekleme safhasından sonra yerine oturacağını düşünüyorum. Bu zaman alacak elbette. TOZDER bu sorunu kolaylaştırmak için şimdiden bazı çalışmalara girdi bile.









